Betan Avakare
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Spor, Gençlik ve Kent: Dersimspor Üzerine Bir Tanıklık ve Yeniden İnşa İhtiyacı

Spor, Gençlik ve Kent: Dersimspor Üzerine Bir Tanıklık ve Yeniden İnşa İhtiyacı

featured

Spor, özellikle ekonomik ve sosyal baskıların yoğun olduğu kentlerde yalnızca fiziksel bir etkinlik değildir; gençler için nefes alma alanı, toplum içinse bir araya gelme ve dayanışma imkânıdır. Dersim gibi uzun yıllardır farklı nedenlerle sıkışmış kentlerde spor, doğru bir anlayışla ele alındığında gençliğin umutla bağ kurabileceği en güçlü toplumsal araçlardan biridir.

Bu yazıyı kaleme almamın nedeni, Dersimspor üzerinden yaşanan bir deneyimi paylaşmak ve bugün hâlâ süren yapısal sorunlara dair yapıcı çözüm önerileri sunmaktır. Yazı, Dersimspor’a dair uzun yıllara yayılan kişisel tanıklığımın ve bu tanıklıktan süzülen önerilerin bir toplamıdır.

Kulübün kuruluş sürecinde yer almış biri olarak şunu açıkça söyleyebilirim: O günlerde elimizde neredeyse hiçbir imkân yoktu. Ne doğru düzgün ekipman vardı ne de maddi güç. Buna rağmen gençlerin spor sevgisi ve halkın desteği olağanüstüydü. Kimi zaman ayakkabısız, kimi zaman aç karnına sahaya çıktık. Tribünlerdeki coşku ise bize şunu gösteriyordu: Bu iş futbolun çok ötesindeydi.

Halk, gençlerin samimi çabasını görüyordu. Birkaç saatliğine de olsa gündelik sıkıntılardan uzaklaşıyor, birlikte gülüyor, birlikte nefes alıyordu.

Bu süreç elbette kolay olmadı. Sporun gençleri “yanlış yola sürüklediği” iddiasıyla karşı çıkanlar oldu. Maddi yoksunluklar sık sık önümüze set çekti. Ancak tüm bu engellere rağmen takımın kentte yarattığı moral ve direnç duygusu, yola devam etmemiz gerektiğini söylüyordu. Amacımız hiçbir zaman kısa vadeli başarılar ya da kişisel çıkarlar olmadı. Dersim’in adının duyulması ve gençlerin bu alandan bir gelecek kurabilmesi temel hedefimizdi.

Hafızanın Tasfiyesi ve Kulübün Kentten Kopuşu

Ne var ki kulüp profesyonel bir yapıya taşındıktan sonra işler farklı bir yöne evrildi. Dersimli gençlerin varlığına rağmen, kenti ve halkı tanımayan; yalnızca kendi menfaatini gözeten futbolcuların tercih edilmesi, kulübün kuruluş ruhuyla açıkça çelişti. Bu süreçte, başta ben olmak üzere birçok yerel genç sistemli biçimde dışlanmaya çalışıldı.

Oysa Tuncelispor’u yoktan var eden ve son derece zor koşullar altında 3. Lig’e taşıyan kadronun deneyimi, kulübün en büyük gücüydü.

1984 yılında Tuncelispor’un ilk kez 3. Lig’e katıldığı dönemde, yönetim kararıyla kulüpten uzaklaştırılmam yalnızca kişisel bir dışlanma değildi; aynı zamanda kulübün kurumsal hafızasının da tasfiyesiydi. Bu tercihler, uzun vadede kulübü kentten ve halktan koparan bir sürecin kapısını araladı.

Bu döneme dair unutamadığım bir anı, yaşanan sorunların adeta özeti gibidir. Elazığspor’da genç yetenek seçmelerinden sorumlu bir ekip Dersim’e davet edilmişti. Planlanan bir dostluk maçıyla gençlerimize önemli bir fırsat yaratılmak isteniyordu. Ancak maç günü, herhangi bir gerekçe sunulmadan askeri müdahaleyle karşılaşma engellendi. Misafir ekip geri dönmek zorunda kaldı.

Bu yalnızca bir maçın iptali değildi; kentin gençleri için açılabilecek bir kapının kapatılmasıydı.

Bugün ve Yeniden İnşa Zorunluluğu

Aradan geçen yaklaşık kırk yıl, ne yazık ki yeterince ders alınmadığını gösteriyor. Bugün de spor kulüplerinin, özellikle Dersimspor’un, halktan kopuk, şeffaflıktan uzak ve kısa vadeli hesaplarla yönetildiğine tanık oluyoruz.

Sorunun kaynağı nettir: Yerel gençliğin sistemli biçimde dışlanması, altyapının ihmal edilmesi ve kulübün kentle özdeşleşememesi.

Burada altını çizmek isterim: Yerli–yabancı ayrımı yapan bir anlayışı savunmuyorum. Ancak genç nüfusun yoğun olduğu bir kentte, önceliğin yöre gençlerine verilmesi hem toplumsal hem de ahlaki bir sorumluluktur. Sürekli yenilgi alan bir takıma dışarıdan futbolcu transfer etmek sorunu çözmez; aksine gençler için var olan imkânları da ortadan kaldırır.

Çözüm sanıldığı kadar karmaşık değildir. Dersim ve çevresindeki gençleri kapsayan güçlü bir altyapı sistemi kurulmalıdır. Kulüp yönetimi; şeffaf, hesap verebilir ve halkın katılımına açık bir yapıya kavuşturulmalıdır. Devlet, bu kentin bir parçası olarak spor altyapısına dair sorumluluğunu yerine getirmeli; stadyum gibi temel tesislerin uzun vadeli kullanım hakkı kulübe devredilmelidir.

Sportif başarı geldikçe halkın desteği de kendiliğinden artar. Başarı olmadan destek beklemek ise gerçekçi değildir.

Sonuç olarak Dersimspor meselesi yalnızca bir futbol kulübünün liglerdeki yeri değildir. Bu mesele, bir kentin gençleriyle, belleğiyle ve geleceğiyle kurduğu ilişkinin aynasıdır. Yerel gençliğe dayanan, şeffaf ve katılımcı bir spor anlayışıyla Dersimspor’un yeniden ayağa kalkması mümkündür.

Bu yazı geçmişin muhasebesini yaparken, asıl olarak geleceğe dönük bir çağrıdır:
Spor, Dersim’de yeniden halkın ve gençlerin ortak değeri hâline gelmelidir.

Spor, Gençlik ve Kent: Dersimspor Üzerine Bir Tanıklık ve Yeniden İnşa İhtiyacı
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter