Antik Çağ masalcılarından Ezop’u bilmeyenimiz yoktur sanırım. Baskıcı rejimden dolayı söylemek/anlatmak istediklerini, eleştiri ve yergilerini hayvan ve doğa karakterleri üzerinden anlatmak zorunda kalan Ezop’u… “Ezop dili” de onunla başlar ve dilimize girer. Ezop, Antik Yunan’da doğar. Zira MÖ 6. yüzyılda gerçeği doğrudan söylemenin ya da istibdatı eleştirmenin cezası ölüm ya da sürgündür. Siyasal baskılar, otoriter rejimler ve katı sansür mekanizmalarının hâkim olduğu dönemlerdir.
Ezop, iki dünya savaşı arasında yani totaliter rejimler çağında da belirgin biçimde görülür. Yaşadığımız topraklarda ise kesintisiz olarak süregelir. Sömürgecilik halklara başka şans tanımaz.
Kürtler de istibdat altında uzun yıllar Ezop dilini kullanmak zorunda bırakılır. Söylemek istediklerini dolaylı bir dille anlatmak ya da yasaklı sözcükleri farklı biçimlerde kodlamak; başka şeylerle benzeştirerek aktarmak zorunda kalır. Kim olduğunu ne olduğunu ne amaçladığını rahatlıkla ifade edemez. Kimliğini, aidiyetini, adlarını, yaşadığı toprakları/vatanını bile başka kavramlarla/adlarla tanımlamak ve aktarmak sorunsalını yaşar.
Sonuçta Kürtler bir “Ezop topluluğu”na dönüşür. Bu bariyeri aşan ya da aşmak isteyenler damgalanır; çoğunlukla da derdest edilip içeri atılır. Böylece gerçek içeride, Ezop dışarıda kalır! Hakikat, dil ve doğru tanımlamalar esir düşer!
Özellikle etnik, politik kimlikler ve bu kimlikleri ifade eden simge ve semboller istibdat yıllarında yasaklanır. Hatta öylesine ileri gidilir ki dilin kendisi “illegal dil” haline gelir. Ya da “bilinmeyen dil” olarak önce kayıtlara sonra literatüre girer.
Kimlikler açık ifade edilemez ve yasaklar, bir yandan toplumsal ayrışmayı derinleştirirken öte yandan Kürtlerdeki ruhsal sıkışmışlık ve gerilimi daha da artırır. Ezop, yani içerili/örtülü anlatım; kapalı yazma ya da konuşma biçimi, sanat, edebiyat, siyaset her alanda baskın hâle gelir. “Kürdistan”ın yerine “Gülistan” geçer…

Paradoksal gerçek: Cezaevleri
Belki inandırıcı gelmeyebilir, hatta paradoksaldır: Politik dil ve kimliğin en özgür olduğu yer ise zindanlar olur. İstisnaları elbette vardır ama zindana atılan her tutsak politik kimliğini, düşüncesini açıklar ve bu kimliğe uygun dil kullanmaya başlar. Ezop’a, dolaylı ve kapalı anlatımlara, ifadelere ihtiyaç duymaz. Mahkemelerde, görüş yerinde, idari görüşmelerinde yasaklı sözcüklerden özgür cümleler kurar. Artık dolaylı değildir. Böylece en azından içeride aidiyet ve temsil problemini çözer. Burada “açık politik kimlik, açık ifade, açık tutum” öne çıkar. Zor da olsa, bedeli hayli ağır da olsa Ezop kaybeder! Dolaylı dil, Ezop dili, kekeme dil tasfiye olur.
Bundandır ki içeride fiziki zorlanmalar olsa da psiko-politik zorlanmalar, gerilimler pek yaşanmaz. Kimlik beyan etmek ve o kimliğin gereğini yapmak baskı ve yasaklara rağmen geniş bir davranış ve özgürlük alanı yaratır. Herkes kim olduğunu, ne olduğunu ne amaç güttüğünü, neyi savunduğunu bilir; gizlemeye gerek duymaz. Bir ölçüde iç idari yapı ve personel de bunu kabul eder. Oluşan fiilî durum zaman içinde normalleşir.
Bu yaratının en önemli sonucu “esir”, “esaret” ve “mağdurluk” gibi içe çökük duyguların, eziklemenin kaybolmasıdır. Birey orada başkası değil, kendidir; kendini tanımladığı gibidir. İkincisi, (fiziksel açıdan olmasa da) zihinsel ve ruhsal açıdan muhataplık hissinin gelişmiş olmasıdır. Üçüncüsü, böylece hakikat içeride, Ezop dışarıda kalmış olur. Dördüncüsü, içeride doğrudan kimlik, doğrudan dil, doğrudan temsil ve ifade konularında ön biçimler yaratılmış olur…
Ezop’un Kayboluşu ve Gerçeğin Tahliyesi
Demokratik çözüm ve değişim sürecinin en önemli başarısı nedir diye sorarsanız: “Ezop’un ölümüdür” derim. Ezop dilinin, dolaylı dilin ölümü! Politik kekemeliğe, dolaylılığa yol açan siyasal ve idari katılığın kırılmaya başlanmış olmasıdır. Kürtler açısından kaç asırlık ifade güçlüğü ve bunun yarattığı psiko-politik gerilimin kırılmakta oluşudur. Gerilimin tetiklediği karşı paranoyaların kaybolmaya başlamasıdır. Bu durum birey ve toplumdaki kasılma ve bastırılmışlığı aşmış ve Kürtler nefes almaya başlamıştır. Ezop kayboldukça sadece hakikat özgürleşmiyor; dil de sadeleşiyor. Diyalog dili çözüm dili, doğrudan muhataplık kolaylaşıyor.
Bunu günlük hayatta da görülmüş ve açık biçimde hissedilir olmuştur. Gerilim siyasetinin yerini politik olgunluk ve sağduyu aldıkça daha çok hissedilir olacaktır. Gerçeğin tahliyesi Ezop’un kayboluşu doğrudan temsilin önünü de açmıştır. Mitinglerdeki, panellerdeki, şenliklerdeki, festivallerdeki, salonlardaki doğrudan temsil figürleri bir tarihin, temsili siyaset tarihinin sonu olurken, yeni bir dönemin, doğrudan temsil ve siyaset döneminin de başlangıcı oluyor.
Kürtler Ezop’u terk ediyor; hoş geldin hakikat!
