Ferhat Tunç
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Umuda Dönüş

Umuda Dönüş

featured
Umuda Dönüş

Ferhat Tunç
 
Sekiz yıl.  
Bir çocuğun ilköğretime başlayıp, hayatına hayat katacağı bir başlangıç süresidir.  
Bu zaman dilimi aynı zamanda bir fidanın kök salıp gölge verdiği süredir.  
Bir de bir insanın gurbette kendini baştan kurduğu süre.  
 
Benim içinse sekiz yıl; memleket toprağının kokusunu içine çekemediğim, dilimin türküsünü kendi sahnemde söyleyemediğim süre oldu.
 
“Sürgün” kelimesi kulağa hep tarih kitaplarından düşmüş gibi gelir. Oysa sürgün insanın iliklerine etki edecek kadar canlıdır. Sürgün; her sabah telefonda memleket saatini yoklamaktır. Her bayramda, her paylaşımda ekrana bakıp “keşke” demektir. Ve en çok da, ürettiğin her notada, her resimde, her mısrada şu soruyu taşımaktır: “Acaba bunu orada söyleyebilecek miyim?”
 
Bu sekiz yılın en büyük tesellisi bir gün geri dönebilme umuduydu. Bir kez daha anladım: Umudunu yitiren insan kendini tümden yitirir. Bu sürede aklıma hep yıllardır cezaevinde, sevgili Selahattin Demirtaş başta olmak üzere haksızca tutulan dostlarım geldi. Onların dimdik direnci umudumu diri tuttu. Diliyorum ki, barışın bu ilk kıvılcımıyla onlarla buluşur, yeniden can oluruz.
 
Bugün önümüze “çerçeve yasa” diye bir imkan sunulacak. Adı üstünde: çerçeve. İçini dolduracak olan elbette bizleriz. Bu yasa bana şunu fısıldıyor: “Gel barışalım. Konuşalım, birlikte üretelim. ‘Memleketim’ diyerek özlediğin yerde kardeşliği büyütelim.” Bunu kim neden istemesin ki…

En önemlisi de sürecin barışa evrilmesini canı gönülden diliyorum. Kırk yıla varan müzik hayatımda hep barışı söyledim. Bu yasayla birlikte döndüğümde, o barışa bir adım daha yaklaşmış olacağım. Kalıcı barış için bir kapının aralandığını görmeliyiz. Bu şansı hep birlikte büyütmek, en başta da biz sanatçıların boynunun borcudur.
 
Bir sanatçı için vatana dönüş yalnızca coğrafya değiştirmek değildir. Dönüş; sazına, seyircisine, sokağının diline, eleştirisine, alkışına dönüştür. Yıllardır diasporada anlattığım hikayeleri, artık hikâyenin geçtiği yerde anlatabilme umududur.
 
Elbette kaygılarım var. Sekiz yılda hem ben değiştim hem ülke. Aramızda konuşulmamış sözler, kapanmamış yaralar var. Ama sanat tam da bu yüzden var: Köprü olmak için. “Çerçeve yasa” da bir köprü olabilir. Yeter ki iyi niyetle örülsün. Yeter ki kâğıt üzerinde kalmasın.
 
Ben ozanım. Sazımla, sözümle insanları birbirine yaklaştırmaya çalıştım. Kırk yıldır şarkılarımda nefrete değil sevgiye, ayrılığa değil bir arada yaşama sevdasına, savaşa değil barışa yer verdim. Sekiz yıldır bunu uzaktan yaptım. Şimdi türkülerimi memleketin her yerinde yeniden söylemek istiyorum. Cezaevinde değil, konserlerde. Sorguda değil, özgürlükte.

Bu dönüş sadece benim dönüşüm değil. Benim gibi binlerce insanın evine, işine, sahnesine dönmesidir. Toplumun yaralarını sarmak istiyorsak önce insanları birbirinden ayıran duvarları yıkmalıyız. Bu yasa, o duvarlara açılan bir kapı olmalıdır.
 
Hasret tarif edilmez, yaşanır. Sekiz yıllık hasretin ardından tek bir dileğim var: Omzumda sazım, dilimde türküm, yüreğimde barış umuduyla kendi toprağıma basmak. Ve en önemlisi; Dersim’de, Munzur Baba’nın huzurunda olmak.

Çerçeve çizildi.
Ve bu, umuda dönüşün ilk adımı olacak.
Sonra o çerçeveyi insanlıkla, adaletle, sanatla ve barışla doldurmak zorundayız.

Umuda Dönüş
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter