escort ankara - Türk Porno - Ankara Escort Ankara escort, eskort, escort bayan Ankara Escort Bayan arkadaş bulmak istediğiniz ve ihtiyacınız olduğu her zaman Ankara Escort Sitesi.
Delil Karakoçan
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Felsefe
  4. Gözyaşı aşkın dili, belleğidir…

Gözyaşı aşkın dili, belleğidir…

featured
Gözyaşı aşkın dili, belleğidir…

Gözyaşı: İçimizdeki duygu selini dışa vuran, tanımlayan yalın yalnızlık… Varlığına secde ettiğimiz, kurbanlar verdiğimiz tapınak. Amansız iç yolculuklarımızın tutkulu kahramanı… Sıcacığı, afsunu…  Hayata anlam katan duygu yalımı. Öyle ki ikna, bağlılık ondan gelir, onu ister. En katı, en kötürüm yürekler bile gün gelir/yeri gelir kendini onun kollarına bırakır. Yalnızlaştırılmış tutsak acıları, yoklukları, korkuları sahiplenen, anlatan da odur. Dolaysız, katışıksız dile gelişlerin, hakikate adanmışlığın kahramanı da… Dillerin lal olduğu zamanlarda gözyaşları konuşur. Her damlasında asırlık öyküler can verir…

Gözyaşı aşkın dili, belleğidir. Aşk da itiraf edilmemiş yalnızlık…  Sonsuzluk gözyaşıyla beslenir. Gözyaşında aşkın gücü güzelliği vardır. Gözyaşı, ona güçsüzlük atfeden eril/egemen kültürün bahçesinde ad konmuş zayıflık gibi gösterilse de değildir. Gözyaşı ile aşk ikizdir ve aynı kaderi paylaşırlar. Gözyaşının ayıplanması, eril figürlerin utancı gibi gösterilmesi aşk karşıtlığıdır. Her kötücül davranış da bu karşıtlıktan doğar, ondan gelir.

Ya yoksa?

“Yokluk” ne çok korkunç ne çok sarsıcı ne çok umut kırıcı ne çok çaresiz bir boşluktur. Sadece boşluk… Düşlerin, umutların, isteklerin, arzuların, yaşayışların, kavgaların, emeklerin, savaş ve barışların tutunamadığı, renklerin kaybolduğu boşluk…

“Yokluk” ne çok korkunç ne çok sarsıcı ne çok umut kırıcı ne çok çaresiz bir boşluktur.

Gözyaşı yoksa dokunuşlar cehennemi acıya dönüşür. Tendeki tuz kurur. Sözcükler yabancılaşarak yaprak döker. Göz göze gelişler kaybolur. “Anlam” denen o kutsal içerik yitip gider. Ardı sıra aşka dair ne varsa trajik seremonilerle kendini çarmıhta bulur.

Gözyaşının inkârı çarmıhtır!

Çarmıh, “kayboluşun” “yitirilmiş/yitik aşkın” trajik görselidir. Aşktan uzak olanlar bu görselin esiri olur. Yorgun umutsuz bir Golgotha yolcusu gibi sırtında taşır Çarmıhı. Aşk, sonsuzluğa doğru yolculuktur. Atlarını bu sonsuzluğa, maviliklere doğru süremeyenler aşkı nasıl bulabilir?

Aşk, sonsuz bir yolculuk; yolculuk da açlıktır “Tokluk” aşkın sonudur.

Aşk, delilik değil, derinliktir…

Düşsel atlarını derinliklere doğru mahmuzlayanlar, aşkı görür, aşka dokunur ve yaşar.  Ancak aşkta “doyum” yoktur. Aşk, sonsuz bir yolculuk; yolculuk da açlıktır “Tokluk” aşkın sonudur; evren/insanın gizemine, bilinmezliklerine son verir. Böylece sonsuzluk ummanına yelken açan düş gezginleri, hayal kırıklığına doğru dümen kırar. Bu kırış, hayat ışığı aidiyeti de kaybettirir.

Aşk, sınırlanmamış arayıştır.

Arayış, aşka iyiye güzelliğe doğru sonsuz ve sınırsız yolculuktur.  Arayış içinde olanlar, sonları ve sınırları düşünmeden geleceğe/yarına kanat çırpar. Arayış, aşkla oluşan aidiyetten gelir. Aidiyetten yoksunluk ise, köleliktir. Aşkı yaşamayanlar, verili olanın, kurulu olanın, sınırlı ve sınırlanmış olanın kölesi/esiridir.

İnsan, “son”un değil, sonsuzluğun kavalyesidir. Evren, hayat, varlık sonsuzdur.

“Sonsuzluk” özgürlük, “son” ise köleliktir.

İnsan, “son”un değil, sonsuzluğun kavalyesidir. Evren, hayat, varlık sonsuzdur.

Kölelik her zaman ve her durumda trajiktir. Kaderlerinde sadece “SON”lar vardır. Onu (köleliği) trajik klan iki ana unsur vardır. İlki, sonsuzluk içinde “son”un dergahında bağdaş kurup oturmaktır. İkincisi, kölelerin, köle olduklarının farkına varmayışıdır. Bu da ha bire kölelik bağına düğüm atıp durur. Ve köle kendi ipiyle can verir.

Hayat, aşkın zorunu ancak sorunlu eylemidir.

“Yaşadım” diyebilmek için eylem gerekir. Eylem ise; içe, derine, bilinmeze doğru yolculuklar yapmak, duyumsamak ve her duyguyu tarifsiz/derin yaşamaktır.

Eylem, bilinmezleriyle insanı çeken evrende yitip gitmeden yaşanacak zaman ve mekân yaratmaktır.  “Diğeri”ni ayıklamayı değil uyumlamayı zorunlar.  Her eylem, zıtları kucaklar. Akışa kapılmak (kendiliğindenlik) ya da umutla ve inatla hayallerimizin küreğine asılmak (irade). Gerçek hayatın tanımı da budur. Kendiliğindenliğin, bilinçli eylemle, yani zıddı olan iradeyle kaçınılmaz birliği (kardeşliği) yani!

İmkansız olan tek şey, zıtları ayıklamaktır

Ayıklamak, bir tür etnik temizliktir

Ancak imkansız olan tek şey, zıtları ayıklamaktır. Çünkü hayat, zıtların birliğinden ibarettir. Doğru ile yanlışı, güçlü ile güçsüzü, iyi ile kötüyü, başarı ile başarısızlığı, güzel ile çirkini bir arada aynı karede buluşturur. Bunlar birbirini yadsır gibi görünse de aslında besler; biri olmadan diğeri de olmaz.

İnsan da “benzerleri” ve “karşıtları” içeren duygusal toplamdır. Bundandır ki farklı olanı yadsımak, hakir görmek “iç ve dış varlık” denen doğaya yabancılaşmak, doğal olanı bilmemektir.

Aşk, yabancılaşmanın reddidir.

Aşka anlam katan reddederken kapsamaktır. Her insan ötekinde kaybolur. Ötekiyle var olur. Ötekinden soyutlayarak kendini tanımlayamaz ve tamamlayamaz.

İnsan, “son”un değil, sonsuzluğun kavalyesidir. Evren, hayat, varlık sonsuzdur.

Öteki gerçek öznedir.

Kültür, insanın ötekinde yarattığı doğru birikimdir. Bu bağa sahip olmayanlar kendilerine de sahip olamazlar.  Her insan ötekinde kendini bulur, kişilikleşir. Her insan ötekinde yarattığı kadardır.

Yadsımak kaybolmaktır.

Ancak insanın hayatı, sonsuz yolculuklar yapmak yerine “zıtları ayıklamaya çalışmak”la geçmiştir. İnsanın, zıddında kendini görmek, kendini bulmak/yaratmak yerine, savaşı, “imkânsız olana” savaşıdır. Özünde kendiyle savaşı olan bu savaş, Donkişot’un yel değirmenine savaşından çok daha trajikomiktir.

Aptallık, aşkı aşağılarken, gözyaşını çarmıha çekmiştir. 


19. yy aşkın çağı/yüzyılı, 20. yy aşkın ölümü, tutsaklığıdır.
Aşkla birlikte, aşkın dili belleği olan gözyaşları da yalanın, cehaletin, şiddetin, kabalığın, umutsuzluğun tutsağı olmuştur.
Aşk için, gözyaşları özgür olmalıdır. Duygulanımlar hissedişler, arayışlar, özlemler, sevgiler, sevmeler özgür oldukça aşk, tüm deliliği ve derinliğiyle yaşar.

Gözyaşı aşkın dili, belleğidir…
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

1 Yorum

  1. Delil hoca‘ min yazım dili gerçekten de olağanüstü, Aşk‘in bütün bitimsiz haliyeti ruhunu ifade etmiş, hayranlıkla okudum.
    Aşk‘i ancak bu kadar sade, bu kadar açıklayıcı ve etkileyici anlatılabilir ve yazılır.