Bulunduğumuz coğrafyada Ermeni halkı yaşamaktadır. Maalesef, bu halk hakkında kimi klişelerin dışında başka da bir şey bilmemekteyiz.Evet, “küçük” ama bir o kadar da önemli bu halk hakkında çok detaylı izahatlar yerine, önemli bulduğum bir takım kronolojik aktarmalar yapacağım.
Eskiİrani/Aryen’ler, günümüzdeki Kuzey Kürdistan ve Kafkas’lar arasındaki coğrafyaya Armenia demiştir. Armenia; batılılarca, eski Pers’çe denilen ve tarihte ilk defa İ.Ö. 521 yılında Ax(h)amenid kralı Dariyuş`un (Dara, Yunan’ca Darios) yazdırdığı Bisutun yazıtlarında Armenia terimi geçer. Elamca Harminuja ve kimi bilim adamlarına göre Babil dilinde Uraštu adına kadar gittiği de iddia edilmektedir. Bu tanım, etnik olmayıp, aksine sadece coğrafik bir tanımdır.
Ermeniler kendilerine Hay/Hayk demekte ve bu kelimenin etimolojisi tam olarak bilinmemektedir. Pehlevicedeki (i)stan; bölge-coğrafya sonra ülke tanımlamak için kullanılır. Siyaseten; özellikle yönetimi kontrol veya direkt ilhak-işgal altına aldıkları bölgeler için kullanılmış ve buradan sonra da Ermeniceye geçmiştir. Mesela; Huzistan, Kürdistan, Tabaristan vs….. gibi
Ermeniler ülkelerine Ermenice= Հայաստան[hɑyɑsˈtɑn] veya [hɑyɑsˈdɑn] >Hayas’tan/Hayas’dan der. Bu tanım, görüldüğü gibi Hay ve (i)stan kelimelerinden oluşmuştur.
Kanımca, Hay(k) milletinin dışarıdan “Ermeni” diye tanımlanması Armenia`daki Part hanedanlığı Hristiyanlığa geçtikten sonra “Armenia`daki Hristiyan Part” anlamında Armen (Ermeni) denilmiştir. Sonra, Partlar zaman içinde Hay(k) ve Alan-Alban toplumu ile günümüzdeki Ermeni milletini oluşturmuştur.
Ermenilerin kökeni;
Bu konuda kimi görüşler bulunmaktadır. Şimdi bunlara kısaca bir göz atalım.
Peygamber Nuh’un (Noah) soyundan geldiği iddiası:
Büyük tufanda, Nuh`un gemisi Ararat (Ağrı) dağına inmiş ve onun torunu Hayk`ın zürriyetinden Ermenilerin türediğine inanılan iddia. Bu bilimsel olarak ispatlanacak bir şey olmayıp sadece bir efsanedir ve bilimsel bulgular ile desteklenmediği sürece ancak güzel bir efsane olarak edebiyattaki yerini alabilir. Günümüzde ise bu iddiayı savunan kalmamıştır.
Urartu iddiası:
Urartu’lar Anadolu’nun doğusunda bulunan bir halk olup İ.Ö. 714 yıllarında medeniyetlerini kurmuşlardı. Daha sonra, Asurlular tarafından yıkılmış, İrani olan Sak (Saka, İskit) ve Medler tarafından ise kalıntıları tamamen ortadan kaldırılmıştır. Arkeolojik kalıntılarda Urartu döneminde Ermenilere ait herhangi bir bulgu-belgeye rastlanmamıştır. Ayrıca linguistik çalışmalarda göstermiştir ki Urartuca ve Ermenicenin hiçbir bağlantısı bulunmamaktadır.
Trak-Frig iddiası:
Kimi Ermeni tarihçileri, İ.Ö 6. yy. Balkan kökenli olan Ermenilerin, İliryarlılar (Arnavut’ların ataları) tarafından baskı sonucu Anadolu’nun doğusuna göç edip yerleştiğidir ki bu yukarıdaki iddialardan farksızdır. en azından bu tezi destekleyecek herhangi bir bulgu bulunmamaktadır.
Bir diğer iddia ise; Kimi Ermeniler güney Kafkasya’yı vatan olarak görmektedir. Bu kesimler, Darius`un Bisutun yazıtlarında “Ermenileri yendim” sözü ile güney Kafkasya’yı işaret ettiği, dolayısıyla Kafkas kökenli olduklarını, fakat Ermeniler ile Kafkas halkları arasında etnik köken ve dilsel olarak hiçbir bağlantı bulunmamaktadır. En azından bunu teyit edecek hiçbir veri bulunmamaktadır.
Bir diğer ve de garip olan iddia; Ermenilerin, Azerbaycan halkı ile kültürel ve dilsel yakınlığından dolayı “Türkik” bir halk olduğu iddiasıdır. Günümüzdeki dahi Azerilerin ezici çoğunluğu İrani kökenlidir. “Türkik toplumlar yüzyıllarca İrani kültür havzasında bulunmuşlardır. Ermeni toplumunda da yoğun bir İrani’lik vardır. Dolayısıyla; Ermeni ve Türkler arasında, İrani dili-kültürü üzerinden bir yakınlık oluşmuştur. Bu yakınlık, iki toplumun aynı kökenden geldiğini göstermemektedir.
Kısacası; şimdilik Ermenilerin etnik kökeni bilinmemektedir…
Dilsel köken olarak Ermenice
Ermenice de tıpkı etnik kökenleri gibi tam olarak bilinmemektedir. Eskiden, Yunancadan birçok kelimenin Ermenicede olmasından dolayı bu dil ile akraba olduğu sanılmıştır. Sonra, eski İrani dillerin çözülmesi ve Ermenicede yoğun bir şekilde bulunması, bu sefer, bu dilin İrani kökenli olduğu kanısına sebebiyet vermiştir. Sonradan yapılan linguistik çalışmalardan, Ermenicenin sadece bu iki dilden yoğun şekilde etkilendiği ve karma bir dil olduğu belirlenmiştir. Günümüzde ise Ermenicenin kendi başına bağımsız bir dil olduğu ispat edilmiştir.
Tarihi kronolojik aktarmalar
Armenia tarihsel olarak şu dinastiler; Medler, Ahamenid, büyük İskender- Seleukid, Part ve Sasaniler tarafından yönetilmiştir. Arşak kökenli Part kralı Mithridad`ın (Yunanca Mithridates C.Ö) akrabası olan Tigran II, sonra kral Wararş`ın (Yunanca Vologeses C.Ö) kardeşi Tirdad I tarafından yönetilmiştir. Partlar, Sasaniler tarafından ortadan kaldırılınca, Arşak-Part kökenli dinasti 200 yıl boyunca daha bu bölgeyi yönetmiştir. 428 yılında Sasaniler, Arşak yönetimine son vermiş ve buraya merkezden Marzpan (Almanca Markgraf, genel Vali`de denilebilir C.Ö) atayarak yönetmişlerdir. Sasaniler, 634 yılında Müslüman Araplar ile yapılan savaşları kaybedene kadar, bölgeye zaman zaman Bizanslılar ile beraber hakim olmuşlardır…
Ahamenidler, İrani Aristokrat olan Orontidenleri Armenia bölgesine Strap olarak atarlar ve büyük İskender tarafından yıkılıncaya kadar da bu görevde kalırlar. Bu Aristokrat aile içinde sonradan Bagradid ailesi çıkar, ki, bölgedeki feodal beyler arasındaydı. 6.yy. ise Sasaniler tarafından Marzpan olarak kabul edilirler. Sasaniler, Müslüman Araplarca tarih sahnesinden 652 yılında silinince yeni “Efendilerin” yanına geçip 11. yy. başlarına kadar, Araplara bağlı olarak varlıklarını Bagradiler sürdürürler.
Yine Bagradi kökenli bir prens olan Aşot I, Abbasi Halifelerine bağlı olarak 9.yy. sonlarında kadar yerel prensliğini yapar ve 11. yy. kadar varlığını sürdürürler.
Bizanslılar, 966- 1045 yılları arasında doğu sınırlarını güvence altına almak için, bir bölgeden diğerine işgal etmek istemiştir. Bagradilerin başarısızlığı, aldatma, ihanet sonucu ve en önemlisi Ermeni Aristokrat yöneticilerin, Türkler ile iş birliği yapmalarının önüne geçmek için, bu saldırı-işgal girişiminde bulunmuşlardır. Böylece, doğu sınırlarını Türklere karşı güvenlik altına almak istemişlerdir. Ani ve çevresindeki Ermenileri, Kilikya ve Kapadokya’ya sürerler. (Kilikya’da Kral Tigran döneminde yerleştirilmiş Ermeniler de bulunmaktaydı C.Ö) Daha sonra Selçuklulara yenilen Bizanslılar, bir daha bu bölgeye hâkim olamamış ve buradan çıkarılmıştır.
Kilikya Ermenileri, 12. yy. hemen başında yine Bagradid bir prens olan Rubin önderliğinde Kilikya Ermeni devletini kurarlar. Sonra Mısır merkezli Memluklerin vasalı olurlar…
Kilikya Krallığı Kral Hetum I. (1226- 1270) döneminde, Moğol büyük Han Mönge (Mönke) ile anlaşmaya varıp, onların güvenliği altına girmiş ve Memluk vasatlığından Moğol vasatlığına geçmiş ve bundan dolayı Memluk karşıtı olmuşlardır.
Kilikya krallığı ve ilk dönem Moğolların bir diğer ortak özelliği aşırı İslam karşıtı olmalarıdır, ki, bu dönem için siyaseten anlaşılır bir durumdur.
Bağdat ele geçirildiğinde, Moğol ordusu içinde hatırı sayılır Kilikya Ermeni askeri bulunmaktaydı. Ayrıca, Suriye’deki Moğol Memluk savaşlarında, Süryaniler ile Ermeni askeri birliği de bulunmakta olup, birçok şehrin ele geçirilip talan ve yağma edilmesine de katılmışlardır.
Memlukler 1375 yılında Suriye’de Moğolları yener ve Kilikya Ermeni krallığının sırtını dayadığı Moğolları bu bölgeden çıkarttılar. Ermeni krallığının Moğollar ile girdiği ilişkileri onaylamayan ve bunu düşmanlık olarak addeden Memlukler, tekrardan vasatlık isteyen bu krallığı affetmemiş, başkentleri olan Sis`i (şimdiki Kozan C.Ö) ele geçirmiş ve böylece tarihteki son Ermeni krallığına son verilmiştir.
Tekrardan Sasani ve sonrası Araplar dönemi
Sasaniler, Partları ortadan kaldırdıktan sonra, eski Zerdüşti inancı Ardaşir döneminde baş Mobad (Mobadan Mobad Zerdüştü baş Rahip C.Ö) Tansar eli ile tekrardan yazılı hale getirilmiştir, ki kendisi aynı zamanda danışman ve vezirdi. Zerdüştlüğü reforme etme süreci başlamış, sonradan Mobadan Mobad olan Kerdir ile bu süreç tamamlanmış, böylece Mazdaizm ete kemiğe bürünmüştür.
Armenia kralı Tirdad II. yoğun Sasani baskısını kırmak için Bizans’a yanaşmış ve destek almaya çalışmıştır. Böylece eski Zurvan-Mitra-Anahita inancını, tekrardan Sasani-Mazdaizm yerine koymak istemiş, ama bunda muvaffak olamamış, 301 yılında yeni olan Hristiyanlık dinine dümen yönünü kırmış ve tarihteki ilk Hristiyan devlet ortaya çıkmıştır.
Yazdegerd II.( 439 -457) döneminde Ermeniler zorla Zerdüştlüğe asimile edilmeye çalışılmış ve çokça baskı ve zulüm yapılmıştır. Ermeniler, 451 yılında Vardan Mamikonyan önderliğinde buna karşı çıkmış ve birçok irili ufaklı savaş yapılmıştır. Awarayar bölgesinde Sasaniler ile yoğun çatışmalar yaşanmış, Bizans destek sözü vermiş, ama herhangi bir destek alamamış, yenilmişlerdir. Vardan Mamikonyan ise öldürülmüştür. Daha sonra dirençli ve dirayetli olduğundan Ermeni kilisesince Martir- Aziz olarak anılmış, yad edilmiştir. Bu yüzden bu bölgede onun adına bir kilise yapılmıştır ve her sene onun adına Wardanak olarak adlandırdıkları bayram (kutlama) anma yapılmaktadır.
Emeviler döneminde Ermeni kiliselerine Araplarca toleranslı davranılmış, pek baskı-zulüm yapılmamış olup, sadece zimmilik statüsü gereği vergiler alınmıştır. Bu tavır, diğer inançlar içinde kimi istisnalar dışında geçerlidir. Bu dönemde hala İran, Azerbaycan, Armenia bölgesinin yüzde doksanı müslüman bile değildir. Abbasiler döneminde ise durum tam tersi olup dini baskı artmış, kimi manastır ve kiliseler yakılmış, ruhban sınıfından olan Piskopos ve Rahipler takibata uğramış, Ermeni Aristokratlar ortadan kaldırılmaya çalışılmıştır. Ayrıca, Ermenilerden yüksek miktarda vergi meblağları alınmaya çalışılmıştır. Bu durum, diğer müslüman olmayan inanç sahipleri içinde geçerliydi. Bu zulme karşı 747 – 771 yılları arası Ermeniler, Mamikonyan ailesinin önderliğinde Araplara karşı gelmişlerdir.
Cemal Özel
