escort ankara - Türk Porno - Ankara Escort Ankara escort, eskort, escort bayan Ankara Escort Bayan arkadaş bulmak istediğiniz ve ihtiyacınız olduğu her zaman Ankara Escort Sitesi.
Rojhat Levent ÖZGÖKÇE
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Felsefe
  4. Bir Kürt Aydınının Özeleştirisi; Aydın Ve İktidar İlişkisi Üzerine Bir Deneme (1)

Bir Kürt Aydınının Özeleştirisi; Aydın Ve İktidar İlişkisi Üzerine Bir Deneme (1)

Bir Kürt Aydınının Özeleştirisi; Aydın Ve İktidar İlişkisi Üzerine Bir Deneme (1)

Bölüm 1: Giriş ve Aydın Kavramının 

“Evrensel riyakârlık dönemlerinde hakikati söylemek devrimci bir eylemdir”
(George Orwell)

Hannah Arendt’in “Hakikat, iktidarın gölgesinde sessiz kalmaz” sözlerinden ilham alan, Kürt aydını olmaya çabalayan biri olarak, halkımın özgürlük ve barış özlemine sadakatle, özeleştirinin ışığında Kürt aydın kimliğinin tartışılması gerektiği kanaatindeyim.

Bir süre önce Müslüm YÜCEL, Türk aydınlarına ilişkin bütün popülist yaltaklanmalardan, derin görünsün kaygısıyla yazılmış sığ ve anlaşılmaz yazıcıklardan ve de iktidarcı konumlanma refleksinden uzak, muazzam bir yazı kaleme aldı. Çokça tartışıldı. Algı eşiğinin dışında bir eko-dinamiğe sahi sahiplerce talihsizlik olarak yorumlansa bile ortak bir algının inşasına yönelik muhalif ve münevver bir söylem olarak oldukça önemli bir metindi. Yazı ve etrafında şekillenen tartışmalar beni bir “Kürt aydını” olmaya çabalayan bir kişi olarak geçmişte fizikken yollarımız ayrıldığında toplumumuzun bir aydını olacağıma fazlaca inanmış yoldaşlarıma sadakat borcu gereği de özeleştiri mahiyetinde bir yazı yazmaya sevk etti. Edward SAİD; “Bütün entelektüel hilelerin en bayağılarından biri, bir başkasının kültüründeki bozukluklar hakkında ahkâm keserken kendi kültüründeki tam tamına aynı uygulamalara mazeretler bulmaktır” der. Eyleyişte dayanışıyorsak özeleştiride de dayanışmak ve söylem i güçlendirmek gerektiği kanaatindeyim. Buradaki amacım yeni bir retorik oluşturarak aydınlanma sürecine ilişkin tarihsel süreçteki muazzam retoriği hükümsüz kılmak değil. Bilakis “kollektif arzu” yu ortaya çıkarmaya karıncanın ağzındaki su misali katkı sunmaktır. Amacım tipik liberal manüplatif bir yanılsama ile siyasal tüm niteliklerin inkârı manası taşıyan bir biz-öteki-kürt aydını türk aydını, biz-onlar şeklinde bir ayrışma algısı oluşturmak da değil. 

Yazının tartışıldığı zaman üzerinden çokça bir süre geçmemiş olsa da peşi sıra Hasan Hüseyin KORKMAZGİL’in yazdığı Ahmet Kaya’nın yorumladığı “Yaprak döker bir yanımız Bir yanımız bahar bahçe” misali bir taraftan “çözüm” süreci tartışmaları diğer taraftan “kayyum” atamaları ve yeni barış çağrısının yapıldığı dünya gündemine oturduğu dönemde konunun güncelliğini yitirmiş olduğu düşünülse de yazının devamımdan da anlaşılacağı üzere konu, zamana ve mekana bağlı olmayan aslında her dönemin temel tartışma konularından biridir. Yine yakın zamanlarda Ali Engin YURTSEVER tarafından yazılan “DEM Parti ve sınıfsal tavır” başlıklı haklı bir çığlık niteliğindeki yazı da temel konumuzun güncelliği ve tartışılması gereken birçok konunun varlığına delalettir.

Öncelikle genel anlamıyla “entelektüel ve aydın “ kavrayışlarımızdaki genel tanımlamalardan yola çıkarak kavram kargaşalarına yol açmadan algı eşiklerini eşitleme gereği duyuyorum.

Aydın nedir?

En genel anlamıyla; herhangi bir toplumda ve yahut toplumsal evrede yerleşik egemen ideoloji aşanlar “aydın” olarak tanımlanırlar.

Entelektüel ise en genel tanımıyla aklı ile iş gören “kafa işçisi” olarak tanımlanmaktadır. Entelektüeller statükocu ve hatta gerici de olabilirken “aydın”lar kendi döneminin ilericisi olan entelektüellerdir.
Vedat TÜRKALİ; “Düşündüğünü söylemekten korkmaya başladı mı kişi düşünmekten de korkmaya başlar” der.

Bilgili olmak bilgi sahibi olmak entelektüel olmanın ön koşulu olabilir ancak aydın olabilmek için yeterli değildir. Aydın olabilmek aslında mevcut otoritelerin karşısında toplumun yanında konumlanmış, ilerlemede toplumsal yaşamın demokratik inşasında temel öznesi olmayı içeren praksist bir duruşu ifade eder. Söylem ve eyleyişin ahengini içerir Ve salt yaşadıkları toplumdan değil canlı cansız bütün evrenden kendini sorumlu hisseden kişidir aydın. Her iki kavramı ontolojik olarak eş anlamlı olarak değerlendiren üçüncü bir görüşte söz konusu.

Bütün tanımlamaların ortak paydası; sayın Temel DEMİRER’in tanımıyla “Aydınlanmış insan(lık)dır; ışıktır; etrafını aydınlatandır. İnsan(lık)ın vicdanıdır. Başta kendisi olmak üzere herkesten hesap sorandır. “Bildiğim bir şey varsa, o da hiçbir şey bilmediğimdir” deyişini kendisine ilke edinen eylemci bilge ve bildirendir. Herkesin “Evet” deyip sustuğu yerde, Prometheus cüretiyle “Hayır” diyendir. Ezilenlerin safındadır; adaletsizliğe karşıdır; iktidarı, devleti eleştirendir… Ezen-ezilen ulus çelişkilerinin olduğu toplumlarda “karşı hegemonya” kurma inşa etme adı altında maalesef “aydın despotizmi” ve karşıtına öykünme benzeşme şeklinde itaati biat etmeyi dayatan nihayetinde de karşıtlık ilişkisi içerisinde iken mevcut pozisyonunu koruma şeklinde bir sonuç ortaya çıkmaktadır. Oysaki aydınlanmanın yolu biat değil eleştiridir.

Muhalif Türk aydınlarına ilişkin Müslüm Yücel in sarsıcı bir eleştirisi ve hiçliğe karşı eleştirel kavrama yaşam kaynağı olabilecek ya da soluklanma fırsatı verecek bir retorik ortaya koydu. Ben daha çok devrim-reform zıtlığı içerisinde olmasına karşın toplumsal belek yitimi sonucu ile baş başa kalma riski taşıyan Kürt aydını ve aydınlanmasına dair eleştirel (öz) bir değerlendirmeyi yeğliyorum. Öncelikle olagelen sorun beleğin çöküşü değil salt düşüncenin çöküşü de değil düşünme ediminin kendisinin otorite merkezleri tarafından bastırılmasıdır.

Edward Said; “ Entelektüel bir dağa ya da kürsüye tırmanıp yücelerden atıp tutmaz. Tabii ki söylediklerinizi en iyi nereden duyulacaksa oradan söylemek istersiniz; ayrıca söylediklerinizi süregelen, fiili bir süreci, sözgelimi barış ve adalet davasını etkiyecek bir biçimde temsil etmek istersiniz. Evet, yalnız başına konuşur entelektüel, ama ancak kendisini bir hareketin gerçekliği ile, bir halkın özlemleriyle, müşterek bir idealin peşinde ortak olarak koşanlarla birleştirdiğinde yankı bulur sesi” der. 

Devamı yarın…

Bir Kürt Aydınının Özeleştirisi; Aydın Ve İktidar İlişkisi Üzerine Bir Deneme (1)
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir