1. Haberler
  2. Siyaset
  3. İbrahim Kalın: “Orta Doğu terimi tamamen Avrupa merkezlidir”

İbrahim Kalın: “Orta Doğu terimi tamamen Avrupa merkezlidir”

featured
İbrahim Kalın: “Orta Doğu terimi tamamen Avrupa merkezlidir”

MİT Başkanı İbrahim Kalın, Katar’ın başkenti Doha’da düzenlenen 10. Al Sharq Stratejik Araştırma Forumu’nun açılış panelinde dikkat çekici bir konuşma yaptı. İngilizce yaptığı konuşmada “Orta Doğu” (Middle East) kavramının kökten sorunlu olduğunu vurguladı ve kavramı bütünüyle Avrupa merkezli bir tasnif olarak tanımladı.

Kalın’ın konuşmasından öne çıkan bölüm şöyle:

“Bugün ‘Middle East’ dediğimizde tamamen bize ait olmayan bir terim kullanıyoruz. Bu terim bütünüyle Avrupa merkezli bir kavramdır. ‘Orta’ kime göre, ‘Doğu’ kime göre? Bu kavram bize ait değil ama biz bu kavramın içine sıkışıp kaldık. ‘Yakın Doğu’, ‘Uzak Doğu’… Hepsi Avrupa’nın doğuya bakış açısından doğu anlamına geliyor, bizim için değil.

Coğrafyamızı bugün klasik açıklamalarla anlamaya çalışıyoruz ama bu yeterli değil. Kendi tarihimizi ve geleceğimizi unutuyoruz. Terör, yolsuzluk ve kötü yönetim gibi sorunlar aynı bölge kültürünü ve medeniyet geleneğini paylaşan halklar arasında yayılıyor. Lübnan’dan Filistin’e, Semerkant’tan İstanbul’a kadar aynı kökleri paylaşıyoruz.

Ama bu ortak gelenek kötü tarih ve medeniyet bağlarının kaynağı haline geldi. İslam kültür ve medeniyet geleneğini yeniden canlandırmalıyız. Dayatılmış anlatılardan kurtulmalı ve kendimize ait olana yeniden sahip çıkmalıyız.”

Munzurpress Analiz

Kalın’ın bu çıkışı, Türkiye’nin dış politikasında uzun süredir olgunlaşan “kavramsal bağımsızlık” arayışının en yüksek perdeden ifadesi oldu. “Orta Doğu” kavramının reddi semantik bir tartışmanın ötesine geçiyor; Batı’nın güvenlik ve tarih yazımı tekellerine karşı açık bir itiraz niteliği taşıyor. Türkiye, bu söylemle artık kendini “Orta Doğu’nun bir parçası” olarak değil, bu coğrafyayı kendi tarihsel-medeniyet ekseninden tanımlayacak bir merkez ülke olarak konumlandırıyor. Kalın’ın bu mesajı Doha’da ve İngilizce vermesi de tesadüf değil: Ankara, son yıllarda Arap ülkeleriyle kurduğu normalleşmeyi “ortak miras” vurgusuyla kalıcılaştırmak istiyor.

Bu yaklaşım, Türkiye’nin dış politika doktrininde belirgin bir paradigma değişimini işaret ediyor. “Middle East” terimini Eurocentric olduğu için reddetmek, Türkiye’nin Batı-merkezli jeopolitik çerçevelerden tamamen sıyrılma isteğini yansıtıyor. Bu, Arap-İslam dünyasında karşılık bulabilecek bir hat açıyor; özellikle Katar gibi partnerlerle kültürel derinliği yüksek bir işbirliğini mümkün kılıyor. Aynı zamanda İran’la ideolojik bir rekabet alanı oluşturuyor. Çünkü Kalın’ın mezhep-dışı “İslam medeniyeti” vurgusu, Tahran’ın Şii-Sünni ayrımı üzerinden kurduğu “Direniş Ekseni” anlatısıyla çelişiyor.

Türkiye açısından ise bu, 2023 sonrası “zorunlu pragmatizm” döneminden “kültürel hegemonya arayışı”na geçiş anlamına geliyor. Ekonomik kriz nedeniyle yumuşayan dış politika çizgisi, şimdi ideolojik bir derinlik kazanıyor. Kalın gibi figürler, istihbarat ile diplomasi arasında köprü kurarak bu yeni doktrine entelektüel bir temel sunuyor. 2025–2030 vizyonunda Türkiye, kendini artık “Asya-Avrupa köprüsü” olarak değil; “İslam coğrafyasının merkezi” olarak konumlandırıyor. Bu yaklaşım NATO ve AB ile ilişkileri zorlayabilir ama Afrika, Orta Asya ve Körfez’de etkisini artırabilir.

Sonuç: Kalın’ın konuşması sadece bir yorum değil; yeni bir dış politika safhasının manifestosu. Türkiye, ‘Orta Doğu’nun bir unsuru’ olmayı değil, ‘kendi Doğu’sunun mimarı’ olmayı hedeflediğini resmen ilan ediyor.

İbrahim Kalın: “Orta Doğu terimi tamamen Avrupa merkezlidir”
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir