Mehmet Leblebici
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Toplumsal Yaşam
  4. Kitap Okumayan, Çalışmayan, Hazıra Konan Bir Neslin Hikayesi

Kitap Okumayan, Çalışmayan, Hazıra Konan Bir Neslin Hikayesi

featured
Kitap Okumayan, Çalışmayan, Hazıra Konan Bir Neslin Hikayesi

Toplumların geleceğini gençler belirler. Bu cümle artık klişe sayılabilir ama doğruluğu hâlâ dimdik ayakta. Bugün çevremize baktığımızda gençlerin önemli bir bölümünün kitaplardan uzaklaştığını, emekten koptuğunu, hayatı baba parasıyla sürdürülen bir bekleme odası gibi görmeye başladığını üzülerek fark ediyoruz.

Elbette tüm gençleri aynı torbaya atamayız; çalışan, üreten, kendini geliştiren bir kesim var. Fakat genel manzarada; kolay başarı arayan, sabırsız, derinlikten kaçan, konfor alanına gömülmüş bir neslin ağır bastığı da acı bir gerçek.

Kitaplardan Kopan, Ekrana Bağımlı Bir Zihnin Çöküşü

Eskiden kitap bir evin en kıymetli misafiriydi. Şimdi çoğu genç için kitap, “sınavdan sınava açılan defter”den ibaret. Sosyal medyanın parlak ışıkları, kitapların sessizliğini bastırmış durumda.

Üç sayfa okumaya sabrı olmayan zihnin, ekran başında saatler geçirmesinde de trajikomik bir ironi var. Oysa bilgi; sabır, disiplin, emek ister. Zihin de kas gibidir, çalışmazsa körelir.

Kütüphaneye adım atmadan diploma alan, araştırmadan fikir yürüten, okumadan her şeyi bildiğini sanan bir gençlik… Düşünmeyen, sorgulamayan, üretmeyen ama sürekli tüketen bir yapı… Bu tablo geleceğe değil, yalnızca tüketime çalışıyor.

Baba Parasına Yaslanmak: Güvence mi, Tutsaklık mı?

Gençlerin bir kısmı için çalışmak, zorunlu bir angarya. Emek vererek hayat kurmak yerine baba parasıyla günü kurtaran bir alışkanlık yaygınlaşıyor.

Telefonunu ailesi değiştiriyor, harçlığını ailesi sağlıyor, hatayı ailesi düzeltiyor. Bu destek güvence olmaktan çıkıp bağımlılığa dönüşüyor. Hayat ise sahneye çıkıldığında kimseye bedava rol dağıtmıyor.

Ekonomik şartlar zor mu? Elbette zor. İş bulmak güç, hayat pahalı. Bunu inkâr etmek saçmalık olur. Ama şartlar sert diye mücadeleyi bırakmak da gençliğin kendi geleceğine kurduğu pusudur.

Zor zamanlar güçlü insanları yetiştirir; mücadeleden kaçan ise en küçük rüzgârda savrulur gider.

Ailenin Rolü: Kolaycı Nesil Tesadüf Değil

Çocuğunun her işini onun yerine yapan, hata yapmasına izin vermeyen aileler; farkında olmadan tembelliği ödüllendiriyor.

Baba parasıyla büyüyen genç, kendi parasını kazanmanın onurunu tadamıyor. Hayat ona hep hazır gelmiş; emek ise yabancı bir diyar gibi.

Oysa alın teriyle kazanılan para, insanın başını dik tutan en büyük madalyadır.

Umut Hâlâ Gençlerde

Bugünün gençleri eleştirilse de bu ülkenin en büyük umudu onlarda. İçlerinde büyük potansiyel var. Yeter ki doğru yönlendirilip kendi ayakları üzerinde durmayı öğrensinler.

Gençler okumaya geri dönmeli…
Emek vermekten korkmamalı…
Hayatı ekrandan değil, sahadan öğrenmeli…

Çünkü gelecek, hazır yiyenlerin değil; çalışanların, üretenlerin, sabredenlerin omuzlarında yükselecek.

Hiçbir toplum, hazıra konan bir nesille ilerleyemez. Ama emek veren gençlerle tarih yeniden yazılır.

Kitap Okumayan, Çalışmayan, Hazıra Konan Bir Neslin Hikayesi
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir