escort ankara - Türk Porno - Ankara Escort Ankara escort, eskort, escort bayan Ankara Escort Bayan arkadaş bulmak istediğiniz ve ihtiyacınız olduğu her zaman Ankara Escort Sitesi.
Delil Karakoçan
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Toplumsal Yaşam
  4. Yolculuk: Azede olmak için ziyade olmak

Yolculuk: Azede olmak için ziyade olmak

featured

Azede olmak için ziyade olmaktır yolculuk. Kalbe doğru yol alanlar, yolcu olanlar, önce azad sonra azadi olur.

Şems dedi ki “kalbine yolculuk et”. O’ dedi ki “kendini bil!” Önce kendine ulaş, kendini kazan, kendini yarat! Arif insan, yaratandır ve tanrılardan ziyadedir. Azede olmak için ziyade olmaktır yolculuk. Kalbe doğru yol alanlar, yolcu olanlar, önce azad sonra azadi olur.

Lakin dinlemedi kimse Şemsi, ne de “kendini bil” diyeni… Boşaldı etrafı bilgelerin meraklı bilgiye aç talebeler bir bir kayboldu.  Averelik peydah oldu… Soğudu evrenin kalbi.

Acılar içinde yaşlandı dünya. Dünyayı cehalet yaşlandırır ve savaşlar soğutur evrenin kalbini. Mucizesi kalmadı evrenin. Şaşırtmıyor artık bir kutçuğün kelebeğe dönüşü ve bir kelebeğin canavara! Aşkın/göksel yakarışlar bozuyor kalbin ritmini. “Aşkınlık (ki) umutlarını yitiren bir toplumun kendinden nefret edişini çok güzel dile getirir.”

Kendinden nefret eden, kendinden kopan çarçabuk düşürür gardını… Ve her gün, mütemadiyen, durmaksızın küstah bakışlarıyla aşağılayıp dururken aydınlığı, cehalete yazar methiyelerini. Ve cehalet-ki illettir- yıkık/yılgın bedenlerde yuvalar kendini ve gözyaşlarımızı çağıran çığlıklara meftun olur.

Cellatlar geçer içimizden durmaksızın cellatlar…

Takma dişlerinin içine sakladıkları siyanür kapsülüyle yaşayan Himmler’ler kuşatır bizi ve işkence dâhisi Mengele’ler.

Sızlamak değil maksadımız ne de yüceltmek cehaleti! Ancak kaybedişler cehaletten gelir, cehalete yazar tüm kayıplar, başarısızlıklar; bundan da kendinden nefret eden toplumlar doğar.

Başka dünyalar yok!  Bir bir tükeniyor rezevrler. Daralıyor yaşam alanları… Kaçtı kantarın topuzu. Kalmadı empati sempati…  “Ve şafakta kazandık zaferi” diyenler ağlak şarkılara eşlik ediyor   şimdi, notalara döküyor hiçliğin öyküsünü!

Öyleyse yeniden bestelemek, yeni baştan yazmak gerek insanlık şarkısını; düşünü yeniden kurmak “ütopya ülkesi”nin… 

Ve dinlemek gerek “kalbine yolculuk et” diyen Şems’i; “kendini bil” diyeni! Tercih etmek arifane ve dervişane olanı; sakınmak cehaletten, yetmezlikten, bilgiçlikten…

Yetmez “insan öncelikli” olmak! Sağlamıyor bir başına insanlığın kurtuluşunu, mutlu etmiyor, özgür kılmıyor hiçbirimizi… Çünkü evren olmadan, sağlıklı çevre ve toplum olmadan insan bir hiçtir!  Ve her insan mütemadiyen durmaksızın cehalete oradan da canavara dönüşür.

Nasıl olur da küresel, bölgesel, genel ve tekil sorunların çözüm gücü, iradesi olan insan, çelişkisine dönüşür; çelişkisi haline gelir? Ve inkârı haline gelir yaratıcılığın, sorunsal düşünmenin, umudun, sevginin, paylaşımın? Temel çelişki şu bu o değil, insanın kendisidir çünkü. Dünyayı yaşlandıran, yaşanmaz hale getiren, halkları ve her birimizi kör karanlığa iten cehalettir baş çelişki, temel çelişki, tali çelişti, birincil, ikincil… bilmem daha kaçıncı çelişki, aydınlığı aşağılarken cehalete methiyeler dizen körlüktür… Sorun şiddetin, vahşetin, yıkımın, kırımın büyüklüğü değil, sorun cehaletimiz, sorun tercihlerimiz… Şimdiki hayata var olana kilitlenen ve başka dünyaların yaşayışların mümkün olmadığını “deneyimlediğini” söyleyerek kendini vahşetin/ vahşi kapitalizmin kollarına bırakan çaresizliğimiz!  Sorun tam karşımızda duran cehalet değil,

Bağnazlık tutuculuk, tiranlık zorbalık değil, kendi içimizdeki, beynimizin ve yüreğimizin derinlerine işleyen; her bakımdan kendini yeterli ve baki gören kendi cehaletimiz. Kendi inançsızlığımız, kendi pişmanlıklarımız…

Şems dedi ki “kalbine yolculuk et”. O’ dedi ki “kendini bil!” Yakınmanın, şikayetlerin, avazlamanın, ağlak arabesk söylemlerin, ışığı albenisi, enerjisi olmayan rehabilite ifadelerin anlamı yok! Önce kendini bil, kendini tanı ve insanın kalbine doğru koş! Koş ki soğumasın doğanın/evrenin kalbi! Çeliki…  Baş çelişki, temel çelişki, tali çelişki dışımızdakiler değil, emperyalizm, kapitalizm, faşizm şu bu değil, çelişki biziz, bizim içimizde, bizim yetmezliğimiz. İçimizde yuvalanan, sırıtıp duran cehaletimiz! “En tehlikeli ordu örgütlenmiş cehalettir.” Bu cehalet kendi içimizde kendi beynimizde de örgütleniyor!

Son söz yerine tekrar söz: Devr-i alem eyleyen derviş der ki, cehalet hiç bu kadar övülmedi, bilge hiç bu kadar sövülmedi. Kader suskuna yol olmaz, yar (uçurum) olur. İrade ki en önemli farika, insan olmayana bağ olur. Azede olmak için ziyade olmaktır yolculuk. Kalbe doğru yol alanlar, yolcu olanlar, önce azad sonra azadi olur. Ve çözülür cehaletin şifresi; dağılır ‘ordusu…’

Ve bir hatırlatma:

Biri ya da birileri bir yol bulabilir. Fikirleri birileri oluşturabilir, birileri bir fikirden bir manifesto yaratabilir; bir tutum belirleyebilir. Ancak o birileri o fikirleri sonuna kadar tek başına taşıyamaz. Bir fikri sahiplenerek sonuna kadar tek başına taşımak o fikri önce yalnızlaştırır, sonra çürütür!
Fikirler bireysel “sahiplik”ten kolektif alana taşıdıkça toplumsallaşır ve aynı yolla çağın sadece insan merkezli değil, çevre-doğa ve toplum odaklı perspektifi, öncü değeri haline gelir ve cehaletin karşısına çıkar…

Yolculuk: Azede olmak için ziyade olmak
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir