escort ankara - Türk Porno - Ankara Escort Ankara escort, eskort, escort bayan Ankara Escort Bayan arkadaş bulmak istediğiniz ve ihtiyacınız olduğu her zaman Ankara Escort Sitesi.
Cemal Özel
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Genel
  4. Ateist Solcuların Alevi Karşıtlığı

Ateist Solcuların Alevi Karşıtlığı

featured

Bir önceki yazımda, devletin Alevi alerjisini anlatmaya çalıştım. Yazımın sonunda da ateist solcuların Alevi karşıtlığını anlatacağımı belirtmiş idim.

Yazının başlığı kimilerini şaşırta bilir; ‘’solcular nasıl Alevi karşıtı olabilir!’’ diye. Kuşkusuz ateist solcular, Alevi karşıtlığı konusunda, devlet kadar olmasada bir hayli Alevi karşıtlığı da bulunmaktadır.

Aleviler, önce Osmanlı, sonra T.C. döneminde şehirlere pek sokulmamış, ‘’kuş uçmaz kervan geçmez’’ verimsiz veya yetersiz toprakların olduğu yerlere bir nevi hapsedilmiş köylülerdi. Ellili yıllarda Demokrat parti ile kapitalistleşme yolunda büyük adımlar atıldığında, köylüler şehirlere akın etmeye başlar. Dolayısıyla, bu köylülerin arasında bir hayli Alevi nüfusu da bulunmakta idi. Demokrat partinin ekonomik atılımı, doğal olarak sosyal hayatı da etkiliyordu. Kuşkusuz, batı toplumlarındaki gelişmeleride, yine bu şehirlere akan kitleleri etkileyen bir dış faktör olarak belirtmek gerekiyor.

Aleviler, Türklük sözleşmesine dahil değildir, hele Kürd olanı ‘’çifte kavrulmuştur’’. Dolayısı ile varlığı inkar edilip, yok sayılmıştır. Yani, hak ve hukuku sadece siyaseten değil aynı zamanda anayasal olarak da yok sayılmıştır. Bu durum Alevi toplumunu; ‘’legal alanda, illegal bir toplum şekline sokmuştur.’’

Yine yetmişli yıllara gelindiğinde, dünyada ve Türkiye’de esen demokratik rüzgarın da etkisi ile, sol legal alan üzerinden parçalı olsada gelişmeye başlar. Solun içinde yayıldığı alanlardan biride işte bu inkar edilen, yok sayılan Alevi toplumu olmuştur. Kuşkusuz soldan etkilenen Alevi kitlesi daha çok ergen ve cahil olan kesimlerdendi.

Başlarda solcuların Aleviler hakkında pek bir düşüncesi yok idi. Aslında, Alevileri tanımıyor, farkında dahi değildiler. Varlığından da bihaber idiler. Bir nevi ‘’illegal’’ olan bu insanlar hakkında bilgi ve düşünceleri olmadığı gibi, herhangi bir politikaları dahi yoktu. Dolayısı ile, demokrasinin olmaz ise olmaz ilkelerinden biri olan din ve vicdan hürriyetinden de bihaber idiler.

Türk solu islamın reforme edilmediği müslüman bir toplum içinde çıkmış, ezici olarak da ateist idiler. Tam da bu yüzden; ‘’din ortadan kaldırılması gereken, gelişmenin ve modernizmin önünde engel olan bir eski zaman kültürü idi’’. Yok edilmeliydi! Böylece, Türk sol dünyasına Alevi karşıtlığı bulaşmış oldu. Bu karşıtlığı yapanlar daha çok, Türklük sözleşmesine dahil olan sünni hanefi kökenden gelen ateistler değil, aksine Alevi toplumundan gelen ateistler yapmaktaydı. Bu ateist tayfanın Alevi karşıtlığına sunduğu gerekçelerden biride, ‘’Aleviliğin dogmatik’’ olduğu’’ iddiası idi. Dolayısı ile, Türkiye deki bir sürü sorunu ‘’kapitalizme ve onun yedeklediği dine’’ havale ediyorlardı. Tamda bu yüzden, anayasal olarak dahi var olmayan, gariban Aleviliğin payına ‘’günah keçisi’’ olmak düşer. Böylece, ‘’feodal, gerici’’ olarak yaftalanan Aleviliğe ergen cahil solcular saldırmaya başlar. Bu saldırılara inanç önderleri olan Pir, Rayver/Rehperlere hakaret, aşağılama ve de fiziki saldırılar ile başlanır. Alevi toplumu bu tür saldırıları sünni cenahta dahası devletin kolluk güçlerinden hatırlıyordu; yaşlı inanç önderlerinin sakallarının çekilip, küfür, hakaret, hatta fiziki şiddet ve kimi anayasal cezalara çarptırıldığı ile… 

Oysaki, bu ateist solcuların, Alevi inanç önderlerine yaptıklarının aynısını ne bir imam, ne müftü nede herhangi bir sünni ulemadan kişiye yaptığı görülmüş duyulmuş şey değildi. Dolayısıyla ateist solcular, sünni kesime yapamadıkları zulmü, içinden geldikleri Alevi toplumuna yapmışlardır.

Ayrıca Alevilik, malum sebeplerden dolayı daha çok sözel bir hafızaya sahiptir. Alevilikteki itikat önderleri aynı zamanda toplumun da hafızası idi. Bu noktada, ocak sistemi dolayısıyla Pir-Talip ilişkisi bozulmaya başladığında itikatta bozulur ve toplumsal çürüme başlar. Böylece zayıflayan sosyal yapı üzerinden asimilasyon daha bir kolaylaşır. Kuşkusuz Aleviliğin, bir inanç sistemi olarak yok edilmesi en azından bozulmasında ”derin yapıların” parmağının da olduğunu tahmin etmek zor olmasa gerek. 

Bir yandan devlet, diğer yandan ateist solcu zulmü, Alevi toplumunda büyük bir kırılma ve bozulmaya neden olmuştur. Tabii olarak; bu bozulmada bir köylü toplumu olan Alevilerin, gelişen kapitalizmle beraber şehirlere akması sonucu, ocak sisteminden kopması da önemli bir etken olarak karşımıza çıkmaktadır.

Seksen darbesinden sonra Alevi toplumu da diğer dini-sosyal topluluklar gibi sessizliğe bürünmüştür. Doksanlı yıllarda Sovyet bloku çökmüş, dünya tek kutuplu olmuştur. Buda, dünyada ve Türkiye’de siyasi ve sosyal değişimlere sebebiyet vermiştir. Bu değişimlerden Alevi toplumu da etkilenmiştir. Özellikle Sivas katliamından sonra bizzat Cumhurbaşkanı Demirel, İ. Doğan’a siyasal kaygılarından dolayı Cemevlerini kurdurmuştur. Bu bilgi, gerek Demirel gerekse İ. Doğan tarafından açıklanmıştır. Cemevleri tutarsız (sahtekarca okuyun) bir şekilde mabet olarak değil de bir ‘’kültür kurumu’’ olan dernek statüsünde kurulmuştur. Böyle olmasının sebebi de, Cemevi bir mabet olarak tanınmış olsaydı; Aleviliği de resmi olarak tanımış olacaklardı. İşte bunu yapmamak için Cemevini ‘’uyduruk’’ bir şekilde kültür kurumu olarak tanımlanmıştır.

Doksanlı yıllarda epey bir güç kaybeden sol cenah, ‘’gerici, feodal’’ dediği ve yok etmek istediği Aleviliğe ve yeni kurulan Cemevlerine ilgisini arttırır. Ardında, ateist solcular hızlı bir şekilde Cemevlerine akın etmeye başlar. Kısa bir zaman sonra da, bu Alevi kurumlarını kendi çöplüğü olarak görüp, Aleviliğe don biçmeye başlarlar. Aleviliğin ‘’bilim olduğundan tutalım, sosyalist, enternasyonal, Tanrı inancının ve bir din olmadığına’’ v.s. kadar, akla hayale gelmiyecek tariflere girişirler.

Bu ateist solcu takımın tarifleri üzerinden yürürsek; Aleviler hiç bir hak, hukuk talep edemez. Çünkü, Alevilikten başka her şeye benzeyen bu tanımlar üzerinden, herhangi bir dinsel talep, talep edilemez. Bilindik bir deyim ile; ‘’Alevi anasını görmesin’’ şeklindedir.

Marjinal sol hareketler aslında birer tarikattan başkaca bir şey değildir. Dolayısıyla, Türklerde solun herhangi bir karşılığı yoktur. Bize bu gerçeği son seçimler bariz bir şekilde göstermiştir. Hem solun  neden bir karşılığı olsun ki? Türklerin zaten bir dini ve sayısız tarikatı vardır. İşte kitlesi olmayan bu sol tarikatlar, Aleviliği kaldırıp yerine Türk sol dinini ikame etmek istemektedirler. Böylece Alevi kökenli ateist solcular, kabul edilmedikleri ”Türklük sözleşmesine girmek istemektedirler”. Yaptıkları Alevi karşıtlığının sebeplerinden biride budur.

Yine Aleviliği ”gerici’ gören marjinal sol örgütler, bir şekilde hayatını kaybeden, Tanrı ve bir dini inancı olmayan örgüt üyesi veya militanlarını Cemevlerine götürüp cenazelerini buradan kaldırmaktadır. Hatta bunlar arasında Sünni aileden gelen vede ateist olanları dahi vardır. Kaldı ki, bu cenazeler Alevilikteki klasik sırlama ile de uğurlanmamaktadır. Aksine, solcuların ne olduğu belli olmayan bir şekilde cenazeleri kaldırmaktadır. Peki tutarlılık ve samimiyet bunun neresindedir? Ayrıca solcular, olur olmaz her zamanda devletin kolluk kuvvetleri ile Cemevlerinde karşı karşıya gelmektedir. Devlette bunu kullanarak, pervasızca Alevi kurumlarında hareket edip, Alevilere saldırmakta hatta bu saldırılar bazen ağır yaralanmalara hatta ölümlere dahi sebebiyet vermektedir. Bunları yapmakla kalmayan devlet, Alevi toplumu ve kurumlarını da bunun üzerinden kriminalize etmektedir. Peki solcular, Alevi kurumlarında bütün bu yaptıklarının aynısını camilerde yapıyorlar mı? Yada yapabilirler mi? Solcuların bütün bu aymazlığının sebebi Alevi kurumlarını kendi arka bahçesi olarak görmelerinden kaynaklanmaktadır. Kısaca kendilerine hak sayıyorlar.

Avrupa’da ise Alevi kurumlarına, devlet yanlısı kişiler ve yine bu ateist solcu takım çöreklenmiştir. Devletin bu kurumlara ilgisini tahmin etmek zor değil, aksine bilin diktir. Bu yüzden Alevi toplumu, devlet ve ateist solcular tarafından preslenmektedir. Alevi kurumlarında farklı farklı beklentileri olan ateist solcular ise deyim yerindeyse Aleviliği içten çürütmektedir. Küçük bir kesimin dışında da kimse bu insanların Alevi kurumlarında ne aradığını maalesef sormamaktadır.

Öyleyse biz soralım!

Siz hiç ateist bir Papaz, Piskopos, İmam, Müftü, Haham, Guru v.s. gördünüz mü? Bir Tanrı ve din inancı olmayanların Alevi kurumlarında ne işi vardır?

Ateist Solcuların Alevi Karşıtlığı
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir