escort ankara - Türk Porno - Ankara Escort Ankara escort, eskort, escort bayan Ankara Escort Bayan arkadaş bulmak istediğiniz ve ihtiyacınız olduğu her zaman Ankara Escort Sitesi.
Mehmet Bidav
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Siyaset
  4. Türkiye ve PKK: Savaş ve Barışın Uluslararası Boyutu

Türkiye ve PKK: Savaş ve Barışın Uluslararası Boyutu

featured
Türkiye ve PKK: Savaş ve Barışın Uluslararası Boyutu

Türkiye ile PKK arasında 1993 yılından beri çeşitli dönemlerde barış girişimleri oldu. Bu süreçlerin her biri umut vadeden adımlarla başlasa da sonuçta her defasında sabote edilerek başarısızlığa uğradı. PKK ve Türk Devleti zaman zaman karşılıklı sabotajlar gerçekleştirdi. Barış için atılan her yeni adım savaşın ve çatışmanın gölgesinde kayboldu. Giderek toplumda barışa dönük umutsuzluk yarattı.

Barış Girişimlerine İlişkin Kısa Tarihçe

1993 Ateşkesi: Dönemin Cumhurbaşkanı Turgut Özal, PKK ile dolaylı temaslar kurarak bir ateşkes sağladı. Şemdin Sakık’ın liderliğinde 33 silahsız Türk askerini Bingöl’de pusuya düşürerek öldürülmesi, sürecin sona ermesinde en temel nedeniydi. (Öcalan, daha sonra bu olayın kendi bilgisi dışında geliştiğini ve “provokasyon” olarak değerlendirdi.)  Özal’ın ani ölümü ve devam eden çatışmalar bu süreci sonuçsuz bıraktı.

Öcalan’ın çağrısına rağmen PKK’nin bazı kadroları bu çağrıyı kabul etmeyerek silahlı mücadeleyi sürdürmekte ısrar etti. Bazı güçler geri çekilmeyi reddederek bölgeden ayrılmadı. Bu iç bölünme, barış sürecine zarar verdi. Çatışmalar sürdü. 

Gönderilen barış grupları ve karşılanmaları iyi organize edilemedi. Özellikle milliyetçi siyasetçiler, bunu hükümet aleyhine bir fırsat olarak kullandı. Gelen barış grupları tutuklanarak cezaevine gönderildi. Siyaset işlevini yerine getiremedi. Gerekli toplumsal ve siyasal zemin oluşturulamadı.

2006 Oslo Görüşmeleri:

Türkiye ile PKK arasında Norveç’in başkenti Oslo’da gizli müzakereler gerçekleştirildi. Bu görüşmeler PKK’nin üst düzey kadroları ve MİT yetkilileri arasında gerçekleşti. Ancak bu süreç de 2011’de sızan Oslo görüşme kayıtlarıyla birlikte çöktü. Bu görüşmeler siyaseten desteklenemedi.

FETÖ bu tarihten itibaren barış süreçlerinde AKP ve Hükümet politikaları üzerinde negatif yönlü etkili olmaya başladı.

2009-2011 Habur Süreci:

AK Parti hükümeti, Kürt sorununa çözüm bulmak amacıyla “Kürt açılımı” adıyla çeşitli reformlar hayata geçirdi. Ülkede barışa dönük olumlu hava oluştu. Karşılıklı adımlar atıldı. Sembolik olarak Habur sınır kapısından gelen PKK’lı grubun karşılanması iç siyasete alet edildi ve hükümet bu yönlü eleştirildi.  Sınırdan gelen grup daha sonra ceza aldı, hapse atıldı. Açılım başarısızlığa uğradı…

Sembolik olarak Habur sınır kapısından gelen PKK’lı grubun karşılanması

2013-2015 Çözüm Süreci:

Türkiye’deki barış girişimi, 2013’te Abdullah Öcalan’ın Newroz mektubuyla başladı. PKK ateşkes ilan etti ve silahlı güçlerini Türkiye’den çekti. Devlet temsilcileri, Öcalan’la düzenli görüşmeler gerçekleştirdi. Akil İnsanlar ve HDP, bu süreçte aktif rol oynadı. Süreç boyunca çatışmalar büyük ölçüde durdu.

Yerel ve Cumhurbaşkanlığı Seçimleri: 2014’te Cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazanan Erdoğan, barışı sürdürme vaadiyle göreve başladı. Ancak seçimi kazandıktan sonra süreçte değişen bir tutum sergiledi. Devlet ve AKP içinde FETÖ’nün etkisi bu değişiklikte etkili oldu.

Paris Suikastı (2013): PKK’nın kurucusu Sakine Cansız ve iki Kürt aktivistin öldürülmesi, barış sürecini gölgeledi. Bu olay, Kürt hareketi içinde derin şüpheler uyandırdı.

Ceylanpınar Olayı (22 Temmuz 2015): Ceylanpınar’da iki polisin öldürülmesi, ateşkesin sona ermesine neden oldu. Hükümet, saldırıyı PKK’ya bağladı ve operasyon başlattı. PKK ise olayla ilgilerinin olmadığını savundu. Bu gelişme, çatışmaların yeniden başlamasına yol açtı.

Suruç Katliamı (20 Temmuz 2015): Suruç’ta Kobani’ye yardım için toplanan gençlere yönelik IŞİD saldırısı, 33 kişinin ölümüne neden oldu. Bu saldırı, bölgede gerilimi artırdı.

Kandil Operasyonları: Ceylanpınar sonrası TSK, Kandil’e hava operasyonu düzenledi. PKK ise saldırılarla karşılık verdi, süreç tamamen sona erdi. Güneydoğu’daki çatışmalar yeniden başladı.

“Seni Başkan Yaptırmayacağız!”

Siyasi Gelişmeler: Demirtaş’ın “Seni başkan yaptırmayacağız” çıkışı, AKP’ye karşı güçlü muhalefeti temsil etti. HDP’nin 2015 seçimlerinde %13 oy alarak meclise 80 milletvekili sokması, sürecin önemli noktasıydı. AK Parti tek başına hükümeti kuramadı ve yeniden seçime gidildi. Kasım 2015’te AK Parti yeniden tek başına iktidar oldu. Milliyetçi söylemlerle PKK’ya karşı sert operasyonlar yapıldı.

Ortadoğu’daki Durum: Türkiye, Suriye iç savaşında YPG’nin yükselmesini “tehdit” olarak kabul etti ve sınır ötesi operasyonlara hız verdi. Bu gelişmeler, barış sürecine de darbe vurdu.

Kısacası 2015’te Türkiye ile PKK arasındaki barış süreci hem ulusal hem de uluslararası dinamiklerin etkisiyle sabote edildi. Paris Suikastı, Ceylanpınar olayı, Suruç katliamı ve PKK’ya yönelik hava saldırıları gibi olaylar, sürecin sona ermesine zemin hazırladı. Bunun yanında, Selahattin Demirtaş’ın siyasal çıkışı ve HDP’nin seçimlerdeki başarısı, iç siyasette tansiyonu artırdı, dengeleri bozdu. Tüm bu olaylar, Türkiye’de barış umutlarının tükenmesine ve sürecin tamamen sona ermesine yol açtı. HDP başta olmak üzere barış sürecinde görev ve yer alan siyasetçilere dönük operasyonlar yapıldı ve süreç tamamıyla sonlandırıldı. PKK Lideri Abdullah Öcalan’la görüşmeler durduruldu. Savaşa ağırlık verildi.

23 Ekim 2024’te Ankara’da TUSAŞ tesislerine silahlı bir saldırı

PKK ve Türk Devleti, Türkiye’de, Kuzey Suriye (Rojava), Kuzey Irak (Güney Kürdistan) da dahil olmak üzere her yerde savaşı ağırlaştırdı. Çatışmalar sonucunda on binlerce insan yaşamını yitirdi. Kentler yıkıldı.  Özetle “Çözüm Süreci”, 2013 yılında büyük umutlarla başlamasına rağmen, 2015’teki siyasi ve askeri gelişmeler, bölgesel dinamikler ve her iki tarafın tavırları nedeniyle sona erdi.

Yeniden Barış Umutları ve Göz Ardı Edilen Küresel Güçler:

2024’ün Ekim ayından itibaren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın çıkışı ve MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin Meclis açılışında DEM sıralarına gidip tokalaşması yeni bir barış sürecinin (yumuşama süreci) başlamasına vesile oldu. Öcalan’la görüşmelerin önü açıldı ve hatta TBMM’de konuşması yönünde çağrılar yapıldı. Tam bu gelişmeleri hızlı bir şekilde toplum yaşarken, 23 Ekim 2024’te Ankara’da TUSAŞ tesislerine silahlı bir saldırı gerçekleşti ve Öcalan’ın barış sürecine dair yapabileceği olası açıklamaları engelledi. Ardından gelen hava operasyonları çatışmaları şiddetlendirdi ve süreç yeniden çıkmaza sürüklendi.

MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin Meclis açılışında DEM sıralarına gidip tokalaşması

1993’ten günümüze değin yapılan barış girişimlerini ve sonlandırma gerekçelerini göz önüne aldığımızda karşımıza iki önemli olgu çıkıyor: Birincisi Kürt sorunun uluslararası boyutu; Kürt sorunu uluslararası bir sorundur. İkincisi, uluslararası sorunun Türkiye bağlantıları güçlüdür. Bunlar iç siyasette etkili olmaktadır. Bakalım.

Kürt Sorununun Bölgesel ve Uluslararası Boyutu

Kürtler, Türkiye dışında Suriye, Irak ve İran’da da geniş nüfusa sahiptir. Bu ülkelerin stratejik bölgelerde yer alması ve enerji kaynaklarına yakınlığı nedeniyle öteden beri uluslararası güçlerin ilgisini çekiyor. ABD’nin Suriye ve Irak’taki askeri varlığı ve bölgedeki Kürt güçleriyle ilişkileri, Türkiye’nin bölgedeki faaliyetlerini doğrudan etkiliyor.

Giderek büyüyen İsrail-Hamas-Hizbullah savaşının etkilerinin sadece bu üç aktörle sınırlı kalmayacağını, İran ve Yemen başta olmak üzere bölgede genişleyeceğini herkes bekliyor.

Yine Suriye’nin ve Kuzey Doğu Suriye’nin bu genişleyen savaşın içinde yer alacağını, dolayısıyla Suriye’nin köklü bir değişim ve çözüm veya çözülme sürecine gireceğini de hesaplanıyor. Bütün bu gelişmeler Kürt sorununu yerel etnik ve siyasi sorun olmaktan çıkarıp küresel stratejik dengelerin önemli bir parçası haline getirdi.

Kısacası dünya emperyal güçleri Rusya dahil Ortadoğu’nun yeniden düzenlenmesinde nüfuz mücadelesi yürütüyor. Bu plan ve projeler içindeki güçlerin Kürtleri görmezden gelmesi veya dikkate almaması mümkün değil. Bu da bölgede yer alan bütün ülkeleri endişelendiriyor ve etkiliyor. Türkiye bu durumun farkında ancak iç politik kaygılardan ve korkulardan kurtulup lider rol oynayamıyor. Zaman zaman girişimleri de sabote ediliyor.

Uluslararası Dinamiklerin Artan Etkisi

Savaşın ve barışın dinamikleri artık Türkiye’nin iç dengelerinden çok daha büyük bir oyun sahasında belirleniyor. Bu süreç, sadece bölgesel değil, küresel güçlerin çıkarlarıyla da kesişiyor.

Kürt sorununun uluslararası boyutu, Türkiye’deki iç dinamiklerin zayıflığı barış süreci daha zora soktu. Dolayısıyla Türkiye ile PKK arasında yeniden başlayabilecek bir barış süreci, uluslararası politikaları da dikkate almalıdır. Savaşın ve barışın dinamikleri, Türkiye’nin iç dengelerinin çok ötesinde, küresel güçlerin çıkarlarına bağlı hale geldi. Barış sürecinin yeniden canlanabilmesi için bu gerçek göz önünde bulundurulmalı ve müzakereler uluslararası düzeyde de genişletilmelidir. En azından bölge ülkeleri bu sürece dahil edilmelidir.

Türkiye, bölgedeki tüm dinamikleri ve uluslararası güç dengelerini dikkate alarak, çok boyutlu bir diplomasi ve barış sürecine yönelmelidir.

Türkiye ve PKK: Savaş ve Barışın Uluslararası Boyutu
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

1 Yorum

  1. İlginç bir makale, her zamanki gibi iyi yazılmış. Dün Ankara’da gerçekleşen saldırının ardından Türkiye’de neler olacağını çok merak ediyorum..