Mehmet Leblebici
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. AİLE, EĞİTİM VE TOPLUMSAL SORUMLULUK

AİLE, EĞİTİM VE TOPLUMSAL SORUMLULUK

featured

Uyuşturucuyla Mücadele Sadece Polisin Değil, Hepimizin Görevidir
Uyuşturucu ile mücadele denildiğinde çoğu insanın aklına ilk olarak polis, narkotik operasyonları, yakalanan şüpheliler ve ele geçirilen maddeler gelir. Oysa uyuşturucuyla mücadele yalnızca güvenlik güçlerinin yürüteceği bir mücadele değildir.



Asıl mücadele, uyuşturucu daha bir çocuğun hayatına girmeden önce başlamalıdır.
Çünkü bağımlılık çoğu zaman bir anda ortaya çıkmaz. Merakla başlayan bir süreç; yanlış arkadaş çevresi, aile içindeki iletişim sorunları, yalnızlık, dışlanmışlık, ekonomik ve sosyal problemler, okul başarısızlığı veya dijital dünyanın kontrolsüz kullanımıyla birleşerek zaman içerisinde ciddi bir probleme dönüşebilir.
Bu nedenle uyuşturucuyla mücadelede en güçlü silahlarımızdan biri önleme ve bilinçlendirmedir.


Aile: İlk ve En Önemli Koruyucu Duvar

Bir çocuğun uyuşturucuyla karşılaşmasını önlemede ailenin rolü son derece önemlidir.
Ancak burada “çocuğumuza sürekli nasihat verelim” yaklaşımı yeterli değildir. Çocukla konuşmak kadar, çocuğu dinlemek de önemlidir.

Çocuğun davranışlarındaki değişiklikler dikkate alınmalıdır.
İçe kapanma, arkadaş çevresinin aniden değişmesi, okul başarısında düşüş, aileden uzaklaşma, aşırı öfke, sürekli para isteme, uyku düzenindeki değişiklikler veya daha önce ilgi duyduğu şeylerden uzaklaşma gibi belirtiler tek başına uyuşturucu kullanıldığı anlamına gelmez. Ancak bunlar, aile açısından “Çocuğumla daha yakından ilgilenmeliyim” mesajı taşıyan uyarılar olabilir.

Burada yapılabilecek en büyük hata, çocuğu hemen suçlamak veya damgalamaktır.
“Sen uyuşturucu kullanıyorsun.”
“Senin sonun kötü olacak.”
“Bizi rezil ettin.”
gibi ifadeler, çocuğu ailesinden daha da uzaklaştırabilir.
Bunun yerine;
“Seni son zamanlarda biraz farklı görüyorum. Bir sorun varsa yanında olduğumu bilmeni istiyorum.”
demek çok daha güçlü bir başlangıç olabilir.

Çünkü bağımlılıkla mücadelede korkutmak kadar güven oluşturmak da önemlidir.
Çocuklarımızı Sadece Başarılı Olmaya Değil, Hayata Hazırlamalıyız
Eğitim sisteminin görevi yalnızca matematik, Türkçe, fen veya yabancı dil öğretmek değildir.
Çocuklara;
doğru karar vermeyi,
“hayır” diyebilmeyi,
akran baskısıyla mücadele etmeyi,
duygularını ifade etmeyi,
yardım istemekten utanmamayı,
dijital dünyadaki riskleri tanımayı,
bağımlılığın sonuçlarını bilmeyi
de öğretmek zorundayız.

Çünkü uyuşturucu satıcısı çoğu zaman çocuğa “bağımlı ol” diyerek yaklaşmaz.
Merak uyandırır.
Arkadaşlık teklif eder.
“Bir kereden bir şey olmaz.” der.
“Bunu herkes kullanıyor.” diyebilir.
“Stresini alır.” diyebilir.

İşte tam da bu noktada eğitim devreye girmelidir.
Çocuk, karşısındaki kişinin söylediklerini sorgulayabilecek bilgiye ve özgüvene sahip olmalıdır.

Okullar Sadece Derslik Değil, Koruyucu Alanlardır

Okullarımızda uyuşturucu ve bağımlılıkla mücadele konusunda yapılan çalışmaların daha da güçlendirilmesi gerekiyor.

Ancak öğrencilere yalnızca yılda bir kez yapılan klasik seminerlerle ulaşmak yeterli değildir.
Bağımlılığın;
sağlık, psikoloji, hukuk, sosyal medya, arkadaşlık ilişkileri, aile ve gelecek boyutlarıyla anlatılması gerekir.
Öğrencinin karşısına yalnızca “uyuşturucu kötüdür” cümlesiyle çıkmak yerine, “Neden insanlar bağımlı oluyor?”, “Bir arkadaşım bana uyuşturucu teklif ederse ne yapmalıyım?”, “Nereye yardım için başvurabilirim?” gibi gerçek hayat sorularına cevap verilmelidir.

Ayrıca öğretmenler de bu konuda desteklenmelidir.
Çünkü öğretmen, öğrencideki değişimi ailesinden bile önce fark edebilecek kişilerden biridir.
Ancak öğretmenin görevi teşhis koymak değil; fark etmek, doğru şekilde yönlendirmek ve ilgili uzmanlarla iş birliği yapmaktır.

Dijital Dünya Yeni Bir Mücadele Alanı

Günümüzde uyuşturucu ile mücadeleyi yalnızca sokakta düşünmek büyük bir eksikliktir.
Çünkü çocuklarımız ve gençlerimiz artık büyük ölçüde dijital dünyada yaşamaktadır.
Sosyal medya platformları, mesajlaşma uygulamaları ve internet ortamları; doğru kullanıldığında bilgiye ulaşma ve iletişim açısından büyük fırsatlar sunarken, kötüye kullanıldığında çeşitli riskleri de beraberinde getirebilir.

Uyuşturucuya özendirici içerikler, bağımlılığı normalleştiren paylaşımlar, yasa dışı madde satışına yönelik teklifler veya gençleri hedefleyen çevrim içi gruplar bu nedenle dikkatle takip edilmelidir.
Burada ailelere önemli bir görev düşmektedir:

Çocuğun telefonunu gizlice kontrol etmek yerine, çocukla dijital güvenlik konusunda açık bir iletişim kurmak.
Çünkü teknoloji yasaklanarak değil, bilinçli kullanılarak yönetilebilir.

Toplumun Sorumluluğu

Uyuşturucuyla mücadelede toplumun en büyük hatalarından biri, problemi yalnızca kendi ailesinin dışında görmesidir.
“Benim çocuğum yapmaz.”
“Bizim mahallede olmaz.”
“Bizim okulda böyle şeyler yok.”
Bu düşünce, riskin görülmesini engeller.
Uyuşturucu meselesi herhangi bir ailenin, mahallenin, okulun veya sosyal grubun tek başına problemi değildir.
Bu nedenle mücadelede;
aile + okul + sağlık kuruluşları + güvenlik güçleri + yerel yönetimler + sivil toplum kuruluşları + medya + toplum
birlikte hareket etmelidir.

Yerel Yönetimlere Büyük Sorumluluk Düşüyor

Belediyeler de uyuşturucuyla mücadelede yalnızca sosyal etkinlikler düzenleyen kurumlar olarak görülmemelidir.
Gençlerin spor yapabileceği, sanatla ilgilenebileceği, meslek öğrenebileceği ve kendilerini geliştirebileceği alanların artırılması koruyucu mücadele açısından değerlidir.

Bir gencin boş zamanını spor salonunda, kütüphanede, sanat merkezinde veya meslek kursunda değerlendirmesi; onu riskli çevrelerden uzaklaştırabilecek önemli sosyal desteklerden biridir.
Bu nedenle belediyelerin gençlik politikaları, uyuşturucuyla mücadele politikalarının da bir parçası olarak değerlendirilmelidir.

Sivil Toplum Örgütleri Mücadelenin Vicdanıdır

Uyuşturucuyla mücadelede sivil toplum kuruluşlarının rolü de büyüktür.
Dernekler;
farkındalık eğitimleri düzenleyebilir,
ailelere rehberlik edebilir,
gençlere yönelik sosyal projeler geliştirebilir,
bağımlılıkla mücadele konusunda kamuoyunu bilgilendirebilir,
kamu kurumlarıyla ortak projeler yürütebilir,
risk altındaki bireylerin doğru kurumlara ulaşmasına yardımcı olabilir.
Ancak burada önemli bir noktanın altını çizmek gerekir:
Bağımlılık yaşayan insanı toplumdan dışlamak çözüm değildir.

Bağımlı bireyi “suçlu”, “tehlikeli” veya “toplum dışı” olarak görmek yerine, tedavi ve sosyal destek ihtiyacı olan bir insan olarak değerlendirmek gerekir.
Uyuşturucu ticareti ile bağımlılık yaşayan bireyi birbirinden ayırmak, mücadelede sağlıklı bir yaklaşım açısından önemlidir.

Medyanın Sorumluluğu

Gazeteciler ve medya kuruluşları da bu mücadelede önemli bir sorumluluk taşımaktadır.
Uyuşturucu haberleri hazırlanırken yalnızca operasyon görüntülerini, ele geçirilen maddelerin miktarını ve gözaltıları vermek yeterli değildir.
Gazetecilik;
“Kaç kişi yakalandı?”
sorusunun yanında,
“Neden bu insanlar uyuşturucuya yöneldi?”
“Gençleri hangi riskler bekliyor?”
“Aileler ne yapmalı?”
“Tedavi ve destek mekanizmaları neler?”
sorularını da sormalıdır.
Çünkü medya yalnızca olayları aktaran değil, aynı zamanda toplumun farkındalığını şekillendiren önemli bir güçtür.

Özellikle çocukların ve gençlerin bulunduğu haberlerde kişilerin kimliklerinin ve mahremiyetlerinin korunması, bağımlılığı özendirici veya normalleştirici görüntü ve anlatımlardan kaçınılması gerekir.

Sessiz Kalmak da Bir Tercihtir

Bir mahallede uyuşturucu satıldığını bildiği halde susan kişi, belki doğrudan uyuşturucu kullanmıyor olabilir.
Ama sessizlik, sorunun büyümesine fırsat verebilir.
Elbette burada vatandaşın kendi güvenliğini tehlikeye atması beklenemez. Şüpheli durumların yetkili kurumlara güvenli ve doğru kanallardan bildirilmesi gerekir.
Mücadelenin temelinde ise şu anlayış bulunmalıdır:
Bir çocuğu uyuşturucudan kurtarmak kadar, onun uyuşturucuya hiç başlamamasını sağlamak da başarıdır.

Geleceğimizi Korumak İçin

Uyuşturucu ile mücadele yalnızca bugünü kurtarma mücadelesi değildir.
Bu mücadele;
çocuklarımızın geleceğini, ailelerimizin huzurunu, toplumumuzun sağlığını ve ülkemizin geleceğini koruma mücadelesidir.

Bir çocuğun uyuşturucudan uzak durması sadece onun başarısı değildir.
Ailesinin başarısıdır.
Öğretmeninin başarısıdır.
Okulunun başarısıdır.
Mahallesinin başarısıdır.
Toplumun başarısıdır.
Ve en önemlisi, insanlığın başarısıdır.
Bu nedenle artık uyuşturucuyla mücadeleyi yalnızca operasyon haberleri üzerinden konuşmak yerine, önleme, eğitim, aile, sosyal destek, tedavi ve toplumsal dayanışma ekseninde yeniden düşünmek zorundayız.
Çünkü uyuşturucuyla mücadelede en değerli operasyon, bir çocuğun hayatını kaybetmeden önce onu doğru bilgiyle, sevgiyle ve dayanışmayla koruyabilmektir.
Uyuşturucuya karşı en güçlü duvar; bilinçli aile, güçlü eğitim ve duyarlı toplumdur.

Araştırmacı Gazeteci Mehmet Leblebici
“Sokağın Nabzı”

Not: Bu bölüm, araştırmacı gazetecilik yaklaşımıyla; bağımlılığın bireysel değil, aynı zamanda ailevi ve toplumsal boyutları bulunan bir sorun olduğu anlayışıyla hazırlanmıştır. Amaç herhangi bir kişi veya kurumu hedef göstermek değil; uyuşturucu, bağımlılık ve toplumsal riskler konusunda farkındalık oluşturmak ve çözüm odaklı bir yaklaşım ortaya koymaktır.

Editörün Notu: Munzur Press’te yayımlanan köşe yazılarında dile getirilen görüş, değerlendirme ve ifadeler yazara aittir; Munzur Press’in editoryal görüşünü yansıtmaz.
AİLE, EĞİTİM VE TOPLUMSAL SORUMLULUK
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter