İnternet ortamında basit bir tarama yaptığımızda bile hemen “Ağrı’da 17 yaşındaki genç intihar etti” “Ağrı’da 27 yaşındaki genç silahla yaşamına son verdi” “Ağrı’da 20 yaşındaki genç kız intihar etti” “ Ağrı’da 22 yaşındaki genç intihar etti” gibi başlıklar ve benzeri onlarca intihar haberi ile karşılaşırız. Ki bunlar sadece dijital medya sayesinde yansıyan vakalar. Aslında bir çok intihar vakaları ya gizleniyor ya da başka bir ölüm biçimi ile dışa sunuluyor.
Kapalı bir toplum olmasından dolayı nasıl ki birçok olay “aile büyükleri” tarafından çözüme kavuşturuluyorsa! çoğu intihar vakaları da aynı yöntemle örtbas ediliyor. Özellikle kadın ve genç kız intiharları.
Bu intiharları tek sebebe bağlamak gerçekçi olamaz. Ekonomik kriz ve işsizlikten tutun, toplumsal cinsiyet eşitliğine kadar, kuşak çatışmasından tutun sosyal yaşam yetersizliğine kadar birçok psikolojik, sosyolojik ve ekonomik sebepleri var.
Munzur Press olarak Ağrı’da konuştuğumuz yurttaşların büyük kesimi sebep olarak işsizlik ve ekonomik krizi görürken, bunlarla beraber başka noktaya dikkat çekenler de var.
“Erkekler ruhsal ve duygusal sorunlar yaşıyor”
Yirmili yaşlardaki bir genç,
“Gençler genellikle psikolojik baskı altında. Psikolojik sıkıntılar yaşadıkları için intihara kalkışıyorlar.
Özellikle bu son yıllarda çok yaşanıyor intihar vakaları. Özellikle erkeklerde bu daha çok yaşanıyor. Hem duygusal olarak hem ruhsal olarak problem yaşayan erkekler yaşadıkları psikolojik sebeplerden dolayı daha çok intihar ediyor” sözleriyle özellikle erkek intiharlarına dikkat çekerken, Ellili yaşlardaki başka bir yurttaş tamamen işsizliğe bağlıyor,
“İntihar sebepleri işsizliktir.
18-20 yaşındaki gençler hala anne babasından para istiyor, İş güç olmadığı için. Para istedikleri zaman da zorlarına gidiyor. Anne ve babada da geçim sıkıntısı olduğu ve ekonomi kısıtlı olduğu için gençlerin ihtiyaçları karşılanmiyor. Durum böyle olunca gençler de bunalıma girip intihar ediyor. Başka da bir sebep yok”.
“Eğitimli ama boş, işsiz bir toplum olduk”
İntihar sebeplerini yoksulluk ile birlikte sosyal yaşam farkına da bağlayan bir yurttaş şu örnekleri gösteriyor:
“Bana göre birinci sebep fakirlik.
Kimisinin imkansızlıktan kimisi yokluktan bu yola başvuruyor. . Bir de Ağrı çok soğuk olduğundan ve bol kar yağdığından insanlar içeri hapsoluyor. İçeriye hapsolanlar, özellikle sosyal medya kullanan gençler bir kendi hayatlarına bakıyorlar bir de dünyadaki çok gelişmiş ülkelerdeki başka insanların hayatlarına bakıyorlar.
Bu iki hayat arasındaki mukayeseden dolayı gençler bunalıma giriyorlar. Bu bunalımlar da intihara doğru götürüyor.
Bununla beraber işsizlik de var. Eskiden tarım vardı, rençberlik vardı, gençler bunlarla uğraşıyordu. Şimdi ki gençlerin bunlarla uğraşma imkanı da yok. Bir kısmı da tembelliğe alışmış. Bunun getirdiği sıkıntılar var. Bir de boşluk. İnsan tabiatı haliyle boşluk kabul etmiyor. Muhakkak bir şey ile uğraşmak ister. Eskiden bizde de ava gitmek, at binmek veya hayvana bakmak vardı. Şimdi o da kalmadı.
Mesela; Karadenizli birisi tabiat ile uğraşıyor, balık tutuyor, ava çıkıyor. Ege bölgesi ile mukayese ettiğimizde iklimi sıcak olduğundan insanlar bol bol geziyorlar Akdeniz insanı da bu imkanlara sahip. Fakat Doğu Anadolu Bölgesi özellikle Ağrı, Erzurum, Kars veyahut Muş ile Hakkâri gibi yerlerde tabiat şartları hayatı kötü etkiliyor.
Ayrıca ülkemizde çok sayıda üniversite açıldı. Üniversite sayısından dolayı üniversite okuyan sayısı çok oldu. Okumaları iyi oldu, kötü olmadı Eğitimli bir toplum olduk fakat boş yani işsizlik bir toplum olduk.
Eskiden biz de çok kitap okurduk, gençler de okurdu.. Şimdiki gençler kitap da okumuyor.. Sosyal medya da bir yere kadar oyalıyor. Bu boş kalmalar bol bol stres yüklediği için gençler de intiharı seçebiliyorlar”.
“Ailevi ve çevresel etkenler sebep oluyor”
Mevsim koşullarının yarattığı olumsuzluklara vurgu yapan bir yurttaş, intihar sebeplerinin araştırılmasını istiyor:
“Gençlerin intihar etme sebeplerinin başında işsizlik gelir. 9 ay karın içinde yaşayan bir ildeyiz.
Ekonomi konusunda insanların durumu gerçekten vahimdir. Şimdi baktığın zaman dünyanın bir çok ülkesinde insanların çoğunun çalıştığını ve ekonomi durumlarının iyi olduğunu görüyoruz
Ama biz aylarca karın altında kaldığımız için insanların çoğu ekonomik sıkıntı çekiyor.
Buna ailevi ve çevresel etkenleri de eklediğimiz de intiharlara sebep oluyor.
Bunun sebepleri araştırmak için tabana inmek lazım. Psikolojik yönlerini iyi araştırmak gerekir. Ailevi ve çevresel nedenleri göz önünde bulundurarak bu sebepleri bulmak gerekiyor”.
“200 hanelik köyümüzden 350 genç yurtdışına gitti”
Evlenme çağında olan gençlerin geleneksel yapıya kurban olduğunu belirten bir yurttaş, işsizlikten genç nüfusun yurtdışına gidişlerine de değiniyor:
“Gençler neden intihar ediyor? Gençler evlenecek fakat burda başlık parası var. Burada 40 -50 tane tam altın başlık parası veriyor. Onu bulamayınca, sevdiği kızı alamayınca intihar ediyor. İş yok. İş olmadığından çoğu çekti gitti yabancı ülkelere. Bizim köy 200 hane, köyden 350 genç şu an Kanada’da Amerika’da. İş olmayınca, para olmayınca gençler bunalıma giriyor.
Evlilik çağında olup evlenecek imkanı olmayınca da bunalıp intihar ediyorlar”.
“Uyuşturucu cezaevlerine bile girmiş”
Ağrı’nın adeta uyuşturucu batağı haline getirildiğini söyleyen bir yurttaş, en büyük sebebin işsizlik ve uyuşturucu temin edip edememekten kaynaklı olduğuna bağlıyor:
“İntihar sebebi İşsizlik ve uyuşturucu.
Esrar,eroin, kokain hangi uyuşturucu varsa sokmuşlar bu ülkenin içine, bu ilin içine. 10 yaşına kadar düşmüş bu uyuşturucu içimi. E tabii bulamayınca ne yapacak ya intihar edecek ya hırsızlık yapacak ya da birini vurup öldürecek. Ona göre bu kendisi için bir kurtuluş ama değil maalesef. Bu şehri esrara, eroine bağladılar. Cezaevleri de dahil olmak üzere. 4 yıl hapis yatan insan da çıktığı gün yine alkol ve uyuşturucu bulabiliyor, hatta bonzai içiyorlar . Cezaevlerinde bile bu uyuşturucular var”.
“Değişen dünyaya uymaya çalışan gençler ile kapalı toplumda ısrar eden ebeveynler çatışıyor”
Kadınların ve genç kızların intihar sebeplerini psikolojik ve sosyo-kültürel ekonomik etkenlere bağlayan kadın aktivist ve eğitimci Sibel Demir, yaptığı saha çalışmalarından elde ettiği izlenimlere göre değişen dünyaya uymaya çalışan gençler ve kapalı toplumda ısrar eden aileler arasındaki çatışmaların sonuçlarına da bağlıyor:
“Kadın sorunu adı altında incelemiş olduğumuz bu durumun her şeyden önce dilbilgisi açısından çok iyi aydınlatılması gerekiyor. Çünkü kadın sorunu denildiğinde kadınların ortaya atmış olduğu bir problemle karşı karşıya kalmış olma durumu da ortaya çıkmış oluyor. Dolayısıyla kadın sorunu demekten ziyade kadınların çekmiş olduğu sıkıntıların dışavurumunu konuşmak durumundayız. Bunun da sadece bir tek etken maddesi yoktur bildiğiniz üzere. Psikolojik, sosyo-kültürel ve ekonomik olmak üzere birçok boyutu var. Ağrı’da kadın olmanın zor bir şey olduğunu söyleyeceğim ancak sadece Ağrı ile alakalı bir durum değil bu. Türkiye ve dünyada da aslında büyük bir sorun teşkil etmektedir. Ağrı’da kadın istismarı, kadın cinayetleri eskiden de vardı ancak sosyal medya ile görünür hale geldi. Bunun avantajlı ve dezavantajlı kısımları var. Bu sorunu biz Ağrı’da çok konuşamıyoruz. Çünkü kapalı toplum olma özelliği taşıyor Ağrı.
Ben herhangi bir dernek veya kurum adına konuşmuyorum.saha çalışması yaptığım dönemlerden elde etmiş olduğum verilere dayanarak bunları konuşma gereği duyuyorum. Aynı zamanda öğretmenlik yaptığım kurumlardaki gençlerle de konuşma olanağı buldum. Ağrı’da “kol kırılır yen içinde kalır” mantığı çok hakim. Bu yüzden de biz bu konuları konuşmaktan ziyade hasır altı etmeyi tercih ediyoruz. Bu da yaşanan durumları görünmez olmasına sebebiyet veriyor.. Bazen medyaya yansısa bile yayın yasağı getirilebiliyor sansüre maruz kalabiliyor. Ancak tecrübelerimden şunu fark ettim intihar mı cinayet mi aslında sorulması gereken soru bu. Çünkü değişen dünya ile birlikte gençler onlar gibi yaşamak istiyorlar ancak ebeveynler daha kapalı bir toplumda yaşadıkları için buna müsaade etmiyor. Dini ve kültürel baskı had safhada. Çocuklar bunlardan kurtulmanın yollarını da arıyor. Çünkü sosyal medyada çok bambaşka bir hayat var çocuklar ona özeniyor. onlar gibi olmak istiyorlar. Cinsel tercihlerini çok rahat yaşamak istiyorlar, ben bunu fark ettim.
Buna ambargo konulduğu zaman da çatışma çıkıyor. Gençlerin bu ergenlik dönemini ifade edebilecek kadar psikolog değilim, psikolojik veriye de sahip değilim ancak edebiyat öğretmeni olmam ve pedagojik formasyon almış olmam bununla alakalı çok ufak da olsa konuşabilmemi sağlıyor. Ergenlik döneminin bazı dezavantajları var ve dezavantajlar baskı ile karşılandığında intihara kadar gidebiliyor. Çünkü çocuk bundan bir kurtuluş yolu aramaktansa intihar etmeyi tercih edebiliyor ya da ailenin desteklemediği bir durum yaşandığında kız çocukları intihar etmekten ziyade intihara teşvik ediliyor. Biz seni öldürmeyelim sen kendini öldürerek bizi kurtar deniliyor”.
