Mehmet Leblebici
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Halkın Çocuklarını Birbirine Düşürmeyin!

Halkın Çocuklarını Birbirine Düşürmeyin!

featured

Türkiye’de bir protesto olduğunda televizyon ekranlarında hep benzer görüntüler ortaya çıkıyor… Bir tarafta slogan atan insanlar… Diğer tarafta kalkan taşıyan polisler… Bazen TOMA’lar… Bazen sert müdahaleler… Bazen gözaltılar…
Sonra toplum ikiye ayrılıyor.
Bir kesim yalnızca protestocuları suçluyor. Diğer kesim yalnızca polisi suçluyor.
Ama kimse olayın en önemli gerçeğini konuşmuyor:
Karşı karşıya gelen insanların tamamı bu ülkenin vatandaşlarıdır.
Çünkü o kalkanı taşıyan polis de bu halkın çocuğudur. O emri uygulayan komiser de bu toplumun içinden yetişmiştir. O çevik kuvvet polisi de bir annenin evladıdır. Sınırda nöbet tutan asker de, operasyon bölgesindeki uzman çavuş da, astsubay da, subay da bu ülkenin insanıdır.
Bugün Türkiye’de hemen her ailenin çevresinde mutlaka bir güvenlik görevlisi vardır. Kiminin kardeşi polis… Kiminin amcası asker… Kiminin kuzeni uzman çavuş… Kiminin akrabası emniyet müdürü…
Yani güvenlik güçleri toplumdan ayrı bir yapı değil, toplumun tam içindedir.
İşte bu yüzden toplumsal olaylarda yaşanan her gerilim aslında aynı halkın kendi içinde yaşadığı bir gerilimdir.
Çünkü meydanda karşı karşıya gelenler yabancı insanlar değildir.
Bir tarafta ekonomik sıkıntılar nedeniyle sesini duyurmaya çalışan vatandaş vardır… Diğer tarafta saatlerce ayakta bekleyen, görev emrini yerine getirmeye çalışan polis vardır.
Bir tarafta “adalet” diye bağıran insanlar… Diğer tarafta “düzeni koruma” sorumluluğu taşıyan güvenlik görevlileri…
Fakat yıllardır Türkiye’de toplumsal olaylara yaklaşım çoğu zaman diyalog yerine güvenlik eksenli yürütülüyor. Sorunların sebepleri konuşulmadan sonuçlara müdahale edilmeye çalışılıyor.
Oysa insanlar keyfinden sokağa çıkmaz.
İnsan bazen geçinemediği için konuşur. Bazen adalet aradığı için yürür. Bazen geleceğinden korktuğu için ses yükseltir. Bazen de susturulduğunu düşündüğü için meydanlara çıkar.
Demokratik toplumlarda protesto, halkın kendisini ifade etme yöntemlerinden biridir. Bu durum devletin zayıflığı değil; toplumun nefes alma alanıdır.
Ancak mesele sadece protesto da değildir.
Asıl mesele, toplum ile güvenlik güçlerinin bilinçli ya da bilinçsiz şekilde birbirine karşı konumlandırılmasıdır.
Çünkü bu durum uzun vadede hem halka hem devlete zarar verir.
Polis sürekli öfkenin hedefi haline geldiğinde yıpranır. Vatandaş sürekli baskı gördüğünü düşündüğünde devlete olan güvenini kaybeder. Ortaya ise gerilim, kutuplaşma ve öfke çıkar.
Halbuki polis de insandır. Onun da psikolojisi vardır. Onun da ailesi vardır. Onun da çocukları vardır. Saatlerce ağır ekipmanla görev yapan genç polislerin yaşadığı baskıyı da görmek gerekir.
Aynı şekilde vatandaşın yaşadığı ekonomik sıkıntıları, işsizliği, hukuksuzluk kaygısını, gelecek korkusunu da görmek gerekir.
Çünkü toplum sadece güvenlik politikalarıyla yönetilemez. Toplum; adaletle, hukukla, eşitlikle ve güven duygusuyla ayakta kalır.
Bugün Türkiye’nin en büyük sorunlarından biri, insanların birbirini dinlemeyi bırakmasıdır. Herkes karşı tarafı düşman gibi görmeye başladı.
Oysa bu ülkenin polisi de bizimdir. Askeri de bizimdir. Meydandaki genç de bizimdir. Emekli de bizimdir. Öğrenci de bizimdir.
Hiçbir anne çocuğunu halkına düşman olsun diye yetiştirmez. Hiçbir polis sabah evden çıkarken kendi insanıyla karşı karşıya gelmek istemez. Hiçbir asker kendi halkıyla gerilim yaşamak istemez.
Ama siyaset dili sertleştikçe… Toplum kutuplaştırıldıkça… Sorunlar çözülmek yerine bastırılmaya çalışıldıkça… Karşı karşıya gelen yine aynı halk oluyor.
Gerçek devlet aklı; halkıyla kavga eden değil, halkını dinleyen akıldır.
Gerçek güç; korku oluşturmak değil, güven oluşturabilmektir.
Çünkü güçlü devlet; vatandaşından korkan değil, vatandaşına güven veren devlettir.
Ve unutulmamalıdır ki;
Bu ülkenin polisi de halktır. Askeri de halktır. Meydandaki vatandaş da halktır.
Aynı toprağın insanlarını birbirine karşı getirerek hiçbir toplum huzur bulamaz.
Peki gerçekten çözüm; halkın sesini dinlemek midir, yoksa halkı sürekli bastırmaya çalışmak mı?
Ve yarın bir gün aynı meydanlarda karşı karşıya gelen insanların çocukları birbirine nasıl bir ülke bırakacak?

Halkın Çocuklarını Birbirine Düşürmeyin!
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter