Aynıların oluşturduğu bir tarikat ve tarikatın yaşadığı bir tapınak değildir “halk”, “vatan” tanımımız. Farklı bir dünya değil, farklılıklara açık bir dünya arzularız biz.
Newroz güzel geçti…
Uzun ve sıkıcı söylevler dışında renkler, halaylar, türküler, şiirler, bayraklar, konfetiler insanı bir başka etkiler. Coşturur, mutlu ve umutlu kılar. Her birimizi, kendi dışımızdaki evrenle buluşturur. Tüm ötekileri, farklılıkları, farklı olanları daha görünür ve yakın yapar.
Farklı renk, dil, din, inanç, düşünce ve cinsel tercihte bulunanların oluşturduğu her fotoğraf, her platform değerlidir. Ancak onu değerli kılan sayılar, büyük kalabalıklar değildir. Düşünü kurduğumuz toplum, siyasal ahlak ve kültür açısından taşıdığı içeriktir. Bu içerik, “aynıların” oluşturduğu “yalnızlığı” epik bir akıcılıkla onarır.
Açık bir dünya arzularız biz…
Aynıların oluşturduğu bir tarikat ve tarikatın yaşadığı bir tapınak değildir “halk”, “vatan” tanımımız. Farklı bir dünya değil, farklılıklara açık bir dünya arzularız biz. Politik dilin ve etiğin oturtulması gereken ana disiplindir bu. Coğrafyamızda özellikle de Türkiye’de politik güçlerin bu disiplinden uzak oluşu büyük talihsizlik gerçekten… Bundandır ki her çiçekleniş, kökten cahilliğin, popülist vandallığın kurbanı oluyor her seferinde…
Mansur’un cehaleti, Bakırhan’ın yapıcılığı…
Mahsur Yavaş’ın ötekileştirici aklı ve aşağılayıcı benzetmeleri de bu kökten cehalet ve popülist vandallıktan kaynaklanıyor elbet. Cehalet, ayıpsanır ancak yargılanmaz. Bu nedenle “cahilliğine ver” der Arifler. “Kürt çocukları Şırnak’da, Cizre’de panzer altında ezilirken sen laf ettin mi?” demezler. Kıyaslar yapmazlar. Duygulara oynamazlar. “Oh oldu”ları çağrıştıran cümleler kurmazlar. CHP’nin örseleyici pratiğine rağmen, İstanbul Saraçhane’de DEM Parti Genel Eş Başkanı Tuncer Bakırhan’ın olgun, yapıcı tavrını sergilerler….
Lakin, farklı bir dünya değil, farklılıklara açık bir dünya arzusu içinde olanlar bilir ki: Mahsur Yavaş’ın dili ile, “dün bize bunlar yapılırken siz neredeydiniz”, “siz tek laf ettiniz mi?” diyerek yaşanan adaletsizlik ve haksızlığa kayıtsız kalan “oh oldu”lar arasında bir fark yoktur. Milliyetçilik ile kayıtsızlık her zaman aynı kulvardadır.
“Siz bize gelmediniz, biz de size gelmeyiz”, “bize destek olmadınız, biz de size olmayacağız” gibi ifadeler, Newroz’un, doğan yeni günün hangi renginde, hangi ruhunda, sözünde, halayında, şiirinde var?
