escort ankara - Türk Porno - Ankara Escort Ankara escort, eskort, escort bayan Ankara Escort Bayan arkadaş bulmak istediğiniz ve ihtiyacınız olduğu her zaman Ankara Escort Sitesi.
Cemal Özel
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Genel
  4. Rae Haq/Alevilik’deki Sistemler ve Klasik Müzik İlişkisi

Rae Haq/Alevilik’deki Sistemler ve Klasik Müzik İlişkisi

featured

‘’Gökyüzünde ne varsa, yeryüzünde de benzeri vardır’’.

Rae Haq inancında, 1, 2, 3, 4, 5, 7, 12, 14, 72-73, 366 rakamları ile işaretlenmiş sistemleri bulunmaktadır… Bu sistemlerin altında bir eskatoloji (din felsefesi) bulunmaktadır. Farklı bir ifade ile; inanç matematik kullanılarak rakamlar üzerinden sistemleştirilmiştir.

1. 2. 3. 4. 366’lık sistem İndo-Aryan, 7. ise Sümer akabinde Akad, Asur ve Babil geleneğinden gelen tanrılar panteonudur. 12. sistem ise eski İranilerden geldiğini yazanlar olduğu gibi, kökenini Sümerlere götüren yazarlar da bulunmaktadır. 12’lik bir burç sistemi olan Zodyak, kökeni Ahamenid yani eski İrani döneme kadar gitmekte olup, aslında tanrı ‘’evrenin çarkının yaratıcısı-kuran baba tanrı Zurvan’ı ifade etmektedir’’. Türkçede ‘’sanat müziği’’ olarak da bildiğimiz aslında klasik tekke-dergâh müziği, bu inanç felsefesi düzleminde matematik kullanılarak kurgulanmıştır. Yani eskatoloji, matematik ve melodi bir potada bütünleştirilmiştir.  

Osmanlı döneminde birçok önemli şey yazmış olan Mehmed Hafız Efendi, ‘‘Ed-dürerü’l Müntehâbâtü’l Mensûre fi Islâhü’l Galatâtü’l Meşhûre’’ isimli eserinde, ‘’ilm-i musiki’’ hakkındaki klasik anlayışı şöyle özetlemektedir:

‘‘(Musikinin)…. Ve ilm-i hikmet ü hey’et ü nücûm ile müşâreketi on iki makamın on iki burca ve heft âgâzenin seb’a-i seyyârey ve çârşûbenin anâsır-ı erbaaya ve yirmi dört elhânın sâat-i leyl ü nehâre muvâfakatleridir’’. Türkçesi; ve (müziğin) felsefe, astronomi astroloji bilimleri ile ortaklığı, on iki makamın on iki  burca, ve yedi âgâzenin yedi gezegene ve dört şubenin dört temel unsura (anasır-element de denilen C.Ö) toprak, ateş, su, hava ve yirmi dört sesin gece ve gündüzün saatlerine uygunluğundandır’’… “Agâz”; ‘‘başlangıç’’ demek olup Persçe’dir. 1411 tarihi itibariyle Osmanlı’daki “bâtınî” Nazariyecilerin öncüsü sayılabilecek Kırşehirli Yusuf’un Risâle-i Mûsıkî’sinde:

“Ve on iki burçtan on iki makâm tasnîf edildi ve yedi yıldızdan yedi âvâze aldı ve dokuz felekten dokuz uzak darb (kapı) ve usûl oluştu ve her makamın aslını âvâzeden fark oldu görüldiki dört türdir ve bu dört ‘’anâsıra mukâbil olur, ki, ateş, yıl, su ve topraktır ve her birine bir dörtlü isim konuldu”.

Sembolizmde tanrıyı simgeleyen “Bir”, “asıl/esas(Ahmet Arslan İlkçağ Felsefe Tarihi 1 Sokrates Öncesi Yunan Felsefesi İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları) olması nedeniyle “sayı” olarak kabul edilmez; Dairenin bizzat kendisinin tanrıyı (“Bir”) simgeler. En “mükemmel” şeklin “daire”, en mükemmel hareketin de “dairesel hareket” olduğu tarihi kaynaklarda belirtilip bilinmektedir. Bu bağlamda, her iki “daire” temsilinin öncelikle, bu temel anlayışı yansıttıkları bir gerçektir. Bu düşünce; felsefik, teolojik ve bu ikisiyle beraber yürüyen müzik”in kökeni Pisagor’a gitmektedir. Rae Haq de; 1.(birlik) sistemi tevhid olarak tanımlanır ve en nihayetinde tek ‘’Gerçek’’ olan ‘’tanrıya ve ona ulaşma, onunla bütünleşmeyi’’ ifade eder ve bu anlamda İslam’daki ‘’tevhid’’ inancından farklı olarak inanç felsefesinde bulunur.  İlk tekliği, “çokluk”u ifade eden ise ikidir (buda Muhammed ve Ali’dir). Buna göre; tüm sayılar, “Bir”den türeyerek çoğalır. Çünkü “1”, “bir olan” anlamında inanç geleneğinde “Tanrı” demektir. Bu yüzden batıni geometride de “Bir” –yine tanrıyı simgelemek üzere– “nokta” ile temsil edilir. Buna göre; 1. ve 2. genel anlamda- “uyum” ve “birlik”, öz olarak “Tanrı”, “âlem” ve “insan” arasındaki ilişkiyi anlamanın anahtar kavramları haline gelir. Rae Haq’da ise bu; Can ile Canan, süflilik ve tasavvufta; ‘’Aşık ile Maşuk’’ olarak betimlenerek ifade edilir…

Üçleme inancı; İndo-Aryan kökenli olup Sanskritçe ‘’üç formlu’’ anlamındaki trimurti, Hristiyanlığa ise ‘’baba, oğul, kutsal ruh’’, Rae Haq’a, ‘‘Haq, Muhammed, Ali’’ şeklinde geçmiş ve Arapça bir kelime olan teslis ile tanımlanmaktadır. Geometrik olarak da 3’leme, üçgenle gösterilir.

İndo-Aryan kökenli olan 4. sistem ‘’Svastika’’ olarak tanımlanmış Türkçeye ‘’gamalı haç’’ olarak geçmiş, hava, su, toprak ve ateş elementlerini ifade eder. Rae Haq’deki karşılığı ise 4 kapı olarak da bilinen ‘’şeriat, tarikat, marifet ve hakikat’’ şeklindedir. 4’lü sistem geometrik olarak kare şekli ile gösterilir. 3. ve 4. sayısal toplamı 7 olup sistemin inançsal açılımı ise makro-kozmos Tanrı ile, mikro-kozmos ise insanın bütünlüğünü temsil etme şeklindedir. “Sûfî gelenek”te de son derece önemli bir “tema” oluşu ve Tanrı-insan ilişkisi ile tüm kâinat düzeninin bir anahtarı olarak algılanması çok dikkat çekicidir. Makro-kozmos olarak nitelendirilen tanrı ile mikro-kozmosu simgeleyen insan arasındaki bağı en iyi dile getiren ifadenin “yukarıda olan, aşağıdaki gibidir” tanımı mantığını Platon’dan alır ve Rae Haq’daki; ‘’Allah insanı kendi suretinde yarattı’’ mantığının felsefik çıkış kaynağıdır. Müzikteki en uyumlu aralıklardan olan dörtlü (4) ve beşlilerin (5) birleştirilmesiyle elde edilen “yıldız” benzeri hatlar astronomiyi temsil eder. Müzik ise, belirtilen ilimlerin tümünü “içermesi” bakımından, kâinat bilgisinin en mükemmel temsilini gerçekleştirmiş olur. “Makam”; sözcüğü, kaynaklarda aynı anlama gelen “mevki’’, ‘’mahal”, “yer” gibi sözcüklerle birlikte kullanılmıştır. Arapça bir sözcük olan makam da diğerleri gibi “yer, konum, durum, hâl” bildiren bir sözcüktür (Nişanyan, çağdaş Türkçenin etimolojik sözlüğü). Makam, âvâze ve şûbe ayrımının, tümüyle İslam dinine özgü “yaratılış” ve yaratılışa ait “yasalar” ile “düzen” anlayış ve inancına bağlı olduğunu ileri sürmüştür. Kavram olarak makam; Arapça Kama sözcüğünden gelmekte olup ‘’kalkma, ayakta durma anlamındadır ve bu sözcükten türetilmiş olan makam ‘’bulunan yer demektir’’. Eskiden müzikte makam yerine guşe (köşe) veya şed denirmiş. Batıni makam modeli: Dörtlü sınıflandırmada makam, astrolojide Zodyak demektir. Âvâze kategorisi, yedi gök cismini temsilen ortaya konulmuştur. Şûbe, klasik müziğin en temel simgesi olan dörtlemeyi temsil eder. Bu yüzden dörtlüler halinde sınıflandırılan hemen her kozmolojik unsur, esas olarak şûbelerle ilişkilidir. Temelde yaratılıştaki dört aşama (Allah-Akıl-Ruh-Madde; Haq- Muhammed ve Ali-Cebrail-Adem), dört unsur (toprak-su-hava-ateş), dört tabiat (sıcak-soğuk-kuru-yaş), ezoterik geometrideki dört unsur (nokta-çizgi-yüzey-cisim), dört temel gezegen açısı (60°-90°-120°-180°/0°), ezoterik tıpta insan bedenindeki dört sıvı/hılt (kan-balgam-sevda-safra), dört yön (kuzey-güney-doğu-batı), dört mevsim (ilkbahar-yaz-sonbahar- kış), vb… Terkipler ise, doğrudan zamanla ilişkilidir ve bu yüzden, önceleri ay ve güneşin çeşitli hareket birim ve periyotları ile ilişkilendirilerek, sayıca sınırlandırılmıştır: 24 saat, 30 gün, 52 hafta, vb. Ancak süreç içinde sayısal sınırlandırmadan vazgeçilmiş, “terkipeta nihayet yoktur” denilmiştir. Günümüzde Türklerce sahiplenilen ve ‘’Türk sanat müziği’’ olarak tanımlanan klasik müzik, yoğunlukla Kürt kökenli olup, Sufi tarikatlar ile farklılaşarak kendisini devam ettirmiş, nihayetinde Türk devlet destekli tarikatlarca yutulup, ‘’Türk kültürüne dahil edilmiştir’’.

Not: Bir sonraki yazıda konuya devam edeceğiz!

Rae Haq/Alevilik’deki Sistemler ve Klasik Müzik İlişkisi
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir