Selman Rae Haqi’de talipleri temsil eder yani bu dine iman etmişlerin vücut bulmuş halidir. Dolayısıyla ‘’gerçek Mıselman’’ olduklarını sıklıkla ve gururla söylerler.
Arapça islam dinine iman edene Müslim مسلم denilir. Muslim; teslim olan, İslam olan <Arapça İslām إسلام teslim olma, İslam dini anlamında kullanılmaktadır. Kelime ‘slm’ köküne gitmekte olup; Arapça salām سلام] #slm faˁāl msd.] 1. sağ ve sağlam olma, 2. sağlık, selamet, barış, güvenlik; selam sözü ≈ Aramice şəlām/şalām לםָשְׁ sağlık, selamet, güvenlik, barış; selam sözü Akadca şalāmu/şulmu, Sümerce silim. Aynı devamlılıkta İbranicede de şalom kullanılmaktadır. Kimi tarihçi ve linguiste göre bu kelime M.Ö 3000’den itibaren iki yüzü aşkın Sümerce metin örneğinde görülmüş olduğunu, buradan da Sami dillerine geçmiş olduğu yönündedir. Ayrıca İbraniceden bildiğimiz David/Davut’un oğlu eski Yahudi kralı olan Şelomo Arapça söylenişi ile Süleyman, Selman, Selim v.s. gibi isimler ile aynı kök kelimeden türetilmiş olma ihtimalinin kuvvetli olduğunu da belirtmek isterim.
İslam dininden olana ise Türkçe Müslüman denmektedir. Oysaki Müslim ve Müslüman kelimeleri farklılık arz etmektedir.
Sevan Nişanyan’a göre; Farsça muslimān/muselmān مسلمان] çoğ. İslam’a mensup olanlar <Arapça Müslim مسلم +an → Müslim Not: Fa +ān çoğul takısıyla. Üstüne birde not eklemiş! Acaba Persler neden Arapça tekil bir kelimeye çoğul eki ile söyleme geregi hissetmiştir? Yoksa Persler başka bir şekilde mi bu kelimeyi tanımlamış veya telaffuz etmiş, diye. Persçede Müslümana مسلمان Mosalmān denir. (Langenscheid wörterbuch Deutsch – Persisch) Burada Arapçadaki mufail vezni kullanılmıştır. Görüldüğü gibi Nişanya’nın verdiği ikinci tanım bir hayli farklı yani başka bir şeydir.
Kanımca Türkler; İslam dinine geçtikten sonra, İrani çoğul ve bir şeye dahiliyet anlamı katan ‘’an’’ son ekini kullanmışlardır. Yani; Müslim’e dahil, Müslimden olan’’ anlamında…
Kurdi dillerde müslüman olana ‘’mıselman’’ denmekte olup bundan başkada Bingöl merkezli Zazakide ‘’bisilman’’ da denmektedir. Arapçadan gelen ve ‘’mu’’ ile başlayan bütün kelimeler İrani dillerden olan Persçede ‘’mo’’ halini alır. Mesela Arapça; [mosāfer [مسا < , مسافر musāfir تَرٍ<, مشتری muştari [moştari [ُمشْ Muhammad ismi ise Mohammad formunu alır. Arapçadan gelen ‘’u’’ sesi (peltek olsa dahi) Presçe de ‘’o’’ şeklini alır. Yani; Arapçadaki mu ön eki fiile, fail anlamı verir. Şimdi birde Kurdi dillere bakalım; musafir > mısafir (meyman bizim dilimizden olup konu dışıdır), muştari > mıştari, Muhammad > Mıhemed formunu olur. Arapçadan gelen ve ‘’mu’’ ile başlayan bütün kelimeler ‘’mı’’ formunu almaktadır ve bu ses değişimi Kurdi dillerde klasik fenomonal bir durumdur. Sebebi de ‘’ u > ı’’ ses değişimidir. Farklı bir ifade ile; Arapçadan gelen ‘‘u’’ sesi Persçede ‘’o’’ Kurdi dillerde ‘‘ı’’ formunu alır. Bu linguistik duruma göre; Arapça Müslüman anlamında olan Müslim, Kürdi dillere mıslim, Persçe’ye moslim olarak geçmiş olması gerekmektedir. Ama oysaki hala mıselman ve moselman tanımı açık ve izahatsız durmaktadır…. Konuyu anlamak için biraz daha yol kat etmemiz gerekmektedir.
Öyleyse izleri takip edelim! Buyurun!
Yukarıda İbranicede kullanılan ‘‘barış’’ kelimesinden türetilenleri yazarken ‘’Selman’’ ismini de zikretmiş idik. Şimdi, İslam tarihinde ünlü İranlı Selman isminde Muhammed’in bir sahabesi bulunmakta olup Selman-ı Farisi veya Selman-ı pak (temiz) sıfatları ile de anılmakta-bilinmektedir. Kimi tarihi anlatımlarda ilk önceleri bir Zerdüşt olan Selman sonra Hristiyan bir mezhep (belki Hristiyan bir tarikat) olan Farisiliğe geçtiği için, kimi anlatımlarda da bir Pers olduğundan Parsi > Farsi olarak Arapçada tanımlandığıdır…
Selman Arap yarımadasına yaptığı bir yolculukta Bedevilerin saldırısına uğrayıp köle olarak Medineli bir tüccara satılır ve daha sonra İslam peygamberi Muhammed onu Medine’de görüp satın alıp azad eder. Selman daha sonra İslam dinine geçmiş ve Muhammed’in önemli sahabelerinden biri olmakla beraber ilk Müslüman İranlı olarak da bilinmektedir…. Daha sonraları İran’ı ele geçiren Müslüman Araplar, bu coğrafyayı Müslümanlaştırmıştır. İşin bu noktasında Selman, İslam için birçok önemli iş ve hizmette bulunmuş, karşılığında ilhak edilen Sasani başkenti El Medain’e Vali olarak atanmıştır.
Rae haq inancındaki Selman ise: Âdem batın aleminde cennette iken bir zaman, kendisi ve Havva’dan başka kimsenin olup olmadığını bilmek istemiş.
Bunun üzerine Haq, Cebrail’e Ademi cennetin bir üst katına çıkarıp, orada olanları göstermesini buyurur.
Cennetin bir üst katına çıkan Âdem içeride bir kadın görür.
Âdem: Cebrail’e gördüğü kadının kim olduğunu sorar.
Cebrail: O Fadimeyi Zöhre’dir.
Başındaki tacı, belindeki kemeri, kulağındaki küpeleri (şeper ve şupur), ayağındaki pabuçların ne olduğunu sorar.
Cebrail: Tacın Muhammed, kemerin Ali, şeper ve şupurun Hasan ve Hüseyin, pabuçların ise Selman olduğunu söyler. (Erdal Gezik, Nesimi Kılagöz ile yaratılış üzerine. Munzur dergisi sayı 32) Fadime-i Zöhre’nin ayağındaki pabuçlar talipleri yani müminleri simgelemektedir.
Tamda bu yüzden, Rae Haq dininden olan veya Müslüman İraniler (mevali) kendilerini ‘’Selman olan ya da Selman gibi olan’’ anlamına gelen Arapçadan alınma ‘’mu’’ öneki ile Persçe ‘’moselman, Kurdi dillerde ise mıselman’’ formunda kendini tanımlamıştır. Yukarıda Müslüman olan Bingöl Zazalarının aynı zamanda ‘’bisilman’’ olarakta kendilerini tanımladıklarını yazmış idim. Buradaki ‘’bi’’ İrani dillerde ön ek olup Türkçede ‘’lı-li, lu-lü’’ ekine tekabül etmektedir. Mesela şekerli> biseker, sütlü > bisit gibi….
Toparlar isek; ‘’bisilman’’ Selmanlı anlamında olup, Türkçeye temiz bir çeviri ile yine ‘’Selman olan, Selman gibi olandır’’.
Ortodoks sufi inancında olmayan ve daha çok şii şemsiyesi altında tanımlanan süflilikte; Selman, gerçekten peygamber bir “natık“, şeriat tebliğcisi olarak, “dai” görev ve rütbesindedir, insanları imama çağırır ve bu çağrı tebliğ ettiği şeriatın gizli anlamıdır. Bu sebepledir ki, her peygamber (resul), da’i olarak çağrıda bulunduğundan, zamanı imamının hücceti ile karşılamıştır. Güneş geceyi aydınlatan ay ile nasıl tamamlanmış ise, imamın da yardımcısı olarak hücceti, delili, emini vardır. Kimi süflilikte bu delil olma hali aynı zamanda çerağdır. Ve buda Selman dan başkası değildir!
Rae Haq/Alevilik inancında insan; Haq’dan gelir ve tekrar O’na döner. Bu yüzden her inanan aynı zamanda bu yolculukta birer taliptir. Dolayısıyla taliplerin simgesi Selman olduğundan her Rae Haq inananı bir Selman, ‘’gerçek mıselman’’dır da!
