Munzur Press’te Erdal Erzincan’ın “Aleviliğin ibadet dili Türkçedir” sözleriyle başlayan tartışmalara Mikail Aslan yeni bir açıklamayla yanıt verdi. Aslan, Aleviliğin Türklük/Türkmenlikten gelmediğini ve Türklerin Alevilikle en son tanışan kavim olduğunu söyledi.
Aleviliğin türkten/türkmenlikten gelmediğini ve alevilikle en son tanışan kavimin türkler olduğunu, onlara da alevi değil Bektaşî denildiğini bilenlerdenim.
Altınoluk da türkmen köylerini ziyaret ettim, yaşlı bir bilge/dedeyle konuştum.
“Biz Sivas’tan ötesine alevi deriz, kendimize Türkmen veya Bektaşî deriz” dedi.
Türkün alevisi yoktur, Bektaşisi vardır ve onlara saygımız sonsuzdur.
Türkler binli yıllarda alevilikle tanıştılar, biz 1300 yıl önce ;
“Bin üçyüz yıldır ehli-sehavet
On iki imamın nişanı Dêrsim”
(Alîşêr Efendi / Aşık Takî)
Biliyorum bu resmi devlet tezlerine itiraz eden çok kişi var ama çoğu korkuyor. Bizim taraftan bilinen, resmi devlet Aleviliği dışında başka bir alevilik var, Kimseye hakaret etmeden düşüncelerimi yazmaya devam edeceğim. Küfür eden Ittahatçılar, Kemalistler ve dönmelerden korkmuyorum.
Son yüzyıldır en etkili olan alevi eserlerini, beyit ve nefeslerini yazanlar neden türkmen değil?
Davut Sulari, Nesimi Çimen, Aşık Daimî, Mahsuni, Cafer Tan, Îbretî, Erdem Baba, Melûlî, Alî Hakî Edna, Perişan Güzel, Mücrümi, Feyzullah Çınar sayın gitsin… veya Sivas tan batıya doğru kaç kişinin elinde Tenbûr / Saz var?
Eğer Alevilik Türkmenlikten geliyorsa son yüzyılın Alevi deyiş ve nefeslerinin yüzde doksanını neden Kürt-Zaza Alevileri yazdı? (Kısas bektaşilerini bunun dışında tutuyorum)
İnceleyin bu şairlerden hangisi Türkmendir? Ama biliyorum ki yüzyıl sonra bunlara da Türkmen diyeceksiniz.
Sakın “yedi ulu ozanın” da hikayesi böyle olmasın? !
