escort ankara - Türk Porno - Ankara Escort Ankara escort, eskort, escort bayan Ankara Escort Bayan arkadaş bulmak istediğiniz ve ihtiyacınız olduğu her zaman Ankara Escort Sitesi.
Betan Avakare
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Tarih
  4. Mezopotamya’dan Dersim’e Dönen Çığlığın Yankısı

Mezopotamya’dan Dersim’e Dönen Çığlığın Yankısı

featured

Betan Awakare

Giriş: Bir Kadının Çığlığıyla Aydınlanan Tarih

MÖ 17. yüzyıla, Babil dönemine ait bir hukuk belgesi, antik dünyanın en sarsıcı tanıklıklarından birini günümüze taşır. Zorla evinden koparılan ve esir (Nam-Ra) edilen bir kadın, Ummi-Hepet (Annem Ana Tanrıça Hepet), kimliğini ve onurunu savunurken memleketini Alu Parasra (Parasra Şehri – Subartu) olarak beyan eder. Bu belge, Parasra’nın yalnızca bir yer adı değil; Tanrıça Hepet’in gözetiminde bulunan kadim bir hukuk ve hafıza merkezi olarak algılandığını düşündürmektedir.

1. “Alu” Terimi ve Parasra’nın Şehir Statüsü

Babil metninde geçen Alu (Akkadca: ālu) terimi, yerleşim yerinin “müstahkem bir şehir” olduğunu gösterir. A. Ungnad’ın 1936 tarihli çalışmasında da işaret ettiği üzere bu bölge, Hitit ve Mezopotamya arasında stratejik bir hukuk köprüsü niteliğindedir. Parasra, antik çağda kararların ilahi şahitler huzurunda mühürlendiği bir “Sond” (Yemin) meydanı olarak yorumlanabilir.

2. Nam-Ra’dan Namirin’e: Ölümsüzler Mirası

Babil kayıtları bu kadını bir esir (Nam-Ra) olarak tanımlasa da anlatının derinlerinde başka bir hafıza saklıdır. Bölgenin yerel dilinde Na-mi-rin (Ölümsüzler) olarak anılan bu insanlar, zorla sürgün edilseler bile hafızalarını kaybetmeyen Mamostayê Nemir (Ölümsüz Öğretmenler) kuşağını temsil eder. Onların “Parasra” (Kesinleşmiş Karar) geleneği, bugün hâlâ bölgedeki Mihenk Taşı anlatılarında yaşamaktadır.

3. Ma-Me-Ki ve Kimlik Gaspının İfşası

Bu çalışma, bölgenin kadim Ma-Me-Ki (Bizim Ortak Yerimiz) iradesinin zamanla nasıl dönüştürüldüğünü ve farklı güç odaklarınca yeniden yorumlandığını sorgulamaktadır. Tarihte Ermeni soyluları (Mamikonjan) bu ismi bir unvan olarak sahiplenirken, sonraki dönemlerde “Baba Mansur” anlatısı etrafında benzer bir dönüşümün sürdüğü görülmektedir. Parasra, herhangi bir şahsa veya aileye ait bir mülk değil; Zazaca ve Kurmanci konuşan halkların ortak “Eşitler Meclisi” olarak tasavvur edilmektedir. Bu bağlamda Baba Mansur anlatısı, Tanrıça Hepet’in ve Kal-mem’in (Bilge Heyeti) kadim mirasını örten sembolik bir perdeye dönüşmektedir.

4. “Baba” Değil, “Rüzgâr”: Bamasur Gerçeği

Bugün kutsal mekânlara “Baba Mansur” adı eklenerek burası yalnızca bir mezar yeri gibi gösterilmektedir. Oysa halkın hafızasında başka bir isim yaşamaya devam eder: Bamasur. Zazaca’da “Ba”, Kurmanci’de ise “Wa”, rüzgâr anlamına gelir. “Sur” ise ateşin kızıllığını, kor hâlini çağrıştırır. Bu nedenle Bamasur’un bir insan isminden çok, “eriyen metalin üzerine esen rüzgâr” fikrini taşıdığı düşünülebilir. Böylece anlatı, ataların rüzgârın gücüyle metali işleyen kadim ustalar olduğuna dair hafızayı da içinde saklar.

5. Kureyşan: Güneşin Dokuma Ustaları

Benzer bir dönüşümün Kureyşan ismi üzerinde de yaşandığı görülmektedir. Bu ismin, antik metinlerde geçen Kureššar kelimesiyle bağlantılı olabileceği düşünülmektedir. Anlatıya göre bu ad, güneşin kutsal beyaz kumaşını dokuyan kadim bir loncayı işaret eder. Mixu depolarında üretildiği anlatılan meşhur “beyaz kumaş”, Dersim’in antik üretim kültürünün sembollerinden biri olarak hafızalarda yaşamaktadır.

6. Parasra: Bilgelerin Parlamentosu

Parasra adı, içindeki “Pas” (Sert Taş) köküyle başka bir anlam katmanını fısıldar. Burası, kararların taş üzerine kazındığı ve Kala olarak anılan kadim bilgelerin toplandığı bir meclis alanı olarak düşünülebilir. Ataların binlerce yıllık yönetim geleneğinin merkezi sayılan bu yer, bilgeliğin ve ortak aklın sembolik mekânlarından biri hâline gelmiştir.

7. Garseni: Antik Çağın Hazinesi ve Arşivi

Garseni, yalnızca bir depo değil; aynı zamanda büyük bir hafıza alanı olarak tasvir edilir. Burada, Hepet Ana’nın koruması altındaki eşyaların ve kadim bilgilerin saklandığına inanılır. Bu mekân, bilgeliğin ve zenginliğin kayıt altına alındığı kutsal bir arşiv olarak anlatılmaktadır.

8. Zirtas (Kayuke): Yaşamın Beşiği

Ovacık bölgesinde yer alan ve bugün Kayuke olarak bilinen Zirtas, antik çağın en stratejik noktalarından biri olarak kabul edilir. Anlatılara göre Zirtas, büyük tufandan sonra sular çekildiğinde ortaya çıkan ilk bereketli toprakları temsil eder. Burası, Kala’ların doğayı ve tarımı yeniden düzene koyduğu bir merkez olarak hatırlanır. Hepet Ana’nın gözetiminde yaşamın burada yeniden filizlendiğine inanılır.

9. Neden İsimlerimizi Değiştirdiler?

Egemen güçler, isimleri başka anlamlarla yeniden yazdı. Gancore gibi ışık saçan topraklara “Zor” (zorluk) denildi. İnsanların kendi topraklarında yabancılaşması, kendi geçmişine ve teknolojisine uzak düşmesi istendi. Ancak Parasra kölesinin sesi hâlâ yankılanmaktadır. Çünkü bizler yalnızca bir mezarın ya da bir aşiretin çocukları değiliz; metali eriten, güneşi dokuyan ve Hepet Ana’nın hafızasını taşıyan insanların torunlarıyız.

Min xwe dît – Kendimi, özümü hakikatin aynasında gördüm.

Sonuç: Hakikatin İadesi

Bu keşif, Babil’e zincirlerle götürülen; fakat annesinin (Hepet) ve şehrinin (Parasra) adını haykırmaktan vazgeçmeyen o isimsiz kadının tanıklığıyla anlam kazanmaktadır. Onun sesi, Dersim’in üzerine yüzyıllar boyunca örtülen dinî ve feodal katmanların ardındaki hafızayı yeniden görünür kılmaktadır. Parasra; sahte otoritelerin değil, Tanrıça Hepet’in adaletinin, ölümsüz ataların (Kal-mem) ve özgür bir halkın (Namirin) ebedi yurdu olarak yaşamayı sürdürmektedir.

Kaynakça

Ungnad, A. (1936). Subartu.
British Museum, Cuneiform Texts from Babylonian Tablets (CT).
Hammurabi Gesetz (Hukuk Kayıtları).

Mezopotamya’dan Dersim’e Dönen Çığlığın Yankısı
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir