escort ankara - Türk Porno - Ankara Escort Ankara escort, eskort, escort bayan Ankara Escort Bayan arkadaş bulmak istediğiniz ve ihtiyacınız olduğu her zaman Ankara Escort Sitesi.
Delil Karakoçan
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Felsefe
  4. Güdü, tercih ve özgürlük!

Güdü, tercih ve özgürlük!

featured
Ey Özgürlük...

1.Bölüm:

Güdü: Kaybedişin kodları

Giriş: Kaybedişlerimizi, teknik-pratik sorgulama ya da eleştirilere tâbi tutabiliriz. Kısmi yanıtlar da alabiliriz. Ancak hayat yaşadıklarımızdan, bir diğer ifadeyle görünür olandan ibaret değildir. Pratik bir sorgulayıcı olabilir fakat tek başına iyi bir sorgulayıcı değildir. Düşünce (ağırlıkla da ideoloji) iyi bir sorgulayıcıdır ve yarattığı aydınlığı, her şeyi görünür kılar. Doğru sonuçlar, doğru perspektiflerle alınabilir. Hayata ve olaylara buradan bakanlar buzdağının su yüzündeki kısmını değil, aynı zamanda su altındaki kısmını da görür ve doğru tanıma ulaşır. Yargı da bu tanımdan çıkar. Görmemek ya da görmezden gelmek politik toplumsal amacı boğar, yürüyüşü ve yürüyeni yanlışa yönelterek yanılgılı hale getirir. Böylece kaybediş kesinleşirken, fondaki müzik dramatik biçimde değişir…

Durum: Yatay sosyalizm bir üreme/çoğalma/çoğullaşma eylemi değil; güdüsel ve kendiliğinden olanı reddeden kolektif bir eylemdir. Yaratıcı akıl ve özgürlük, bu eylemi demokratik toplumcu kimliğe büründürür. Her tür doğum, çağımızda kontrol edilebilir olsa da bozulmuş döngüsüyle güdüsel bir akıştır. Bu akıştan topluluklar oluşabilir ancak özgür toplumlar oluşamaz. Vardığımız sonuç şudur: Üremek, çoğalmak sosyal bir eylem olmadığı gibi, yaşamın kendisi ya da başlangıcı da değildir.

Yaşam, kolektif emek üretkenliğinin oluşturduğu bilinçli sürecin ürünüdür.    Ancak emek, (köle emeğinin toplumsal hayata bir şey katmayışı gibi) tek başına bir anlam taşımaz; toplumsal hayata bir şeyler kattıkça gerçek anlamını bulur.

Sosyal hareketler sadece risk altında değil, aynı zamanda risk sahası içindedir.

Üremek, çoğalmak, yığınlar, klanlar, kabileler, aşiretler, uluslar oluşturmak çoğunlukla güdüsel bir yolculuktur. Bu yolculuk yeme, içme nefes alma gibi öğrenilmemiş, fizyolojik güdülere dayanır. Öğrenme yoluyla sonradan kazanılan güç, başarı, statü gibi ikincil güdüler de karakteri gereği toplumsal hayata bir şey katmazlar. Bu kendiliğinden yolculuğun temelinde ise “güç biriktirmek” bir diğer ifadeyle “güç ve güvenlik güdüsü” vardır. Üstün gelme ve başkalarını kontrol etme, sahip olduğunu elinde tutma biçiminde tanımlanabilecek bu husus, modern insanın güdü bariyerini aşmadığını gösterir. Anlamı şudur: Sosyal hareketler sadece risk altında değil, aynı zamanda risk sahası içindedir. Uzun sosyal mücadelelere rağmen hâlâ bir “geçiş hareketi” özelliğindedir. Böylesi durumlarda ise yaratıcı akıl ve bilinç fena halde baskılanır. Doğurganlık ve sayısal büyümeler (çoğalmalar), “güçlü devlet/örgüt/toplum/ulus” olmanın ön koşulu olarak ün yapar.

Sanık: Aklın ve sosyal bilincin rol almadığı güdüsel süreçler, eril-egemen objeler biriktirir. Şiddeti kutsayarak, sosyal düzeni sağlayan ana disiplin yapar. Güdüsel olanlar, varlıklarını şiddete bağlayarak ondan beslenenler ne amaçla ve ne adına olursa olsun erildir! Demokratik toplum özelliğini taşımaz. Er/eril ve onun güdüsel-cinsel eyleminin yarattığı sosyal kültür, toplumsallaşmalarını engeller. Er/eril siyaset ve yarattığı kültürel bütün, demokrasi ve demokratik siyasetin sanığıdır.

Buradan bakıldığında sosyalleşmemiş politik yapı ve bireylerin “güdüsel bariyerleri” aşmadığını görürüz. Toplumsallaşma sorununun odağında sadece pratik-politik yetmezlikler değil, güdü gibi ilkel refleksler ve onu tolere eden eril anlayış ve eğilimler vardır.   

Bu bağlamda Öcalanın yoğun uğraş ve aydınlatıcı çabalarına rağmen, kendiliğinden ve güdüsel alandan, bilinçli alana geçiş yapılamadığını görürüz.

Kaybedişin kodları…

Kaybedişin işareti…

Saptama: Tarihte birçok halk, toplumsal ve sosyal hareket güdüsel alandan, bilinçli alana geçiş yapamadığı için kaybetmiştir. Güdüler dehşet bir tatmin yaratır, sahip olma arzusunu arttırır; insanı, bir anda hazzın baş döndürücü evrenine yollar. Ancak hiçbir biçimde ve hiçbir alanda ilerleme sağla(t)maz. O spontaneliği sever. Özellikle “güç ve güvenlik güdüsü”; kolektivizm, eşitlik, özgürlük, paylaşım gibi sosyal disiplinleri sevmez.

Bundandır ki sosyal devrim ya da ilerleyişler insanın güdüsel alandan bilinçli alana geçişini zorunlu kılar.

Bu da iki önemli şeye işaret eder: Tercih ve Özgürlük!

Gelecek bölüm: Tercih ve özgürlük!

Güdü, tercih ve özgürlük!
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir