escort ankara - Türk Porno - Ankara Escort Ankara escort, eskort, escort bayan Ankara Escort Bayan arkadaş bulmak istediğiniz ve ihtiyacınız olduğu her zaman Ankara Escort Sitesi.
Delil Karakoçan
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Siyaset
  4. Kürtler ‘merkeze’ yaklaştıkça dışlanıyor: Neden?

Kürtler ‘merkeze’ yaklaştıkça dışlanıyor: Neden?

featured
Kürtler siyasal merkeze yaklaştıkça dışlanıyor...

Kürt siyasal birey ve yapılarına yönelik küfrün, hakaretin, aşağılama, alaya almaların, “alt kimlik” yakıştırmalarının hayli arttığını görüyoruz. Irkçı, ayrımcı, müstemlekeci nitelemelere, dışlayıcı tutumlara Meclisten-sokağa her alanda tanık oluyoruz. Sağ ya da Sol tüm ulusalcılar benzer dil kullanıyor ve yaklaşık davranışlar sergiliyor.  Paradokstur: “Ayrılıkçı”, “bölücü” olarak suçlanan Kürtler, demokratik kimlik ve talepleriyle siyasal merkeze yaklaştıkça daha çok örselenip dışlanıyor!

Neden?

* * *

Bunun iki nedeni var:

Birincisi; Kürtlerle eşit koşullarda ve eşit haklara sahip bir siyasal-toplumsal modelin (henüz) kabul görmemiş olmasıdır. Bunun önünde ciddi politik, psikolojik ve kültürel bariyerler var. Kürtleri, devlet ve toplumun asli unsuru yapacak, bunu kabullenecek demokratik bilinç, kültür ve istek yoksunluğu, dışlayıcı tutumları tetikliyor. “Tekçi” refleksler ve referanslar sistemi kapalı tutmakla kalmıyor aynı zamanda tutucu, ötekileştirici kimliğe sabitliyor. Bundandır ki Kürtleri asli unsur gören demokratik akıl ve edimler kapalı yapıyı aşamıyor.  Ötekileştirici aklın beslendiği kolonyalist ideoloji ve bu ideolojinin yarattığı katı inkârcı, dışlayıcı kültür ve söylem(ler), koloniye yeni unsurlar katmayı reddediyor.  Özellikle eşitlik, özgürlük ve ortaklaşma fikri Kürtleri “alt kimlik” sayan birey ve çevreleri tedirgin ediyor. Öyle ki bu fikir, “ayrı devlet” fikrinden çok daha ürkütücü bulunuyor. Birinci nedeni bu…

İkincisi; doyumsuzluk ve dışa dönük şiddetin aktif oluşudur. Açayım: Kültür, üretme becerisiyle ilgili bir durumdur. Bu beceriyi gösterenler belli bir doyuma ulaşır ve aklın dışa dönük şiddetini önler. Demokratik uygarlık da böyle gelişir.  Uygarlık sadece modern formlar kazanmak değildir; aklın ve bilincin dışa dönük şiddetinin son bulmasıdır. Yaratı yeteneği olmayanlar, sürekli açtır ve bu açlık (yetersizlik) dışa dönük şiddet ve saldırganlığı besler. Dikkat çekici olan politik açlık ve yarattığı şiddetin cinsel, güdüsel açlıkla oluşturduğu paralelliktir. “Cinsel açlık ve aşırılık (da), (mutlak biçimde) toplumsal inşa ve hegemonik iktidarla bağlantılıdır.

Döngüsel olmaktan çıkan ilişki, doğal alanından abartılı alana taşınmış olur. Bu ilişki doymak bilmez; fetişist bir ritüele dönüşerek insan bedenini ve ruhunu sarar. Roma soylularını bilirsiniz: Soylular uzun yemek ziyafetlerinde tıka basa yer, yediklerini kusar, sonra ara vermeden tekrar yerler. Çerı çöpü yere atar, yerlere kusar, tekrar yerler. Bu tüketici ritüel cinsel alanı da kapsar… 

Aynı açlık (döngü) politik alanda da görülür. İktidara giden yol kadar, onu korumakta bıçak sırtı gibidir ve kanlıdır. Kan, “soy bağını, siyasal bağı, inanç ve düşünce bağını” asla ıskalamaz.İktidar açlığı” her türlü bağı kesip atar. Klanlar, Kabileler, Aşiretler, Hanedanlıklar, Krallıklar böyle doğmuş ve yıkılmıştır.

* * *

Irkçı, ayrımcı birey ve yapılar anksiyete bozukluğu yaşarlar

Söylemek istediğim şudur: Doyum noktası yani zirve; geri çekilmeler, bırakmalar, vazgeçmeler olmadığı taktirde, köleci şölenlerde olduğu gibi, kaçınılmaz olarak zıvanadan çıkmış, sempatisini-etiğini yitirmiş sahneler yaratır. Bu sahnelerin her biri hegemonik iktidarların hayatında “yasallaşarak” doğallaşır. “Sahip olmak” kadar, “vazgeçmemek” de ciddi bir politik sorundur.

Erk ve kültürünü taşıyanlar doyumsuzdur. Bu doyumsuzluk, dışa dönük şiddeti “alt kimlik” olarak tabir edilen ötekilere yönelterek sürekli güncel tutar. Katı kolonyalist akıl, yarattığı ve dışa yönelttiği şiddetle kendini görünür kılar.  Çünkü ırkçı ayrımcı yapılar sürekli bir “farklılık korkusu” yaşarlar. Bir tür anksiyete bozukluğu yani… Farklı kişilik, kişilik, etnik kimlik ya da yaşam biçimiyle karşılaştıklarında yoğun kaygı ve korku duyarlar.

* * *

Müstemlekeci zihniyetler “ezen” ile “ezilen”, “asli” olan ile “olmayan”, “bizimkiler” ile “ötekiler” arasındaki sosyal farkı ortaya koymak ve sürekli görünür kılmak isterler. Bu farkı, kendi lehlerine değerlendirirler. “Alt kimlik” ile “Üst kimlik” (ki ırkçı tanımlamalardır) arasındaki farkın kesin/mutlak olduğunu ileri sürerek bir tür meşruluk kazandırırlar. (Bkz. “Sömürgecinin Portresi Sömürgeleştirilenin Portresi” / Albert Memmi.)

Türkiye’de yaşanan durum tam da budur. Bu iki temel olgu, siyasal merkeze yaklaşan Kürtleri örseleyip dışlıyor…
Peki değişecek mi?

Bunu da siz okuyucular cevaplayın!…

-Devam edecek…

Kürtler ‘merkeze’ yaklaştıkça dışlanıyor: Neden?
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir