Ferhat Tunç
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Solu Zirveye Taşıyan Kadın

Solu Zirveye Taşıyan Kadın

featured
Solu Zirveye Taşıyan Kadın: Elif Eralp!

Ferhat Tunç

Berlin’de bir dönemin bittiğini 20 Eylül 2026 akşamı herkes anladı. Sandıklar açıldığında birinci parti Die Linke (Sol Parti) çıkmıştı. Ve o zaferin yüzü, 45 yaşında, Münih doğumlu, Türkiyeli göçmen bir ailenin kızı Elif Eralp oldu.

Alman solunun yıllardır çözemediği denklemi çözen Elif’i, dünden beri tanımaya çalışıyorum. Nasıl mı?

Hikâyesi Berlin’in hikâyesiydi

Elif Eralp, 14 Ocak 1981’de Münih’te doğdu. Ailesi, Türkiye’den gelen sosyalist ve sendikacıydı; 12 Eylül 1980 darbesinden hemen sonra annesi, karnında Elif’e sekiz aylık hamileyken, Almanya’ya sığınmak zorunda kalmıştı. İki yıl sonra siyasi iltica hakkı aldılar.

Babası doktor, annesi feminist yazar Hülya Eralp. Münih, Dortmund ve Hamburg-Altona’da büyüdü. Hamburg Üniversitesi’nde hukuk okudu; stajını Hamburg Mahkemesi’nde, BM Mülteciler Yüksek Komiserliği‘nde ve Almanya‘nın Ottawa Büyükelçiliği‘nde yaptı. 2010’da Berlin’e taşınıp Sol Parti’nin Federal Meclis grubunda haklar ve demokrasi üzerine danışmanlık yaptı.

2017’de partiye üye oldu ve ilk işi, “Migrantische Linke / Links Kanax” çalışma grubunu kurmak oldu. Mesajı netti: Almanya’da göçmenler artık misafir işçi değil, bu ülkenin sahibidir.

Konut meselesini merkeze koydu

Alman solu yıllarca kimlik tartışmalarında boğulurken Eralp rotayı değiştirdi. Seçim kampanyasındaki tek bir cümlesi Berlin’deki her kiracının kalbine dokundu: “Büyük emlak şirketlerinin şehrimizin nereye gideceğine karar vermesini istemiyorum. Birçok insan zar zor geçinirken, utanmaz ev sahipleri servetlerine servet katıyor.”

Vaadi çok basitti: Büyük konut şirketlerini kamulaştırmak, devlet evlerine kira tavanı getirmek, okullara ve ucuz toplu taşımaya yatırım yapmak.

Bu vaatler, Berlin’de kirası yüzde 200 artmış, evinden atılma korkusu yaşayan orta sınıfı da Kreuzberg’de yıllardır dışlanmış göçmeni de aynı mitingde buluşturdu.

Bu buluşmada en görünür dayanışma ise Berlinli Kürt ve Alevi toplumundan geldi. Yıllardır hem Türkiye kökenli siyasetin içinde hem de Alman siyasetinde kendine alan arayan Kürt ve Alevi seçmen, Eralp‘in dilinde kendi hikâyesini buldu. Neukölln’den Wedding’e, Kreuzberg’deki derneklerden cemevlerine kadar kurulan o gönüllü ağ, kapı kapı dolaşarak kampanyayı mahalle mahalle büyüttü. Eralp için bu sadece bir oy desteği değil, yıllarca görünmez kılınmış bir emeğin ve kimliğin siyasette yer bulmasıydı.

Zor konularda susmadı, taraf tutmadı

Eralp’in en büyük başarısı, kutuplaşmış Almanya’da dili zehirlememesi oldu.

Seçim konuşmasında şunu dedi: “Avrupa’nın en büyük Filistin toplumunun burada, Berlin’de yaşamasından memnunum; Almanya’da, Berlin’de yeniden Yahudi yaşamı olmasından da memnunum. Kippa taktığı için kimsenin saldırıya uğramaması gerekiyor.”

7 Ekim 2023’teki Hamas katliamını “kırılma noktası” olarak tanımladı; aynı anda Gazze’deki acıya da sahip çıktı. Bir acıyı diğerine karşı yarıştırmamayı başardı. Bu denge, Alman solunun yıllardır yapamadığı şeydi.

Kilise ve dinle ilgili resmî bir aidiyet açıklamıyor ama Caritas ziyaretlerinden, bir kiracı olarak ev arama hikâyelerini paylaşmasına kadar siyaseti hayatın içinden kuruyor.

Elif Eralp’in zaferi sadece bir kadının, bir göçmen kızının zaferi değil. Almanya’da solun, kira, geçim, onurlu yaşam gibi somut meselelere döndüğünde nasıl yeniden zirveye çıkabileceğinin kanıtı.

Berlin’de “Sol kazanabilir mi?” sorusunun yerini, “Elif Eralp’li bir sol, Berlin’i nasıl yönetecek?” sorusu aldı. Ve birçok Berlinli şuna inanıyor: Berlin, Elif’in başkanlığında tarihinin hak ettiği en adil yönetimi görecek.

Editörün Notu: Munzur Press’te yayımlanan köşe yazılarında dile getirilen görüş, değerlendirme ve ifadeler yazara aittir; Munzur Press’in editoryal görüşünü yansıtmaz.
Solu Zirveye Taşıyan Kadın
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter