Malatya’nın depremselliğini ele alan Prof. Dr. Okan Tüysüz, 1948 den bugüne 32 defa imar affını çıkartıldığına dikkat çekerek, denetimsizliğin afeti felakete dönüştürdüğünü söyledi. Tüysüz, “Eğitimi, üniversiteleri, mühendisleri giderek kalitesiz hale getirdik” dedi.

Jeoloji Mühendisleri Odası, Malatya Ticaret ve Sanayi Odası ev sahipliğinde, Malatya’nın depremselliğini. Prof. Dr. Naci Görür ve Prof. Dr. Okan Tüysüz ile masaya yatırdı.

Malatya Ticaret Sanayi Odası’nda toplantı salonunda düzenlenen ‘6 Şubat Depremleri Anma’ programının açılış konuşmasını yapan MTSO Başkanı Oğuzhan Ata Sadıkoğlu, Hatay’dan sonra en fazla zarar gören ilin Malatya olduğunu söyledi.
6 Şubat Kahramanmaraş depremi sonrasında Malatya’ da bin 237 vatandaşın öldüğünü söyleyen Sadıkoğlu, “36.000 binamız, 27 bin iş yerimiz tamamen yerle bir oldu.
Depremler Malatya’da hemen hemen her 4 binadan birinin yıkılmasıyla sonuçlandı. Bir yıl geçmesine rağmen yıkımlar tamamlanmış değil ve teslim edilen konut ve iş yeri henüz yok.” dedi.

Sadıkoğlu şöyle devam etti:
“Esnafımız şehrin muhtelif bölgelerinde kurulan yaklaşık 3 bin 500 konteynere hapsedildi. 21 metrekarelik alanda, bir anda 15 -20 kişiyi çalıştıran insanların, orada yaşamasını seyrettikçe üzülüyoruz. Rakamlardan anlaşıldığı üzere Hatay’ın ardından en fazla yapısal zararı gören il Malatya oldu”.
57 BİN DEPREM OLDU
Jeoloji Mühendisleri Odası Başkanı Hüseyin Alan ise Afet ve Acil Durum Bakanlığı’nın neden kurulmadığı üzerinde durdu. Alan, geçen bir yıl boyunca bölgede farklı büyüklüklerde 57 bini aşkın deprem meydana geldiğini ve hâlâ da devam ettiğini söyledi.
Gerekli uyarıların dikkate alınmadığını söyleyen Alan, bu yüzden doğal bir jeolojik olan depremin büyük bir afete dönüştüğü vurgusunda bulundu.
Alan, yaklaşık olarak 5 yıl önce depremsellik ve güvenli kent çalıştayında Malatya’nın depreme hazır hale getirmesi için yapılması gereken çalışmaları belediye başkanlarına anlattığını kaydederek, “Yaklaşmakta olan Kahramanmaraş depremleri ile ilgili önlemlerin acilen alınması istedik, hatta yine bu çalışmalar kapsamında odamız tarafından dünyadaki benzer düzenlemeler de dikkate alınarak bir fay yasası teklifi hazırlandı. Ancak söz konusu tasarı teklifleri komisyonda iktidar sahipleri tarafından reddedilmiştir. Reddedilmesinden sadece 8 ay sonra 6 Şubat Kahramanmaraş depremini yaşandı.” İfadelerine yer verdi.
Malatya’nın depremselliğini ele alan Prof. Dr. Okan Tüysüz ise afet kültürümüzün zayıflığına dikkat çekti. Depremlerin aynı yerde aynı fay üzerinde belli zaman aralıklarında tekrarlandığını söyleyen Tüysüz, Türkiye’de niçin deprem oluyor sorusunu yanıtladı. Tüysüz, Anadolu’nun Batıya’ doğru kaydığını belirterek; KAF ve DAF tarafından Anadolu’nun zaman zaman hareket ettirildiğini ifade etti.
Bu durumun bize deprem olarak yansıdığını dile getiren Tüysüz, afet kültürümüz üzerine konuştu.
TÜYSÜZ: AFET KÜLTÜRÜMÜZ ZAYIF
Türkiye’deki 485 tane diri fay olduğunu söyleyen Tüysüz, “Denizdeki ve bilinmeyen faylarla bu sayı ülkemizde belki 1000 tane fay var. Türkiye’de 24 il, 110 ilçe, 580 köy merkezi doğrudan diri fay üzerinde oturuyor. Bu fayların, yaratabileceği tehlikenin çoğu araştırılmış değil. Depreme dirençli bir toplum değiliz. Afet kültürümüz zayıf, kurallara uymuyoruz. Etkin bir denetim yok. Bu nedenle depremlerden aşırı etkileniyoruz.” Açıklamasında bulundu.
“MALATYA ZAYIF ZEMİNE DOĞRU GÖÇTÜ”
Malatya’nın depremselliğini ele alan Tüysüz, kentin zemininin zayıf olduğunu söyledi. Buna rağmen Hatay’dan daha iyi bir zemine sahip olduğunu söyleyen Tüysüz, “ Malatya şehrin büyümesine paralel olarak zayıf zemine doğru göçmüştür. Şehrin eski kısmı yamaçlarda ve kaya üzerinde iken yeni gelişen alanlar büyük oranda alüvyon ya da gevşek genç kayalar üzerine yerleşmiştir” dedi.
“300-500 YIL BOYUNCA OLMAYACAKTIR”
Malatya’nın çevresinde diri fay var mı sorusuna cevap Tüysüz, bunların Doğu Anadolu Fayı ve Malatya Ovacık Fayı olduğunu söyledi. Malatya’nın büyük deprem tehlikesini atlattığını ama deprem riskinin devam ettiğini dile getiren Tüysüz, “6 Şubat gibi bir deprem aynı faylar üzerinde 300-500 yıl boyunca olmayacaktır” diye konuştu.
Prof. Dr. Naci Görür deprem sorununu Malatya’da çözmek istediklerini söyledi. Görür, Belediye Başkanlarının dünya kadar işinin olduğunu belirterek, bunları bir kenara bırakmak durumunda olduğunu ifade ederek Malatya’yı depreme hazırlıklı bir kent haline getirmesi gerektiğini söyledi. Başkanların ilk merak edecekleri şeyin, Malatya’da geçen fayları bilmektir. Deprem olduktan sonra ağlamanın faydası yok. “dedi.
Türkiye’de bilim insanlarının olduğunu, araştırmalar yapıldığını açıklayan Görür, “Bu insanlara başvurun. Ne hükümet ne de belediye yer bilimcilere beş kuruş vermiyor. Bu son günlerde TÜBİTAK para vermeye başladı. İstanbul’u tehdit eden tehlikeyi tespit etmek için kendi çabaraımızla araştırma yaptık. Malatya’da iki üniversite var. Derhal Yer Bilimleri Bölümü Kurulmalı. Malatya’da bu araştırmalar başlamalı. Bu fayların araştırılmasını sağlamak Belediye Başkanlarının görevleridir. Bu faylar araştırılınca ne kadar zaman sonra büyük deprem gelir kabaca bilmek mümkündür. Bir belediye başkanının kendi kentini tehdit eden fayları bulmak, araştırmak en önemli görevidir.” Dedi.
“BAĞIRA BAĞIRA DEPREM GELİYOR DEDİM”
Görür şöyle devam etti:
“Deprem dalgaları zemin zayıf olduğunda o bölgeyi yayık gibi çalkalar. Deprem dalgaları kimi yerlerde sönümlenir. Bazı yerlerde orayı alelacele terk eder. Kimi yerde Malatya’nın deprem hızı çok fazladır. Tabi ki orada can da mal da dayanmaz. Kimi yerde sarsılmaz. Malatya’nın öyle yerleri var ki ivme fazla olduğu zaman binaları yıkar. Bu ivmeyi de darbeyi de Malatya’da nerede artıp azaldığını görebiliriz. O zaman hangi ev hangi mahalle tehlikede şimdiden belli olur. Bağıra bağıra Malatya’da deprem geliyor diye söyledim. Bir kulaktan girdi birinde çıktı.”
“Deprem kentinde kent mecliste el kaldırmakla yönetilmez” diyen Görür, Belediye Başkanlarının doğa davranışlarına kulak vermeleri gerektiğini söyledi. Görür, “Eğer doğaya kulak verilirse nerenin kaç katlı olacağına kent meclisi değil doğa karar verir.” Dedi.
