Xızır, Dersim’de yalnızca darda kalana yetişen bir yardım figürü değildir. O, bir nefes, bir akıl, bir ahlak, bir yaşam biçimidir. Hatta daha ileri gidelim: Dersim için Xızır, var eden bir iradedir. Rae Haq süreğinde Xızır’ın yüklenildiği anlam, başka Alevi coğrafyalarındaki yorumlardan belirgin biçimde ayrışır.
Farklı felsefi ve inançsal yorumlar dile getirilebilir. Ancak hepsinin toplamında ortaya çıkan hakikat şudur: Xızır, Dersim’de ayrı bir yere, ayrı bir değere sahiptir. Bu coğrafyada Xızır’ın orucu, lokması, Cem’i ve ona gösterilen ilgi bu yüzden böylesine güçlüdür. Dersimli, Xızır yüreğiyle yaşar.
Bu yıl Xızır, Dersim’de büyük bir katılım ve coşku ile yaşandı. Sadece Dersim’de değil; metropollerde ve diasporada da cemevleri doldu taştı. “Yer kalmadı” demek abartı olmaz. Bu yaygınlık ve yoğunluk, ciddi bir analiz gerektiriyor.
İnançsal Yükselişin Arka Planı
İnsanların itikadi yaşamında radikal değişimler yokken, Xızır’a katılımın bu denli artmasını nasıl açıklayacağız?
Küresel ölçekte inançsal bir yükselişten söz eden araştırmalar var. Daha dar çerçevede Ortadoğu ve Türkiye’de, son yıllarda inanç temelli yönelimlerin arttığı biliniyor. Mezhepsel farklılıklar üzerinden şekillenen kutuplaşmalar ve kendini bu ayrımlar üzerinden var eden egemen anlayışlar, insanları kendi inanç kimliğine daha sıkı sarılmaya itiyor.
Türkiye özgülünde yükselen siyasal İslam’ın gündelik yaşamı kuşatması; eğitim politikalarında, kamuda ve sosyal hayatta artan muhafazakârlaşma; tarikat yapılanmalarının genişlemesi… Bütün bunlar Alevilerin de kendi inançlarına daha güçlü tutunmasına yol açıyor.
Buna bir de ekonomik sıkışmışlık ve siyasal umutsuzluk eklenince, inanç yalnızca ritüel değil; bir dayanma ve var olma alanı haline geliyor. Xızır, tam da bu dar zamanlarda bir sığınak değil, bir direniş ahlakı olarak beliriyor.
Güzellikler ve Müdahaleler
Dersim’in her ilçesinde, her cemevinde Xızır yaşandı. Ziyaretler doldu, lokmalar pay edildi, Cem’ler kuruldu.
Ancak güzelliklerle birlikte bazı olumsuzluklar da yaşandı. Bu yıl ilk kez makamın, mevkinin ve resmî sıfatların inanç alanına bu denli müdahalesine tanık olundu. Oysa yolumuz; makamdan, unvandan arınarak yürütülen bir hakikat yoludur. İtikadımız, gösterişi değil özü esas alır.
Bu müdahalelerin uzun analizini yapmaya gerek yok. Herkes kendi vicdanında tartmalı. Yol, kimsenin vitrini değildir.
Erkan’ın Yürekte Yürütüldüğü Anlar
Zewe’de talibin diliyle yürütülen Erkan; Hıdır Ocağı – Uryan Xızır Ocağı evlatlarını ve yol evlatlarını bahtiyar etti. Bave Duzgın’da yüreklerin hemhal olduğu, sözün ikrarla birleştiği Cem; değerlerimizin çiğnetilmeyeceğini bir kez daha gösterdi.
Demsır’da posta oturan anaların yürüttüğü Erkan, ana kapısı olan yolumuzun hakikatini yeniden yüreklere nakşetti. Ana diliyle, ana yüreğiyle yürütülen her Cem, aslında bir yeniden doğuştur.
Cümlenin özü şu: Muhanetin kapısını aralamadan, Cemal Cemal’e, yürek yüreğe Cem olan canlar; bu yıl Xızır’da yaşadıkları maneviyatla kötülüklere, darlıklara ve umutsuzluklara karşı yeniden kendini var edecektir.
Xızır, dar zamanların mihmanı değil; dar zamanı yaran iradedir.
Bu zorlu vakitlerde Xızır yüreğimizde mihman, cemalimizde nur olsun.
Her canımızın yar ve yardımcısı olsun.
