Alevi kurumlarından MEB’in eğitim modüllerine tepki: “Alevilik devlet tarafından yeniden tanımlanamaz”

featured

Yedi Alevi kurumu, Millî Eğitim Bakanlığının Alevi-Bektaşi inancı ve kültürüne ilişkin eğitim modüllerine karşı ortak açıklama yayımladı. Açıklamada, Aleviliğin yalnızca kültürel başlıklarla ele alınmasına ve yol-erkân hizmetlerinin sertifikaya bağlanmasına itiraz edildi.

Alevi kurumları, Millî Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından hazırlanan Alevi-Bektaşi inancı ve kültürü eğitim modüllerine ilişkin ortak açıklamada, süreci kaygıyla takip ettiklerini belirtti. Kurumlar, Aleviliğin aktarımında söz ve irade sahibinin Alevi toplumu olması gerektiğini vurguladı.

Açıklamada, Alevi-Bektaşi tarihinin, edebiyatının, müziğinin, ozanlarının, ocaklarının ve dergâhlarının çocuklara ve toplumun farklı kesimlerine anlatılmasının ilk bakışta olumlu görülebileceği ifade edildi. Ancak temel meselenin, Aleviliğin “kim tarafından, hangi anlayışla ve hangi yetkiyle” anlatılacağı olduğu kaydedildi.

“Alevilik devlet tarafından yeniden tanımlanacak, biçimlendirilecek veya müfredatlaştırılacak bir ‘kültür’ başlığı değildir” denilen açıklamada, Aleviliğin kendi tarihsel hafızasına ve inançsal bütünlüğüne sahip, yaşayan bir inanç olduğu belirtildi.

104 saatlik modüle ve “usta öğretici” uygulamasına itiraz

Kurumların açıklamasına göre, MEB tarafından “Alevi-Bektaşilikte Yol Erkân” başlığıyla 104 saatlik bir eğitim modülü hazırlanması ve eğitimi verecek kişilerin “usta öğretici” olarak görevlendirilmesinin öngörülmesi, inanç ve temsil açısından ciddi bir sorun oluşturuyor.

Yol-erkân hizmetlisi olmanın bir meslek olmadığı vurgulanan açıklamada, mürşit, pir, dede, ana, baba, rehber ve diğer hizmet sahiplerinin yol içindeki konumlarının devlet tarafından verilecek bir sertifikayla belirlenemeyeceği ifade edildi. Kurumlar, “Bir devlet kurumu tarafından verilen ‘usta öğreticilik belgesi’, bir kişiyi Alevi yolunun inançsal taşıyıcısı yapmaz” dedi.

Aleviliğin yalnızca “Anadolu irfanı”, “millî kültür”, “toplumsal birlik”, “kardeşlik” ve “değerler eğitimi” başlıkları altında ele alınmasının, onun bir inanç ve yaşam yolu olduğu gerçeğini eksilttiği belirtildi.

“İtirazımız Aleviliğin öğrenilmesine değil”

Kurumlar, itirazlarının çocukların ve toplumun Aleviliği öğrenmesine yönelik olmadığının altını çizdi. Alevi toplumunun kendi çocuklarına inancını, tarihini ve kültürünü aktarma hakkını savunduklarını belirterek, bu hakkın öznesinin Alevi toplumu olduğunu vurguladı.

Açıklamada, devletin görevinin Alevilere Alevilik öğretmek değil, eşit yurttaşlık, inanç özgürlüğü ve laiklik temelinde herkesin kendi inancını özgürce yaşayabileceği koşulları sağlamak olduğu ifade edildi.

Alevi toplumuna çağrı

Ortak açıklamada, 1826’da Bektaşiliğin yasaklanması ve Bektaşi tekkelerine yönelik müdahaleler hatırlatılarak, bugünkü sürecin tarihsel hafızadan bağımsız değerlendirilemeyeceği belirtildi. Kurumlar, farklı bir yöntemle aynı tarihsel anlayışın yeniden üretilmesinden kaygı duyduklarını dile getirdi.

Alevi toplumuna ocaklara, dergâhlara, cemlere, erkâna ve inanç hafızasına sahip çıkma çağrısı yapılan açıklamada, “Aleviliğin geleceğini devletin bürokratik mekanizmalarına bırakmama” vurgusu öne çıktı.

Zorunlu din derslerine ve yıllardır süren inkâr politikalarına da tepki gösteren kurumlar, “Alevi toplumu buna rızalık vermez! Alevilik Alevilerin Yolu’dur” ifadelerini kullandı.

Ortak açıklamada Alevi Bektaşi Federasyonu, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, Türkiye Alevi Federasyonu, Alevi Kültür Dernekleri, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği ve Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonunun imzaları yer aldı.

Alevi kurumlarından MEB’in eğitim modüllerine tepki: “Alevilik devlet tarafından yeniden tanımlanamaz”
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

KAI ile Sohbet Et

Yapay zeka asistanı
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.