DEVA Partisi’nin İBB Adayı Av. İdris Şahin, Munzur Press’in sorularını yanıtladı. İstanbul’a yönelik projelerini anlatan Şahin, Altılı Masa’ya CHP’nin ısrarıyla katıldıklarını söyledi ve eleştirel medyaya sitem etti.
31 Mart’ta gerçekleşecek olan yerel seçime 18 gün kaldı. İttifakların, bazı partiler arasında iş birliğine dönüştüğü bu seçimde birçok parti kendi adayıyla sahneye çıkmış durumda. Rekabetin özellikle de İstanbul’da oldukça kızıştığı şu günlerde,, DEVA da partinin sözcülüğünü üstlenen Av. İdris Şahin’i İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne aday gösterdi.
İdris Şahin ile hem İstanbul’a dönük projelerini hem de DEVA’ya genel seçim sürecinde yöneltilen eleştirileri konuştuk.
DEVA Partisi’nin en önemli önceliğinin, İstanbul’u depreme hazır hale getirmek olduğunu söyleyen Şahin, projelerini şöyle özetledi:
“İSTANBUL KENDİ KENDİNE YAŞIYOR”
“Depreme hazır hale gelmek, deprem olmadan önce gerekli tedbirleri almak demektir. Diğer bir önceliğimiz de ulaşım sorununu çözmek. Ulaşım sorununu çözmek için de kapsamlı çalışmalarımız var. İstanbul’a geldiğimden bu yana gördüğüm en önemli eksiklik ise denetimsiz bir şehir olması.
Kanunun hiç uygulanmadığı, denetimin gerek yerel yönetimlerde gerekse genel yönetimler açısından hiçbir şekilde uygulanamadığı bir şehir haline gelmiş. İstanbul kendi kendine yaşıyor. Kendi kurallarını kendisi koyuyor ve yerel yönetimlerin de genel yönetimlerin de koyduğu kurallar tamamen konjonktürel olarak o beldeye, mahalleye, ilçeye özgü kurallar haline gelmiş. Asıl problem bu. Bir de kaldırımlar işgal edilmiş. Kaldırımları, yaya yollarını İstanbullulara açmamız, yaya yollarındaki işgalleri de derhal 6 ay içerinde sonlandırmamız lazım. Kamu menfaati ve kamu yararının olduğu yerleri, birilerinin menfaatine açmışlar. Vatandaş, 10 metrekarelik dükkana 50 bin lira kira verirken, 100 metrekare kaldırım kullanıyor ama belediyeye bir kuruş kira vermiyor. Dolayısıyla yayalaştırma meselesini son derece önemsediğimi ifade etmek isterim.
“ÇEŞME SULARININ İÇİLEBİLİR OLMASI İÇİN ÇALIŞMA BAŞLATACAĞIZ”
İstanbul’da su temin eden yerlerin başına çok güçlü atamalar yapmak ve altyapıdaki asbestli boruları değiştirerek, tüm İstanbulluların çeşmelerinden rahatlıkla su içebileceği bir projeyi hayata geçirmek istiyoruz. Bu belki ilk 5 yıl içerisinde gerçekleşmeyebilir. Ancak buna dair çok ciddi bir çalışma başlatacağız.”
14 Mayıs’taki genel seçimde “Altılı Masa”da yer alan ve CHP listelerinden seçime giren DEVA Partisi, 15 milletvekili ile TBMM’ye girmişti. Genel seçimlerin ardından partiye bu milletvekillikleri üzerinden çokça eleştiri yöneltildi. Şahin, hem Altılı Masa’ya dahil olma süreçlerine hem de bu eleştirilere şu yanıtı verdi:
“ALTILI MASA’YA KATILMAMIZI CHP İSTEDİ, ISRARCI OLDU”
“Altılı Masa’ya oturmayı çok irdeledik, tartıştık. Ben de dahil partinin çoğunluğu, DEVA Partisi’nin kimliği tam olgunlaşmadan o masaya oturmanın bize kaybettireceğini ifade etmişti. Sonrasında ise Altılı Masa’nın içindeyken kendi logumuz ve kendi ismimizle seçimlere girmeyi istedik ve önceledik. Son ana kadar da bu çalışmaları yaptık. CHP, son gün ısrarla bizi ikna etti. Biz gidip CHP’nin listesinden girmedik, bir iş birliği yaptık. Diğer siyasi partiler CHP’nin listesinden seçime girmeyi kabul etmişler. Ama biz tamamen yüzde 50+1’e ulaşabilmek, Meclis çoğunluğunu elde edebilmek adına bir işbirliği süreci içerisinde olduk. Orada olmamızı CHP istedi. Elbette bunun hesabını onlar da yaptı, biz de yaptık. Onların da elinde anket sonuçları vardı, bizim de. Kimse kimseyi kandırmadı. Burada bir iş birliği oldu ve bu işbirliğine son anda karar veren siyasi, partiyiz.
“HALK TV VE SÖZCÜ TV DE DEVA’YA KARARTMA UYGULUYOR”
Ayrıca CHP’nin kongresi öncesinde başlayan medya karartması da bugün artarak devam ediyor. İktidar zaten 4 yıldır bize karartma yapıyordu. Önümüzdeki günlerde TRT önünde bir eylem de yapacağım. TRT’ye hakkımızı helal etmediğimiz gibi Halk TV ve Sözcü TV’de de benzer durum var. Eleştirel kanallarda da yokuz. Halk TV de Sözcü TV de Saraçhane medyası olmuş. Saraçhane’deki karartma, Sayın Erdoğan’ın karartmasının da üzerine çıktı. Al birini vur ötekine. Aralarında zerre kadar fark yok. İktidar medyası da muhalefet medyası da kutuplaşmadan nemalanmak istiyorlar. Dolayısıyla Sayın Erdoğan’ın tarzını birebir benimseyen bir İmamoğlu’yla karşı karşıyayız. Şu anda muhalif medyanın tamamının ipleri -üzülerek ifade ediyorum- bir şekilde Saraçhane üzerinden şekilleniyor. Saraçhane dediğimde neyi kast ettiğim anlaşılıyordur herhalde.”
