Tarih yalnızca sarayların, savaşların ve hükümdarların kayıtlarından ibaret değildir. Bazen bir halkın hafızasında kuşaktan kuşağa aktarılan kelimeler, resmi tarihin susturduğu alanları görünür kılar. Dersim de yüzyıllardır bu sessiz hafızanın taşıyıcısı olan coğrafyalardan biridir.
Resmi tarih anlatılarında çoğu zaman periferide bırakılan bu bölge, aslında Anadolu ve Mezopotamya arasındaki en eski kültürel geçiş alanlarından biridir. Dağlık yapısı nedeniyle dış müdahalelere karşı uzun süre korunan Dersim’de dil, inanç ve sözlü kültür, tarihsel sürekliliğin en önemli taşıyıcıları olarak varlığını sürdürmüştür.
2023 yılında Hitit başkenti Hattuşa’da bulunan bir tablette geçen Kalašma dili, akademi dünyasında önemli tartışmalar yarattı. Araştırmacılar bu dili Hint-Avrupa dil ailesi içinde değerlendirirken, kökeni ve coğrafi bağlantıları üzerine farklı görüşler ortaya çıktı. Bu tartışmalar, Anadolu’nun kadim halklarıyla günümüz kültürel hafızası arasındaki ilişkilerin yeniden düşünülmesine de zemin hazırladı.
Benzer şekilde, Akkad ve Hitit metinlerinde geçen NAM-RA logogramı da uzun yıllardır farklı biçimlerde yorumlanıyor. Çoğu çalışmada bu ifade savaş esirleri veya zorla yerinden edilen topluluklarla ilişkilendirilse de Akkadca “namru” sözcüğünün “parlak”, “aydınlık”, “uyanık” gibi anlam katmanları taşıdığı biliniyor. Bu durum, kavramın yalnızca idari bir tanımlama değil, aynı zamanda kültürel bir niteleme olabileceğini de düşündürüyor.
Dersim’de bugün hâlâ kullanılan “Namirin” sözcüğü ise bu tarihsel katmanlar açısından dikkat çekici bir yere sahip. Kürtçede “ölümsüz”, “yok olmayan” anlamında kullanılan bu ifade, özellikle direniş, hafıza ve süreklilik fikriyle birlikte anılıyor. Bölgenin sözlü kültüründe sıkça karşılaşılan bu kavram, geçmiş ile bugün arasında güçlü bir bağ kuruyor.
Antik kaynaklarda İşuwa adıyla geçen bölgenin büyük ölçüde bugünkü Dersim ve çevresiyle ilişkilendirilmesi de bu tarihsel süreklilik tartışmalarını güçlendiren unsurlardan biri olarak görülüyor. Hitit metinlerinde dağlık bölgelerde yaşayan toplulukların merkezi otoriteye karşı dirençli yapısından söz edilirken, Dersim’in tarih boyunca benzer özellikleri korumuş olması dikkat çekiyor.
Mithra inancının ışığıyla ilişkilendirilen eski kavramların zamanla farklı anlamlarla yeniden yorumlandığı da görülüyor. Dersim coğrafyasındaki bazı yer adlarının, özellikle “Duzhakh/Düşik” gibi isimlerin yalnızca “cehennem” çağrışımı üzerinden okunması, bölgenin çok katmanlı kültürel geçmişini tek boyutlu açıklamalara indirgeme riskini taşıyor. Buna karşın Dersim’in sözlü hafızası, birçok kadim izi gündelik yaşamın içinde korumayı sürdürdü. Kundağındaki bebeğe hâlâ “Pitik” diyen, buğday için “Xele-wiled” sözünü kullanan ve sarp kayalıkları “Eleguere” adıyla anmayı sürdüren annelerin dili, bölgenin kültürel sürekliliğinin en güçlü taşıyıcılarından biri oldu. Hitit metinlerinde geçen Pi-it-Pit/Pit-ku, Genim ya da Eli-Guere gibi adlarla kurulan benzerlikler ise bu hafızanın tarihsel derinliğine dair dikkat çekici çağrışımlar sunuyor.
Bugün kesin tarihsel sonuçlara ulaşmak her zaman mümkün olmayabilir. Ancak dil, yer adları, sözlü anlatılar ve kültürel hafıza birlikte değerlendirildiğinde, Dersim’in yalnızca coğrafi değil, aynı zamanda çok katmanlı tarihsel bir alan olduğu açık biçimde görülüyor.
Belki de bu yüzden bazı kelimeler yalnızca bir sözcük olarak kalmaz. Yüzyılları aşarak bir halkın hafızasına dönüşür.
“Namirin” de bu kelimelerden biridir.
Bu yazı, Hitit ve Akkad metinleri üzerine yapılan filolojik çalışmalarla Dersim sözlü hafızası arasında kurulan tarihsel ve kültürel bağlantılara dair bir değerlendirme niteliğindedir.
Kaynakça
Gelb, Ignace J. (1944). Hurrians and Subarians. University of Chicago Press.
Keilschrifttexte aus Boghazköi (KBo 1.1). Der Šattiwaza-Vertrag.
Orientalistische Literaturzeitung (1912). Band 15, Nr. 7.
Ungnad, Arthur (1936). Subartu: Beiträge zur Kulturgeschichte und Völkerkunde Vorderasiens. Walter de Gruyter.
