Günümüzde, Rāe Haq/Alevilik dini inancına birçok İslami motif ve karakter form değiştirerek farklılaşıp girmiştir. Kimi zaman asimilasyon ve baskının sonucu; cenaze ‘’imamlaşmış pirlerce’’ veya bazen de direkt camiden imam çağrılıp İslami usullere göre gömülmektedir. Ardında; ‘’toprağı bol olsun, mekânı cennet olsun’’ gibi Rāe haq inancında olmayan İslami temenni/sözler edilir. Üstüne mezar taşına yine ‘’ruhuna fatiha’’ gibi ibareler yazılır.
Bu tür davranışlar asimilasyonun geldiği korkunç noktayı da bizlere anlatmaktadır. Bazı anlatımlarda; eskiden kimi Rāe Haq inancında olan kişi öldüğü zaman, cenaze töreninde ölü Tomır (Türkçe Bağlama, Saz) çalınıp klam/gosan (dini ilahi) okunup gömülür. İnançta kişi/can ölmez, sadece beden değiştirir. Ölen ise sadece bedendir. Böylece, kişi ilahi olarak belirlenmiş tanrısal yolculuğa çıkar ve ‘’devriye’’ başlamış olur. İşin bu kısmını peşrev olarak hatırlatmak isterim.

Mani dinini kurarken Mehrsarāngān denilen ve mabette dini müzik yapan bir sınıf oluşturmuştur. Bu iş ise babadan oğula geçmekteydi. Tıpkı pirliğin babadan oğula geçmesi gibi. Bunların dışında kimse mabette müzik yapamazdı. Cenazeler de yine bu şahıslar tarafından okunan mehri (klam, qawl, ilahi, deyiş), ki, melodi ile beraber söylenmekte idi.
Böylece ölü, ruh göçü/reenkarnasyon gereği yeni yolculuğuna uğurlanırdı.Bu kısımda bir ek bilgi vermek isterim. Yezidi inancında dini müzik yapanlara Qavval denir, ki, bunlar bir sınıftır. Tıpkı Manicilikte olduğu gibi babadan oğula geçer. Bunların söylediği ilahiye ise qavl denmektedir.
Ayrıca Ehl-i Hak inancında tıpkı Yezidi ve Rae Haq’daki gibi müzik aynı zamanda ibadet olarak yapılmaktadır. Şimdi bir klamın kökenine bakalım! Kelime kökeni; Arapça kalām كلام [#klm faˁāl msd.]
1. söz
2. İslami teoloji ilmi<Ar kalama كلم konuştu, söyledi.
Kavil; Arapça ḳwl kökünden gelen ḳawl قول “söyleme, söz” sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük Arapça ḳāla قال “söyledi, dedi” fiilinin faˁl vezninde mastarıdır. (Nişanyan sözlük) Görüldüğü üzere bu iki sözcük üstüne qavval aynı kökenlidir.

Mani dininde kişiler, ki, onlarda da ölen sadece beden olup can/ruh başka bir bedende tekrardan dünyaya gelip reenkarne (don bedon olmak, beden değiştirme) olur. Böylece can (ölen bedenin ruhu) daha bir tanrısallığı farkına varıp ‘’bilgelenip’’ rafine olur. Bunun üzerinden ruh; en sonunda varacağı ışık merkezi olan Ormazd’a (Pehlevice iyilik tanrısı Ahura Mazda’nın aldığı form) bir adım daha yaklaşmış olur.
Mani dininde ölü (ceset) gömülürken söylenen klamlar Partça, Pehlevice, Soğdca yazılmış olanlar ünlü Alman İranolog Werner Sundermann‘ın Almancaya çevirisi olan ‘’Die Rede der Lebendigen Seele, ein manichäischer Hymnenzyklus in mittelpersischer und soghdischer Sprache’’ adlı çalışmasından Türkçe’ye iki tane çevirdim.
Unutulmamalıdır ki, klamlar şiir tarzına yakın yazılmıştır. Dolayısıyla çeviri yapılırken şiir anlam kaymasına uğrayabiliyor. Bunu da yeri gelmişken belirtmek isterim.

Ölü için söylenen Mehri;
Degersin kurtarılmaya (möxş)
Sana, ah işiktan can (1.gyān), cok ögüt vermek istiyorum!
Böylelikle kurtuluşu bulasın diye.
Gelin, canlar, (gyānān) bu ışığın gemisine.
Benim sevgili canım, mutlu ve asil.
Nerelere gittin?
Dön tekrar geri!
Uyan, sevgili can, sarhoşluk uykusundan uyan, her nerede uyuya kalmış isen.
Bak düşmanlarına, seni ölüme hazırlıyorlar. Vatanına (2) ulaş, söz ile yaratılmış toprağa, nerde idiysen başlangıçta.
Kötü istek, hırstan da, aldatılmış arzudan (awarçug) ve ateşin kızgınlığından yenilip bitirilmiş asil can, ağlıyor sesli.
Geldi Cennetten bir Melek, tanrı katından bir haberci.
Yerleştirildim, sarıldım ayrılığıma, bu tanrısal şeklime (3.çihrag

Ve gördüm kurtarıcıdan, bana gülümseyerek arkadaşça konuştuğunda.
Umut geldi bana, daima zulme uğradığım yerde.
Işıldadı bende mucize, hissim mutlu etmektir (mānag).
Hızlı geldi, ivedilikle, budur benim hayatımın sonu.
Kurtar beni korkunç yoksunluğumdan, bu ölüm günümde.
Gel, benim kurtarıcım, övgüde, canlanan tanrı (4.bāy),
Mār Mani, üç tane tanrının oğlu ile beraber.
Düşünce, iyi tanrı (5.Yazd), bu mümin canlara,
Kendi çocuklarından, bir dinleyiciden, kimki senin sözlerini takip ediyorsa.
Hayırsever tanrı, varlığım benim!
Varlığım yargılanmıştı ahir gününde.
Gel, tanrı, gör beni, bu zamanda yardımcım benim!
Açıklamalar
1.gyān; Partça, Pehlevice can/ruh demektir. Sonradan g<c ses değişimi ile ‘can’’ formunu almıştır. Hala Bingöl ve Elazığ da konuşulan Zazaki’de ‘’gyan’’ denmektedir. Ayrıca bu sözcük Türkçeye de can olarak geçmiştir.
2.Vatan; insanın dünyaya gelmeden önce parçası olduğu Tanrının kendisi. Kişi öldükten sonra geldiği Tanrısallığa geri dönmüş olur ve “vatan” bu anlamda kullanılmıştır.
3.çihrag;çerağ olarak bildiğimiz sözcüktür. Partça, Pehlevice olup Mani inancında insan canının (ruh) özü olup ‘’ışıktır’’, ki, Aleviliğe buradan geçmedir.
4.bāy; İndo-aryan kökenli Bhaga’nın (pay anlamındadır) Pehlevice deki formu olup tanrı Ahura Mazda’nın isim-sıfatıdır. Baga, Bag, Bek, Beg, Türkçeden de bildiğimiz Bey-bay ve Bayan kelimelerinin de kökenidir.
5.Yazd; Tanrı Ahura Mazda’nın Pehlevice olan bir diğer isim-sıfatı olup modern Persçe deki İzad’tır. Kanımca Yezidi kelimesi de yine bu sözcükten türetilmiştir.
