Bugün 25 Kasım Kadına Karşı Şiddetle Mücadele Uluslararası Dayanışma Günü. Her yıl kadına yönelik şiddetin kınandığı bugün de halen kadınlar şiddete uğramaya devam ediyor. Bu şiddetin büyük bir kısmını da aile içi şiddet oluşturuyor. Aile içi şiddet, ailenin bir üyesinin ailenin diğer üyelerine karşı gösterdiği saldırgan davranışlardır. Söz konusu şiddet bir aile üyesi tarafından diğerine uygulanır ve mağdurlar genellikle zayıf veya savunmasız konumda olan kişilerdir. Çoğu zaman mağdurların kadınlar ve çocuklar olduğunu söyleyebiliriz. Ben bu yazımda aile içinde kadının maruz kaldığı şiddettin psikolojik etkisini inceleyeceğim.
Ekonomik Zorlukların Gölgesinde Yükselen Aile İçi Şiddet
Aile içi şiddetin psikolojik boyutuna giriş yapmadan önce son zamanlarda artan ekonomik sıkıntıların aile içi şiddete etkisini anlatmak istiyorum. Son dönemde ekonomik zorluklarla baş etmeye çalıştığımız bir süreçte, aile içi şiddet maalesef artan bir sorun haline gelmiştir. Günden güne düşen alım gücü ve derinleşen yoksulluk, birçok aileyi maddi sıkıntılarla baş etmeye zorluyor. Bu durum, aile içi ilişkiler üzerinde olumsuz bir etki yaratıp maalesef şiddetin ortaya çıkma olasılığını artırıyor. Gelecek endişeleriyle dolu genel bir tahammülsüzlük atmosferinde daha önce şiddet uygulamamış olan bireyler, yaşadıkları stres ve baskılar nedeniyle bu tür davranışlara yönelebiliyorlar.Ekonomik sıkıntıların yarattığı stres ve baskılarla baş etmekte zorlanan ailelere psikososyal desteğin sağlanabileceğini düşünüyorum. Danışmanlık hizmetleri, aile içinde iletişim becerilerini geliştirmek, stresle başa çıkmak ve çözüm odaklı düşünme becerilerini artırmak için önemlidir. Bu aşamada devletin ve belediyelerin daha etkin çalışması gerekiyor.

Aile İçi Şiddetin Farklı Yüzleri
Aile içi şiddet, genellikle sadece fiziksel bir tehdit olarak algılansa da aslında çeşitli boyutlara sahiptir. Kadınlar, evlilik ve ilişki bağlamında sadece fiziksel değil, aynı zamanda psikolojik, cinsel ve ekonomik şiddetin de mağduru olabilmektedir. Bu farklı şiddet türleri, kadınların ruh sağlığına ve yaşam kalitesine zarar vermektedir. Kadınlar, aile içinde bir veya birkaç şiddet türüne maruz kalabilir, hatta zaman zaman bu şiddet biçimlerinin tümüyle karşılaşabilirler. Fiziksel şiddet, genellikle kaba kuvvetin sindirme ve cezalandırma amacıyla kullanılması olarak tanımlanır. Cinsel şiddet, karşı tarafın cinselliği tehdit, sindirme ve kontrol etme aracı olarak kullanılması olarak ifade edilebilir. Psikolojik şiddet, bireyin davranışları ve sözleri aracılığıyla diğer kişiyi korkutma, kontrol etme, sindirme ve cezalandırma girişimidir. Ekonomik şiddet ise finansal kaynakların tehdit, yaptırım ve kontrol aracı olarak kullanılmasıdır.
Şiddetin Karanlık İzleri
Peki şiddete maruz kalan kadın psikolojik olarak nasıl etkilenir? Kadınların aile içinde maruz kaldıkları şiddetin etkileri, genellikle şok ve inkâr dönemlerini geçtikten sonra ortaya çıkar. Bu süreçte, bazı kadınlar genellikle kendilerini suçlama eğiliminde olup, “Benim yüzümden mi böyle davranıyor?” veya “Eğer kendimi değiştirirsem o da değişir mi?” gibi düşüncelere kapılabilirler. Bu kadınlar, sürekli olarak kendilerini düzeltmeye çalışarak şiddeti engellemeye çabalarlar. Ancak, kadının şiddeti kabullenici bir tutum sergilemesi, şiddetin kısır bir döngü halinde devam etmesine yol açar. Bu nedenle bu konuda farkındalık kazanmak oldukça önemlidir. Uzun süren şiddet durumlarında ise güvensizlik, kontrol kaybı, suçluluk düşünceleri, öz saygıda düşüş, umutsuzluk ve çaresizlik hissi sıkça görülür. Kadınlar, şiddetin etkisi altında travma sonrası stres bozukluğu, depresyon, alkol ve madde kötüye kullanımı, intihar girişimleri gibi sorunlarla karşılaşabilirler.

Travmanın İzleri: Yetersizlik İnançları ve Kendi Değerini Kaybetme
Kadınlar, şiddetle karşılaştıklarında, ilişkilerinde kendilerini değersiz hissedebilirler. En yakın ilişkilerinde güvensizlik ve değersizlik duygularıyla yüzleşmek, temel güvenlik ve değerlilik ihtiyaçlarını derinden sarsar. Bu durum, kadınların hayatlarında zorluklara neden olabilir, çünkü güvenlik ve değerlilik, insan varoluşunun temel ihtiyaçlarıdır. Şiddete maruz kalan kadınlar, depresif belirtiler göstererek yaşamın tadını çıkarmakta zorlanabilir, genel olarak tükenmişlik hissiyle karşılaşabilirler. Uyku ve yeme sorunları yaşayabilirler. Travmatik deneyimler, kadınların kendi yetersizliklerine dair inançlar geliştirmelerine neden olabilir. Örneğin yeterince güzel olmadıklarını, yeterince iyi yemek yapamadıklarını düşünebilirler.
Kaygı, güvenin eksik olduğu ortamlarda gelişen bir duygu olduğundan, şiddete maruz kalan kadınlarda günlük yaşamda artan kaygı seviyeleri görmek mümkündür. Yoğun kaygı duygusu, anksiyete bozukluklarına neden olabilir. Şiddete maruz kalan kadınlarda öz-yeterlilik düşünceleri de zarar görebilir. Özgüven eksikliği, kadınların kendi değerlerine duydukları saygıyı azaltabilir ve kendilerini yetersiz hissetmelerine yol açabilir. Bu durum düzeltilmezse kadınlarda depresyon gelişebilir. Bu, sadece genel mutsuzluktan farklıdır; duygularını bastıran ve düşüncelerini ifade edemeyen bireylerde, beyin stres hormonları salgılayarak yaşamdan zevk alma dengesini bozabilir. Sonuç olarak, bu kişiler düşük enerji seviyelerine, yaşamın anlamsız olduğu hissine kapılabilirler.
Travmatik Anıların Gölgesinde
Kadınlar arasında şiddet olayları yaşamış bireylerde en yaygın psikolojik sorunun Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) olduğunu ifade etmek doğru olacaktır. Bu psikolojik sorunu daha önceki bir yazımda ayrıntılarıyla tanımlamıştım. Şimdi cinsel ve fiziksel şiddet olayları deneyimleyen kadınların TSSB belirtilerini nasıl yaşadıklarına bir bakalım. Araştırmalar, şiddetin kadınlarda TSSB görülme riskini dört kat artırırken, depresyon riskini de iki ila üç kat artırdığını göstermektedir. Bir kadın, eşinden fiziksel şiddet görmüş veya isteği dışında cinsel ilişkiye zorlanmışsa güvenli bir ortamda yaşamaya başlasa dahi Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) belirtileri gösterebilir. TSSB’nin belirtileri arasında sürekli kabuslar, travmatik olayla ilgili anıların tekrarı, duygusal uyuşukluk, aşırı uyarılma ve kaçınma davranışları bulunabilir. Bu anıları unutmak ve zihnini başka konularla meşgul etmek için çaba sarf etmek, sıkça rastlanan bir tepkidir. Sürekli negatif duygularla başa çıkan kadın, güvenlik, insanlara ve kendi yeteneklerine dair olumsuz düşüncelere sahip olabilir.Kadınlar, bu belirtileri yaşadıklarında, genellikle günlük yaşamlarını sürdürmekte zorlanabilirler.Şiddet gören kadınlar, profesyonel yardım ve destek arayarakTSSB ile başa çıkma sürecinde daha sağlıklı bir yaşam yolunu keşfetme şansına sahiptirler.

Görünmez Mağdurlar: Şiddetin Gölgesinde Büyümek
Çocuklar genellikle gözleri önünde gerçekleşen şiddetin görünmez mağdurları olarak kabul edilmektedir. Bu çocuklar, sürekli bir korku ortamında büyüdükleri için genellikle güvensizlik duygularıyla başa çıkmak zorunda kalırlar. Şiddetin şahitliği, çocukların duygusal sağlığını olumsuz etkileyerek depresyon, kaygı ve öfke gibi psikolojik sorunlara yol açabilir. Ayrıca, bu çocuklar ilişki kurma becerilerinde zorluk yaşayabilir ve gelecekteki ilişkilerinde güven sorunlarıyla karşılaşabilirler.
