escort ankara - Türk Porno - Ankara Escort Ankara escort, eskort, escort bayan Ankara Escort Bayan arkadaş bulmak istediğiniz ve ihtiyacınız olduğu her zaman Ankara Escort Sitesi.
Betan Avakare
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Tarih
  4. Dersim’in Dinî ve Kültürel Kimliğinin Tarihsel Evrimi

Dersim’in Dinî ve Kültürel Kimliğinin Tarihsel Evrimi

featured
Dersim’in Dinî ve Kültürel Kimliğinin Tarihsel Evrimi

Anlatı, Sentez ve Direniş

Yalanları araştırırken gerçeğin tohumuna rastlamanız çok büyük bir ihtimal.
Zira gerçek, yalanlarla sıvanarak saklanmaktadır.

Özet

Bu makale, Dersim’in tarihsel süreçte farklı inanç sistemleriyle kurduğu ilişkiyi analiz etmektedir. Tarihsel anlatılar, efsaneler ve yazılı kaynaklar ışığında; Dersim’in yalnızca dinî değil, aynı zamanda felsefî ve kültürel bir direniş alanı olduğu ortaya konmaktadır. Makale, hem tarihsel tahrifatlara karşı bir düzeltme sunmakta hem de Aleviliğin düşünsel temellerine dair yeni bir bakış açısı getirmektedir.

1. Giriş

Bu çalışma, Dersim’in tarih boyunca farklı dinî inanç sistemlerine karşı geliştirdiği özgün ve direnişçi yaklaşımı incelemektedir. Orta Çağ’dan itibaren bu coğrafyaya hâkim olan istilacılar, geçmişteki tüm doğrular üzerinde oynayarak yalnızca tarihi değiştirmekle kalmamış, halkımıza ait tüm kültürel efsaneleri de kendilerine mal etmişlerdir. Bu “başkalaştırma”nın M.Ö. dönemlerde de yapıldığına dair kanıtlar bulunmakla birlikte, özellikle Orta Çağ’dan bu yana Yunan, Ermeni ve Türkler tarafından yapılan tarihsel tahrifatlar, tarihsel gerçekliğin çarpıtılması açısından dikkat çekicidir.

2. Efsanelerin Dönüştürülmesi ve Tarihsel Tahrifat

“Munzur Hikâyesi”, Munzur Dağları’ndaki bir mağarada “ateş kızlar” ile “buzdan erkekler”in buluşması sonucu buzların erimesiyle nehrin oluştuğu yönündedir.

Munzur Nehri efsanesi, bu dönüşümün çarpıcı bir örneğidir. Ermenilerin bu coğrafyada yerel yönetimde olduğu dönemde “Munzur Hikâyesi”, Munzur Dağları’ndaki bir mağarada “ateş kızlar” ile “buzdan erkekler”in buluşması sonucu buzların erimesiyle nehrin oluştuğu yönündedir (Taylor Royal, Ermenistan ve Kürdistan’daki Araştırmalar). Faustus von Bizans (Ermenistan Tarihi, Kap. 25, s. 141) adlı eserinde nehrin isminin “Munzur” (Munjur, Eğîn lehçesi) olduğunu belirtirken böyle bir efsaneden hiç bahsetmemektedir.

Ayrıca bu ismin Asur döneminden itibaren var olduğu da açıktır. M.S. 1. yüzyılda Roma Kralı Nero’nun Suriye Valisi Mucianus’un Natural History adlı eserinde, Munzur Nehri’nin Romalılarca “Capotes” olarak adlandırılan dağdan çıktığı ve Fırat Nehri’nin esas kaynağı olduğu yazılıdır (Linicius). Bu bilgiler, ilgili Munzur’a dair çeşitli efsane ve anlatımların tarihsel gerçeklerle örtüşmediğini göstermektedir..

3. Dersim’de Hristiyanlığın Yorumlanışı

375 yılında Mananali’de ‘dul kadın’ Kallinike ile oğulları Paulus ve Johannes’in öncülüğünde “Gerçek (Hakikatçi) Hristiyanlar” adlı yeni bir mezhep ortaya çıkmıştır. Mühlestein’in Saklanılmış Tanrılar adlı eserinde (s. 355), bu mezhebin dönemin feodal yapısına karşı radikal-demokrat bir mezhep-devlet modeli sunduğu belirtilmektedir. Bu anlayış, daha sonra Konstantin döneminde zirveye ulaşmıştır.

4. İslamiyet’in Geç ve Eleştirel Kabulü

İslam bu bölgeye geç ulaşmış ve halk tarafından doğrudan kabul edilmemiştir. Dışarıdan gelen inanç sistemleri, Dersim halkı tarafından analiz edilerek yalnızca toplum yararına olan öğeler alınmış; halkın yaşam biçimiyle uyumlu hâle getirilmiştir. Bu yaklaşım, Dersim’in dinî anlayışının temelini oluşturur.

İslamiyet, özellikle Hz. Ali’nin adalet temelli düşünceleriyle sentezlenmiş; haksızlığa karşı duran, demokratik değerlere uygun bir biçimde yaşanmıştır. Bu nedenle halk, “Gerçek Müslümanlar” tanımını benimsemiştir. Ancak bu, soy ya da etnik bir bağ değil; felsefî bir tutumdur.

5. Subartu, Isuwa ve Dersim’in Coğrafi Kimliği

Bazı Yunan kaynakları, bu coğrafyayla ilgili önemli bilgiler sunmaktadır. Homeros, “Ischuva” isminin Anadolu’da bir krallık olduğunu belirtir. Bu isim daha sonra “Asya” adlandırmasının temelini oluşturur. Arkeolojik ve tarihsel kaynaklar (Lehman-Haupt, Belck, A. Ungnad), Isuwa’nın Dersim bölgesi olduğunu; Elazığ, Bingöl, Malatya’nın kuzeydoğusu ve Amed’in kuzeybatısını kapsadığını göstermektedir. Hitit-Mitanni savaşları da bu bölgede gerçekleşmiştir.

6. Modern Zamanlarda Asimilasyon ve Direniş

Aleviliğin Araplaştırılması ya da Türkleştirilmesi yönündeki çabalar, Dersim halkı tarafından reddedilmiştir. Bazı kaynaklara göre Alevilik, Dersim’e Safeviler döneminde (16. yüzyıl) girmiştir. Halk, Hz. Ali’nin düşüncelerini felsefî açıdan benimsemiş; ancak bu bir soy bağı anlamına gelmemektedir.

Ne Ali döneminde ne de Abbasi döneminde “Alevilik” adında bir mezhepten söz edilmemektedir. Bugün Alevilik, Türkçü veya Arapçı ideolojilere alet edilmek istenmektedir. Bu çabalar asimilasyonisttir ve Aleviliğin özüne terstir.

7. Kadınların İnanç Sistemindeki Rolü

Dersim inanç sisteminde kadın figürü, Tanrıça Anahita nezdinde kutsal kabul edilir. Ana Tanrıça kültlerinin izlerini taşıyan bu yapı, kadının yalnızca biyolojik değil, ruhani bir liderlik üstlendiğini de gösterir. Kadınlar cemlerde, ritüellerde ve toplumda aktif rol üstlenerek eşitliğe dayalı bir sosyal yapı oluşturmuşlardır.

8. Doğa İnancı ve Ekolojik Denge

Dersim inanç sisteminde doğa kutsaldır. Munzur Dağları, kaynak sular, ağaçlar ve diğer doğal unsurlar hem metafizik hem de etik değerler taşır. Bu doğa merkezli anlayış, günümüz ekolojik hareketleriyle örtüşen bir yaşam biçimini yansıtır.

9. Sözlü Tarih ve Kutsal Anlatılar

Yazılı tarihin yanı sıra sözlü tarih de Dersim’de oldukça önemlidir. Klamlar, destanlar, dualar ve masallar; halkın tarihsel belleğini ve inançlarını nesilden nesile aktaran araçlardır. Bu anlatılar, halkın tarihsel olaylara dair kendi bakış açısını yansıtır.

10. Sonuç

Dersim’in inanç sistemi, dışarıdan gelen dinleri körü körüne benimsememiş; aksine analiz ederek sentezlemiştir. Bugün dahi Dersim’de İslam, Hz. Ali’nin adaletli düşünceleriyle harmanlanmış bir anlayışla yaşanmaktadır. Bu nedenle “Alevi” ya da “Ali taraftarı” ifadesi halk arasında olumsuz karşılanmamaktadır; ancak bu tanımın gerici, ırkçı veya asimilasyoncu amaçlarla kullanımı reddedilmektedir.

Son dönemde bazı akademik çevrelerce dile getirilen “Anadolu Horasanı” benzetmesi ise tarihsel bir temele dayanmamaktadır. Horasan ne Türklerin anavatanıdır ne de Türk kökenli bir bölgedir. Timur’un, Osmanlı’yı yendikten sonra Dersim ve Koçgiri’den genç nüfusu Safevîlere köle olarak verdiğine dair bilgiler kaynaklarda yer almaktadır (Ambrogio Cantarini, Giosafat Barbaro, Römer).

Görüş

Alevilik, İslam dini içerisinde; sosyal yapısı güçlü, demokratik düşünceye sahip, kaynaklarıyla temellendirilmiş, radikal demokrasiye açık halkların, Hz. Ali’nin düşünsel mirası ve özgür felsefesiyle özdeşleştirdiği hakikatçi bir mezheptir.

Not:
Kürtler: 400.000
Türkmenler (Kızılbaşlar): 15.000

(Bazı anlatımlarda bu Türkmenlerin I. Selim ve Kanuni döneminde Azerbaycan’dan yerleştirildiği söylenmektedir; ancak bu görüşü destekleyen tarihsel bir kaynağa ulaşılamamıştır.)
Bölgede Dürzîler, Nusayrîler, Yezidîler, İsmailîler ve Kızılbaşlar; güneşin doğuşuna ve batışına dua eder, ateşi kutsal sayar ve nehir kaynaklarında kurban keserler. Bu töre ve âdetler Dersimli Alevilerde de aynıdır. (Roman Oberhummer, Reiseberichte Syrien und Kleinasien, s. 394, 1888)

Dipnotlar

1. Faustus von Byzantium, Ermenistan Tarihi, Kap. 25, s. 141
2. Mühlestein, Saklanılmış Tanrılar, s. 355
3. Ambrogio Cantarini, Giosafat Barbaro, Römer: Timur sonrası zorunlu göç bilgileri
4. Homeros, İlyada ve Odysseia – “Ischuva” tanımı
5. A. Ungnad, Subарту – Kültürel süreklilik üzerine
6. Römer, Safevîler Tarihi
7. Roman Oberhummer, Reiseberichte Syrien und Kleinasien, s. 394

Dersim’in Dinî ve Kültürel Kimliğinin Tarihsel Evrimi
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir