Prof. Dr. Şükrü Aslan
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Haziran’da Dersim…

Haziran’da Dersim…

featured

Haziran ayında Dersim’de olmanın bir dizi hususiyeti olduğunu söylemek mümkün. Geçtiğimiz hafta onlara bir yenisi daha eklendi. Bu coğrafyanın köylerinde yaşayan binlerce insana mobil kanser tarama aracıyla ulaşmaya başlamak bambaşka kamusal bir hizmet olarak kayıtlara geçti. Bu girişim, yıllardır Dersim coğrafyası ile ilgilenen bir akademisyen olarak, toplumsal hayatın belki de fazla görünmeyen diğer yüzlerini düşünmeme vesile oldu. Tunceli Eğitim ve Sağlık Vakfı’nın bu girişiminde Tunceli Ticaret Sanayi Odası ve Tunceli Esnaf Sanatkârlar Odası başkanlarının da bulunması ayrıca kıymetliydi. Zaman zaman buluşmalarımızda toplum sağlığına dair çalışmalar öneren Dersim’in kıymetli insanı Hüseyin Kenan Aydın’ı, tam böyle bir zamanda köyünde toprağa vermemiz ise herhalde karşılıklı bir mesaj gibiydi.

Bu coğrafyada cenaze erkânlarında ölüm nedenleri çok uzun zamandır önemli bir soru olarak konuşuluyor. Mobil kanser tarama aracının köylerde çalışması bu açıdan da büyük bir hizmete karşılık geliyor. 19 Haziran 2019’da Hakk’a yürüyen ‘Dersim’in kayıp kızı’ annemin ölüm yıl dönümünde, Salördek’te mezarı başında, heykeltraş arkadaşım Bülent Çınar’ın yaptığı, o ağlayan kız çocuğuna sarılıp sessizce ağlarken, kanser olmaları muhtemel insanların hayatlarını kurtarma ihtimalimizi hayal ettim.

Ne olursa olsun haziran ayında Dersim’de olmak, bu coğrafyanın yaşadığı kitlesel kıyım zamanlarını hatırlatıyor. O büyük kıyımın hazırlıklarını gazetelerde okumak da mümkün. 18 Haziran 1937’de Başbakan İnönü, Sağlık Bakanı Refik Saydam, 3. Ordu Müfettişi Orgeneral Kazım Orbay, 4. Genel Müfettiş Abdullah Alpdoğan, 7. Kolordu Komutanı Galip Deniz Dersim ve Hozat arasındaki Hopik’te verdikleri fotoğraf bunun bir örneğiydi. Sonraları Genelkurmay Başkanı ve pek çok başka bakan da bu fotoğraflara katılmıştı. Hatta altı maddelik ‘Dersim’i Islahat Programı’ da yine o günlerde ilan edilmişti. Dönemin ünlü köşe yazarları bir keşif yapmış gibi Dersim’i ‘analiz’ eden yazılar yayımlıyorlardı. İlginçtir, 1938 kırımın başlangıç tarihi de yine 11-12 Haziran olarak kayıtlara geçmişti. O yıl haziran ayı bir felaketin habercisiydi.

∗∗∗

Dönemin basınında ‘Dersim için özel olarak çıkarıldığı yazılan’ 2510 sayılı İskân Kanunu da yine bir haziran günü, 14 Haziran 1934’te çıkarılmıştı. İlginç ama dokuz yıl sonra artık kimsenin memleketlerine dönmeyeceği kanaatiyle, yasada değişiklik yapma zamanı da yine hazirana denk gelmişti. Sürgünlerin, isterlerse memleketlerine dönebileceklerini içeren tasarı, 18 Haziran 1947’de TBMM’de yasalaşmıştı.

Yıllardır bu coğrafyayı tanımak için Dersim’e gelen gruplara bütün bu geçmişi ve bugünü konuştuğumuz buluşmalara katılırım. Bu yıl Muhasebe Öğretim Üyeleri Bilim ve Dayanışma Vakfı’nın Düşünce Kampı’na denk gelmek benim için çok kıymetli bir deneyim oldu. Çoğu meslektaşım olan seçkin bir topluluk, kamp için Dersim’i seçmişlerdi ve dört gün boyunca onlara bölgenin ‘toplumsal coğrafyasını’ anlatmak bana düştü. Keban Barajı sularından kurtarılan Pertek Sungurbey Camisi, Hozat Ergan Kilisesi, Derviş Cemal Ocağı ve Düzgün Baba ziyaretlerimiz, bu coğrafyanın özgünlüğünü birlikte düşünmemize vesile oldu. Tarihi koruma kaygısı ile kurtarılan Sungurbey Camisi ile tarihi silme kaygısının bir örneği olarak yıkılmaya terk edilen Ergan Kilisesi’nin öyküsüne aynı anda tanıklık etmek ise herhalde başka bir tür ‘özgünlüktü’. Nazimiye, Hozat ve Pülümür belediye başkanlarımızın bu gezideki yakın ilgileri ise altı çizilmesi gereken güzel bir deneyim oldu.

∗∗∗

Bu haziranda Dersim’de olmayı müstesna kılan iki güzel husus da Yılmazcan Şare ve Caner Canerik ile karşılaşmak oldu. Kırmancki tiyatro yapan Yılmazcan Şare şimdi sinema filmi ve belgesel projeleri için yoğun şekilde çalışıyor. Caner Canerik ise Dönüş Yayınları’ndan henüz çıkan Sabe kitabı ile sadece Antropolojik alanda değil, sosyoloji başta olmak üzere sosyal bilim alanından Dersim çalışmalarını beslemeye ve üretmeye devam ediyor.

Dersim, 2026 yılının haziran ayında bu kıymetli girişimlerle 1930’lu yıllardaki hâkim siyasi tahayyüllerin tam aksine, umudu ve arzusuna dair ses vermeye devam ediyor.

Haziran’da Dersim…
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter