DOLAR

33,1952$% -0.11

EURO

36,0226% -0.6

STERLİN

42,8115£% -0.31

GRAM ALTIN

2.548,96%-1,98

ONS

2.400,85%-1,80

BİST100

11.156,20%0,15

BİTCOİN

2213180฿%0.82129

Tunceli PARÇALI BULUTLU 24°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
Canan Kaya

Canan Kaya

13 Mart 2024 Çarşamba

DEVA Partisi İstanbul Adayı İdris Şahin: Altılı Masa’ya katılmayı biz istemedik, CHP ısrarcı oldu

DEVA Partisi İstanbul Adayı İdris Şahin: Altılı Masa’ya katılmayı biz istemedik, CHP ısrarcı oldu
0

BEĞENDİM

ABONE OL

DEVA Partisi’nin İBB Adayı Av. İdris Şahin, Munzur Press’in sorularını yanıtladı. İstanbul’a yönelik projelerini anlatan Şahin, Altılı Masa’ya CHP’nin ısrarıyla katıldıklarını söyledi ve eleştirel medyaya sitem etti.

31 Mart’ta gerçekleşecek olan yerel seçime 18 gün kaldı. İttifakların, bazı partiler arasında iş birliğine dönüştüğü bu seçimde birçok parti kendi adayıyla sahneye çıkmış durumda. Rekabetin özellikle de İstanbul’da oldukça kızıştığı şu günlerde,, DEVA da partinin sözcülüğünü üstlenen Av. İdris Şahin’i İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne aday gösterdi.

İdris Şahin ile hem İstanbul’a dönük projelerini hem de DEVA’ya genel seçim sürecinde yöneltilen eleştirileri konuştuk.

DEVA Partisi’nin en önemli önceliğinin, İstanbul’u depreme hazır hale getirmek olduğunu söyleyen Şahin, projelerini şöyle özetledi:

“İSTANBUL KENDİ KENDİNE YAŞIYOR”

“Depreme hazır hale gelmek, deprem olmadan önce gerekli tedbirleri almak demektir. Diğer bir önceliğimiz de ulaşım sorununu çözmek. Ulaşım sorununu çözmek için de kapsamlı çalışmalarımız var. İstanbul’a geldiğimden bu yana gördüğüm en önemli eksiklik ise denetimsiz bir şehir olması.

Kanunun hiç uygulanmadığı, denetimin gerek yerel yönetimlerde gerekse genel yönetimler açısından hiçbir şekilde uygulanamadığı bir şehir haline gelmiş. İstanbul kendi kendine yaşıyor. Kendi kurallarını kendisi koyuyor ve yerel yönetimlerin de genel yönetimlerin de koyduğu kurallar tamamen konjonktürel olarak o beldeye, mahalleye, ilçeye özgü kurallar haline gelmiş. Asıl problem bu. Bir de kaldırımlar işgal edilmiş. Kaldırımları, yaya yollarını İstanbullulara açmamız, yaya yollarındaki işgalleri de derhal 6 ay içerinde sonlandırmamız lazım. Kamu menfaati ve kamu yararının olduğu yerleri, birilerinin menfaatine açmışlar. Vatandaş, 10 metrekarelik dükkana 50 bin lira kira verirken, 100 metrekare kaldırım kullanıyor ama belediyeye bir kuruş kira vermiyor. Dolayısıyla yayalaştırma meselesini son derece önemsediğimi ifade etmek isterim.

“ÇEŞME SULARININ İÇİLEBİLİR OLMASI İÇİN ÇALIŞMA BAŞLATACAĞIZ”

İstanbul’da su temin eden yerlerin başına çok güçlü atamalar yapmak ve altyapıdaki asbestli boruları değiştirerek, tüm İstanbulluların çeşmelerinden rahatlıkla su içebileceği bir projeyi hayata geçirmek istiyoruz. Bu belki ilk 5 yıl içerisinde gerçekleşmeyebilir. Ancak buna dair çok ciddi bir çalışma başlatacağız.”

14 Mayıs’taki genel seçimde “Altılı Masa”da yer alan ve CHP listelerinden seçime giren DEVA Partisi, 15 milletvekili ile TBMM’ye girmişti. Genel seçimlerin ardından partiye bu milletvekillikleri üzerinden çokça eleştiri yöneltildi. Şahin, hem Altılı Masa’ya dahil olma süreçlerine hem de bu eleştirilere şu yanıtı verdi:

“ALTILI MASA’YA KATILMAMIZI CHP İSTEDİ, ISRARCI OLDU”

“Altılı Masa’ya oturmayı çok irdeledik, tartıştık. Ben de dahil partinin çoğunluğu, DEVA Partisi’nin kimliği tam olgunlaşmadan o masaya oturmanın bize kaybettireceğini ifade etmişti. Sonrasında ise Altılı Masa’nın içindeyken kendi logumuz ve kendi ismimizle seçimlere girmeyi istedik ve önceledik. Son ana kadar da bu çalışmaları yaptık. CHP, son gün ısrarla bizi ikna etti. Biz gidip CHP’nin listesinden girmedik, bir iş birliği yaptık. Diğer siyasi partiler CHP’nin listesinden seçime girmeyi kabul etmişler. Ama biz tamamen yüzde 50+1’e ulaşabilmek, Meclis çoğunluğunu elde edebilmek adına bir işbirliği süreci içerisinde olduk. Orada olmamızı CHP istedi. Elbette bunun hesabını onlar da yaptı, biz de yaptık. Onların da elinde anket sonuçları vardı, bizim de. Kimse kimseyi kandırmadı. Burada bir iş birliği oldu ve bu işbirliğine son anda karar veren siyasi, partiyiz.

“HALK TV VE SÖZCÜ TV DE DEVA’YA KARARTMA UYGULUYOR”

Ayrıca CHP’nin kongresi öncesinde başlayan medya karartması da bugün artarak devam ediyor. İktidar zaten 4 yıldır bize karartma yapıyordu. Önümüzdeki günlerde TRT önünde bir eylem de yapacağım. TRT’ye hakkımızı helal etmediğimiz gibi Halk TV ve Sözcü TV’de de benzer durum var. Eleştirel kanallarda da yokuz. Halk TV de Sözcü TV de Saraçhane medyası olmuş. Saraçhane’deki karartma, Sayın Erdoğan’ın karartmasının da üzerine çıktı. Al birini vur ötekine. Aralarında zerre kadar fark yok. İktidar medyası da muhalefet medyası da kutuplaşmadan nemalanmak istiyorlar. Dolayısıyla Sayın Erdoğan’ın tarzını birebir benimseyen bir İmamoğlu’yla karşı karşıyayız. Şu anda muhalif medyanın tamamının ipleri -üzülerek ifade ediyorum- bir şekilde Saraçhane üzerinden şekilleniyor. Saraçhane dediğimde neyi kast ettiğim anlaşılıyordur herhalde.”

Devamını Oku

Prof. Dr. Doğu Ergil: AK Parti seçmeninin bir bölümü, açlıktan sürünme noktasına gelse de tercihini değiştirmiyor

Prof. Dr. Doğu Ergil: AK Parti seçmeninin bir bölümü, açlıktan sürünme noktasına gelse de tercihini değiştirmiyor
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Yerel seçime 27 gün kaldı.

Siyasi partiler saha çalışmalarını hızlandırmış durumda.

Bir taraftan da ekonomi verileri halkın giderek yoksullaştığını gösteriyor.

Uzayan et kuyrukları ve emeklilerin durumu, bu seçim dönemine damga vuran önemli ekonomi başlıkları oldu.

Enflasyonun ateşi bir türlü dinmek bilmiyor.

Ancak ekonomik kriz, beklentilerin aksine muhalefetin gündeminde yeteri kadar yer bulan bir konu da olmadı.

Çarşı pazar ziyaretleri yapılıyor ama ülkenin gündemine hep suni tartışmalar taşınıyor.

Peki genel seçimde geçerliliğini yitiren eski cumhurbaşkanı rahmetli Süleyman Demirel’n “Boş tencerenin deviremeyeceği iktidar yoktur” cümlesi, bu seçim döneminde tekrar etkili olabilecek mi?

Erdoğan iktidarı, ekonomik krize rağmen avantajlı durumda mı, muhalefet neden ilk seçenek olamıyor?

Siyaset bilimci ve sosyolog Prof. Dr. Doğu Ergil

Siyaset bilimci ve sosyolog Prof. Dr. Doğu Ergil, Munzur Press için yanıtladı:

“AK PARTİ SEÇMENİNİN BİR BÖLÜMÜ HALİNDEN MEMNUN OLMASA DA OYUNU DEĞİŞTİRMİYOR”

“Toplumun geniş bir bölümü artık devletin desteğiyle yaşıyor. Mesela emeklilerin durumuna baktığımızda, az da olsa o gelire muhtaç. Başka bir gelir kaynağı olmayan geniş bir kitle var ve onlar devletin eline bakıyorlar. Bugün artık devletle hükümet arasında da bir fark yok. Hükümet de

fiili başkanlık sistemiyle Sayın Erdoğan demek. O yüzden onun sunabildiği bütün imkanları hayatlarının tüm geçim kaynağı olarak gören ve onun ötesinde de başka bir alternatif seçemeyen, göremeyen insanların değişmez bir tavrı var. Hallerinden çok memnun olmasalar bile değiştirme olanakları olmadığı için, o kesimde bir tavır değişikliği olması mümkün değil.

“AK PARTİ’Yİ BİR KİMLİK ALANI OLARAK GÖRÜYORLAR”

Elbette ki muhalefetin de iyi iktisatçıları var. Fakat hükümeti sadece ekonomisinden ötürü değil, kültürel ve başka nedenlerle kendisi için bir kimlik alanı, bir sığınma limanı olarak gören geniş bir kesim var. Muhafazakar, dindar veya sağ da diyebiliriz bu kesimlere. Ama özet tanımı şöyle; bu kesim, AK Parti’nin kendisini diğer alternatiflerden çok daha iyi temsil ettiğini, AK Parti’nin kültür anlayışı, sosyal değerleri (bunun içinde din de önemli bir faktör), kendisinin durumunu daha iyi yansıttığına inanan geniş bir kesim var. Artık açlık sınırına gelip, sürünme noktasına kadar mevzilerini değiştirmeyen bir kesim bu. Yani bu seçmen grubu, kültürel-siyasal bir seçim yapmış durumda. Ekonomik etki sonda. O yüzden AK Parti saflarından ayrılmıyorlar.

“MUHALEFET ETKİLİ VE İNANDIRICI BİR PROGRAM SUNAMADI”

Muhalefetin bir seçenek haline gelememesinin birçok nedeni var ama en belirgin olanı, AK Parti’ye oy veren seçmenin hiçbir biçimde iktidarın çizmiş olduğu kanalların dışına çıkmıyor olması. Bu kitlenin genellikle evinde televizyon sabahtan akşama kadar açıktır ve açık olan kanallar da tamamen hükümetin kontrolünde. Zaten okumayan bir kitle bu. Türkiye okumuyor. İktidar ne derse ona inanıyorlar çünkü o kanallarda o kadar çok tekrarlanıyor ki o yalanlar. Sürekli olarak içinde bulunulan o kirlilik alanına vurgu yapılıyor ve bu alan varlık alanı olarak tanımlanıp ‘bizi desteklemezseniz yok olacak, yok olabilir’ deniliyor. İşte ‘beka sorunu’ diye ortaya atılan şey de bu. Şimdi durduk yere ‘beka sorunu’ neden ortaya çıksın bir ülkenin? Demek ki ciddi bir sorun var algısı yayılıyor. Bu sorunu korku haline getirdiğiniz zaman ve sürekli olarak iletişim araçlarıyla tekrarladığınızda buna inanıyor insanlar ve fikirlerini değiştirmiyorlar.

Bir de muhalefet de kendi arasında anlaşabilen, ittifak kurabilen, etkili ve inandırıcı bir program sunabilen bir seçenek oluşturamadı. Onun da etkisi büyük…”

Devamını Oku

Hatay’da siyasetçilerin varlığı, adaylık ve kampanya afişlerinden ibaret!

Hatay’da siyasetçilerin varlığı, adaylık ve kampanya afişlerinden ibaret!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

6 Şubat 2023 tarihinde Kahramanmaraş merkezli meydana gelen depremlerin üzerinden 11 aydan fazla zaman geçti.

Felaketten en çok etkilenen şehirlerin başında ise Hatay geliyor. Antakya, Defne ve Samandağ gibi ilçelerde çok sayıda bina yıkıldı, binlerce kişi enkaz altında can verdi.

Depremin ilk günlerinde defalarca duyduğumuz “İlk üç gün burada hiç kimse yoktu” cümlesi ise birinci yılına yaklaşırken yalnız bırakılmışlığın en acı fotoğrafıyla çarpıyor gözümüze.

Çünkü Hataylılar, yaşadıkları problemlerin siyasetin gölgesinde kaldığını ve medyanın ilk günlerdeki ilgisini göstermediğini ve unutulduklarını söylüyorlar.

Bölgedeki sorunlar ise farklı katmanlar halinde büyüyerek devam ediyor. Enkazların neredeyse tamamı kaldırılmış ancak şehirde yüksek oranda bir beton tozu var. Sokaklarda yürürken bu tozu yutmak zorunda kalıyorsunuz. Beraberinde gelen asbest tehlikesi de önemli bir hayati risk.


Şehir merkezine girerken gözünüze çarpan ve iç burkan ilk şey, enkazlar kaldırılınca ortaya çıkan boş arazi görüntüsü. Antakya merkez ve Defne’nin Armutlu mahallesi neredeyse dümdüz bir arazi görünümünde.

Bu görüntü, Hatay’ın binlerce yıllık tarihinin nasıl yok olduğunu gözler önüne seren çarpıcı bir gerçek. Eski Antakya olarak bilinen ve ağırlıklı olarak tarihi yapıların yer aldığı bölge tamamen tanınmaz hale gelmiş.

Depremzedeler, ağırlıklı olarak şehrin dışında farklı noktalara kurulan konteyner kentlere yerleştirilmiş. Ancak azımsanamayacak sayıda vatandaş da hala çadırda yaşıyor. Yani adı ‘geçici barınma alanı’ olarak konulan yapılara bile erişememişler.

Konteynerlarda yaşayanlar açısından da çeşitli riskler söz konusu. Uyuz vakaları artmış, hijyen sorunu var, şiddetli yağışlar hem korunaklı değil hem de elektrik çarpması vakaları yaşanmaya başlamış.

Depremzedelerin aktardığına göre, bölgede uyuşturucu kullanımı ve intihar vakaları da artıyor. Sahayı dolaşırken yalnızca tek bir polis aracı gördüm. Onun haricinde kolluk kuvvetlerinin bölgede pek de etkin olduğunu görmedim. Bu da güvenlik riskinin olduğunu da gösteriyor.

Yıkılmayan binalarda ise ilk göze göze çarpan şey üzerine yazılan yazılar. Binalara; kırmızı boya ile ‘az hasarlı’, ‘orta hasarlı’, ‘ağır hasarlı’ ve ‘mahkemelik’ yazılmış.

Bölgede su, gıda ve ulaşım en temel sorunları oluşturuyor. Bazı noktalarda yoğun bir kanalizasyon kokusu var. Sağlık hizmetleri ise bir nebze de olsa verilebiliyor.

Yeniden inşa edilen Defne Devlet Hastanesi şu an için çalışır durumda. Ancak ulaşım büyük bir problem olduğu için özellikle de yaşlı, engelli ve hamile kadınlar hastaneye gitmekte zorluk yaşıyorlar.

Şehrin merkezinde belli noktalara konteyner dükkanlar kurulmuş. Bazı zincir marketler de belli noktalarda açıktı. Ama sayısı çok az. Ancak depremzedeler ihtiyaçlarını ağırlıklı olarak bu küçük konteyner dükkanlardan karşılıyorlar.

Havalimanı, pisti hala onarılmadığı için çalışmıyor. Yol üzerindeki tabelasına da çarpı işareti atılmış. Yani Hatay’a şehir dışından gelmek de geldiğinizde sahayı gözlemlemek de aracınız olmadan çok zor.

Depremin ilk aylarında yoğun bir şekilde bölgeye gelen yardım TIR’larından bir tane dahi görmedim. Onların yerini enkazlardan çıkarılan demirlerin doldurulduğu TIR’lar almıştı.

Özetle, Hatay halkı unutulduğunu düşünüyor. Düşünmekten öte bunu en acı haliyle yaşıyor. Siyasetçilere çok tepkililer. Haklılar da. Çünkü siyasetçilerin varlığı; belediye başkan aday adaylığı afişlerine ve 750 bin lira kredi vaadiyle yapılacak konutların kampanya billboardlarına sığdırılmış. İktidarı da muhalefeti de sadece bu afişlerde görmek mümkün.

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.