Kendine ulaşan insan yaşar, hayatta kalır. “Nefer” değil, “Sefer” olur. Zamanın içine doğru yolculuklar yapar. Büyük ordular, devletler, iktidarlar kurmaz. Akıl yürütür. Kendi içine dönük yolculuklarla kendine ulaşır, kendini bulur. Özgürlük, kendini bulmaktır…
Tercih ve Özgürlük
Tercih, bilinçli eylemin başlangıcıdır. Zorlamalı gelişirse özgür niteliğini yitirir. Birey tercih yaparken aynı zamanda kendi değer sistemini de oluşturmuş olur. “Özgür irade” de aynı disiplin içinde oluşur. Seçeneği özgür kılacak olan da “kendi olmayı” başarmış olmaktır. “Seçim ya da tercih yapma yetisi” de aynı değerler sistemine işaret eder. Bilgi felsefesinde de durum aynıdır. Doğru seçenek, bilgi kaynağını sorgulamakla gelişir. Böylece tercih, güdüsel olmaktan çıkarak bilimsel temele oturmuş olur. Tavır, davranış, duruş, yürüyüş özgürleşir.
Aslında “varoluşçu” önerme gibi görünse de kim olduğumuzu, nasıl yaşayacağımızı, hayata ne gibi anlamlar yükleyeceğimizi tercihlerimizle belirleriz. Özgürlük, “dışsal sınırlama ve dayatmalar olmaksızın kararlaşma ve eylemde bulunma yetisi” ise eğer, o da tercihlerimizle oluşur. Özgürlük, “engellenmeden istediğini yapabilmek” değildir! Çünkü hiçbir düşünce, eylem ya da davranış, bireyin kendi sınırları ve aidiyeti içinde kalmaz ve gelişmez. Bu durumda özgürlüğün sınırları hususu, hukuki bir sorun değil; ahlaki, sosyal, politik ve içsel bir sorundur.
Burada “güç” – “özgürlük” ilişkisi bir adım öne çıkar. Ancak “güç” olgusunu fiziksel, idari ya da askeri anlamda değil; tercih-kararlaşma-irade ve özgürlük denkleminde oluşan “iç güç” bağlamında ele alıyoruz. Zira gerçek güç, “içe doğru kurulan bir hakimiyettir” ve asla “sizden alınmayacak bir şeydir.” Daha açık bir ifadeyle; tercih yapma, hayata ve olaylara yön verme, değer katma ve her durumda özgür kalma yetisidir. Bu yeti, yaratıcı aklın ve sosyal dönüşümlerin itici kuvvetidir.
Kendi tarihinin öznesi olmak…
Tercih ve özgürlük: Bu iki olgu bireyi hayatın olağan akışından alır, kendi tarihinin (bilinçli zamanın) öznesi yapar. Ancak bu geçiş okulda “sınıf geçmek” gibi bir şey değildir. Tarihin akışını değiştirecek yaratıcı emek sürecinin öznesi olmaktır. “Sınıf geçerek” kariyer sahibi olabilirsiniz, bir işiniz, konumunuz, mevkiniz olabilir ancak akışı değiştiremezsiniz. Sadece kendi tarihlerinin yaratıcı öznesi olanlar akışı değiştirebilir. Tarihte birçok kişi –Sezar, Hitler, Mussolini, Salazar, Franko gibi birçok tiran- akışı değiştirmek istemiş ancak tarihin yükünü ağırlaştırmaktan başka bir işe yaramamıştır. Sahip oldukları “güç ve güvenlik güdüsü”, iştah ve tatminsizlik onları sadece ölümcül ve tehlikeli yapmıştır.
Sosyalizm ya da ulusal bağımsızlığa heves edenler bile, güdüsel alandan bilinçli özgürlük alanına geçiş yapamadıklarından benzer güdülerin kurbanı olmuşlardır.
Felsefi anlamda hayatın başlangıcı…
İçerik ve yöntem: Birey bu yolculuğa zihniyle çıkar. Güdüsel olandan kaçınır. Hayatı izleyerek doğru, özgür seçenekler geliştirir. Burada önemli olan kafanın içidir, “içsel güçtür.” Gerçek dünya orasıdır. Bu dünyayı yani kafanın içini ne kadar özgürleştirdiğin ve doğru tercihler yaptığındır. Hayat da felsefi anlamda orada başlar ve biter. Kafanın içindekilere ulaşamıyor ve ondan uzaktaysan eğer yaşamıyorsun demektir. İnsanın gerçek ölümü/yokluğu da kendine ulaşamamasından gelir…
Kendine ulaşan insan yaşar, hayatta kalır. “Nefer” değil, “Sefer” olur. Zamanın içine doğru yolculuklar yapar. Büyük ordular, devletler, iktidarlar kurmaz. Akıl yürütür. Kendi içine dönük yolculuklarla kendine ulaşır; kendini bulur. Özgürlük, kendini bulmaktır…
Özgürlük, kendini bulmaktır!

Bir diğer ifadeyle özgürlüğün şartı kendini bulmaktır. Bu şart, birey ile kolektif sorunsallık arasında devrimci bir ilişki yaratır. Hayatın başlangıcı kafamızın içi ise kendini bulmak, iç güç yaratmak da özgürlüğün başlangıcıdır. Başka bedenlere, ruhlara, sosyal hayatlara, düşünce ve inanç kalıplarına sahip olanlar özgürlük şartını yerine getiremezler.
Platon özgürlüğü “insanın kendi yapısını seçmesi; nasıl bir insan olacağına kendisinin karar vermesi” olarak tanımlar. Özgürlük kadar özgür düşünce ve özgür eylemde de temel özne insandır. İnsanın kendi yaratı ve kararlaşma sürecidir.
Ancak bu süreç her yerde işlemez. Özgürlük, gereksinimini yaratan alanın içinde olmayı gerektirir. Sokrates buna, “kaçarak değil, kalarak özgürlük” der. Harika bir tanımlamadır bu… Alan değiştirerek, görece özgür yerlere giderek; ülke, mevki, örgüt, parti, siyaset değiştirerek özgür olamazsınız!
* * *
İnsan kendini yine kendinde bulur. Hayat, olaylar, ihtiyaçlar ayna tutar ancak mekân kendi varlığıdır. İnsanı ifade eden, tarihinin parçası olan toplumsal şartlar içinde kendini bulabilir…
Önerme ve sonuç: Kişi kaybettiğini, kaybettiği yerde bulabilir. Başka yerlere, diyarlara mekânlara gitmek kişiyi özgürleştirmez. Çünkü özgürlük bir mekân arayışı değildir. Yeni bir mekân yaratmak da değildir. Özgürlük, yaşam arayışıdır! Bu arayış büyük ruhsal, düşünsel ve sosyal çatışmalar, hesaplaşmalarla ilerler.

Hesaplaşılması gereken karşıtları yani fiili özgürlük alanını kısıtlayanlar değil, kişinin kendisidir, içindeki sınırlarıdır. Saklı kaygılar, töreler, gelenekler, inançlar, bağımlılıklar, alışkanlıklar, güdüler, güç arayışını dışsallaştıran, fiziksel, idari ya da askeri bir değer olarak gören anlayıştır hesaplaşılması gereken. Kaybettiğimiz bu anlamda kendi içimizdedir.
Özgürlük de fiili ve fiziki bir süreç değil, bir iç süreçtir. Özgür koşulların oluşması demek bireyin özgürlüğü anlamına gelmez. Olsa olsa, özgür koşullardan bireyin faydalanması anlamına gelir. Bundan da özgür olduğunuz sonucu çıkmaz. Öyle olmuş olsaydı kendini yalıtan, izole eden, sakınan, yalnızlaştıran her birey özgür olmuş olurdu!
Özgürlük bireyin sadece dış dünya ile yaşadığı savaşı kazanması ya da dış dünya ile olan problemini çözmesi değildir. Ondan da önce kendi iç dünyasında yürüttüğü savaşı kazanmasıdır.
Gelecek bölüm: Kısa birkaç örnek…

Benim tanımlamalarımla hiç uyuşmuyor…♂️
Tek cümle ile özgürlük niyetler seçimler kararlar irade gibi soyut kavramlar yerine bir imkan olayıdır…
İstediğin kadar tercih yap istediğin kadar seçim iraden olsun istediğin kadar bir şeyi yapma istencin olsun, bunları yapacak gerçeğe dönüştürecek imkanın yoksa özgürlük boş bir kavramdan ve yanılsamadan ibaret olur…♂️