Delil Karakoçan
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Yalan Çağında bir Garip Yolcu….

Yalan Çağında bir Garip Yolcu….

featured
Yalan Çağında bir Garip Yolcu….

Bu yazı Mahmut Aktaş‘a ithaf edilmiştir…

Tanrım; bu nasıl bir karanlık? (demedik hiç)
Nasıl bulacağız yolumuzu? (-diye- yakınmadık)

Sakınmadık…
“Ben yanmasam,
Sen yanmasan,
Biz yanmasak,
Nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa?”

Ve “yana yana çıkacağız karanlıklardan aydınlığa” ( demedik! )
Yanmak mıdır hakikatin yolu, yanarak son vermek midir hayata?

Yoksa,
“görmek” midir karanlıkta ki ışığı?
Oysa yanmak değildi bizi karanlıktan çıkaracak olan!
Zira her karanlık çökende, bir “ruhsal direnç” açardı ışığın penceresini…
Yaşamın tufanı karşısında kırılmak yerine, bir bambu ağacı gibi esnemek ve tufan durulduktan sonra kendi merkezine dönebilmek…  
Yani kaybetmemek ekseni.
O korkunç Hades yurdunda; sana ait tek tanıdık, tek kanıt, tek anıt, zerre-i miskal dahi yokken:
İçimizdeki o illet, o habis körlükle yüzleşmekti karanlığı “güç kaynağı” yapan.

Ve
o büyüleyici tahammül…
o bilge bekleyiş bir de…
Köhne bir çağı alt eden “sahne alış”!
Ki karanlık; zorlukların ve bilinmeyenlerin içinde barındırdığı yapıcı güçtür.
Karanlıklar eğitti bizi!
Bu güçtü işte, şiddet ve esarete yataklık eden “gözbağı”nı çözen
ve her “soru” da
ve her “sorgu”da “sobe”leyen teslimiyeti!
Bu bilinçti, kör ve karanlık hücrelerde “Ez lı vırım,” diyen.

Ah!
Ne güzel bir sesleniştir o
Ne de kudretlidir,
Sana ait olmayan ve her şeyi ile seni kuşatan, tehdit eden “bilinmez ve belirsiz bir zamanda”:
“Ez lı vırım,” demek.
Adı, sanı, kimliği, ülkesi, kaynağı, toprağı adeta hiçbir şeyi olmadan, o karanlıktaki “saklı ışığı” bulmak.
Ki karanlık, fiziksel bir yoksunluktan ziyade derin bir varoluşsal yetenektir.
Ve (kendini bulanlar için) Sırat yolundaki mekteptir.
Kendini görünür kılanlar için zulmü hükümsüzdür.

“Mağara Alegorisi”ne kapılmadan; duvara yansıyan gölgeleri hakikat sanmadan, hep “var” olanlar için, bilesin.
Ki karanlıkta görmek; “gölgelerin ardındaki asıl kaynağı fark edebilme ve toplumun kör olduğu cehalet anlarında, (o suspus, o elpençe zamanlarda yani) basireti koruyabilme becerisidir” ve “kendini bilme”nin ihtişamı…

Bildik birilerini hatırlatır bana (şimdi):

O Umut Çobanını, o haylaz devrimciyi; o karanlık zamanlar tanrısı işkenceyi çaresiz bırakan “susma hakkı”nı… O işkence anında (bile) düş kuran; ruhsal direnciyle mekanın dışına çıkan ve asla ve hiçbir biçimde tutsak edilemeyen “ilk okul çocuğu”nu!

Acıyı ve karanlığı kutsayan, geleneksel ezberleri bozan, karanlığı bir yıkım değil, derin bir varoluşsal yetenek ve direnç alanı gören O yol arkadaşımı! 

O tek kişilik orduyu. Dışarıda gürül gürül akan hayat durmuş iken, yaprak dahi kımıldamazken, Titanların elinden karanlığı alıp ışığı salan O mahcup delikanlıyı…
Hani demişti ya biri, “Faşizm ışıktan ve sesten korkar…” diye. Bu yüzden olsa karanlığı alıp, ışığı salışı?

Ah!
Öteki’nin acısını kendi teninde yankılanan bir çekiç darbesi gibi gören ve bu benim “özgür seçimimdir” diyerek,  her defasında yoldaşları yerine dayak yiyen mucize;
Salt “fedakarlık ve tükeniş” üzerine kurulan ve bireyi tanrı katına çıkaran kahramanlık anlayışını yıkan bir Garip Yolcu…

Yalan Çağı’nın ve politik çürümenin “unutturduğu” varlık.
“Dün” değil, “hatıra” değil, “unutulmuş” hiç değil.

“Şimdi” O!
Bugün ve her daim!
Ama…
Kendini ve içinde taşıdığı karanlığı fark etmeyen biri(leri), nasıl görebilir ki hakikati?
Nasıl görebilir ki karanlığın saf ışık olmuş halini?  
Nasıl anımsar ki “unutulmuş”u?
Nasıl anlar ki?

***

[Sahi:
Nerden çıktı bu karanlık? Nasıl geri döndü? Hani nerede içimdeki ışık?]
Karanlığı görünür kılmadığında;
Kendini ve içinde taşıdığın ışığı fark etmediğinde;
Aramadığında ışığı;
Karanlık geri döner, çıkar gelir.
Sonra içindeki ışık söner.
Anlam kaybolur ve aşk yara alır, yol biter…

Editörün Notu: Munzur Press’te yayımlanan köşe yazılarında dile getirilen görüş, değerlendirme ve ifadeler yazara aittir; Munzur Press’in editoryal görüşünü yansıtmaz.
Yalan Çağında bir Garip Yolcu….
1

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

1 Yorum

  1. Ne guzel yazmişsin dostum..en saf en duru halimi gordugum adasım mahmut abiyi görursen selamlarımi ilet lütfen..selamlar saygilar