Delil Karakoçan
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Yeni açmaz: Ütopik sosyalizme kayış (mı?)

Yeni açmaz: Ütopik sosyalizme kayış (mı?)

Bilimsel sosyalizm, ütopiklerin aksine zaman mekân kavramını dikkate alan nesnel gerçekliğin belirli yasalarına dayanır.

featured
Ütopik sosyalistler; ideal, daha adil ve eşitlikçi bir toplum yaratmayı öngörürler.

İdeolojik belirlemeler, tezler politik doğrultuyu belirler. Pratiği kör döğüşlerden, çıkmaz sokaklardan kurtarır. Araç ve argümanların doğru kullanılmasını sağlar. Bundandır ki sosyalizm yolunda “öncüler”, ideolojik doğrultuyu önemser ve önceler. Sosyalist tezin (sosyalist yolun) gerekli kıldığı araç ve argümanların ne olduğu ve nasıl kullanılması gerektiği hususunun altını kalın çizgilerle çizer. (*)

İdeolojik doğrultu olmadı mı politik hat kaybolur. Pratik politika, birbirinden tutarsız ve çelişik zeminlere kayarak can verir. Özgürlük arayışçıları “deli danalar” gibi bir o yana bir bu yana dolanır durur. “Havanda su dövmek” gibi bir illetin (pratiğin) kucağına düşerek bunalır.

Korkarım pratik olarak biraz böyleyiz.

Ütopik sosyalistler- Bilimsel sosyalistler.

Zorlanma, demokratik güçlerin, bilimsel sosyalist pratikten-ütopik sosyalizme kayışına işaret ediyor gibi. Paradigmayı es geçen (bypass eden) politik pratiğin, karmaşık ve tutarsız seyri doğrulayan argümanlarla dolu… Parlamenter yol başta olmak üzere burjuva araçlara aşırı angaje performanslar başka ne anlama gelebilir?

Bilindiği gibi, Ütopik sosyalistler (Robert Owen, Saint-Simon gibi); ideal, daha adil ve eşitlikçi bir toplum yaratmayı öngörürler. Sınıf mücadelesine (burjuvazi ve proletarya) ihtiyaç duymadan, toplumsal eşitlik ve insanlar arasındaki uyum yoluyla değişim amaçlarlar. Kapitalizmin eleştirel ve bilimsel analizini yapmaktan kaçınırlar. Daha da önemlisi ideal özgür topluma (sosyalizm) ulaşmak için gerekli araçlara odaklanmazlar.

Ütopik sosyalistler (Robert Owen, Saint-Simon gibi); ideal, daha adil ve eşitlikçi bir toplum yaratmayı öngörürler.

Temel toplumsal ve sınıfsal çelişmeleri ve bunun gerekli kıldığı mücadele biçimlerini atlayarak sistem içinde kaybolurlar. Ütopikler, toplumun gerçek (nesnel) koşullarını dikkate almadıklarından hayali ve fütüristik bir yol izlerler. Bu özellikleriyle değişim diyalektiğine dayalı eleştiren, yargılayan bilimsel evrensel tezlerle hareket eden demokratik toplum tezinden uzaklaşırlar.

Bilimsel sosyalizm ütopiklerin aksine zaman mekân kavramını dikkate alan nesnel gerçekliğin belirli yasalarına dayanırlar.

Ütopik sosyalistlere karşılık Marksistler ise (Karl Marx, Friedrich Engels gibi) “Bilimsel sosyalizm”i ileri sürerler. Ütopiklerin aksine zaman mekân kavramını dikkate alan nesnel gerçekliğin belirli yasalarına dayanırlar. Kapitalizmi eleştirel ve bilimsel analize tabi tutarlar ve ütopik sosyalistlerin aksine özgür ideal topluma ulaşmak için sosyalist çözümün öngördüğü argüman, araç ve mücadele biçimlerine odaklanırlar. Bunu da daha aktif ve daha az idealleştirilmiş bir sosyal gerçeklik fikriyle yaparlar. Yani değişimi akışa bırakmayıp iradi müdahalelerde de bulunurlar.

Bilimsel sosyalizmin çağdaşı: “Radikal demokrasi”.

Günümüzde bunun karşılığı “radikal demokrasi”dir. Radikal demokrasi, liberal demokrasi ya da müzakereci demokrasi eleştirisi üzerine gelişir. Değişim ve devrim olgusunu gerçek ayakları üzerine oturtur. “Radikal demokrasi yalnızca farkların, muhalefetin ve karşıtlığın kabulünü değil, ona dayanmayı esas alır.” Karakteristik olarak kapitalist toplum ve araçlarından ayrışır. Kendi özgün araçlarını yaratır. Baskıcı güç ilişkilerini görünür yaparak değiştirmeyi amaçlar. Ütopiklerin aksine bunu sürece bırakmaz ya da salt politik araçlarla geliştirmez. Radikal değişimci müdahalelerle kendine yol açar. Alternatif toplum ve yaşam modellerini hayata geçirme uğraşı içinde olur.

Ütopikleşiyor muyuz?

Buna “Hayır” diyebilir misiniz? Bilemem ama güncel tablo “evet” diye bağırıyor! Hatta geri planda yeni bir tehlike belirliyor: Septisizm. (**) Pratik politikadaki daralma ve bocalama sadece ütopik ve fütüristik eğilimi güçlendirmekle kalmıyor. İdeolojik tespit ve belirlemelere (paradigmaya) kuşkuyla bakan eğilimi de güçlendiriyor.

————————

(*) “İdeoloji, sosyalizm, sosyalist tez” gibi kavramlar bazılarımıza ürkütücü, aşınmış ve aşılmış gelebilir. Ancak insanlığın evrensel kurtuluşu ve özgür yaşamı için (en azından günümüz açısından) başkaca da bir yol yoktur. Dolaysıyla demokratik mücadelede doğru, gerekli ve gerçekçi kimliğini korur. Ayrıca temel eleştirimizin sosyalizme değil, reel sosyalizme (devlet sosyalizmi ya da çarpıtılmış sosyalizm) olduğu unutulmamalıdır.

(**) Septisizm: Kuşkuculuk. Her bilgi savını, tezini kuşkuyla karşılayan, mutlaka ulaşmanın mümkün olmadığını savunan görüş.

Yeni açmaz: Ütopik sosyalizme kayış (mı?)
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter