escort ankara - Türk Porno - Ankara Escort Ankara escort, eskort, escort bayan Ankara Escort Bayan arkadaş bulmak istediğiniz ve ihtiyacınız olduğu her zaman Ankara Escort Sitesi.
Delil Karakoçan
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Genel
  4. Doktrinler ve Küresel güç ilişkileri bağlamında Suriye’ye bakış!

Doktrinler ve Küresel güç ilişkileri bağlamında Suriye’ye bakış!

Doktrinler ve Küresel güç ilişkileri bağlamında Suriye’ye bakış!
Demokrasi kozmopolitizm değil, sınırları belirleme sürecidir.

4. Bölüm: Tarafların durduğu yer ve olası sonuçlar…

Her iki yapıda (ABD-Türkiye) Kürt meselesini fazlasıyla idrak ettiği söylenebilir. Ancak “çözüm biçimi” konusunda aynı idrakin oluştuğunu ve ortak bir kabule (akla) dönüştüğünü söylemek zordur. ABD, “üniter yapı”dan çok, “merkezi devlete bağlı özerk bölgeler” seçeneğine daha yakın gibidir. 

Sanırım şu parantezi açmakta fayda vardır: “ABD tipi Batılaşma” sanıldığı gibi güçlü demokratik değerler içermez. Demokratikleşme nitelik olarak Batılaşma olgusuyla daha çok çatışır; çakışmaz. Demokrasi, doğal olarak bir kozmopolitleşme değil, sınırları belirleme sürecidir. Etnik kimlikler, hak ve özgürlükler bu bağlamda ele alınır. Gerçek demokrasi buradan ABD ile de Batı ile de ayrışır. Dolaysıyla çok şey de beklememek gerekir.

Peki Türkiye ABD’nin durduğu yerde midir? Buna “evet” demek zordur. Yetkili açıklamalar ABD’den çok HTŞ’ye yakın gibidir. Türkiye bugün de “tehdit algısı” içindedir. “Irak ve Suriye topraklarından tehdit altındayız” ifadesi de bunu doğrular gibidir. Suriye’deki Kürt oluşumların, “elimine edilmesi, ortadan kaldırılması bizim stratejik hedefimiz. Yani ya bunlar kendi kendilerini feshederler ya feshedilirler;yani yok olurlar”açıklamaları da aynı içeriktedir.

Böyle midir yoksa bu, “politik motivasyonun” gereği midir. Bilemeyiz. Bunu gelişmeler gösterecek.  “Budur, ötesi yoktur” demek de hatalı olur. Ancak mevcut durumda farklı bir dil ve argüman da geliştirilmiş değildir. Öyle anlaşılıyor ki, hali hazırda Suriye Kürtleri için çizilen sınır (en azından şimdilik) şudur: Suriye’de üniter bir yapı oluşacak. Kürtler dahil, tüm etnik kimlikler bu yapıya angaje olacak. Yerel, özerk statüleri olmayacak…

HTŞ lideri Şara’da, Hiçbir surette, özerk ya da federal yönetim adı altında dahi olsa Suriye’nin bölünmesine ve toprak bütünlüğünün bozulmasına asla izin vermeyeceğiz. Suriye’nin toprak bütünlüğü kırmızı çizgimizdir. Devlet’ten başka kimsenin elinde silah istemiyoruz, SDG isterse Savunma Bakanlığımız bünyesinde asker olabilir. Ancak silah bırakırsanız görüşmelere devam ederiz“ demiştir.  

Yeni Suriye’ye doğru…

Hali hazırda Türkiye’nin durduğu yer burasıdır. Şara’da aynı yerdedir. Ancak süreç, “daha çok su kaldırır” özelliğindedir.

Suriye’nin “toprak bütünlüğü” konusunda problem yoktur. Kürtlerden doğru yapılan açıklamalar da teyit eder niteliğindedir. “Merkezi devlet”i tanıdıklarını deklere etmişlerdir. 

Sorun Suriye’nin toprak bütünlüğünü koruyup korumaması sorunu değil; “nasıl bir Suriye?” sorunudur. Yeni bir Suriye’nin nasıl oluşacağıdır. İnanç ve etnik kimlikler meselesinin nasıl çözüleceğidir. “Statü”lerinin ne olacağıdır. Tüm bu durumlar, “Suriye’nin yabancı unsurlardan arındırılması” meselesinden çok daha az önemde değildir. Hatta fazlasıyla önemli ve önceliklidir. 

Öz ve biçim olarak Esat rejimini andıracak “çözümler”, yeni Ortadoğu ve Suriye kimliğiyle bağdaşmaz. Yerel, bölgesel ve kürsel güçler açısından da tatmin edici olmaz. Aksine Suriye sorunsalını daha karmaşık hale getirecektir.

Ortadoğu: Mutlakiyetçi rejimler dönemi kapanıyor…

Tüm bunlar yerine: 1) Toprak bütünlüğünü esas alan… 2) Ancak etnik kimliklere dayanan… 3) Hak ve özgürlükleri geniş tutan… 4) Bunu anayasal güvenceyle alan… 5) “Özerk bölgeler” gibi belli bir statüye bağlayan çözümler çok daha akılcı olur.  Çağın da gereğidir. Yeni prototipler olarak Ülke ve bölge barışına büyük katkı sunar. 

Bu gereklilik, toprak bütünlüğüne dayalı devleti bozmaz. Sadece demokratikleştirir. “Demokrasiye duyarlı hale getirir.” Çoğulcu yapar. Dahası, Ortadoğu’da mutlakiyetçi, monarşik yapılar dönemini kapatır. Etnik kimlik çatışmalarını önler. Muazzam kültürel sıçramalara yol açar. Bilim sanatta ilerlemeler olur. İnsanın anlam arayışında önemli roller oynayan Doğu felsefesi yeniden öne çıkar.

ABD kalıcı çözüm sağlayamaz…

"Dış güçlerin gündeminde Ortadoğu barışı yoktur.
“Dış güçlerin gündeminde Ortadoğu barışı yoktur.

Değişim zorunlu bir ihtiyaçtır.  Bu ihtiyacın duyumsanması ise, çağa, tarihe  ve insanlığa karşı sorumlulukla ilgilidir. Ortadoğu kaotiği biraz da sorumluluk yoksunluğundan kaynaklanır. İpe sapa gelmez bir yığın karanlık odağın, paramiliter gücün, yabancı kuvvetin Ortadoğu’ya abanmış olmasının nedeni de budur. 

Bilinmelidir ki hiçbir “dış güç”ün gündeminde Ortadoğu barışı yoktur. Öncelikle dizayn etmek vardır.” Türkiye sorunu, Suriye sorunu, İran meselesi… Her sorun kendi iç dinamiğiyle çözülür. Asli unsurlarla, muhataplarla kalıcı sonuçlar elde edilebilir. 

Son tahlilde ABD’nin öncelikli derdi “işleyen merkez”i genişletmektir. Türkiye’ye biçtiği rol, “Batı kültürü taşıyıcılığı”dır. Doktrinel olarak oluşturduğu “demokratik makas”da bundan ibarettir. Sınırlı bir aralıktır. Evet, ABD daha barışçıl gibi görülebilir. Suriye Kürtleri konusunda daha “toleranslı” olabilir. “Statü” isteyebilir. Önemlidir. Ancak bunların hiç biri asla kalıcı olamaz! Kalıcı çözüm, doğrudan taraflar arasında sağlanacak çözümdür. Kalıcı barış, kalıcı demokrasi, kalıcı haklar, kalıcı statüler bu yolla gelişebilir. 

ABD ya da başka bir ülke girişimi elbette anlamlıdır. Gereklidir de. Sorunların çözümünü kolaylaştırabilir ya da zemin hazırlayabilir. Ancak bu duyarlılıklar kalıcı çözüm kalıcı barışı getirmez. Öncelikle “demokratik çözüm”, “barış ve uzlaşı” fikrini doğrudan tarafların içselleştirmesi gerekir. Ancak böyle bir kararlaşma sonuç yaratır.

Aslında “millilik” de burada devreye girer. “Milli demokrasi”, “milli çözüm…” Bunu da “dış güçler” değil, asli unsurlar, asıl muhataplar sağlayabilir…

Devam edecek…

Doktrinler ve Küresel güç ilişkileri bağlamında Suriye’ye bakış!
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir