escort ankara - Türk Porno - Ankara Escort Ankara escort, eskort, escort bayan Ankara Escort Bayan arkadaş bulmak istediğiniz ve ihtiyacınız olduğu her zaman Ankara Escort Sitesi.
Delil Karakoçan
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Siyaset
  4. Kürtler’de “talep” bilinci ve “yerel yönetimler”den beklentileri…

Kürtler’de “talep” bilinci ve “yerel yönetimler”den beklentileri…

featured
Kürtler’de “talep” bilinci ve “yerel yönetimler”den beklentileri...

3.Bölüm: Porto Alegre örneği ve DEM’in Yerel Yönetimler (YY) deneyimi

Önce bir açıklama: DEM YY’leri” ifadesini, konunun daha kolay anlaşılması açısından kullanacağız.  Yoksa, teknik ve içerik olarak yanlış bir vurgudur. YY’ler bir iktidarın, siyaset sınıfının, gücün ya da partinin değildir. Halk ya da toplumun kurumsal ifadesidir. Özerk ve ademidir. Bir parti ya da yapıya mutlak aidiyeti, toplumsallaşmasını engeller.

***

KAVRAM: YY’lerin evrimi önemlidir. Talepler kadar tarihsel toplumsal olaylar da bu evrime yön verir. Alan açar ya da daraltır. Örneğin Batı demokrasisi özellikle de İskandinav ülke yapıları YY’lere geniş alanlar açar. Hatta yerel demokrasi, genel demokrasilerden de önce gelişir. 13. yüzyılda başlayan bu demokratik eğilim, siyasal, sosyo-ekonomik değişimlere bağlı olarak farklı aşamalar geçirir…

Sadece Avrupa’da değil, Amerika’da da örneğin Anglo-Amerikan siyasal sisteminin tutumu “halkın egemenliği” ne dayandırılır. Bağımsız, özerk özellikleri vardır. Merkezi yönetimlere bağlıdırlar ancak, güçlerini ondan almazlar.

Osmanlı’da Muhassıllık meclisleri seçimi

Osmanlı’da da parlamento öncesi Muhassıllık meclisleri vardır. Vilayet, Sancak, Kaza ve belediyelerde temsil ve tartışmalar görülür. Özellikle 2. Meşrutiyet döneminde Ahrar Fıkrası (Prens Sabahattin) önayak olur. Her ne kadar Fransız Devrimi’nin etkilerini azaltmak ve Osmanlı’nın çöküşünü engellemek gibi bir özel bir amaç da taşısa, Merkezi devletten Federal devlet modeline geçiş yapılır. Ancak otoriter ve totaliter yapılar fazla yol aldırmaz.

YY’ler, Batı siyaseti ve idari kurumlaşmasında merkezi roller oynar. “Demokrasi, verimlilik, etkinlik, özgürlük, özerklik ve yeniden paylaşım” gibi değerlere dayandığı görülür. Dikkat çekici olan şudur: Avrupa’da demokrasi (burjuva liberal anlamda da olsa) bu yerel örgülerden gelişerek ulusal düzeye çıkar. Gerçek demokrasi de yatay ve aşağıdan yukarı doğru katılımcı bir anlayışla gelişir. “Vatandaş”, “yurttaş” tanım ve bilinci de; birey ve toplumun değişim ve demokratikleşme sürecine doğru ve aktif katılımıyla gerçek anlamını bulur.

Brezilya, Porto Alegre örneği de tarihe önemli bir kanıt sunar. 1988 sonrası Federal Anayasa’la gerçekleştirilen desentralizasyonla (1) YY’ler farklı bir nitelik kazanır. Alanları genişletilir. Sağlık, eğitim vb. YY’lere devredilir. Altyapı, trafik, ulaşım, sosyal hizmetler aynı kapsama alınır. YY’lerin vergi toplama, oran belirleme vs. yetkileri attırılır. Özkaynak yoluna gidilerek birçok merkezi sorumluluk YY’lere bırakılır. YY’lere halkın açık ve doğrudan katlımı sağlanmış olur. Halk YY’lerin planlamaları ve harcamaları konusunda da karar verir hale gelir. Açık demokrasi güçlendikçe bürokrasi azalır. Ademi merkeziyetçilik güçlenir. Merkezi devlet, “yerinde ve özerk yönetim”in güçlenmesiyle yerellere daha az “dahil” olmaya başlar.

Özellikle 19. ve 20. yy’larda salt idari bir değer değil aynı zamanda yurttaşın kamu işlerine ilgi göstermesi ve özgürlük alışkanlığı kazanması gibi devrimsel sonuçlar yaratır…

Porto Alagre örneğinin en büyük getirisi, “demokratik yurttaş” bilincini yaratmak olur. Bu örnekle, doğru talep eden; etmekle de kalmayan görev ve sorumluluklarını yerine getiren, katılımcı, özgür ve bağımsız davranan “yurttaşlar” açığa çıkar.  Bununla da kalmaz, “kent bilinci”, “demokratik kent kültürü”nü de destekler, yaşatır. Toplumcu reflekslerin güçlenmesini sağlar.

Sonuç olarak Batı’da ya da Doğu’da nerede olursa olsun demokratik özerk YY’ler siyasi ve idari kurumlaşmalarda, demokratik hayatın gelişmesinde merkezi roller oynar.

YORUM: Doğru düşünce ve doğru temsil kadar, doğrudan katılım da kitleleri motive eder. Eşit ve “özgür yurttaş” bilincini geliştirir. Katılımcılığını perçinler. Sorumluluğunu arttırır. Güven duygusunu yukarı çeker. Yerel aidiyeti perçinler. Yurttaş, siyasal-kurumsal yapılara daha özgür, daha eleştirel ve sorgulayıcı yaklaşır. Bu da politik demokratik yapıların bürokratik aygıtlara dönüşmesini engeller. Halk, evrim geçirmiş yapıları daha çok tolore eder olur.

Tam da buradan DEM Yerel Yönetimleri’ne (YY) değinmek yararlı olabilir.

DEM, Yerel Yönetimler deneyimi…

Özgür yurttaş bilinci ve halkın doğrudan katılımından yoksun YY’ler yozlaşır.

KAVRAM: Türkiye Küresel değişime kapalıdır. Belli dönemler de nispi etkiler görülse de yapısal olarak açık değildir. Bu da genelde YY’leri özelde DEM YY’lerini avantajlı değil, dezavantajlı yapar. Dolaysıyla DEM,YY deneyimlerini değerlendirirken bu olguyu göz ardı etmek yanlış olur.

YORUM: Dezavantajları şöyle sıralanabilir:

1-Merkezi siyasal yapı DEM ve DEM YY’lerini kabullenmiş, sindirmiş değildir. “Merkeze rağmen”dir ve her dönem kayyım tehditti altındadır.

2-Merkezi yapı, ademi merkeziyetçiliğe, özerkliğe kapalıdır. Doyasıyla değişim arzular değildir. YY’lerin, anlayış ve işleyiş olarak Merkezi yapıdan ileride oluşu ilişkileri daha sorunlu yapar.

3-Başta Porto Alagre küresel örnekler, merkezi reformlarla gelişirken ya da merkezler reformları tolere ederken, Türkiye’de bu liberal reformcu zemin ve destek yoktur.

DEM, YY’lerinin bir de iç dezavantajları vardır. Kürtler’in aktif etken bir siyasal hayatı vardır. Ancak sosyo- kültürel yapısı, iç birikimi aynı düzeyde değildir. Kurumsal olarak güçlü ve etkin konumda olsa da sosyal, kültürel ve ruhsal evrimini tamamlamış değildir. “Toplumsallaşma güçlüğü” de bundan kaynaklanır. Parçalanmışlık, darlık, tutuculuk gibi dilimler kadar, tarihsel ve güncel fırsatları doğru değerlendiremeyişi de bu evrimleşme sorununa dayanır. Tüm bunlar “dış dezavantajlar”la birleşince, demokratik ve modern toplum yolunda ciddi zorlanmalar yaşar.

Bu durumda DEM, YY’lerinden güçlü devrimsel değişimler ve temsiller beklemek gerçekçi olmaz. Merkezlerin değişime kapalı yapısından dolayı YY’lerin demokratik sahayı genişletmesi pek de kolay değildir.

YY’lerin önceliği…

Kürtler, iktidardan “hak ve özgürlükler” talep ederken; demokratik aidiyetinden (Parti ya da Yerel Yönetim) daha minimal şeyler ister. Çünkü dezavantajlarını bilir. Doğru temsil, doğru duruş, doğru düşünme talep eder. Olmadık taleplerde bulunmaz. Hep olgun ve mütevazi olur. Makul sınırlar içinde kalır. Doğru yönetim, yerinde yönetim, katılımcı yönetim bekler. Adamcılığın, kayırmanın, yozlaşmanın olmadığı, herkese eşit yaklaşıldığı; herkesin söz ve ifade hakkının olduğu bir parti ve YY talep eder.

Ancak bu talepler ağırlıklı ahlaki, kısmen de sosyaldir.  Başlangıçta böyle gelişir… Bu gelişme büyük sıçramalar yaratır… Ancak olanaklar arttıkça süreç uzadıkça hastalıklar da artar olur… Demokratik yapılar, halkın doğru talepleri karşısında bocalar. Doğru “sözcülük” yapmada zorlanır. Değerli bir dostumun deyimiyle “amorf” yapılara; yani kendine özgü bir biçimi olmayan karmaşık ve çelişik yapılara dönüşür…

Halkı “talep sahibi” yapanlar, halkın beklentileri karşısında yetersiz kalır. Böylece halk ile politik yapılar arasındaki maddi bağ yerinde dursa da duygusal ve düşünsel alanda kırılmalar yaşanır…

“Talep yaratan”ın, halkın talepleri karşısındaki amorf hali beklentileri düşürmekle kalmaz; evrimi de yavaşlatır. Süreç daha ağır, daha problemli, daha karmaşık ve belirsiz ilerlemeye başlar.

Özeti budur…

Ancak doğru görü, kararlı duruş doğru ve etkin sonuçlar yaratabilir. Merkezi yapıların ve toplumun dikkati YY’lere çekilebilir. Demokratik adımlar ve yapıcı reformların yolu açılabilir.

YY’ler iç ve dış dezavantajlara rağmen işlevsel olabilir. Dezavantajları ortadan kaldıracak ya da avantajları çoğaltacak en önemli şey, YY’lerin doğru bir tanım ve içeriğe kavuşturulmasıdır.

İkinci önemli şey, “özgür yurtaş bilinci”ni oluşturacak koşulları yaratmaktır.

Bu arayış, toplumsallaşmayı sağlayacak adımları da içerir. Ve Evrimi hızlandıracak yeni değerler yaratır. Porto Alagre örneğinde görüldüğü gibi, halk katılımı, halk inisiyatifleri arttıkça yurttaş bilinci de gelişir. Bu da her koşulda YY’lerin, yurttaşları, “yaratıcı ve yapıcı özne” görmesiyle olur. YY’lerin herhangi bir partiye değil, halka/yurttaşa ait olduğu gerçeği onu gerçek anlamda sivil toplumcu zemine çeker. Bu zeminde kalması için, açık yönetim, yurttaşla açık ortak karar, ortak planlama, ortak denetim şarttır.

Bu “demokratik kent bilinci”ni geliştireceği gibi, toplumdaki “kendine yeterlilik” fikrini de güçlendirir. İktidardan, başka kurum ve yapılardan bekleme yerine, özgücüne ve özkanaklarına yönelir. Böylece yarattığını sahiplenme-koruma duygusu yeni bir toplum davranışı olarak ortaya çıkar.  Sağlıklı çevre, sağlıklı birey ve toplum da bu zenimde gelişir.

YY’ler yurttaşın evidir

YY’ler yurttaşın evidir. Yaşam alanlarıdır. Sosyalleşme, kültürleşme zeminidir. Halk YY’lerle kendini de kentini de yönetir. Kapısı halka açıktır. Özgür yurttaş bilinci ve halkın doğrudan katılımından yoksun YY’ler yozlaşır. İdari aygıtlara dönüşerek sapar. Süreç ve sorunlar her zaman değişime ihtiyaç duyar.

Değişime ihtiyaç duyulduğunda en önemli direnç noktalarından birisi tekrar konfor alanına dönme eğilimidir. Konfor alanı kimi zaman bir davranış, kimi zaman düşünce biçimi olabilir. Ancak özgür yurttaş dönme olasılığına son verir.

_____________

(1) Desantralizasyon: Ademi-merkeziyetçilik, yerinden yönetimleştirme ve orijin itibariyle Batı tarafında ortaya çıkmış bir düşüncedir. Fakat, günümüzde bu düşünce Batıda olduğu klasik anlamında çok daha geniş kapsamlarda ele alınır. Desantralizasyon kavramı klasik anlamda, merkezi yönetimlerden yerel yönetimlere uzanan görev, yetki ve kaynak aktarımını ifade eder.

Kürtler’de “talep” bilinci ve “yerel yönetimler”den beklentileri…
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir