Delil Karakoçan
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Paradigmasal İnşa: Metafizik Felaketin Eşiğinde Doğru Zaman, Doğru Akıl 

Paradigmasal İnşa: Metafizik Felaketin Eşiğinde Doğru Zaman, Doğru Akıl 

featured
Paradigmasal İnşa: Metafizik Felaketin Eşiğinde Doğru Zaman, Doğru Akıl

Bir: Reel sosyalizmin çöküşü aynı zamanda paradigmanın çöküşü anlamına gelir. Öngörü ve değişim gücünün zayıflığı, paradigmanın kendisini de siyasal pratiğin altında bırakır. Bu sonuca yol açan temel unsur, düşünsel, politik-pratik değişimin doğru zamanda gerçekleştirilememiş olmasıdır. Tarihin uyarısı şudur: Zamanı geriye saramazsınız ve geç kaldığınız her şeyi kaybedersiniz…

İki: Teoremin ve onun biçimlediği yapıların sorunları çözemez haline gelmesi, düşünce dünyasında olduğu gibi politik-pratik alanda da sarsıcı tepkilere yol açar. Kaçınılmazdır bu. Siyasal pratik ve onu besleyen paradigmasal sorunlar biriktikçe, sarsıntılar paniğe dönüşür ve sosyal kaotiği kalıcı hale getirir.

Üç: İdeolojik olarak kökleşmiş genelleme ve kabul görmüş “doğruların” sarsılması, çoğunlukla bilgiye (dolayısıyla bilgi merkezine) olan inancın zayıflamasıyla hatta geçici olarak yitirilmesiyle sonuçlanır.

Bu tepkilerin sınırlı bir kısmı öznel ve provokatif olabilir. Ancak çoğunlukla subjektif değil, nesnelliğin kaçınılmaz sonucu olarak gelişir. Dolayısıyla her karşı adımda niyet aramak, ters tepki vermek doğru bir yaklaşım olmayacağı gibi; psikopolitiği bilmemek olur.

Dört: Geçiş sürecini yaşayan her yapı ya da toplum benzer tepkiler verir. Sağ-sol sapmalar ortaya çıkar. Ayrışmalar, spekülasyonlar olur. Didişmeler, teşhirler, rol biçmeler, rol çalmalar yoğunlaşır. Dogmatizm kadar statükoyu koruma refleksleri de en çok böylesi süreçlerde gelişir. Düşünsel, ruhsal savrulmalar, sosyal bozulmalar da…

Beş: Politik alışkanlıkların yarattığı statükocu “kapalılık” –ki buna “kapalı aidiyetler” de denebilir– değişim karşısında fenalaşarak kriz geçirir ve değişim eyleminin kendisini baltalamaya başlar. Bu tablo çoğunlukla sosyalizmden kopuşlara ve koşar adım uzaklaşmalara çağrı yapar.

Altı: Eski sistemin yıkılması ya da lağvedilmesiyle oluşan zihinsel kaos ve karmaşada “bilinmezlik” fikri baskın hale gelir. “İlkeler” kaybolur. “Hiçbir şey kesin olarak bilinemez” ya da “Tüm bilgiler görecelidir, doğru olan yoktur” gibi hiççi anlayışlar öne çıkar. Böylece (bizde de görüldüğü gibi) birçok birey, çevre, güç ya da kesim her şeyi yeniden sorgulayan “radikal bir şüphecilik ve agresiflik döngüsüne” girer.

Parantez notu: Bu döngüde neler üretilmedi ki? Marksizmin insan doğasına aykırı olduğunu söyleyenler… Batı demokrasisi ve serbest piyasa tek yoldur diyenler… Çöküşü “normal dünyaya (kapitalizm) dönüş” diye kutlayanlar… Jeopolitik ve metafizik felaket (*) olarak değerlendirenler… “Tanrıyı ve insan ruhunu dışlayan materyalist-seküler bir illüzyon, ilahi bir cezalandırma” olarak tanımlayanlar… Rusya’nın ortodoks-manevi köklerine geri dönmesi için bir arınma dönemi/fırsatı olarak görenler…

Daha da önemlisi, özellikle de entelektüel dünyada, derin bir hiçlik, boşluk, güvensizlik ve kuralsızlık hissini yaşayarak savrulanlar… “Yaşasın Sosyalizm” derken bir anda Kapitalizmi yüceltenler… Marksizmi aşağılayanlar… Amacını aşan tanımlamalar yapanlar… Tüm bir tarihi ve tarihsel Öncüleri itibarsızlaştıranlar… Ve daha neler neler…

Paradigmalar arası rasyonel köprü kuramamak…

Önemli not: Anlatı ve ikna eyleminde, eski paradigma ile yeni aday paradigma arasında rasyonel bir köprü kurulamaması, bir diğer ifadeyle yeniyi zorunlayanın (gerektirenin) ne olduğunun doğru anlatılamaması, kaçınılmaz olarak farklı politik reflekslerin, ideolojik uçların ortaya çıkmasına yol açar.

Sovyetik yapılardaki geçiş süreçlerinin temel davranış biçimleri de bu olguyla ilişkilidir. Hatta birçoğunun değişim gündemi, değişim öngörüsü bile olmamıştır. Doğru zaman ve argümanlarla değişime yön verme bilinç ve iradesine sahip olmayışları, çözüm süreçlerini tasfiye süreçlerine çevirmiştir. 

Bundandır ki, değişim adımının çok farklı felsefi, ideolojik ve politik-pratik tepkilere yol açması doğal bir o kadar da kaçınılmazdır. İdeolojik kaos ve karmaşa ortamında sosyalist doğrultunun kaybolmasının; (belirttiğimiz gibi) eski paradigma ile yeni aday paradigma arasında rasyonel bir köprü kurulamamasının sonucudur bu… Diğer tüm faktörler talidir. 

Zaman ve doğru çaba problemi çözer…

Bu gerçekliğe karşın zaman içinde çöküş ve çözülüşün nedenleri kadar, Reel Sosyalizm tanımı hakkında da yaklaşık bir aklın oluşumu gecikmez. Eski paradigma ile yenisi arasında rasyonel bir köprü kuran bu akıl, yıkılanın Sosyalizm değil, devlet/parti sosyalizmidir der. Bir diğer ifadeyle bürokratik devlet kapitalizmi olduğunun altını çizer. Sovyetik yapıların bürokratik-otoriter niteliğine dikkat çeker. Böylece toplumsal güçler, yaşadıkları ideolojik krizi belli oranda aşarak yeni bir demokratik-toplumcu anlayışın gelişimi sorunsalına odaklanır. Çöküş ve çözülüş süreci ve sonrasının özetidir bu… 

Şunu anlıyoruz:  Doğru çözümleme ve argümanlarla hakikat görünür kılınınca tepkiler yatışır. Olağan olan öne çıkar. İdeolojik ya da sosyal krizlerin ardından değişim ve onun dayandığı düşünsel zemin (paradigma) büyük oranda kabul görür. Böylece felsefe de yeni “varlık” ve “bilgi” kabullerini benimseyerek kavramsal araçlarını baştan aşağı yeniler. Bu da yeni bir “olağan dönem” başlatır.

Kürt değişim dinamiğine dönük tepkiler…

Kürtler de bir değişim yaşıyor. Bu değişim felsefi olduğu kadar ideolojik, ideolojik olduğu kadar politik-pratik, pratik olduğu kadar sosyal ve kültüreldir. Hatta idaridir. Kürt habitatında güncelliğini yitiren her şey yıkılıyor ve yeniden yapılanıyor.

Büyük övgüler kadar; tepkiler, sövgüler, kara çalmalar, manipülasyonlar da var; daha da olabilir. Bir süre daha devam edebilir.  Anlam verenler ile vermeyenler, doğru tanımlayanlar ile tanımlamayanlar aynı kaotiğin içindeler ve ayrışmış değiller. 

Bu son derece doğaldır. Çünkü yarım asırlık belirlemeler, tanımlar, kavramlar, araçlar, ilişkiler, argümanlar, politik-pratik hedefler değişiyor. Baş çelişki- temel çelişki; temel -tali ittifaklar ve daha bir çok şey yeniden belirleniyor.

Birey, grup, yapı ya da toplumun farklı tepkiler üretmesi beklendik bir durumdur ve tabiata dairdir. Paradigma yerine oturdukça, tüm bu kaos ve karmaşa sadeleşecek ve doğru, çoğunlukça kabul görecektir. Aceleye getirmek, tepkileri karşı tepkilerle karşılamak yersizdir ve asla ileri götürmez. Analitik akıl, sabır, sağduyu ve olgunluk sonuç yaratır.

Neden mi?

Çünkü Kürt dinamiğinin büyük avantajları vardır.

Birincisi, geç kalmış değildir ve zamanı geriye sarama gibi bir telaşı yoktur. Değişim sürecini kendi öngörü, karar ve iradeleriyle geliştiriyor.

İkincisi, reel sosyalizm pratiğinden çıkardığı muazzam dersler vardır.

Üçüncüsü ve en önemlisi, bilimsel, yaratıcı akla sahiptir. Bu aklın; eski paradigma ile yeni aday paradigma arasında rasyonel bir köprü kurmuş olması büyük avantajdır. Devrim değerindedir.

Dördüncüsü, tarihsel ve güncel planda Kürt dinamiğinin metafizik felaketi kendinden uzak tutmayı başarmış olmasıdır. Yanı sıra, “radikal şüphecilik ve agresiflik döngüsüne” (henüz) girmemiş olması da büyük avantajdır.

Ancak iç dış bir çok dezavantajları da vardır. Bunlar ayrı bir yazı konusu olabilir. 

—————

*( ) metafizik felaket: Sıradan doğal veya toplumsal krizlerden farklı olarak, insanın varoluş temelini, anlam dünyasını ve gerçeklik algısını kökten sarsan aşın bir anlam ve düzen çöküşüdür. Fiziksel bir yıkımdan ziyade, evrenin, ahlakın veya insan hayatının dayandığı nihai temellerin ortadan kalkmasını ifade eder.

Editörün Notu: Munzur Press’te yayımlanan köşe yazılarında dile getirilen görüş, değerlendirme ve ifadeler yazara aittir; Munzur Press’in editoryal görüşünü yansıtmaz.
Paradigmasal İnşa: Metafizik Felaketin Eşiğinde Doğru Zaman, Doğru Akıl 
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter