Hatalı algılar, zihni tehdit eder. Akıl tutulmasına yol açar. Yaratıcı aklı köreltir.
Algısal hata: Karanlık kötü, aydınlık iyidir. Karanlıkta kötüler, aydınlıkta ise iyiler yaşar. Aydınlık iyiliğin, karanlık kötülüğün yurdudur. Karanlık: Gece, Aydınlık: Gündüz’dür. Aydınlık sempatik, karanlık antipatiktir…
Karanlık ve aydınlığı siyah-beyaz görür, öyle de algılarız. Katılığımızın, tekdüzeliğimizin, ret ve kabul ölçülerimizin mayasında da bu hatalı algı vardır…
Karanlığı genellikle olumsuzlarız. Sevimsiz ve ürkütücü buluruz. Yokluğu, cehaleti, kötülüğü, şiddeti ve daha birçok olumsuz durumu “karanlık”la açıklar, betimleriz. “Gece”, şairin, melankoliğin ilham kaynağı olabilir. Ancak “gündüz” herkesindir, hepimizindir. Gece’den, karanlıktan korkar, Gündüz’ü, aydınlığı severiz. Karanlığa saklı aydınlığı, güzelliği genellikle görmeyiz. Zihnimizdeki “karanlık”, dışlanmış “öteki”dir. Kötülüğün neferidir.
Karanlık aydınlığın motivasyonudur.
Oysa karanlık, aydınlık arayışının motivasyonudur. Aydınlığı tahrik eder, kışkırtır. Harekete geçirir. Karanlıktan yoksun aydınlık algısı uzun süre ışık vermez; aydınlatıcı olmaz. Görünür ve kaybolur. Aydınlığın gücü, karanlığın (gece’nin) uzun ve yoğun oluşundan gelir.
Karanlık yaratıcı ve doğurgandır. Donte Alighieri’de, “Her karanlık, kendisini sonlandıracak şafağın tohumlarını içinde taşır” demiştir. Buckie de, “Karanlığı hissetmeyen aydınlığa kavuşamaz” sözleriyle Donte Alighieri’ye destek vermiştir.
Karanlık, durağan değil, devingendir. Cesaretlendiricidir. Lynne Matson da “Bazen karanlık insana, aydınlıkta asla söylemeyeceği sözleri söyleme cesareti verir” sözleriyle karanlığı cesaretlendirici bulmuştur. Kararlılık ve kahramanlık öyküleri de bunu doğrulamıştır. Büyük girişimler, cüret edişler, devrimciler ve devrimler de karanlıktan doğmuştur. İrade ve özgürlüğün rahmi de “karanlık”, yani “gece”dir. Orada mayalanmıştır.

Halil Cibran da “insanoğlu ancak gecenin yolunu izleyerek günışığına ulaşabilir” demiştir. Ressam Bob Ross, tablolarında ışığı göstermek için karanlığa ihtiyaç duymuştur!
Önemlidir.
Bunlar soyut, hayatta karşılığı olmayan ifadeler, betimlemeler değildir. Birer öğretidir. “Aydınlığın okulu” olarak karanlık, öğretilerle doludur. M.Ö.98-55 yıllarında yaşayan Romalı şair Lucretius da hayatı, “karanlıkta uzun bir mücadele” olarak tanımlamıştır. Bu mücadele hayata ışığı/aydınlığı armağan etmiştir. Ve insan, karanlığın içinden geçerek önce kendini sonra hayatı bulmuştur.
Karanlığın ışığı…
Victor Hugo, karanlığı “siyah ışık” olarak betimlemiştir. “Siyah bir ışık görüyorum” demiştir. Karanlık görmemizi sağlayan ışıktır. Işığı, aydınlığı görmemizi sağlayan da karanlıktır. Karanlığın ürkütücü yüzlüdür. R.W. Emerson da ancak “yeterince karanlık olduğunda” yıldızları görebilmiştir! Stephen King de “gün saatlerini bu denli parlak” oluşunu, “karanlığın ortaya çıkabilme ihtimali”ne bağlamıştır.
İnsan da karanlığın değil, aydınlığın öznesidir. Ancak, karanlığı bilerek, karanlıklardan geçerek bu özelliği kazanmıştır. En güçlü duygular, fikirler, çıkışlar, karşı koyuşlar karanlıkta mayalanmış, karanlığın koynundan çıkmıştır. Karanlık, bilgeler ve bilenler için ürkütücü değil, öğreticidir. Köreltici değil yaratıcıdır. Her aydınlık, karanlığı bekler!
Halil Cibran: Karanlığa (gece’ye) güzellemeler

Bir not: Halil Cibran’ın geceye/karanlığa yaptığı “güzellemeler” derin anlamlar taşır. Sizi uyararak zihninizde yeni alanlar açacaktır. Bakış açınız, perspektifiniz genişleyecektir. Olaylara yaklaşımınız daha geniş ve gerçekçi bir zemine oturacak, karanlıklara aydınlık doğumlar yaptıracaktır.
Bu nedenle geceyi /karanlığı ayıplamamalısınız! “Uykuda büyür ve düşlerinizde yaşarsınız dopdolu hayatınızı. Bütün günleriniz gecenin dinginliğinde edindiklerinize şükranla geçer” çünkü! Özgür yaşam ve anlam arayışınıza eşlik eden geceyi düşlemelisiniz! “Çoğu zaman geceyi dinlenmenin mevsimi olarak düşünür ve anarsınız, oysa gerçekte gece aramanın ve bulmanın mevsimidir” çünkü…
Geceye eşlik etmelisiniz! “Gün size bilginin gücünü verir ve parmaklarınıza alma sanatında ustalaşmayı öğretir; fakat siz yaşamın hazine dairesine götüren gecedir” çünkü…
Karanlıksız, gecesiz kalmamalısınız! “Güneş büyüyen her şeye ışığa özlemini öğretir. Fakat onları yıldızlara ulaştıran (karanlık) gecedir” çünkü…
“Karanlığın ışığı”dır, aydınlığı yaratan; yıldızları böylesine güzel, çekici, parlak ve özgür kılan! Ruhlarımızı güçlü ve özgür kılan!..

Sağol hocam, bütün duygu ve düşüncelerin ifadesisiniz iyi ki sizi tanıdım ve iyi ki o güzel bir dost ve arkadaşım var olduğunu . Övünmeyi sevmediğinizi biliyorum, hep mütevazı bir çerçevede kalma anlayışınızı da anlıyorum.. selam saygılar hocam