Türkiye’de 2013-2015 yılları arasında PKK ile AKP hükümeti arasında başlayan görüşmeler çözüm süreci yada barış süreci olarak adlandırılmıştı. Süreç, Kürt sorununu barışçıl yollarla çözmek amacıyla başlatılmıştı. Sürecin temel unsurları arasında, silah bırakma, demokratik reformlar ve Kürt kimliğine yönelik hakların genişletilmesi yer almaktaydı. Ancak süreç bir noktadan sonra tıkanmış, AKP hükümeti strateji değişikliğine giderek müzakereleri sonlandırmıştı.
Aradan geçen yaklaşık 9 yıl sonra, MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin, yeni yasama yılının açılışında, DEM Partililerle tokalaşması ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “iç cepheyi güçlendirme” çağrısı ile başlattığı ‘yumuşama’ süreci, siyaset gündeminin başlıca tartışma konusu oldu.
Siyasetin gündeminde ve medyada Cumhur İttifakı ortaklarının DEM Parti açılımı, “yeni çözüm süreci” çıkarımları üzerinden tartışılıyor. Peki, gerçekten “yeni çözüm süreci” var mı?
İKTİDARIN VERECEĞİ BİR ŞEY YOKSA ORADAN BİR ŞEY ÇIKMAZ
Gündemdeki yeni çözüm süreci tartışmalarına ilişkin Barış Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Tahmaz, Munzur Press’ten Mehmet Bidav ve Caner Aktan’ın sorularını yanıtladı. Hakan Tahmaz, “Ak Parti’nin kafasında 50 tane tilki var, 50 tane planı var. Diyalog, müzakere ve görüşmelerde masanın karşısında oturana vereceği bir şey yoksa oradan bir şey çıkmaz” dedi. Hakan Tahmaz ile yapılan söyleşide öne çıkan başlıkları şöyle;
ANALAR AĞLAMASIN DEDİLER, ANALARIN CANINI ALDILAR
Devlet Bahçeli’nin ilk tokalaşmada söylediği bir söz var; “Kendi içimizde barışı sağlamalıyız” Bunu biz 40 yıldır söylüyoruz. Şu aşamada bizim 40 yıldır söylediğimiz, talep ettiğimiz noktaya geldiler. Bizi söylediğimiz şeyi kabul ettiler. Bunun arkasında yatan bazı nedenler var. Bakın önceki süreçte “analar ağlamasın” demişlerdi. Sonra anaların canını aldılar. 80 yaşındaki anaları hapishanelere attılar. Hasta tutsakların hapishanelerden cenazeleri çıkmaya başladı.
SURİYE’DEKİ GELİŞMELER ÇÖZÜM SÜRECİNİ BİTİRDİ
2013 yılındaki çözüm sürecinin en büyük motivasyonu Suriye’deki gelişmelerdi. Hükümet Suriye üzerindeki planlarına Kürtleri de bir aktör olarak devreye sokmak istedi. Ancak bu gerçekleşmeyince masa devrildi. Daha sonraki Hendek süreçleri ve Kandil’in tutumu bu işin garnitürü. Asıl mesele Suriye’deki gelişmelerden kaynaklı süreç sona erdirildi.
AK PARTİ’NİN KAFASINDA 50 TANE TİLKİ VAR
Ak Parti iktidarının demokratik, özgürlükçü ve temel insan hakları kavramına değer veren bir iktidar olmadığını biliyoruz. Ak Parti’nin kafasında 50 tane tilki var, 50 tane planı var. Diyalog, müzakere ve görüşmelerde masanın karşısında oturana vereceği bir şey yoksa oradan bir şey çıkmaz.
Röportajın tamamını buradan izleyebilirsiniz.
HAKAN TAHMAZ KİMDİR?
Ordu Ünye doğumlu olan Hakan Tahmaz, 1970’li yıllarda sosyalist hareket içinde aktif rol aldı. 12 Eylül 1980 askeri darbesinin mağdurlarından biri olarak cezaevi sürecini yaşadı. Tahliye sonrası siyasi mücadelesini Birleşik Sosyalist Parti (BSP) ve Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP) gibi partilerin kuruluş çalışmalarında devam ettirdi.
İHD ve İHGD üyesi olan Tahmaz, Irak’ta Savaşa Hayır Platformu ve Küresel BAK gibi çeşitli sivil toplum inisiyatiflerinde çalıştı.
2005 yılında dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’a 150 imzalı Barış Bildirisi’ni ilettikten sonra siyasi parti yönetimlerinden çekilerek çatışma çözümü ve barış çalışmalarına yöneldi.
“Şemdinli’den Ankara’ya Kürt Sorunu” ve “Kürt Sorununda Çözüm Önerileri” gibi eserleriyle tanınan Tahmaz, Necmiye Alpay ile kaleme aldığı “Barış Açısını Savunmak” kitabıyla da barış süreci konusundaki analizlerini paylaştı.
25 yılı aşkın süredir gazetelerde, internet sitelerinde ve çeşitli mecralarda Kürt sorunu, çatışma çözümü ve barış üzerine sayısız yazı yazan Tahmaz, halen Yeni Arayış sitesinde haftalık yorumlarını sürdürüyor.

[…] Hakan Tahmaz, çözüm süreci tartışmalarına ilişkin Munzur Press’in sorularını yanıtl… […]