Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 3 Şubat’ta Hatay’da söylediği şu sözler hâlâ hafızalarımızda:
“Bir gerçeği şu anda söylüyorum, merkezi yönetimle yerel yönetim el ele vermezse, dayanışma halinde olmazsa o şehre herhangi bir şey gelmez. Hatay’a geldi mi? Şu anda Hatay garip kaldı, Hatay mahzun kaldı.”
Tüyleri diken diken eden bu sözler, Hataylılar başta olmak üzere birçok kesim tarafından büyük bir tepkiyle karşılandı. Cumhurbaşkanı olmasının yanında aynı zamanda AK Parti Genel Başkanı da olan Erdoğan, bu açıklamalarıyla yerel seçim döneminde nasıl bir strateji izleyeceğine ilişkin önemli ipuçları veriyordu. Bir taraftan da depremde ağır yara almış Hataylıların gözünün içine baka baka ‘oy yoksa hizmet de yok’ diyordu özetle.
Erdoğan, gelen tepkilerin ardından 5 Şubat’ta Kahramanmaraş’taki konuşmasında sözlerinin çarpıtıldığını iddia ederek şunları söyledi:
“Şimdi birileri çıkmış Hatay’daki aday tanıtım toplantımızda söylediğimiz, hükümetle yerel yönetimlerin işbirliğinin önemine işaret ettiğimiz ifadelerin üzerinde tepiniyor. Halbuki yıllardır şu hakikati sürekli kamuoyunun dikkatine getiriyoruz. Hükümet olarak biz hangi partiden olduğuna bakmaksızın tüm belediyelere bütçeden almaları gereken payı eksiksiz gönderdik, gönderiyoruz. Ellerindeki onca kaynağa rağmen hizmet üretemeyen muhalefet belediyelerinin sorunu ise en hafif tabiriyle basiretsizliktir.”
Yani hem sözlerinin arkasında duruyor hem de muhalefeti kaynak aktarılmasına rağmen hizmet üretmemekle suçluyordu.
Ancak mesele burada kapanmadı ve 7 Şubat tarihinde Şanlıurfa’daki aday tanıtım programına taşındı. Maraş’taki konuşmasında muhalefeti suçlayan Erdoğan, Şanlıurfa’da aynen şöyle diyordu:
“Artık Şanlıurfa Havalimanı yokken, şimdi var mı? Üniversitesi var mı? Kim yaptı? Bundan sonra da diyoruz ki; yerel yönetimlerde de inşallah merkezi yönetim olarak, yerel yönetimimizle el ele verecek ve Zeynel Abidin kardeşimizle beraber bu yolda yürüyeceğiz. İlçe belediyelerimizle beraber el ele verecek; inşallah emin adımlarla yürüyeceğiz. Sakın oyunlara gelmeyelim; biz oyunları bozarak geldik. 21 senedir hep burada bu hizmetleri verdik, veriyoruz.”
Dikkatinizi çekti değil mi? Erdoğan, Hatay’da kurduğu cümleyi burada olduğu gibi tekrar ediyordu. Ama bu tekrarı yalnızca Şanlıurfa’da yapmadı.
10 Şubat tarihinde Zonguldak’ta söylediği sözleri hatırlayalım:
“Bu kardeşiniz bu ülkenin cumhurbaşkanı. Bilesiniz ki buranın belediye başkanı, cumhurbaşkanının eli üzerinde olduğu sürece Zonguldak, çok daha farklı yere gelecektir. Hiç endişeniz olmasın.”
‘Gerçekten inanılır gibi değil’ dediğinizi duyar gibiyim, acele etmeyin devamı var.
Yalnızca bir gün sonra 11 Şubat’ta Tekirdağ ne söyledi peki?
Buyurun:
“Bizde CHP’li belediye başkanları gibi ‘oy yoksa hizmet de yok’ diye milleti açık açık tehdit etmek olmaz.”
Gördüğünüz gibi top yeniden muhalefete atıldı. Meseleyi burada noktaladı zannediyorsanız ciddi manada yanılıyorsunuz.
16 Şubat’ta Ordu’daki konuşması ise Erdoğan’ın 13 gün boyunca sürdürdüğü baş döndüren açıklamalarının zirveye yaklaştığı anlardı:
“Açık konuşuyorum. Bizim olmadığımız bir büyükşehir belediyesi doğalgazı nasıl getirecek? Biz varsak doğalgaz var, biz yoksak doğalgaz yok.”
Şimdi 3 Şubat ile 16 Şubat arasındaki bu çelişkili açıklamalara baktığımızda, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın halka ‘açık açık’ ne söylediğini daha rahat görebiliyoruz değil mi?
Bakalım bu döngü 31 Mart’a kadar nasıl devam edecek…
