escort ankara - Türk Porno - Ankara Escort Ankara escort, eskort, escort bayan Ankara Escort Bayan arkadaş bulmak istediğiniz ve ihtiyacınız olduğu her zaman Ankara Escort Sitesi.
  1. Haberler
  2. Bölge Haberleri
  3. Çölde Bir Gönül Mekanı: Kadir’in Bahçesi

Çölde Bir Gönül Mekanı: Kadir’in Bahçesi

Doğubayazıt’tan Örtülü köyü yolunda giderken Ağrı Dağı’nın volkanik kalıntılarından oluşmuş çorak bir yerde adeta oraya sonradan monte edilmiş bir bahçe görürsünüz.

Bahçeye girdiğinizde sımsıcak gülümsemesi ile sizi bir adam karşılar. Bu adam, amiyane bir tabirle söyleyecek olursak varını yoğunu satıp ağaca ve toprağa yatırmış bir doğasever olan Kadir Ardin’den başkası değildir.

Esnaflık yaptığı Ağrı’daki iş hayatına son vermiş, elindeki tüm mal varlığını Ağrı Dağı eteklerindeki Örtülü (Ortilî) köyü yakınlarındaki kumluk alanda adeta çöldeki bir cennete benzeyen bahçeye yatıran Ardin, hem doğuya hem de batıya hitap eden konseptiyle hayalini gerçekleştirirken Ağrı turizmine de katkı sunmak istiyor.

Ardin’in en büyük destekçisi şüphesiz maddi ve manevi anlamda eşi ve iki çocuğu. Babaları hayallerinin peşinde koşarken onlar engel olmak yerine her anlamda destek olmuşlar ve hala da onunla beraber hayallerine eşlik ediyorlar.

4500 ağacın dikili olduğu bahçede 11 çeşit de meyve ağacı mevcut. Ağrı Dağı’ndan getirilmiş taşlardan yapılmış şelaleden, kara çadırına, balık havuzlarından taş evlere, Bungalov evlerden renkli restauranına kadar herkesin kendini bulacağı ve mutlaka kendine uygun bir şey bulacağı bahçeyi farklı kılan bu özellikleri kadar kurak ve kumlu bir alanda olması.

Kimi çevrelerce hayalleri peşinde olan bir bir adam olarak ifade edilen doğasever Kadir Ardin’ e bu bahçeyi oluşturma fikri ve doğa aşkını sorduk.

“Buraya ağaç dikmeye başladığımızda herkes alay etmişti”

Ağaç sevdası ve doğa aşkını bu bahçe ile tamamlamak istediğini belirten Ardin, hikayesine şöyle başlıyor:

“Biz çocukken bu Örtülü köyüne geliyorduk. o dönem buralar cıvıl cıvıldı, çok güzel bir sazlığı vardı buranın. 360 çeşite yakın kuş türü vardı. Yabani kaz, ördek vesaire. Ben de doğayı çok seviyordum.  Hanımı ve çocukları hep Ağrı’dan alıp buraya piknik yapmaya geliyorduk.  Ağrı Dağı’na bakıyordum çıplak çorak bir yer olarak görünüyordu.  Dünyanın ikinci, Türkiye’nin en büyük dağı ama sahipsiz kalmış bir dağdı. Kartpostallarda hep fotomontajlı güller görüyorduk. Niye birileri buraya bir şey yapmıyor, niye buraya bir ağaç dikmiyor diyordum. Bu düşünce kafamda 4-5 yıl hep buraya pikniğe ve gezmeye geldik. En son hanımla oturduk bir karar verdik. Biraz da ticari hayat yormuştu beni. Doğada olmak istiyordum. Bizim Doğubayazıt’taki evimizde de 10 yıl hep ağaç diktik. Ağaçları ve gülleri seviyorum. Orada tutmayınca hanıma dedim ki gel bir bahçe yapalım. Başlangıçta biraz zor olacak ama ilerisi güzel olacak diye. Ortak kararla bu 33 dönüm olan araziyi satın aldık.  2015’te başladık burayı yapmaya.  4500 tane ağaç diktik, 11 çeşit meyve ağacı olmak üzere. Biz bu ağaçlamaya başladığımızda, köylüler, buradan gelip geçenler bizimle dalga geçiyorlardı.  Diyorlardı bu adam ya aklı yok ya da parası çok. Burada ağaç tutar mı? Oysa ki 4 metrelik bir sondajla çok temiz doğal bir kaynak suyu çıkıyordu İlk başlangıçta sabah gelip ağaçlarımıza bakıyorduk, akşam eve gidiyorduk. Sabahları geldiğimizde bir bakıyorduk ki ya hayvanlar ya da rüzgar devirmiş ağaçları Tekrar düzeltip, dikiyorduk. Sonra da evi de buraya taşıdık. Yani yaklaşık tam 10 yılımızı aldı burayı bu hale getirmemiz. Çok da zor oldu ama o bize gülüp alay edenler hepsi gelip uzaktan seyrederek geçiyorlar. Burası çok kişiyi şaşkına uğrattı. Çünkü burası çöldü, kum fırtınası oluyordu ve yağmur yağmıyordu”.

“Varımızı yoğumuzu satıp bu bahçeye harcadık”

Herhangi bir yerden destek almadığına dikkat çeken Ardin, bu bahçe için varını yoğunu sattığını da söylüyor:

“Herhangi bir yerden destek almadık. Ben Ağrı’da esnaftım, vinçlerim vardı 11-12 tane.  İlk ikinci ve üçüncü yılda baktık artık para yetmiyor iki tane vinç sattık. Ondan sonra bir tane daha sattık.  Yani bugüne getirene kadar hemen hemen bütün vinçlerimizi sattık. O da yetmedi yaşadığımız evi de sattık. Herhangi bir yerden destek almadık. Çok vaatte bulunan oldu fakat hiçbiri yerine getirmedi. Burayı görmeye gelenler çok kişi burayı görünce işte destek amaçlı çok şey söylediler ama buradan gidince hepsini unuttular ve bir daha dönmediler”.

“Çocukluk hayalimi gerçekleştirdim”

Üç büyük din için kutsal olan dağın eteklerinde çocukluk hayalini gerçekleştiren Ardin, arkasında bir eser de bırakmak istiyor:

“Hayalimde hep böyle bir şey vardı. Yalnız kurcalayan bir şey vardı.  İshak Paşa Sarayı’nın yanında Keşiş Bahçesi diye bahçe vardı. Yaklaşık 250-300 yıldır keşişin ismi hep anılıyor. Dedim böyle bir cumhuriyette böyle bir yerde biz neden bir Müslümanın ismi ve eseri olmasın. Hedefimizdeki ve hayalimizdeki bahçe belki biraz küçüktür ama keşiş bahçesine göre daha daha büyük bir şey tasarlamak isterdim ki yarın öbür gün gittikten sonra arkamızda -Mimar Sinan gibi olamayız belki +bir eser kalsın burada.

O sırada Allah’ın Hz ibrahim’e Kabe’nin inşaası için dediği “sen git inşa et, seslen, dünya oraya gelecek” sözü aklıma geldi.  Burası 3 dinin kutsal bir dağıdır şahane bir dağdır. Ben buradaki çocukluk hayalimi burada gerçekleştirdim”.

“Meyveleri satmak değil ikram etmek istiyoruz”

İmkanları elverdikçe bahçedeki meyveleri satmak değil misafirlerine ikram ettiklerini dile getiren Ardin, misafirleri yaptıkları alanlardan birkaç örnek de veriyor:

“Burada 11 çeşit meyve ağacımız var. Hanım ve çocuklarla birlikte bir karar aldık. Dedik ki bir ekmek bile alacak kadar paramız olduğu müddetçe meyveyi satmayacağız. Gelen insanlar hepsi faydalansın, dalından koparıp yesinler.

Ağrı Dağı gibi bir yerde 11 çeşit meyve ağacının olması dikkat çekiyor.  Pikniğe gelenler meyveyi dalından koparıp yiyor. Hepimizin özlem duyduğu bir şeydir meyveyi dalından koparıp yemek.  Çünkü bu bölgede o tür ağaçlar olmadığı için biz hasret kalmışız.

Gelinler dış çekim için buraya geliyorlar.  Yabancı turistler geliyorlar. Çok şaşırıyorlar böyle Ağrı Dağı görünümlü bir yeri gördükleri için

Balık havuzları inşa ettik. Yüzme havuzları ve taş evler yaptık buraya. Bungalov evler yaptık. Kara çadır kurduk. Bu da insanların merakını daha da arttırdı.

Zaten buraya ilk geldiğimizde burası aynı çöl gibiydi. Öğlen saat on iki, birden sonra kum fırtınası oluyordu. Zaten milletin en çok şaşırdığı konu oydu. Bu çölün içinde bu kumun içinde ağaç tutar mı? Çünkü etrafta ağaç diye bir şey yoktur.

Buradaki ilk  sene  hanımla beraber bakıp güldüğümüz bir konu vardı. Bu kavak ağaçlarını diktiğimizde bütün kuşlar hep üstüne konardı. Neredeyse kırılacak dereceye geliyordu ağaçlar. Hanıma dedim belli ki biz güzel bir şey  başardık.  Kuşlar konduysa buraya insanların yoğunluğu da buraya olacak. Bu düşünceyle daha geniş fikirler ürettik ve hayata geçirdik”.

“Ağrı Dağı’na ve doğamıza sahip çıkalım”

Ağrı Dağı’na herkesin sahip çıkması gerektiği konusundaki çağrısını yineleyen Ardin:

“Ağrı Dağı bizim hiç sahip çıkmadığımız ama dünyadan bu dağı görmek için evlerini arabalarını satıp görmeye gelen gelen insanların olduğu bir dağdır.  Ağrı Dağı’na gelip 2 gün kalmak için neredeyse yıllık kazancını veren insanları görünce yetkililere seslenmek istedim. Doğubeyazıt’ın ve Ağrı’nın zenginlerine de seslenmek istiyorum. Ağrı Dağı’na hep beraber sahip çıkalım.  Ben tek başına tükendim.  Artık gücüm yetmiyor. Daha geniş ve güzel fikirlerle Ağrı Dağı’nı  donatalım” sözleriyle doğaya olan duyarsızlığa dikkat çekiyor.

Kızıyla birlikte ellerinde tuttukları fideleri gösteren Ardin, cennet gibi  bir doğaya sahip olan bir  ülke içinde şu çağrıyı yapıyor:

“Çölün ortasında bir vaha oluşturduk. 4.500 tane ağaç diktik. Herkesin tutmaz dediği yere ağaç diktik, böyle bir yer oluşturduk. Şunu uzatıyorum tüm Türkiye halkına siz de birer fidan dikin, her taraf cennet olsun”

Çölde Bir Gönül Mekanı: Kadir’in Bahçesi
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir