Eski Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Dr. Selçuk Mızraklı, 2019’dan beri (6 yıl) süren tutukluluğuna rağmen, 13 Eylül 2025’te Edirne İnfaz Savcılığı tarafından denetimli serbestlik ve açık cezaevine ayrılma talebi “iyi halli bulunmadığı” gerekçesiyle reddedildi. DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan başta olmak üzere parti yöneticileri, kararı “keyfi zulüm” ve “toplumsal barışa darbe” olarak nitelendirdi. Hukuki çevreler ise Türk Ceza Kanunu (TCK) ve Terörle Mücadele Kanunu (TMK) kapsamındaki subjektif değerlendirmelerin adaletsizliğe yol açtığını vurguluyor.
DEM Parti Yöneticilerinin Tepkileri: ‘Keyfi Tutum, Barışa Zarar Veriyor’
DEM Parti Eş Genel Başkanları Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları, eski Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Selçuk Mızraklı’nın açık cezaevi ve denetimli serbestlik talebinin reddine sert tepki gösterdi.
Bakırhan, kararın “hukuka aykırı ve siyasi saikli” olduğunu belirterek, cezaevi idaresinin keyfi tutumunun toplumsal barış iklimine zarar verdiğini söyledi. Mızraklı’nın kronik kalp rahatsızlığına dikkat çeken Bakırhan, acil tahliye çağrısı yaptı.
“AİHM kararları uygulanmalı, Mızraklı başta olmak üzere keyfi şekilde içeride tutulan herkes özgürlüğüne kavuşmalıdır” diyen Bakırhan, Meclis’in açılmasıyla birlikte İnfaz Kanunu, TMK ve ceza yasalarında demokratikleşmeyi sağlayacak adımların atılmasının zorunlu olduğunu vurguladı.

Bakırhan, bu düzenlemelerin barış ve çözüm arayışlarına katkı sunacağını da ifade etti.
Hatimoğulları: “Hasta mahpuslar derhal serbest bırakılmalı”
Tülay Hatimoğulları ise kararın Mızraklı’nın hakkını gasp ettiğini söyledi. “Başta hasta mahpuslar olmak üzere birçok tutsak keyfi uygulamalarla cezaevinde tutuluyor” ifadelerini kullandı. Hukuksuz tutuklamaların sona ermesini isteyen Hatimoğulları, özgürlük çağrısı yaptı.
Barış ve demokratikleşmenin, infaz ve ceza yasalarında yapılacak köklü düzenlemelerle mümkün olacağını vurguladı.
Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan da (Bianet, 14 Eylül): “Hak gaspı, demokratik siyasete kara leke. Mızraklı’nın doktor kimliği ve iyi hali ortada; bu, hasta mahpuslara yönelik sistematik ayrımcılık.” DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, TBMM’de benzer eleştirilerde bulundu: “6 yıllık tutsaklıkta bile ‘iyi halli’ denmiyor; bu, Kürt siyasetine yönelik cadı avı.”
Parti, hasta mahpuslar için genel bir kampanya başlattı – Mızraklı’nın kronik kalp rahatsızlığı (koronavirüs dönemi dilekçesinde belirtilen) vurgusu öne çıkıyor. HDP/DEM kökenli milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu da Instagram’da (14 Eylül): “Herkese zulme devam ediyorlar! Mızraklı, iyi hali gelmiş halde reddedildi – bir doktorun siyasetçi diye cezalandırılması utanç.” Bu tepkiler, Kobani davası ve diğer siyasi tutuklularla bağlantılı; DEM Parti, “barış süreci için serbestlik şart” diyor.
“Toplumsal barış için reform şart”
DEM Parti yönetimi, Mızraklı’nın tahliyesinin reddinin “siyasi intikam” olduğunu savunarak, barış sürecine zarar verildiğini belirtti. Eş başkanlar, demokratikleşme adımlarının toplumsal barışın önünü açacağını ifade etti.
Hukuki Analiz
TMK ve ‘İyi Halli’ Kriterlerinin Subjektif Uygulaması: Mızraklı, 2019’da “silahlı terör örgütü üyeliği” (TMK Madde 314/2) suçundan 9 yıl 4 ay 15 gün hapis cezası aldı; Yargıtay 2024’te onadı. Denetimli serbestlik hakkı (5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun Madde 105/A), cezanın 1/5’ini (yaklaşık 1 yıl 10 ay) iyi halli yatınca devreye girer – Mızraklı’nın süresi dolmuş halde.
Ancak Edirne İnfaz Savcılığı, 13 Eylül kararında “iyi halli bulunmadığı”nı gerekçe gösterdi: TMK kapsamındaki suçlarda, “topluma uyum ve infaz rejimine katkı” kriterleri subjektif yorumlanıyor. Diyarbakır Barosu Başkanı (13 Eylül): “Eşitsizlik yaratıyor; aynı suçta diğer mahpuslara tanınan hak, TMK’lilere reddediliyor. Bu, Anayasa Madde 10 (eşitlik) ve AİHS Madde 3 (işkence yasağı) ihlali.”
Avukatı Muhsin Bilal: “Karar hukuka aykırı, keyfi – mahkeme imzası var ama teşvik edilmiş gibi. İtiraz AYM’ye gidecek; hasta mahpus statüsü (kalp rahatsızlığı) göz ardı edildi.”
Hukukçular, TMK’nin “terör” tanımı genişletmesinin (Yargıtay içtihatları) siyasi davalarda istismar edildiğini söylüyor: Benzer reddedilmeler (örneğin Leyla Güven), AİHM’e taşındı ve ihlal kararları çıktı.
Analiz: İyi halli değerlendirmesi, infaz hakimliğinin takdirinde – objektif kriterler (disiplinsizlik yok) yerine “güvenlik” gerekçesi baskın. Bu, 5275 sayılı Kanun’un ruhuna aykırı; reform çağrıları artıyor.
Sonuç
Selçuk Mızraklı’nın 6 yıllık tutukluluğunda açık cezaevi reddi, DEM Parti’de öfke dalgası yarattı ve hukuki sistemdeki TMK ayrımcılığını bir kez daha gündeme getirdi. Parti, tahliye için baskıyı artırırken, avukatlar AYM yolunu zorlayacak. Bu karar, Kürt siyasetine ve barış umutlarına nasıl etki eder?
Yorumlarınızı paylaşın!
