6 Şubat 2023 tarihinde Kahramanmaraş merkezli meydana gelen depremlerin üzerinden 11 aydan fazla zaman geçti.
Felaketten en çok etkilenen şehirlerin başında ise Hatay geliyor. Antakya, Defne ve Samandağ gibi ilçelerde çok sayıda bina yıkıldı, binlerce kişi enkaz altında can verdi.
Depremin ilk günlerinde defalarca duyduğumuz “İlk üç gün burada hiç kimse yoktu” cümlesi ise birinci yılına yaklaşırken yalnız bırakılmışlığın en acı fotoğrafıyla çarpıyor gözümüze.
Çünkü Hataylılar, yaşadıkları problemlerin siyasetin gölgesinde kaldığını ve medyanın ilk günlerdeki ilgisini göstermediğini ve unutulduklarını söylüyorlar.

Bölgedeki sorunlar ise farklı katmanlar halinde büyüyerek devam ediyor. Enkazların neredeyse tamamı kaldırılmış ancak şehirde yüksek oranda bir beton tozu var. Sokaklarda yürürken bu tozu yutmak zorunda kalıyorsunuz. Beraberinde gelen asbest tehlikesi de önemli bir hayati risk.

Şehir merkezine girerken gözünüze çarpan ve iç burkan ilk şey, enkazlar kaldırılınca ortaya çıkan boş arazi görüntüsü. Antakya merkez ve Defne’nin Armutlu mahallesi neredeyse dümdüz bir arazi görünümünde.
Bu görüntü, Hatay’ın binlerce yıllık tarihinin nasıl yok olduğunu gözler önüne seren çarpıcı bir gerçek. Eski Antakya olarak bilinen ve ağırlıklı olarak tarihi yapıların yer aldığı bölge tamamen tanınmaz hale gelmiş.

Depremzedeler, ağırlıklı olarak şehrin dışında farklı noktalara kurulan konteyner kentlere yerleştirilmiş. Ancak azımsanamayacak sayıda vatandaş da hala çadırda yaşıyor. Yani adı ‘geçici barınma alanı’ olarak konulan yapılara bile erişememişler.
Konteynerlarda yaşayanlar açısından da çeşitli riskler söz konusu. Uyuz vakaları artmış, hijyen sorunu var, şiddetli yağışlar hem korunaklı değil hem de elektrik çarpması vakaları yaşanmaya başlamış.
Depremzedelerin aktardığına göre, bölgede uyuşturucu kullanımı ve intihar vakaları da artıyor. Sahayı dolaşırken yalnızca tek bir polis aracı gördüm. Onun haricinde kolluk kuvvetlerinin bölgede pek de etkin olduğunu görmedim. Bu da güvenlik riskinin olduğunu da gösteriyor.

Yıkılmayan binalarda ise ilk göze göze çarpan şey üzerine yazılan yazılar. Binalara; kırmızı boya ile ‘az hasarlı’, ‘orta hasarlı’, ‘ağır hasarlı’ ve ‘mahkemelik’ yazılmış.
Bölgede su, gıda ve ulaşım en temel sorunları oluşturuyor. Bazı noktalarda yoğun bir kanalizasyon kokusu var. Sağlık hizmetleri ise bir nebze de olsa verilebiliyor.
Yeniden inşa edilen Defne Devlet Hastanesi şu an için çalışır durumda. Ancak ulaşım büyük bir problem olduğu için özellikle de yaşlı, engelli ve hamile kadınlar hastaneye gitmekte zorluk yaşıyorlar.

Şehrin merkezinde belli noktalara konteyner dükkanlar kurulmuş. Bazı zincir marketler de belli noktalarda açıktı. Ama sayısı çok az. Ancak depremzedeler ihtiyaçlarını ağırlıklı olarak bu küçük konteyner dükkanlardan karşılıyorlar.

Havalimanı, pisti hala onarılmadığı için çalışmıyor. Yol üzerindeki tabelasına da çarpı işareti atılmış. Yani Hatay’a şehir dışından gelmek de geldiğinizde sahayı gözlemlemek de aracınız olmadan çok zor.
Depremin ilk aylarında yoğun bir şekilde bölgeye gelen yardım TIR’larından bir tane dahi görmedim. Onların yerini enkazlardan çıkarılan demirlerin doldurulduğu TIR’lar almıştı.
Özetle, Hatay halkı unutulduğunu düşünüyor. Düşünmekten öte bunu en acı haliyle yaşıyor. Siyasetçilere çok tepkililer. Haklılar da. Çünkü siyasetçilerin varlığı; belediye başkan aday adaylığı afişlerine ve 750 bin lira kredi vaadiyle yapılacak konutların kampanya billboardlarına sığdırılmış. İktidarı da muhalefeti de sadece bu afişlerde görmek mümkün.
