escort ankara - Türk Porno - Ankara Escort Ankara escort, eskort, escort bayan Ankara Escort Bayan arkadaş bulmak istediğiniz ve ihtiyacınız olduğu her zaman Ankara Escort Sitesi.
Delil Karakoçan
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Siyaset
  4. Kürtler’de talep bilinci ve Yerel’den beklentiler…

Kürtler’de talep bilinci ve Yerel’den beklentiler…

featured
Özgür birey ve toplum sahip olduğu haklarla özgürdür...

1.Bölüm: “Hak” ve “talep”in evrimi

KAVRAM: Özgür birey ve toplum sahip olduğu haklarla özgürdür. Bu bilinç 20. yüzyıldaki “ulusal hareketler”le daha da gelişir. Haklar da tıpkı talepler gibi evrimsel bir yol izleyerek genişler.  Kategorik dilimlere ayrılır.

“Birinci kuşak haklar”, 17. ve 18.ci yüzyılları kapsar. Halkın kendini ilgilendiren sorunlarda söz sahibi olma arayışını içerir. Bu hak ve talepler daha çok bireysel ve siyasaldır.

“İkinci kuşak haklar”, sanayileşmenin yarattığı modern sınıflaşmayla şekillenir. “Sınıfsal haklar” olarak da bilinir. Ağırlıkla ekonomik, sosyal ve kültürel eşitlik ve yeterliliği talep eder.

“Üçüncü kuşak haklar”, çevre, toplumsal barış, adalet gibi kolektif hakları kapsar ve talepleştirir. 

“Dördüncü kuşak haklar” ise, bilim-tekniğin öne çıkmasıyla oluşan “bilgi toplumu”na dayanır. Otoriter yasakçı dayatmalara karşı, bilginin, ifade ve davranış özgürlüğünün yayılmasını amaçlar.

“Hak”lar, daha doğru ifadeyle “hak bilinci”, “Talep”i yaratır ve halkların gündemine alır.  Talepler, hak ve özgürlükler bir toplumun niteliği kadar geleceğini de belirler. Yaşam alanını oluşturur. Siyasal sistemler de pratik olarak toplumsal talepler doğrultusunda işler. İşleyişleri, çevreden yükselen taleplerin karşılanması sürecine dairdir. Bu talepler siyasal sistemlerin işlemesiyle sınırlı kalmaz, aynı zamanda çevre ve toplumu da görünür yapar.  “Talep etmek” ortak akıl ve iradeyi şekillendirir. Toplumsallaşma sürecini besler. Ve demokratik uluslaşmanın dinamik refleksini oluşturur. Talepkar halk ve uluslar karakter olarak devrimcidir. Arayış içinde ileriye, geleceğe doğru ivmelenir.

Ancak her halk, ulus ya da toplum aynı süreci izlemez. Aynı oranda “talepkar” olmaz. Jenosit, bastırma gibi olgu ve olaylar, doğal toplumları ve onun evrimsel seyrini etkiler. Problemli hale getirir. Bozar ya da değiştirir.

“Geciktirilmiş toplum” yapısı ciddi zorlanma ve sorunlara yol açar….

YORUM: Mezopotamya Kürtleri bunlardan biridir. Sosyal, kültürel ve politik evrimi, tarihsel olarak başka toplumlardan farklı ve problemli bir yol izler. “Gecikmiş” ya da “geciktirilmiş toplum” yapısı, ciddi zorlanma ve sorunlara yol açar. Bugün bile “tartışılır halk” olması, bu problemli süreçten kaynaklanır. “Talep edilen haklar” karşısındaki ketumluk ve katılık, fiziki, siyasi, ekonomik ve kültürel bariyerler kilitlenmeye yol açar.

Kürtler tarihsel yolculuğunda “doğal toplum” özelliğini kaybeder. Tarih okunduğunda, bu özelliği edinme arayışlarının her defasında egemen ağlara takıldığı ve Kürtleri “doğal sürecin” dışına ittiği görülür.  Genelde tarih, özelde bölgesel ve küresel olaylar; birçok halk ya da ulusu tarih sahnesine çıkarır. Ancak aynı olaylar Kürtler üzerinde (istisnaları saymazsak) benzer sonuçlar yaratmaz. Bu olumsuz durum Kürt siyasal -toplumsal evriminde geriletici bir rol oynar.

Siyasal sistemlerle ilişkili olan bu hususun bir sonucu daha vardır: “Talepsizlik”!

KAVRAM: “Talepsizlik”, genellikle haklarını elde edemeyerek çözülme sürecine alınmış toplumlarda görülür.  Bu da tarih sahnesinde görünür olmalarını engeller. Evrimlerini duraksatır ya da geciktirir. Kaderci bir akışa sürükler. Başka güçlerin ya da hayatların nesnesi haline getirir. Kayıtsız, tepkisiz toplumlar, özne olmaktan çıkar. Tarihsel değişim ve gelişimi izlemekle yetinir.

YORUM: Kürtlerin, uzak ve yakın geçmişin belli dönemlerinde iradi davranışlar sergilediği, tepki verdiği doğrudur. Böyle de olsa “hak bilinci” köreltildiğinden çoğunlukla “talepsiz”dir. Yaşamları sıradan ve kendiliğindendir.   İsteyen, talep eden halk ve toplum özelliği körelir. Kürtlerdeki ağır dağılmışlık ve bunun yarattığı “boşluk” duygusu, kolektif sorunlara ilgisizliği derinleştirir. Kürtler bu tarihsel kesitlerde, “talepsiz” kalır. Evrimi durmuş ya da tersinden evrim sürecine girmiş bir halk olarak anılır olur.

Toplumsal aidiyet ve kolektifler yaratamayan halkların ortak ve kaçınılmaz kaderidir bu!

KAVRAM: “Talep”, bir toplumun “doğal evrimi” ve “hakları” sonucu gelişirse sağlıklıdır. Daha büyük kabul görür. Benimsenir. Bir toplumun kendi taleplerine yabancılaşması ya da aidiyet oluşturmaması ise dağılmalara yol açar. Çözümü değil çözülme sürecini hızlandırır.

Taleplerin kolektifin ortak refleksi haline gelişi…

YORUM: Bugün Kürtlerin hakları olan ve “talep eden halk” özelliğe kavuşması evrimsel süreçlerin doğal sonucu değildir. İradidir. Başlangıçta iradi müdahale vardır; kendi hak ve taleplerine yabancıdır. Ancak Kürtler “iradi müdahale” ile açığa çıkarılan “talepleri” doğru algılar, toplumsal kolektifin ortak refleksi haline getirerek kabullenir… Tarihsel sıçrama ve evrim de bu refleksle gerçekleşir. “Durağan toplum”dan- “akan toplum”a geçişi sağlayan da aynı reflekstir. “Gecikmiş evrim”in miladı olarak yerini alır. “Talep etmek” ise değişim sürecini hızlandırır.

KAVRAM: Doğal haklara dayanan her talebin muhatabı vardır. Muhataplar talebi karşılar ya da karşılamaz. Bu durum, “talep eden” ile “edilen” arasındaki probleme parmak basar. Talep edilen şey ya da şeyler, doğru muhatap, doğru karşılık buldukça toplumlar doğal evrim süreçlerine geri döner. Tersi durumlarda politik bakımdan az-talep dengesi bozulur.

YORUM: Talepkar toplumların iki doğal muhatabı vardır. Birincisi siyasal sistem yani iktidardır. İkincisi, toplumun aidiyet hissettiği demokratik güç ya da Parti’lerdir.  Burada evrim de basamaklı gelişir. İktidar basamağı ve demokratik güçler ya da Partiler basamağı! Bu yapıların talepler karşısındaki tutumu, evrimsel değişimi yavaşlatır ya da hızlandırır.

Örneğin iktidarın “talep” ve talep eden” ile uyumu evrim sürecini hızlandırır. Değişimlere yol açarak çözümsel nitelik kazandırır. Demokratik yapı ya da Partilerin tutumu da benzer sonuçlar verir… Uyumsuzluk ise, çözümsüzlüğü derinleştirerek değişim sürecine ket vurur.

İktidarların talep edilene nasıl yaklaştığı önemli bir başlıktır. Ancak irdelemek istediğimiz demokratik güçlerin “talep eden”e yani halka ve “talepleri” ne nasıl yaklaştığıdır.

(Devam edecek)

Kürtler’de talep bilinci ve Yerel’den beklentiler…
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir