Mehmet Leblebici
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Uyuşturucu: Geleceğimizi Tehdit Eden Küresel ve Toplumsal Bir Sorun

Uyuşturucu: Geleceğimizi Tehdit Eden Küresel ve Toplumsal Bir Sorun

featured

Uyuşturucu madde kullanımı ve bağımlılığı, yalnızca bireysel bir sağlık sorunu değil; aynı zamanda sosyal, ekonomik, hukuki ve güvenlik boyutları olan çok yönlü bir toplumsal problemdir. Dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi Türkiye’de de özellikle genç nüvus üzerinde etkisini artıran uyuşturucu tehdidi, aile yapısını zedeleyen, suç oranlarını artıran ve toplumun geleceğini riske atan önemli bir tehlike olarak karşımızda durmaktadır.

Bağımlılık Nasıl Başlıyor?

Uyuşturucu bağımlılarının önemli bir kısmı, ilk kullanım nedenlerini “merak”, “arkadaş ortamı”, “özenti”, “sorunlardan kaçma isteği” veya “bir kereden bir şey olmaz” düşüncesi olarak açıklamaktadır. Oysa bağımlılık çoğu zaman tek bir denemeyle başlamaktadır.

Örneğin lise çağındaki bir genç, arkadaş grubunda dışlanmamak için ilk kez uyuşturucu kullanabilir. Başlangıçta bunu bir eğlence olarak gören genç, zamanla maddeye ihtiyaç duymaya başlar. Bir süre sonra okul başarısı düşer, ailesiyle ilişkileri bozulur ve sosyal çevresi değişir. Kendisini yalnızlaştıran bu süreç, bağımlılığı daha da derinleştirir.

Bir başka örnekte ise işsizlik, ekonomik sıkıntılar veya psikolojik sorunlarla mücadele eden bir kişi, geçici rahatlama arayışıyla uyuşturucuya yönelebilir. Ancak uyuşturucu, sorunları çözmek yerine yeni ve daha büyük sorunların ortaya çıkmasına neden olur.

Aileler İçin Sessiz Alarm

Uyuşturucu kullanan bireylerde bazı ortak belirtiler görülmektedir: Ani davranış değişiklikleri, Aileden ve arkadaşlardan uzaklaşma, Ders veya iş performansında düşüş, Sürekli para isteme veya para kayıpları, Uyku düzeninde bozulma, Öfke patlamaları, Kişisel bakımın ihmal edilmesi, Gizli ve şüpheli davranışlar. Ne yazık ki manyak bir hızla ilerleyen bu süreçte birçok aile bu belirtileri geç fark etmektedir. Oysa erken müdahale, bağımlılıkla mücadelede hayati önem taşımaktadır.

Bir annenin şu sözleri yaşanan trajediyi özetlemektedir: “Çocuğumun sadece ergenlik dönemi sorunları yaşadığını düşünüyordum. Meğer aylar önce uyuşturucu kullanmaya başlamış. Fark ettiğimizde ise durum çok ilerlemişti.

Uyuşturucu ve Suç İlişkisi

Uyuşturucu bağımlılığı ile suç arasında güçlü bir ilişki bulunmaktadır. Madde bağımlısı bireyler zamanla uyuşturucu temin etmek için hırsızlık, dolandırıcılık, gasp gibi suçlara yönelebilmektedir. Birçok ülkede yapılan araştırmalar, cezaevlerinde bulunan hükümlülerin önemli bir bölümünün geçmişinde uyuşturucu kullanımı veya uyuşturucu bağlantılı suçlar bulunduğunu ortaya koymaktadır. Uyuşturucu ticareti ise organize suç örgütlerinin en büyük gelir kaynaklarından biridir. Bu nedenle uyuşturucu kullanımı yalnızca bireysel bir tercih değil, aynı zamanda suç ekonomisini besleyen bir unsur olarak da değerlendirilmelidir.

Sosyal Medya ve Yeni Tehlikeler

Günümüzde uyuşturucu satıcıları yöntem değiştirmiştir. Eskiden sokak aralarında yapılan satışlar artık sosyal medya platformları, mesajlaşma uygulamaları ve internet üzerinden gerçekleştirilmeye çalışılmaktadır. Özellikle gençlerin yoğun olarak kullandığı dijital platformlarda çeşitli semboller, kodlar ve sahte hesaplar üzerinden uyuşturucu pazarlaması yapılabilmektedir.

Bu nedenle ailelerin çocuklarının dijital dünyadaki faaliyetlerini takip etmesi, ancak bunu baskıcı değil bilinçlendirici bir yaklaşımla yapması gerekmektedir.

Uyuşturucunun Topluma Maliyeti

Uyuşturucu bağımlılığı sadece bağımlı bireyin değil, tüm toplumun yükünü artırmaktadır. Sağlık harcamaları yükselmektedir. İş gücü kaybı yaşanmaktadır. Suç oranları artmaktadır. Aile yapıları bozulmaktadır. Çocuklar ihmal ve istismar riskiyle karşı karşıya kalmaktadır. Bir kişinin bağımlı hale gelmesi çoğu zaman sadece kendi hayatını değil, anne-babasını, eşini, çocuklarını ve yakın çevresini de etkilemektedir.

Koruyucu Önlemler Neden Önemlidir?

Uyuşturucuyla mücadelede en etkili yöntem, bağımlılık oluşmadan önce önlem almaktır. Bu kapsamda; Okullarda bilinçlendirme eğitimleri artırılmalıdır. Spor faaliyetleri desteklenmelidir. Sanat ve kültürel etkinlikler yaygınlaştırılmalıdır. Gençlerin sosyal hayata katılımı teşvik edilmelidir. Aile eğitim programları güçlendirilmelidir. Yerel yönetimler gençlere yönelik projeler geliştirmelidir. Bir futbol sahası, bir kütüphane veya bir sanat atölyesi bazen bir gencin uyuşturucuya yönelmesini engelleyebilecek kadar önemli olabilir.

Uyuşturucuyla Mücadele Hepimizin Sorumluluğudur

Uyuşturucuya karşı mücadele yalnızca emniyet güçlerinin veya devlet kurumlarının görevi değildir. Öğretmenler, aileler, gazeteciler, sivil toplum kuruluşları, din görevlileri, spor kulüpleri ve toplumun tüm kesimleri bu mücadelenin parçası olmalıdır.

Sessiz kalınan her sorun büyür. Uyuşturucu da ancak ortak mücadele, bilinçlenme ve dayanışma ile önlenebilir. Unutulmamalıdır ki kurtarılan her genç, kurtarılan bir gelecek demektir. Çocuklarımızın ve gençlerimizin sağlıklı, üretken ve umut dolu bir geleceğe sahip olması için uyuşturucuya karşı mücadeleyi kararlılıkla sürdürmek zorundayız.

Mahalle Temelli Eğitim Seferberliği Şart

Uyuşturucuyla mücadelede en önemli unsurlardan biri de koruyucu ve önleyici çalışmalardır. Bu noktada belediyelere, sivil toplum kuruluşlarına, Aile ve Sosyal Hizmetler Müdürlüklerine, İl Sağlık Müdürlüklerine, Milli Eğitim Müdürlüklerine ve Narkotik Suçlarla Mücadele birimlerine önemli görevler düşmektedir.

Özellikle mahalle bazlı çalışmalar yaygınlaştırılmalı, annelere ve ailelere yönelik düzenli eğitim programları hayata geçirilmelidir. Çünkü çocukların davranışlarındaki ilk değişiklikleri fark edecek kişiler çoğu zaman anne ve babalardır. Mahalle konaklarında, kültür merkezlerinde, okullarda ve sosyal tesislerde gerçekleştirilecek eğitimlerde ailelere uyuşturucunun belirtileri, bağımlılığın erken işaretleri, dijital ortamda karşılaşılabilecek riskler ve başvuru mekanizmaları anlatılmalıdır.

Bu eğitimlerin yalnızca belirli gün ve haftalarla sınırlı kalmaması, yıl boyunca düzenli ve sürdürülebilir bir şekilde devam etmesi gerekmektedir. Mahallelerde kurulacak gönüllü destek ağları, bilinçlendirme toplantıları ve aile buluşmaları sayesinde toplumun her kesimi bu mücadelenin bir parçası haline gelebilir.

Özellikle annelerin bilinçlendirilmesi büyük önem taşımaktadır. Çünkü anne, çocuğunun davranışlarındaki, arkadaş çevresindeki ve ruh halindeki değişimleri ilk fark eden kişidir. Bilinçli bir anne yalnızca kendi çocuğunu değil, çevresindeki birçok genci de koruyabilir. Bu nedenle uyuşturucuyla mücadele sadece güvenlik operasyonlarıyla değil; aileyi merkeze alan eğitim, bilinçlendirme ve sosyal destek çalışmalarıyla güçlendirilmelidir.

Sonuç olarak uyuşturucuya karşı verilecek mücadele, bir kurumun ya da bir kişinin omuzlayabileceği bir görev değildir. Devlet kurumları, yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları, eğitimciler, aileler ve medya el ele verdiğinde bu tehdidin önüne geçmek mümkündür.

Geleceğimiz olan çocuklarımızı ve gençlerimizi korumak için bugün atacağımız her adım, yarın daha güvenli ve daha sağlıklı bir toplumun temellerini oluşturacaktır. Unutmayalım ki kurtarılan her genç, kurtarılan bir aile; kurtarılan her aile ise güçlenen bir toplum demektir.

Uyuşturucuya karşı mücadelede sessiz kalmamak, bilinçlenmek ve bilinçlendirmek hepimizin ortak sorumluluğudur.

Peki, çocuklarımızı ve gençlerimizi uyuşturucu bataklığına sürükleyen nedenleri ortadan kaldırmak için üzerimize düşeni gerçekten yapıyor muz?

Ve yarın bir gencimizi daha kaybetmemek için bugün hangi adımı atıyoruz?

Mehmet Leblebici Araştırma Gazetecisi Uluslararası Uyuşturucu ile Mücadele ve Eğitim Derneği Genel Başkan Yardımcısı

Editörün Notu: Munzur Press’te yayımlanan köşe yazılarında dile getirilen görüş, değerlendirme ve ifadeler yazara aittir; Munzur Press’in editoryal görüşünü yansıtmaz.
Uyuşturucu: Geleceğimizi Tehdit Eden Küresel ve Toplumsal Bir Sorun
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter