Mehmet Bidav
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Genel
  4. Türkiye: Ucuz Ölümler Ülkesi

Türkiye: Ucuz Ölümler Ülkesi

featured
Türkiye: Ucuz Ölümler Ülkesi

Türkiye’de insan hayatının sistematik ihmaller, ucuz emek sömürüsü ve denetimsizlikle ne kadar değersizleştirildiğini her gün görüyoruz.
Ölüm, sıradanlaşmış. Güvenlik bir formalite; ders çıkarılmıyor. Her gün, her köşede, ihmallerin, denetimsizliğin ve vicdansızlığın yeni bir halini görüyoruz.
“Kader” diyorlar, “kaza” diyorlar. Ölene kızıyorlar. Yakınlarına kızıyorlar. “Ne öl ne öldür” diyorlar, ama öldürenleri önleyemiyor, ölenleri yaşatamıyorlar.
İhmallerle ölüyoruz.
Denetimsizlikle ölüyoruz.
Ahlaksızlık, kin ve öfkeyle ölüyoruz.
Vurdum duymazlıkla ölüyoruz.
Rant hırsıyla ölüyoruz.
Ucuz ölüyoruz.
Bunlar cinayet. Sistemli, planlı, ucuz cinayetler.

2025’in bu sonbaharında, gökyüzünden askerler, fabrikalardan işçiler, sofralardan çocuklar, evlerde kadınlar, sokakta gençler ölüyor. Neden?
Çünkü denetim yok!
Önlem yok!
Adalet yok
Mesleki etik yok!
Sorumluluk yok!
Hesap soran, hesap veren yok!
Kimse işini doğru dürüst yapmıyor – ne müteahhit ne bürokrat ne siyasetçi ne de meslek erbapları…

Türkiye: Ucuz Ölümler Ülkesi

İhmalkarlıklar ve “Kahraman Çocuklar!”

11 Kasım 2025 tarihinde Azerbaycan’dan dönen C-130 kargo uçağı, Gürcistan semalarında parçalandı. İçinde 20 uzman asker!
Parçalanmış hayaller, parçalanmış aileler, öksüz çocuklar…  
Millî Savunma Bakanlığı (MSB) “araştırıyoruz” diyor: bakım ihmali mi, dış etken mi?

Ne değişir ki?
“Bakım ihmali” veya “dış etken” ölümleri haklı gerekçelere mi kavuşturacak?
“Kaza”yı kabul edilebilir mi kılacak?
Yaşamını yitiren askerleri geri mi getirecek mi?
“Kahraman askerlerimiz” diyoruz… “Kahraman, ölü askerler!”
“Vatan için” doğru!
Ama öncelik “yaşam ve yaşatmak” iken neden ölümü kutsuyoruz.
Sorulması gereken soru şu: Bu ölümleri neden önleyemediniz?
Askerlere “kahramanlık” vermek, ailelere “vatan sağ olsun” demekle hesap verilmez! Sorumluluğunuz da ortadan kalmaz.
Bir daha bu tür “kaza”ların olmaması için ne yapacaksınız?

İşçi Cinayetleri

Fabrikalara inelim şimdi: Ölüm, vardiya başında karşılıyor işçiyi. Kocaeli Dilovası’nda, 8 Kasım 2025’te Ravive Kozmetik deposunda –ya da “parfüm atölyesi” deyin– bir yangın patladı. Altı kadın işçi, ikisi çocuklu anne, duman ve alevler arasında yandı.

KESK ve TMMOB haykırıyor: “Bu kaza değil, iş cinayeti!” 
İşçiler, aylardır CİMER‘e şikâyet yağdırmış: “Koşullar yetersiz, yangın çıkışı yok, ekipman eksik.” Kim dinlemiş?
Patronlar kâr peşinde, denetçiler göz yummuş. Yedi kişi tutuklandı ama ne değişir?
Türkiye’de 2025’in ilk on ayında en az 1737 iş cinayeti: Her biri, bir “ucuz” hayat. 
İhmalkarlık, denetimsizlik, vurdum duymazlık!
Etik nerede?
Denetim usule uygun mu?
Hayır, kâğıt üstünde.
Kimse işini yapmıyor; çünkü ceza yok, vicdan yok!
İnsanlık yok!

Ehliyetsiz Ülke!

Sokaklara, yollara bakın: Tekerlekler dönüyor, ama hayatlar eziliyor. 2025’in ilk altı ayında 313 bin trafik kazası, 1125 ölü. 
Ocak-Nisan arası bile 684 can gitti.
Neden? Delik deşik yollar, hurda araçlar, alkollü şoförler – ve denetim nerede?
Metrobüs altında kalan tekerlekli sandalyeli vatandaş, yaya geçidinde ezilen anne…
“Kader” mi? Hayır, tedbirsizlik.
Altyapıya para harcamak pahalı; hayat ucuz.
Etik bir toplum, yolunu denetler; bizde ise trafik polisi ceza kesmek için sahaya iniyor.
Ehliyet firmaları önüne gelene ehliyet veriyor, caddelere sürüyor.
Denetim var mı? Yok!
Herkesin etrafında onlarca ölüm makinesi kol geziyor.

Zehirleniyoruz!

Sofralara uzanalım: En masum yer, en zehirli.
13-14 Kasım 2025’te, Almanya’dan tatil için gelen bir aile –baba, anne, iki çocuk– Ortaköy’de midye-kumpir yedi, otelde kaldı.
Sabah neşeli, akşam hastane. 6 yaşındaki Kadir Muhammet ve 3 yaşındaki Masal B. Kurtarılamadı. Anne Çiğdem de aramızdan ayrıldı. Üç can, bir tabak yemekle veda etti. 
Kaçak satıcılar, hijyensiz tezgâhlar!
Kim denetliyor, nasıl denetleniyor?
Onaysız ehliyetsiz ilaç firmaları, ilaç satıcıları veya uygulayıcıları…
Bu ailesini kim geri getirecek?
Tarım Bakanlığı mı, belediye mi? “Turist gelsin, para harcasın” diye göz yumuluyor. Gıda zehirlenmeleri, her yıl yüzlerce ölüme yol açıyor; ama soruşturma göstermelik.
Nedeni bile bulmakta aciz kurumlar.
Bir sürü denetim “uzmanı” var sözde ama ehliyetsiz!
Yetersiz, ahlaksız!
Göz yumuyor, “idare ediyor” aklın sıra!
“Vatandaş mağdur” olmasın ayakları, ölümlere neden oluyor. Ama o umursamaz, aynı şeyi yeniden yapacak!
Denetçiyi kim denetleyecek?
Her gün zehirleniyoruz. Her gün bir kentte, bir masum çocuğumuz, bir aile, bu ihmalkarlıklar sonucu hayatını kaybediyor. Ama umurmazlık had safhada.

‘Aile Yılı’nda aile cinayetleri’!

2025’in ilk on ayında 317 kadın, erkek şiddetiyle öldürüldü –çoğu evinde, ayrılık bahanesine.  İlk altı ayda 136, Eylül’de 27. “Ayrıldığı eşi tarafından boğazlandı” haberi, her hafta manşet.
Tedbirsizlik mi? Evet!
Koruma kararları kâğıt, sığınaklar yetersiz. Polis ve yargı “aile meselesi” diye bakıyor, savsaklıyor.
Etik sıfır; şiddet, “namus” diye paketleniyor.
Aile yılı” ilan eden hükümet, kadınları nasıl koruyor?
Koruyamıyor!
Kadınlara, “başınızı eğin, kocanızın dediğini yapın” deniyor.
“Koca ne yaparsa yapsın, haklıdır” deniyor.
Caydırıcı cezalar yok!
Eğitim yok!
Aile yok! Çocuklara aile içinde kadın ve erkeğin eşitliği anlatılmıyor.
Ailede kadın yok!
Toplum bunalımda; dağınık! Kendi sorunlarını kendi yöntemleriyle çözmeye yoluna gidiyor.

Velhasıl-ı kelam… Ucuz hayatların ülkesindeyiz.
Ucuz yaşıyoruz.
Ucuz ölüyoruz!
Bir tabak yemekte, bir otomobilin savrulan kapısıyla…
Bir tuğlanın düşmesiyle, bir otel odasında, bir selamın yanlış kişiye verilmesiyle…
Bir kavgayı ayırırken, yaya geçidinde iki adım atarken…
Ölüyoruz!
İhmal öldürüyor!

Denetimsizlik öldürüyor, etiksizlik öldürüyor, ahlaksızlık öldürüyor!
Ve biz, ucuzlaştırılmış ölümlerin orta yerinde tesadüfen yaşıyoruz.

Türkiye: Ucuz Ölümler Ülkesi
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir