Türkiye’de son aylarda Alevi toplumu, CHP içindeki kurultay tartışmaları ve Hacı Bektaş Veli anma etkinlikleri üzerinden yeniden gündemin odağına oturdu. Özellikle eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu‘nun Alevi kimliği, parti içi hesaplaşmalarda hedef tahtasına konurken, bu süreçte mezhepçi söylemlerin artması Alevi örgütlerini ayağa kaldırdı. Tartışmalar, Kılıçdaroğlu‘na yönelik eleştirilerin hızla “Alevi düşmanlığına” dönüştüğü iddialarıyla alevlendi.
Peki kim ne dedi? Bu söylemlerin Kılıçdaroğlu’yla ilişkisi nedir? İşte son gelişmelerin özeti, güncellenmiş haliyle.
Kurultay Gölgesinde Yükselen Mezhepçi Gerilim
CHP’nin 38. Olağan Kurultayı öncesi ve sonrası dönemde, Kılıçdaroğlu’na “Alevi lobisi” veya “siyasal Alevicilik” ithamları yağmur gibi yağdı. Bu söylemler, özellikle gazeteci Merdan Yanardağ‘ın Tele1 kanalındaki açıklamalarıyla zirveye ulaştı. Yanardağ, Kılıçdaroğlu ve destekçilerini eleştirirken, “Öyle ‘piro, dede, Alevi’ edebiyatıyla olmaz!” diyerek Alevi kültürel unsurlarını küçümseyen ifadeler kullandı. Bu sözler, Alevi toplumu tarafından “hakaret” olarak nitelendirildi ve sosyal medyada büyük tepki topladı. Bir kullanıcı, “Bu söylem, Alevileri marjinalleştirmek için kullanılıyor; ezilen bir toplumun hak mücadelesi gerici değil, ilerici” diye yazdı.

Yanardağ’ın programdaki bir diğer tartışmalı ifadesi ise “Alevilerin haini çoktur” oldu. Bu sözler, Kılıçdaroğlu’nun kurultay davası öncesi tutumunu eleştirirken sarf edildi ve Alevilere yönelik nefret söylemi olarak değerlendirildi. Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı Ebubekir Şahin, sosyal medyadan yaptığı açıklamada bu ifadeyi kınadı: “Tele1’de Alevilere yönelik ‘hain’ ithamı kabul edilemez; nefret söylemi olarak işlem başlatacağız.” Şahin, yayınların soruşturulacağını duyurarak, “Bu tür ifadeler toplumsal barışı zedeler” dedi. Bu gelişme, tartışmaları medya denetimi boyutuna taşıdı ve Alevi örgütlerinden destek gördü.

Alevi örgütleri de sessiz kalmadı. Türkiye Alevi Vakıfları Federasyonu Genel Başkanı Haydar Baki Doğan, Yanardağ’ı ve benzer söylemleri sertçe kınadı: “Alevilik, mazlumların mücadelesidir. Kılıçdaroğlu üzerinden Alevilere saldırmak, sınıf çatışmasını mezhep kavgasına dönüştürmektir.” Doğan, ayrıca CHP içindeki “tasfiye” girişimlerini eleştirdi ve “Dersim çetesi, Alevi lobisi gibi ithamlar, Baykal dönemindeki acı tecrübeleri hatırlatıyor” dedi.
Öte yandan, CHP’li Aleviler kurultay tartışmalarının “organize Alevi düşmanlığına” evrildiğini savundu. Bir grup CHP’li, Genel Başkan Özgür Özel‘e çağrıda bulundu: “Bu saldırıları durdurun; Kılıçdaroğlu’nu eleştirmek, Alevileri hedef almak anlamına gelmemeli.” Benzer bir tepki, akademisyen Ayfer Karakaya-Stump’tan geldi: “Mezhepçilik, günlük hayatta gizli bir ayrıcalık üretir. Kılıçdaroğlu vakası, Alevifobinin yüzleşilmezliğini gösteriyor.”
Hacı Bektaş Veli Anmaları: Davet Edilmeyen “Yüz Akı”
Tartışmalar, Ağustos ayındaki Hacı Bektaş Veli anma etkinliklerinde yeni bir boyut kazandı. Kılıçdaroğlu, etkinliklere davet edilmedi –hatta geçen yıl su vermekten bile kaçınılan bir figür olarak anıldı– ancak kısa süreli eski CHP Genel Başkanı Hikmet Çetin başköşede ağırlatıldı. Bu durum, Alevi kanaat önderlerini öfkelendirdi.

Cengiz Sarıyer ise yönetimi istifaya çağırdı: “Kılıçdaroğlu, Alevilerin onurudur. Bu dışlama, Hacı Bektaş’ın ruhuna ihanet!”
Alevi Vakıfları Federasyonu da benzer bir kınama yayınladı: “Yazıklar olsun; aslanla ceylanı bir tutan Hünkar’ın yolunu inkar ettiniz.” Doğan, Kılıçdaroğlu’nun davet edilmemesini “siyasi hesaplaşma” olarak yorumladı ve “Özgür Özel’in dışlaması, rüşvetçi olmayan bir lidere darbe” diye ekledi.
Kılıçdaroğlu’nun Rolü: Savunma mı, Eleştiri mi?
Kılıçdaroğlu‘nun Alevi kimliği, tartışmaların merkezinde. Kendisi doğrudan yanıt vermese de destekçileri “Sırf Alevi diye saldırmak aptallık; CHP’yi karıştıran siyasetine bakın” diyor. Bir kısım Alevi, onu “yüz akı” olarak savunurken, diğerleri siyasi başarısızlığını eleştiriyor: “Kayyum olarak dönerse oy vermeyiz; İmamoğlu-Yavaş ikilisi seçimi alırdı, Kılıçdaroğlu engel oldu.”
Turna adlı bir kullanıcı, net bir çizgi çekti: “Kılıçdaroğlu’nu eleştirin ama Aleviliği hedef almayın. İçinizdeki ilkel nefreti kusmayın.”
Emek Partili İlhami Şahbaz ise olayı genişletiyor: “Dün Kürtlere bugün Alevilere nefret; Kılıçdaroğlu Alevileri temsil etmiyor, ama saldırı aynı gazabın parçası.”
Alevilerden Kılıçdaroğlu’na “tarihi çağrı” da geldi: “Saraya alet olma; CHP’yi kurtar.” Ancak bazı yorumlar, “Kürt-Arap-Alevi denklemi” önerisini reddettiğini vurguluyor: “Aleviler her yerde mazlum; Kılıçdaroğlu ekibiyle 17 belediye kaybetti, ama tebrikler.”
Sonuç: Sınıf mı, Mezhep mi?
Uzmanlar, bu tartışmaları “sınıf çatışmasının mezhebe kayması” olarak okuyor. Kılıçdaroğlu, Alevi kimliğiyle “kontrol edilemez” bir figür olarak görülüyor; saldırılar ona zarar verse de Alevileri mobilize ediyor. sendika.org’da yayınlanan bir analiz, “CHP, muhalif rızayı devşirirken Alevileri araçsallaştırıyor” diyor.
Alevi toplumu, “Herkes eleştirilebilir, ama nefret dili kabul edilemez” mesajı veriyor. RTÜK’ün müdahalesi, konunun yasal boyuta taşınmasıyla tartışmaların derinleştiğini gösteriyor. Tartışmalar, CHP’nin geleceğini ve Alevi haklarını şekillendirecek gibi görünüyor. Gelişmeleri takipteyiz.
