1. Haberler
  2. Genel
  3. Leyla Güven: Çözüm süreci için barış sesi gür çıkmalıdır

Leyla Güven: Çözüm süreci için barış sesi gür çıkmalıdır

featured

İHD’nin Diyarbakır’da düzenlendiği konferansa mektup gönderen Kürt Siyasetçi Leyla Güven, yeni bir çözüm sürecinin başlatılması için barışın sesinin gür çıkması gerektiğini dile getirdi.

İnsan Hakları Derneği Diyarbakır Şubesi, “Kürt meselesinin çözümü ve barış konferansı” düzenledi. İki gün süren programının dünkü bölümünde, “Dünya’da Çatışma Çözümü ve Barış Süreçleri Deneyimleri”, “Ortadoğu’da Barış ve Kürt Meselesinde Demokratik Çözümü”, “Cumhuriyetin 2. Yüzyılında Türkiye’de Yeni Bir Barış Süreci Mümkün mü?” olmak üzere 3 oturum gerçekleştirildi. Programının bugünkü bölümünde “Sivil Toplumun Barışın İnşasındaki Rolü” ve “Kadınların Barışın İnşasındaki Rolü” üzerine olmak iki oturum düzenlendi. Program kapsamında bugün yapılması planlanan duyurulan “Siyaset Erki ve Barış” adlı oturuma gösterdiği mazeretler gereği DEM Parti Şırnak Milletvekili Ayşegül Doğan, AKP Diyarbakır Milletvekili Galip Ensarioğlu ve CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu’nun katılmayacağı açıklanmıştı ve program iptal edilmişti. Ayrıca programa katılacağı açıklanan ama son anda programa katılmayan Kürt siyasetçi Leyla Zana, “21 Mart’ta Diyarbakır’da gerçekleştirilecek Newroz buluşalım” dedi. Konferansa gazeteciler, aydınlar ve kitle örgütleri katıldı.
Barış görüşmelerinin sürmesi için Kolombiya örneği verildi.

Programının ikinci gününde ilk oturumda “Sivil Toplumun Barışın İnşasındaki Rolü” üzerine konuşuldu.
İnsan Hakları Derneği MYK üyesi Handan Çoşkun’un moderatörlüğünde ilk olarak Hafıza Merkezi’nden Murat Çelikkan, “Sivil Toplum Örgütleri Barış İçin Ne Yapabilir?” üzerine konuştu.

Geçmiş yıllarda sivil toplumun bir barış kültürü ve çalışmasının olmadığını belirten Çelikkan, bugün barış anlamında sivil toplumun çok önemli çalışmalarının olduğunu söyledi. Çelikkan, “Türkiye’de barışa dair bir şey oluşturulması için yaşadığımız sürecin çok önemli bir yeri var. Türkiye’nin koşulları gereği insan hakları mücadelesi bakımından devletle itiş kakış içerisindeyiz. Bu yüzden barış yapmak kolay değil. Ama dünyada barış oluyor. Kolombiya’da çatışmalar devam ederken barış masası kuruldu ve görüşmeler devam etti. Ne zaman ki barış imzaları atıldı o zaman ateşkes sağlandı” dedi.

“Sivil topluma bakış açısı bağımsızlığı kabul eden noktada olması gerek”

Türkiye’de yapılan araştırmalara baktıklarında gençler arasında milliyetçiliğin yaygınlaştığını gördüklerini dile getiren Çelikkan, “İçinde bulunduğumuz dönem diyalog kurmak çok kolay değil ama hiç olmayacak değil. Batı dünyası bugün Rusya’ya karşı sürdüğü savaşta Türkiye’yi yanında görmek için burada olan her şeye gözünü kapatmaya hazır. Bu tür çalışmaları yapacaksa bu tür koşullarda yapmamız gerektiğini bilmemiz gerek. Sivil toplum örgütleri bir şeyleri değiştirmek için çalışır. Bazı ihlalleri değiştirmek için mücadele etmek ve müzakere etmek gerek. Bugün Türkiye’de sivil toplum açısından devletin kapıları kapanmış durumda. Türkiye’de sivil topluma bakış açısı halen bağımsızlığını kabul eden bir noktada değil. Ama bunun değişmesi gerek” dedi.

“Barış süreci başlayacaksa ifade özgürlüğü ve iyi bir hukuk düzeni olmalı”

Sivil toplum kuruluşlarının çatışma süreçlerinde aracı olması gerektiğini ifade eden Çelikkan, “Türkiye’de bütün baskılarına rağmen sivil toplum örgütlerinin kendi alanındaki çalışmaları ben bile takip edemiyorum. Bir değişim sağlamıyor ama belgelemede büyük işe yarıyor. Çözüm sürecinde de mıntıkayı temizlemeye yarıyor. Türkiye’de bir barış süreci başlayacaksa ifade özgürlüğü ve iyi bir hukuk düzeni olmalı ama yok. Çözüm sürecinde çatışan taraflar dışında sürecinin yönetilmesi gerekir. Barışın oluşturulması için ağ oluşturulmalı.

Son dönemde hükümet yanlısı sivil toplum kuruşlar kurulmaya başlandı. Bunlarla barış yapamazsınız. Kendi kurduğu örgütleri barış sürecinde sahaya sürebilir. Buna karşı uyanık olmak gerekiyor. Sivil toplum örgütleri koşullar ne olursa olsun çalışmak zorundadır. Barışın sağlanabilmesi içinde bağımsız olması gerekiyor” dedi.

“Barolar savunuculukta zayıf”

Batman Barosu Başkanı Av.ukat Erkan Şenses, “Toplumsal Barışın İnşasında Barolar Ne Yapabilir?” üzerine konuştu.

Şenses, “ ‘90’lı yıllarda Kürt illerinde düşük yoğunluklu savaş sürecinde bölge baroları bu sürece hazırlıksız yakalandı. Bu barolar yoğun bir çatışma, ağır hak ihlalleri, fail meçhul cinayetleri izleme ve takip etme konusunda eksik kaldı. Diyarbakır Barosu’nun çalışmaları kıymetliydi. O dönemki baro başkanlarının da elinden geldiğini yaptığını düşünüyorum ama yeterli değildi. Bölge baroları 2000’li yıllardan sonra ortaya çıkan bir oluşum, Kürt meselesindeki ihlalleri takip ediyor. Bölgede hemen hemen her meseleye taraf olup, Kürt meselesinde çözüm önerileri sunmuştur. Barış süreçlerinde baroların savunuculuk kısmı çok zayıf. Bölge barolarının henüz bu savunuculuğu yapmadığını söyleyebilirim” dedi.

Leyla Güven: Çözüm süreci için barış sesi gür çıkmalıdır

Programın ikinci oturumu “Kadınların Barışın İnşasındaki Rolü” üzerine yapıldı. Oturum programına geçilmeden önce Kürt siyasetçi Leyla Güven’in tutuklu bulunduğu Sincan Kadın Cezaevi’nden İHD’nin programına gönderdiği mektup okundu. İnsan Hakları Derneği Eş Genel Başkanı Eren Keskin’in okuduğu Güven’in mektubunda şu noktalar öne çıktı: “Kürt halkı kendisine yaşatılan bin bir çeşit acı ve zulme rağmen barış diyor. Tıpkı şairinde dediği gibi: “Çocukların gördüğü düştür barış
Anaların gördüğü düştür barış
Ağaçların altında söylenen sevda sözleridir barış…”

Evet, “Barış, savaşı sonlandırmaktan çok daha fazlasıdır. Çocukların, anaların, sevgililerin, yaşamlarındaki yarımlıkların tamamlanmasının adıdır. Özgür bir gelecekte korkmadan büyümenin, sevmenin, özcesi yaşamın adıdır barış.” Bu yüzden bütün halklar gibi Kürt halkı da bıkmadan usanmadan barış diyor. Zorunlu bellek kaybı dayatmasında, unutmayı reddettiği için barış diyor. Ancak gelecek nihai hedefin onurlu bir barış, özgür bir yaşam olduğunu bildiği için amasız, fakatsız gerçek muhataplarıyla yürütülecek bir çözüm sürecinin başlayabilmesi için barış ve halkların kardeşliğini isteyenlerin, sesinin daha gür çıkması gerekiyor.”

Kuzey İrlanda örneğinde kadınların barışı inşa etmesi
İnsan Hakları Derneği Eş Genel Başkanı Eren Keskin’in moderatörlüğünde gerçekleşen oturumda ilk olarak Hak İnisiyatifi Derneği’nden Fatma Bostan Ünsal, “Kuzey İrlanda Örneğinde Kadınların Barışı İnşa Etmesi” üzerine konuştu.

Kuzey İrlanda’da kurulan barış masasında erkek üyelerin kadınlara, ‘gidin evinize kek yapın, çocuk bakın’ dediğini anlatan Ünsal, “Kadınların rollerine atıf verilmeyen İrlanda’da iki cumhurbaşkanı kadındı ve yapılan ‘Hayırlı Cuma’ antlaşmasında bu fark ortaya konuldu. Kuzey İrlanda toplumu son derece bölünmüş bir toplumdur. Birbirinin saldırılarına maruz kalmamak için ayrı mahallelerde oturuyorlar. Ya da birbirlerinin saldırılarından korunmak için aralarına duvar örüyor. Bir çocuk sadece kendi mezhebinde ise aynı mezhebinden biriyle okuyup oynayabiliyordu. O kadar bölünmüş toplum ki iki eşbaşkan var ikisi de kadındır. Seçimlere giriyorlar yüzde bir oy oranı var ve iki vekil çıkarıyorlar. Müzakere masasında çok önemli işler çıkarıyorlar” dedi.

“Kadın kırımında savaş vardır”

Kadın Akademisi’nden Figen Aras, “Toplumsal Barış ve Kadınlar” üzerine konuştu. Savaş ve barışın konuşulduğunda kadının sürekli savaşlarda tecavüz edilen, çocuğunu kaybeden olarak görüldüğünü ifade eden Aras, “Kadım kırımı vardır. Kadın kimliğine, varoluşuna binlerce yıldır açılan bir savaş var. Bu savaş belki tank ve topla olmuyor ama tecavüzlerle, ideolojik saldırılarla gerçekleşiyor. Kadın kimliğine dönük neden bu kadar saldırı var ve biz buna kırım diyoruz. Aslında tarihsel olarak ele aldığımızda kadının yarattığı değerlerin kadınların elinden nasıl çalındığını görüyoruz” dedi.
Aras, konuşmasına şöyle devam etti: “Kadınların özgürleşmesinin, mücadelesinin yükselmesinden kim korkar? Korkanlar bellidir, iktidar sahipleridir. Kürt kadın kazanımının ortaya çıkardığının Ortadoğu’ya da ilham olduğunu görüyoruz, biliyoruz. Aynı şekilde hem erkek egemen saldırılara hem de ulus devlet saldırılarında kadınların birlikte olması, bir araya gelmesi başta sol, sosyalist, muhalif kesimlerinde kadın mücadelesine saygı duyarak mücadeleye katkı sunmaları çok değerledir.”
Konferans Avukat Ahmet Özmen’in moderatörlüğünde gerçekleştirilen forumun ardından son buldu. 

Leyla Güven: Çözüm süreci için barış sesi gür çıkmalıdır
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter