Cumhuriyet’in ilk yıllarında Türk Beşleri, modern Türkiye’nin dünyaya açılan kültürel yüzünü temsil ediyordu. Ahmet Adnan Saygun, Ulvi Cemal Erkin, Cemal Reşit Rey, Hasan Ferit Alnar ve Necil Kazım Akses, genç cumhuriyetin bestecilerinin evrensel anlamda kabul gören klasik batı müziği eserleri üretebildiğini ispatladı; bu yüzden de Türk Beşleri olarak anıldılar.
Bugünlerde ise Türkiye’de zamanın ruhunu daha iyi yansıtan yeni bir Türk Beşleri’nin doğuşuna şahitlik ediyoruz. Türkiye’de üretilen kurusıkı tabancalar, küçük teknik müdahalelerle hem ülke içinde hem Avrupa’da organize suç örgütlerinin tercih ettiği silahlara dönüşmüş durumda.
- Blow, Zoraki, Retay, Ekol ve Ceonic gibi markaların ürettiği kurusıkı tabancalar, IŞİD’in Santa Maria Kilisesine düzenlediği saldırıdan Hollanda’da gazeteci Peter R. de Vries’in öldürüldüğü suikasta uzanan şiddet eylemlerinde karşımıza çıkıyor.
Kurusıkı tabanca dönüşümü silaha erişimi ucuzlatıyor ve suç işlemeyi kolaylaştırıyor. Bu kayıtsız silahların kullanıldığı suçlarda balistik takip neredeyse imkansızlaşıyor. Bu da dönüştürülmüş kurusıkı silahları organize suç örgütlerinin gözbebeği hâline getiriyor.
Kurusıkı tabancaların namlularında yapılan basit bir değişimle imal edilen bu silahlar, organize suç örgütlerinin cephaneliklerinin artık sıradan bir parçasına dönüştü. Öyle ki, suç örgütü liderleri bu silahları, “kendi üretimimiz” diyerek sahipleniyor.
Fabrikadan atölyeye, atölyeden de şiddet eylemlerine uzanan bu hattı inceleyen Ortak araştırması, kurusıkı tabancaların yerel bir üretim başarısından uluslararası bir güvenlik sorununa nasıl evrildiğini ortaya koyuyor.
Dönüştürülmüş kurusıkı silahlar hangi eylemlerde kullanıldı?
Uzun yıllar boyunca İstanbul’un en meşhur gece kulüplerinden biri olan Reina, 2017 yılına girdiğimiz gece Türkiye tarihinin en korkunç saldırılarından birine sahne oldu. IŞİD bağlantılı Abdulkadir Masharipov, 1 Ocak 2017’nin ilk saatlerinde, önce Reina’nın girişindeki bir güvenlik görevlisi ve polisi öldürdü. Sonrasında da mekanın içine girip yılbaşı kutlayan kalabalığa ateş açtı.
- IŞİD mensuplarının saldırıdan birkaç gün önce tedarik ettiği AK-47 (Kalaşnikof tüfek), altı şarjör ve flashbang’leri (sersemletici etkili ses ya da flaş bombası) kullanan Masharipov, gece kulübünün içinde 37 kişiyi daha öldürdü.
Türkiye’yi şoka uğratan saldırı yıllar boyunca, Türkiye topraklarında düzenlenmiş IŞİD bağlantılı son şiddet eylemi olarak kaldı. Ta ki İstanbul-Sarıyer’de bulunan Santa Maria Kilisesi’nde 24 Ocak 2024’teki pazar ayini sırasında düzenlenen silahlı saldırıya kadar.
Pazar ayini sırasında kiliseye gelen kar maskeli ve gözlüklü iki kişi, önce bir süre kapıda bekledi; ardından kilisenin içine girip dua eden cemaate ateş etmeye başladı. Saldırganlar ayindeki bir vatandaşı öldürdü. Fakat kiliseyi dolduran cemaatten başka kimseye zarar veremediler. Saldırganların tabancalarından çıkan birkaç kurşun duvarlara ve objelere saplandı. Silahları düzgün çalışmadığı için belirgin bir memnuniyetsizliğe kapılan saldırganlar, kiliseden çıkıp olay yerinden kaçtı.

Santa Maria Kilisesi’nde saldırganların ateşlediği kurşunlar bir vatandaşın ölümüne yol açtı, diğer kurşunlarsa etraftaki nesnelere ve duvarlara isabet etti (Kaynak: AP)
Saldırganların bir kişiye ateş ettikten sonra kaçması, eylemin sadece bir kişiyi öldürmek üzere gerçekleştirildiğini bile düşündürdü. İstanbul Valisi Davut Gül, “Saldırı tek kişiye oldu” diye konuştu.
Saldırının üzerinden çok zaman geçmeden, iki failin Afganistan ve Pakistan’da etkili olan IŞİD’in Horasan koluyla bağlantılı olduğu ortaya çıktı. IŞİD daha önce Türkiye’deki şiddet eylemlerinde ya el yapımı patlayıcılar kullanmış ya da saldırıların askerî eğitim almış kişiler tarafından ağır silahlar kullanılarak düzenlenmesini tercih etmişti. Ancak Suriye ve Irak’taki gücünü yitirip ekonomik kaynaklarını ve ikmal hatlarını kaybeden örgüt, yedi yıl sonra uygulamaya koyabildiği ilk planlı saldırıda iki tabanca kullanmıştı.
- Saldırıda kullanılan bu silahlar, Türkiye’de üretilmiş kurusıkı silahların yerelden küresel ölçekte bir tehlikeye nasıl dönüştüğünü anlamamızı sağlayan araştırmamızın temelini oluşturdu.
Silahların niteliği hakkındaki ilk ipucunu, IŞİD’in saldırıyı üstlendiğini duyuran Amaq Haber Ajansı’nın duyurusunda bulduk. Saldırganlar, kiliseye düzenledikleri eylemden önce çektirdikleri fotoğrafta, ellerinde tuttukları tabancalarla poz veriyordu. Bu fotoğrafı incelediğimizde, saldırganların ellerinde tuttuğu silahlardan birinin Türkiye’de üretilen, Blow marka bir kurusıkı silah (ses tabancası) olduğunu belirledik.

Saldırıda kullanılan silahlar kısa sürede polis tarafından İstanbul-Kemerburgaz’da, ormanın içine atılmış halde bulundu. Emniyet, silahların niteliğine dair bir açıklama yapmadı ancak basına dağıtılan fotoğraflar, eylemde kullanılan silahlara dair yeni bulgular sağlıyordu.
Emniyetin basına dağıttığı fotoğraflarda, silahlardan birinin namlusunun değiştirildiği açıkça görülüyordu.


Kilisenin güvenlik kamerası görüntülerinde, saldırganların yaptığı ilk atışın hedef alınan noktadan belirgin biçimde saptığı görülüyor. Görgü tanıkları saldırganların kullandığı tabancalardan, silahın tutukluk yaptığını düşündürecek sesler çıktığını anlatıyor:
“Kendimi yere atıp hareketsiz şekilde beklemeye başladım. Birkaç kez silah sesi duydum, sonra çıkan seslerden silahın tutukluk yaptığını anladım.”
Tanık ifadesi
“Biri, yapmayın etmeyin çocuklar var diye bağırdı. Birkaç el daha ateş etmeye çalıştılar ama silahlar tutukluk yapınca geri çekilip kaçmaya başladılar.”
Tanık ifadesi

Güvenlik kamerası kayıtları, saldırıda kullanılan silahların çalışmaması yüzünden eylemcilerin Santa Maria Kilisesi’nden ayrıldığını gösteriyor ve tanık ifadelerini doğruluyor.
Saldırganlar David Tanduev ile Amirjon Koliqov’un kullandığı iki tabancadan sadece biri bulunabildi; bulunamayan silahtan olduğu sanılan parçalara Tanduev ve Koliqov’un kaçış rotasında rastlandı.
Kemerburgaz’da bulunan silahı Emniyet birimleri, üzerinde BLOW TR 914 02 Cal.9 mm P.A.K. ibareleri bulunan “yarı otomatik tabanca” diye kayıtlara geçirdi.
Ancak bu herhangi bir yarı otomatik tabanca değildi. İstanbul Bölge Kriminal Polis Laboratuvarı, Blow TR 914 02 kodlu silahın aslında bir kurusıkı tabanca olduğu, namlusu değiştirilerek gerçek mermi atar hâle getirildiğini belirledi.
“[Santa Maria Kilisesinde bulunan] üç adet kovan ve üç adet deforme mermi çekirdeğinin; ses ve gaz fişeği istimal etmek üzere imal edilmişken, sonradan bir namlu takılmak suretiyle 7.65 mm çaplı Browning tipi ateşli silah fişeklerini atar hale dönüştürüldüğü, üzerinde BLOW TR 914.02 Cal.9 mm P.A.K. ibareleri bulunan, icra mili bulunmayan, şarjörsüz yarı otomatik tabancadan atılmış olduklarının tespit edildiği…”
İstanbul Bölge Kriminal Polis Laboratuvarı tarafından hazırlanan İST-KİM-24-09514 No’lu uzmanlık raporundan
Ormanda bulunan silahın namlu rengindeki farklılık, kurusıkı tabancaların gerçek mermi atabilmesi için yapılan namlu değişimi modifikasyonlarında sık görülen bir işaret.
Bu nedenle saldırı sırasında tabancada meydana gelen ateşlenmeme sorununun tipik bir tutukluk yerine, dönüştürülmüş kurusıkı tabancalarda sıkça görülen namlu içi tıkanma veya basınç yönlendirme sorunu olma ihtimali güçleniyor. Bu tip silahlarda mermi, sonradan takılmış namludan düzgün çıkamayabildiği için, atışla birlikte ateşleme sesi duyulsa bile çekirdeğin yolu bozulabiliyor ve mermi hedefine ulaşamayabiliyor.
Kurusıkıdan gerçek mermiye dönüşüm: Riskler ve kazançlar birlikte
Kurusıkı tabancaların tasarımı, gerçek tabancaların aksine, mermiyi yönlendiren yiv-set yapısını içermiyor. Kurusıkı mermiyle ateşleme yapıldığında ortaya çıkan gaz basıncı, kurusıkı tabancaların ön kısmında yer alan tıkaç tarafından engelliyor; böylelikle silah mermiyi herhangi bir hedefe gönderemiyor ama silahtan ateşleme sesi çıkıyor.
Kurusıkı silahın tıkalı namlusu çıkarılıp, yerine gerçek mermi atmaya uygun bir namlu takıldığındaysa işler değişiyor. Dönüştürülmüş silah teoride gerçek mermi atabilir hâle geliyor fakat silahın yapısı bunun için tasarlanmadığı için silahın ne zaman sorun çıkaracağı bilinemiyor.
Tasarım farkı nedeniyle basınç yeni namlu boyunca doğru yönlenmeyebiliyor, sadece ses çıkarmak için üretilmiş tabancadan ateşlenen gerçek mermi ya namlu deformasyonuna yol açabiliyor veya ateşlenen mermi namlu yolunu tıkayıp silahı kullanılmaz hâle getirebiliyor.
Bu şekilde dönüştürülen silahlar bazen yüzlerce mermi ateşlemeyi başarıyor, bazen de ilk ateşlemede silah kullanılamaz hâle gelebiliyor.

IŞİD’in Horasan Kolu tarafından düzenlenen Santa Maria Kilisesi saldırısıyla dikkatimizi çeken dönüştürülmüş kurusıkı silahlara aslında Türkiye’de uzun süredir rastlanıyor.
2006 yılında Türkiye’de kurusıkı tabancaların nasıl gerçek tabancaya dönüştürüldüğüne ilişkin yapılan kapsamlı bir teknik inceleme, beş temel yöntem tespit etti:
Yöntem-1: Namlu içindeki tıkaç tamamen çıkarılıyor.
Yöntem-2: Tıkaç kısmen gevşetiliyor veya delinerek basınç yolu açılıyor.
Yöntem-3: Namlunun içine daha dar çaplı bir metal boru yerleştiriliyor.
Yöntem-4: Silahın orijinal namlusu çıkarılıp yeni bir namlu takılıyor.
Yöntem-5: Mevcut namluya yiv-set açılarak modifiye ediliyor.
Kurusıkı silah dönüştürme teknikleri – Modification Methods of Blank Pistols in Turkey in 2006
Santa Maria saldırısında faillerin kullandığı silahlardan biri, bu şekilde namlusu değiştirilmiş bir tabancaydı.



Dönüştürülmüş kurusıkı silaha erişim: Facebook’ta beş, Telegram’da üç dakika
Herhangi bir modifikasyona uğramamış kurusıkı silahlar piyasadan rahatlıkla edinilebiliyor. Yasal silah satıcıları kurusıkı tabancaları eskiden olduğu gibi internetten satamıyor. 18 yaşın üzerindeki sabıkasız vatandaşlar, Emniyet Müdürlüklerinden kurusıkı tabanca satın alma belgesi edinip, silah satan dükkanlardan kurusıkı tabancaları satın alınabiliyor. Görüştüğümüz silah satıcıları, Emniyetten bu belgenin başvuru yapılır yapılmaz çıktığını söylüyor.

Aylin Yalçın Sarıbey ve Çelik Tarımcı tarafından kaleme alınan Modification Methods of Blank Pistols in Turkey in 2006 başlıklı bilimsel makaleden, namlu değişimi yoluyla dönüştürülmüş bir kurusıkı tabanca.
Fakat asıl mesele kurusıkı silahların dönüştürülerek gerçek mermi atabilir hâle getirilmesinde. Ama piyasadan kolaylıkla edinilen kurusıkı bir tabancayı gerçek mermi atar hâle getirebilecek merdiven altı bir atölye bulmak ve namlu değişimi yaptırmak, sıradan bir vatandaş için kolay iş değil.
İşte, bu zorluğu ortadan kaldıran koca bir illegal piyasa var. Anlık mesajlaşma uygulamalarından ya da sosyal ağlardan yaklaşık 100 dolardan başlayan fiyatlar karşılığında dönüştürülmüş kurusıkı tabanca bulunabiliyor.

Sosyal medyada dönüştürülmüş kurusıkı silahlar kolaylıkla bulunabiliyor.
Satıcılarla yaptığımız çevrimiçi görüşmelerde, İstanbul’da ve Marmara Bölgesi’nde dönüştürülmüş kurusıkı silahlara 5.000-15.000 TL arasındaki fiyatlar karşılığında kolaylıkla erişilebildiğini gördük. Görüştüğümüz satıcılar, ayrıntı öğrenmek istediğimizde silahların videolarını da bizle paylaştı, silaha ek olarak mermi de satın alabileceğimizi belirtti ve silahları almak için buluşma yerine gittiğimizde silahları deneyebileceğimizi söyledi.

2005 öncesi: Kurusıkılar tartışmalı ama kısmen serbest
Dönüştürülmüş kurusıkı tabanca pazarı her geçen gün daha da genişliyor. Fakat bu pazarın bugünkü ölçeğini anlamak için 1990’ların sonundan bugünkü gelişimine göz atmakta yarar var.
Kurusıkı silahların imalatı ve ithalatı, 1996 yılına dek herhangi bir izne tabi değildi. İçişleri Bakanlığı bu tarihte, asayiş olaylarında sıkça rastlanılan kurusıkı silahların imal ve ithalatına ilişkin bir dizi kısıtlamayı hayata geçirdi. Önce kurusıkı tabancaların ithalatı için İçişleri Bakanlığı’ndan alınacak izin şart koşuldu. 2000 yılında ise Bakanlığın yayımladığı bir genelgeyle kurusıkı tabancaların taşınması ve kullanılması da kısıtlandı. Bakanlık genelgesini dayanak gösteren 40’a yakın valilik, kurusıkı silahların gerçek mermi atabilir hâle getirilebildiği gerekçesiyle bu silahları yasakladı.
- Bu gelişmeler silah piyasasının tepkisini çekti. Dönemin hükümetine tüccar ve üreticilerin baskısı 2001’de kısmen sonuç verdi ve kısıtlamalar bir miktar gevşetildi.
Kurusıkı silahlar hakkındaki tedbirlerin artırıldığı 2001 yılında Emniyet Genel Müdürlüğü sadece dört kurusıkı silah yakalandığını raporladı. 2002’de 84, 2003’te 59, 2004’te 168 kurusıkı tabanca yakalandı. Bu dönemde dönüştürülmüş kurusıkı silahlar Türkiye’deki güvenlik literatürüne henüz girmemişti.
2005 sonrası: Dönüştürülmüş kurusıkı silahlar Türkiye’de suç sahnesine çıkıyor
Kurusıkı silahların dönüştürülmesi 2000’li yılların başında oldukça yeni bir uygulamaydı. 2000 yılında Emniyet Genel Müdürlüğü Kriminal Polis Laboratuvarı Daire Başkanı olarak görev yapmaya başlayan İrfan Bayar’a ulaşarak bugün Türkiye ve Avrupa’da tehlike çanları çaldıran dönüştürülmüş kurusıkı silahlarla ilk karşılaşmalarını sorduk.

Emniyet Genel Müdürlüğü Kriminal Polis Laboratuvarı Daire Başkanı olarak da görev yapmış İrfan Bayar (Fotoğraf: Bolu Belediyesi)
Bayar, ilk olarak 90’lı yılların sonlarında kurusıkıdan dönüştürülmüş silahlarla karşılaşmaya başladıklarını söylüyor:
“Dönüştürülmüş silahları kurusıkıdan ayırt etmesi zor olduğu için birçok denetimde dönüştürülmüş silahların polis tarafından sahiplerine iade edildiğine şahit olduk.”
Bayar, ilk defa 2005 tarihli faaliyet raporlarında kurusıkı tabir edilen ses ve gaz tabancalarından çevrilme ateşli silah tanımını kullanmaya başladıklarını söylüyor. Aynı dönemde Kriminal Polis Laboratuvarı olarak sahada görev yapan birimlere, “Silahlara incelemesi yapılana kadar el koyun” talimatı verdiklerini anlatıyor.
Emniyet Genel Müdürlüğü’ne bağlı Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) Daire Başkanlığı’nın 2005 Faaliyet Raporunda, yakalanan kurusıkı silahların büyük kısmının dönüştürülmüş olduğu ve suç örgütleri tarafından kullanıldığı belirtiliyor.
Rapora göre, suç örgütlerinin bu silahları kullanması, birden fazla avantajı beraberinde getiriyordu:
- Dönüştürülmüş silahların maliyeti daha düşüktü, böylelikle silaha ulaşım kolaylaşıyordu.
- Değiştirilmiş namlunun balistik izi takip edilemiyordu, böylece suçtan faile gitmek zorlaşıyordu.
- Bu tip silahlar suikast ve infaz gibi olaylarda kolaylıkla kullanılabiliyordu.
- Dönüştürülmüş silahların satışı yoluyla, bu silahları kullanan organize suç örgütleri gelir elde ediyordu.
Türkiye merkezli suç örgütleri işte bu avantajlara kavuşmak için, mevzuat ve kanunlardaki boşluklardan faydalanıp dönüştürülmüş kurusıkı silahları daha çok kullanır oldu. Emniyet Genel Müdürlüğü’nün 2005 Organize Suç Raporu’nda, dönüştürülmüş silahlara ilişkin istatistikler ilk kez paylaşılmaya başlandı. İlk defa paylaşılan verilere göre, 2004-2005 yıllarında yakalanan toplam 707 kurusıkı silahın, 448’i dönüştürülmüş tabancaydı.

KOM Daire Başkanlığının 2005 Faaliyet Raporu’nda dönüştürülmüş kurusıkı silahlarla ilgili şu değerlendirmeler yapılıyor: “Kurusıkı tabancalar, sadece bayilerden kimlik fotokopisi verilmek suretiyle 30-50 YTL’ye alınabilmektedir. …Art niyetli kişilerce de namluları üzerinde yapılan birtakım değişikliklerle ateşli silahlara çevrilebilmektedirler.”
Bu istatistik hem kolluk kuvvetleri hem de TBMM tarafından dikkat çekici bulunmuş olacak ki 2007 itibarıyla 6136 sayılı Ateşli Silahlar Kanununda değişiklik yapılması için hazırlıklar başladı. Gerekçe olarak kurusıkı tabancaların imalatı ve ticareti hakkında herhangi bir düzenleme olmamasına vurgu yapılıyor; dönüştürülmüş tabancaların asayiş olaylarında kullanımının arttığı belirtiliyordu.
Kriminal Polis Laboratuvarı Dairesi eski başkanı İrfan Bayar, dönemin asayiş olaylarında dönüştürülmüş tabanca kullanımının arttığını vurguluyor:
“2000’li yıllarla birlikte, özellikle organize olaylarda dönüştürülmüş silahlarla daha sık karşılaşmaya başladık. Bu nedenle gerekli birimlere ‘Gidişat iyi değil. Önlem alınması gerekiyor’ diyerek uyarıda bulundum.”
Meclis Komisyonu’nun Mart 2007’de hazırladığı rapora katkı sunan Emniyet Genel Müdürlüğü, dönüştürülmüş silahlarla 2002-2004 yıllarında 11.249 suç işlendiği bilgisini verdi. Raporda ayrıca yargı ve emniyetin dönüştürülmüş silahlarla mücadelede başarısız olduğu anlatıldı.
Nitekim Ocak 2008’de dönüştürülmüş silahlar tanımı ilk kez yasaya girdi. Mevzuat değişikliğiyle, kurusıkı silahların üretimi ve satışı izne bağlandı ve kurusıkı silahları gerçek mermi atabilir hâle getiren dönüştürme işlemleri suç sayılarak cezalar tanımlandı.
Yasa değişikliğinin olumlu sonuçları, KOM Daire Başkanlığının 2008 yılına ilişkin yayımladığı istatistiklere de yansıdı. 2007’de operasyonlarda yakalanan kurusıkıdan dönüştürülmüş tabanca oranı yüzde 16’yken 2008’de bu oran yüzde 8’e düştü.

KOM Daire Başkanlığı ilerleyen yıllarda yaptığı değerlendirmelerde, ele geçirilen dönüştürülmüş silah sayılarında 2008’den sonra azalma olduğunu belirtiyor.
Ancak kurum iki yeni tespitte daha bulunuyor. Bu tespitlerin ilki, kurusıkı silahlara ilişkin düzenlemelerin sertleşmesiyle 2008 sonrası suç örgütlerinin el yapımı tabancalara yöneldiğine işaret ediyor. KOM’un ikinci tespitiyse sorunun büyüyeceğini gösteriyordu.
İçerdeki kısıtlamalar fırsat doğurdu: Türk malı kurusıkılar dünyaya açılıyor
Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele 2014 Raporu’nda, Türkiye’de satılmak üzere üretilen kurusıkı silahlar ile ihraç edilmek üzere üretilenler arasında önemli farklılıklar bulunduğu vurgulanıyor. Rapora göre, Türkiye’de alınan tedbirler sayesinde, üretim standartları değiştirilmiş ve kurusıkı silahların gerçek mermi atar hâle dönüştürülmesi zorlaştırılmıştı.

Ama aynı düzenleme yabancı ülkelere satılmak üzere üretilen kurusıkı silahları kapsamıyordu:
“Ülkemizde ihraç amaçlı üretilen kurusıkı silahlarda, iç piyasa için üretilen silahlarda aranan standartlar aranmadığından, bu husus silah kaçakçılarınca suistimal edilerek ihraç amaçlı üretilen kurusıkı silahların iç piyasaya sürüldüğü ve silahlar üzerinde oynama yapılarak ateşli silaha çevrildiği görülmüştür. Bu suistimalin önlenmesi amacıyla Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı yetkilileri ile toplantılar yapılarak kurusıkı silahlarla ilgili çıkartılacak yönetmeliğe iç piyasa için üretilen silahlarda aranan standartların ihraç amaçlı kurusıkı silahlarda da aranma zorunluluğuna ilişkin madde ekletilmiştir. Söz konusu yönetmelik yürürlüğe girmiştir.”
Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele 2014 Raporu
Kolayca dönüştürülebilen kurusıkı silahların üretilip ihraç edilmesine olanak tanıyan bu yasal boşluk sayesinde Türkiye menşeli kurusıkı tabancalar kısa sürede uluslararası şöhret kazandı. 2010’dan itibaren Türk malı kurusıkı silahlar hızla dünyaya yayıldı.
Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suçla Mücadele Ofisi’ne (UNODC) göre, 2010’dan itibaren Türkiye’de üretilmiş kurusıkı silah marka ve modelleri Avrupa’da bilinir hâle geldi ve Belçika, Bulgaristan, Hırvatistan, Danimarka, Finlandiya, Fransa, Almanya, Yunanistan, İtalya, Hollanda, Portekiz, Romanya, İspanya, İsveç ve Birleşik Krallık’taki şiddet olaylarında Türk malı kurusıkı silahların kullanıldığı görüldü.
Bu ülkelerin güvenlik birimleri, Türk malı kurusıkı silahların gerçek tabancaların adeta birer replikası gibi olduğunu ve güçlü malzeme yapısı sayesinde dönüştürüldükten sonra rahatça gerçek mermi ateşlemekte kullanılabildiğini raporladılar.
En bilinen Türk malı kurusıkı tabanca: Blow
“2021 yılında ele geçirilen 2090 kurusıkıdan çevirme tabancada, Blow ve Retay marka tabancaların öne çıktığı anlaşılmıştır.”
Bu tespit, Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Daire Başkanlığı tarafından hazırlanan Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele 2021 Raporu’nda yer alıyordu.
Blow markasının adından küresel ölçekte ilk söz ettirişiyse 2011’deydi. Türkiye’de üretilen kurusıkı silahların bir uluslararası güvenlik sorunu hâline geldiğini gösteren ilk olaylardan biri 2011’de meydana geldi. Yemen’e sevk edilmesi planlanan 16 bin kurusıkı tabanca Dubai’de (Birleşik Arap Emirlikleri) düzenlenen operasyonda yakalandı. Silahların Türkiye’den geldiği, Blow markalı tabancaları üreteninse Üç Yıldız Silah isimli İstanbul merkezli bir şirket olduğu anlaşıldı.

Dubai’de yakalanan silahların, emniyet birimleri tarafından servis edilen fotoğrafları (Kaynak: Gulf News ve the National)
Üç Yıldız Silah isimli şirketin sahibi İrfan Akdal, silahların Dubai’de yakalanmasının ardından, “Bunlar normal silahlardan materyal olarak farklı üretilir. Türkiye’de satışı yasak. Ancak biz ihracat amacıyla üretiyoruz. Satıştan sonrasına karışmayız” diye konuştu.
Dubai’de yakalanan 16 bin tabancanın kamuoyunda tartışılır hâle gelmesiyle, Türkiye’den Suriye’ye geçirilmek istenirken sınırda durdurulan iki ayrı sevkiyat daha gündeme geldi. 3 ve 21 Şubat 2011 tarihlerinde Hatay’dan Suriye’ye geçmek üzere olan iki ayrı kamyonda yakalanan 3.500’den fazla kurusıkı tabanca da Blow etiketi taşıyordu.
İki farklı çatışma bölgesine gönderilmek üzereyken yapılan operasyonlar neticesinde yakalanan çok miktardaki dönüştürülebilir silah, Türk üreticilerin ismini dünyaya duyurdu. Silah ticareti ve hafif silahların küresel dolaşımı hakkında araştırmalar yapan Small Arms Survey ’ın 2015’te hazırladığı raporda, 2011-2013 yılları arasında Yemen, Suriye, Libya ve Mısır’da Türkiye’de üretilmiş en az 49 bin kurusıkı tabancanın yakalandığı belirtiliyor.

Small Arms Survey Şubat 2015’te yayınladığı raporunda, 2011-2014 arasında ele geçirilmiş, usulsüz sevk edilmiş Türk malı kurusıkı silahların listesine yer vermişti.
2010’dan itibaren Türk malı silahların çatışma bölgelerinde neden sıkça ortaya çıktığı, Blow markasını yaratan, Üç Yıldız Silah dışında Akkar Silah ve Zira Silah şirketlerinin de yetkililerinden olan İrfan Akdal’ın 2009 tarihli bir röportajında anlattıklarından anlaşılıyor.

Blow marka kurusıkı tabancaları üreten şirketin sahibi İrfan Akdal’ın Forbes Türkiye dergisinde yayımlanan röportajından (Fotoğraf: Yekta Kılıç arşivi)
Akdal’a göre, Türkiye’de 2008’deki yasa değişikliğiyle, üretilmiş silahın kurusıkı olduğunu açıkça ortaya koyacak bir şekil şartı zorunluluğu getirilmişti. Düzenlemeye göre, bundan sonra Türkiye’de üretilecek kurusıkı tabancaların namlusunun kırmızı renkte imal edilmesi gerekiyordu. Bu zorunluluk yüzünden iç piyasada kurusıkı silahlara ilgi bir anda ortadan kalktı. Ancak üreticiler ihraç piyasaları için üretilen silahlarda aynı zorunluluğun söz konusu olmadığını hemen anladı. Böylelikle yerli silah firmaları tarafından üretilen ve gerçek tabancalardan ayırt edilemeyen kurusıkı silahlar artık uluslararası pazarlara ihraç edilir oldu:
“5729 sayılı yasanın yürürlüğe girmesi Akdal’ın da aralarında bulunduğu üreticiler için karanlık bir tablonun hazırlayıcısı oldu. ‘Dünyada bir örneği yok. Uygulama sektörü bitirdi’ diyor İrfan Akdal. Kurucularından olduğu Silah Sanayicileri ve Patlayıcı Maddeler İşadamları Derneği ile birlikte yasanın yumuşatılması için İçişleri Bakanlığı başta olmak üzere ilgili kurumlar nezdinde lobi yaptılar. Ama girişimler bir sonuç vermedi.
Yeni yasa öldürücü darbesini ‘şekil şartı’ ile vurdu. Kurusıkıların gerçek silahlardan ayrıt edilmelerini sağlayacak biçimde renklendirilmesini isteniyordu. Ancak ortada göz ardı edilen bir gerçek vardı. Düğünde dernekte havaya sıkmaya meraklı yerli müşteri, silahının ‘oyuncak’ olduğunun algılanmasını istemiyordu. Bir kırmızı çizgi her şeyi bitirmeye yetmişti. Kurusıkı silah üretimi yapan 10 firmadan ağırlıklı olarak iç piyasaya satış yapan 5-6 firma işi bıraktı.
Ancak Konyalı üreticiler, İrfan Akdal’ın ön ayak olduğu ihracat denemelerinin ardından bugün müthiş bir noktaya ulaşmış durumdalar. İki belde [Üzümlü ve Huğlu] yıllık ortalama 100 milyon dolar seviyesinde ihracat yapıyor.
Kanada ve Meksika’da mağazaları bulunan Charles Daly adlı perakende zinciriyle distribütörlük anlaşması imzalandı. Bu anlaşma Üç Yıldız’ın 2009 yılını 6 milyon dolarlık ihracat rakamı ile tamamlama hesaplarını gerçek yapabilir. Sadece bir yıl önce 100 civarında işçisiyle yolunu ayırarak kapılarına kilit vurmayı tartışan bir işletme için mükemmel bir gelişme.”
Forbes Türkiye dergisinde yayımlanan İrfan Akdal’la röportaj makalesi
Türkiye’den dünyaya: Dönüştürülmüş Türk malı kurusıkılar kötü şöhretine hızla kavuşuyor
İrfan Akdal’ın öngördüğü gibi Kanada’ya giren Türkiye menşeli kurusıkı silahlar o kadar etkili oldu ki kötü şöhreti yüzünden kısa sürede hakkında yasal düzenlemeler yapıldı. Örneğin Toronto’daki silahlı çetelerce dönüştürülmüş versiyonları kullanıldığı fark edilince Zoraki markasının ürettiği 914 ve 925 numaralı kurusıkı tabanca modelleri Kanada’da yasaklandı.
Türkiye menşeli büyük hacimli kurusıkı silah sevkiyatları Afrika ve Ortadoğu’da sık sık şüpheli konumlarda ortaya çıktı. Somali, Mısır ve Libya’da büyük miktarlardaki silah sevkiyatları durduruldu.
- Dünyadaki hafif silah tedarik zincirlerinin takibini yapan Small Arms Survey, Türkiye’de üretilmiş kurusıkı silahların Burkina Faso, Orta Afrika Cumhuriyeti, Çad, Gana, Kenya, Libya, Moritanya ve Nijer’de de yaygın biçimde dolaşımda olduğunu bildiriyor.
Türk malı kurusıkı silahlar tüm dünyadaki çatışma bölgelerine yayılırken, 2008’den sonra Türkiye’de azalan dönüştürülmüş kurusıkı silah kullanımı da tekrar artmaya başladı. 2010-2015 döneminde Emniyet’in yakaladığı tüm silahlar arasında yüzde 11’lik bir orana sahip olan dönüştürülmüş kurusıkı silahlar, 2016-2021 döneminde yakalanan tüm silahlar arasında yüzde 23’lük bir yaygınlığa ulaştı.
Bu artış Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi’nin (UNODC) de dikkatini çekti. Kuruluşun 2020’de yayımladığı raporda, “2010’dan bu yana, Türk yapımı dönüştürülmüş kurusıkı silahlar Avrupa genelinde en sık karşılaşılan dönüştürülmüş silah türü hâline gelmiştir” denilerek Türk modellerinin birçok Avrupa ülkesinde silahlı suçlarda kullanıldığı belirtildi.
UNODC raporunda, dönüştürülmüş kurusıkı silahların Avrupa ülkelerine nasıl ulaştığı da anlatılıyordu. Rapora göre, Türkiye’de üretilen kurusıkı silahlar, herhangi bir yasa dışı modifikasyona uğramadan, yani fabrikadan çıktığı gibi ülkeyi terk ediyordu. Silahlar önce dönüştürme durağı olarak nitelendirilebilecek ülkelere gidiyordu. Özellikle Romanya, Bulgaristan ve Makedonya’daki atölyeler, dönüştürme işlemleri için sıkça kullanılan adreslerdi. Bu ülkelerde gerçek mermi atmaya hazır hâle getirilen silahlar, kaçak yollarla başta Almanya, Polonya, İtalya, İspanya, Hollanda ve İngiltere olmak üzere Avrupa ülkelerine sokuluyordu.

Türkiye, 2008’deki kanun değişikliği ve sonrasındaki denetim düzenlemelerinin ardından asayiş olaylarında dönüştürülmüş silah kullanımında azalma olduğunu raporluyor. Ancak üretim verileri başka bir hikaye anlatıyor. Türkiye’de net bir şekilde kaç tane kurusıkı silah üretildiğine ilişkin bir veri bulmak zor. Ama TOBB Sanayi Veritabanı tarafından sağlanan üretim kapasitesi verileri, bu eksikliği görmezden gelmemizi sağlayabilecek önemde ipuçları barındırıyor.
TOBB Sanayi Veritabanı’na göre, Türkiye’de kurusıkı silahları da içeren üretim kolunda kayıtlı 113 üretici var. 113 üreticinin 87’si Konya merkezli. Türkiye’nin bu alandaki toplam üretim kapasitesi 7.579.479 adet olarak ölçülürken, Konya bu ulusal kapasitenin yüzde 30,42’lük kısmına tek başına sahip. Türkiye’nin kurusıkı silah üretim başkenti hâline gelen Konya’daki üretim kapasitesi, 2005’ten 2025’e kadar dört katına çıktı.

25.40.12.90 üretim kodlu “Diğer silahlar (yaylı, havalı veya gazlı silahlar ve tabancalar, coplar) (askerî amaçlı olanlar hariç)” kategorisinde, Konya’nın üretim kapasitesi değişimi | Kaynak: TOBB Sanayi Veritabanı ve TÜİK verileri
UN Comtrade tarafından toplanan küresel ticaret verileri, Türkiye’deki yerel ve ulusal çaptaki kapasite artışına paralel biçimde ihracatının da arttığını gösteriyor.

Türkiye’nin Avrupa’ya yaptığı kurusıkı silah ihracatının organize suç örgütlerinin silaha erişimini kolaylaştırdığı uyarısı, silah ticareti ağlarını inceleyen kurumlarca 2015’ten beri dile getiriliyor. Fakat Avrupa Türkiye’de üretilen kurusıkı silahların en büyük alıcılarından biri olmayı sürdürüyor.
Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi, organize suç örgütlerinin çoğunlukla tabanca tercih ettiğini belirtiyor. Tabancalar diğer silahlara göre hem daha ucuz hem de saklaması, bir yerden bir yere nakledilmesi, taşınması ve kullanımı daha kolay. Dünyanın farklı yerlerindeki suç örgütlerinde olduğu gibi, Türkiye’deki organize suç yapıları da tabancaları tercih ediyor. Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından organize suç örgütlerine yapılan operasyonlarda, ele geçirilen ateşli silahların önemli çoğunluğunu tabancalar oluşturuyor.
Hollanda’da mafya Türk malı kurusıkı silahlarla gazeteci öldürdü
Türkiye’de üretilen kurusıkı tabancaların 2010’dan sonra uluslararası ün kazanması, farklı coğrafyalardaki suç örgütlerinin de envanterlerini değiştirmesine yol açtı. 2010’dan sonra dönüştürülmüş kurusıkı silahlar, organize suç örgütleri tarafından işlenen şiddet eylemlerinde sıkça kullanılır oldu.

Araştırmacı gazeteci Peter R. de Vries 6 Temmuz 2021’de uğradığı silahlı saldırıdan sonra hayatını kaybetti. (Fotoğraf: AP/Peter Dejong)
6 Temmuz 2021’de, Hollanda’daki organize suç örgütleri hakkında araştırma yapan gazeteci Peter R. de Vries silahlı saldırıya uğradı. Hollanda’da yeraltı dünyasına yönelik haber ve araştırmalarıyla tanınan de Vries, bir televizyon yayınına konuk olarak katılmış, yayın sonrasında stüdyodan ayrılmış ve arabasına yürüyordu. Saldırganlar çok yakın mesafeden de Vries’e beş el ateş açtı; bunlardan biri de Vries’in kafasına isabet etti. Araştırmacı gazeteci Peter R. de Vries, 15 Temmuz’da hayatını kaybetti.
- Savcılık, saldırıda kullanılan ve de Vries’in ölümüne yol açtığı belirlenen silahın, 9 milimetre gerçek mermi atabilecek şekilde dönüştürülmüş bir kurusıkı tabanca olduğunu açıkladı.

Mahkemenin gerekçeli kararından: “Louis Vuitton çantanın içinde, Zoraki marka, 917 model, dönüştürülmüş bir kurusıkı tabanca bulundu. Tabancanın üzerine kazınmış sahte bir Glock 25 ibaresi vardı.” | Kaynak: rechtspraak.nl
Amsterdam Bölge Mahkemesi tarafından yapılan yargılamanın evrakına ulaştığımızda, faillerin Zoraki marka, Türk malı bir dönüştürülmüş kurusıkı tabanca kullandığını gördük.
Savcılığa göre, faillerin eşyaları arasında bulunan ve de Vries’in ölümüne yol açan kurşunun ateşlendiği silah, Türkiye üretimi, Zoraki marka, 917 model, dönüştürülmüş kurusıkı bir tabancaydı. Gerçek bir silah olduğu izlenimi vermesi için üzerine “Glock 25” yazısı kazınmıştı.
Gerçekten de Zoraki-917, Glock-25’le neredeyse eş. Gövde, tetik ve namlusu, hatta namlu ve gövde üzerindeki çentikleriyle tamamen Glock-25’e benzeyecek şekilde tasarlanan Zoraki-917, Türkiye’de Glock replikası diye pazarlanıyor.

Solda, Avusturyalı silah üreticisi Glock’un 25 modeli. Sağda Zoraki tarafından üretilen 917 modeli. Glock-25 gerçek mermi atabilen bir ateşli silah. Zoraki-917 ise kurusıkı tabanca ancak dönüştürülürse gerçek mermi atar hâle getirilebiliyor.
De Vries cinayeti faillerinin ilişkili olduğu adreslerde, gerçek mermi atabilir hâle getirilmiş, yani dönüştürülmüş yedi Zoraki tabanca daha bulundu. Yapılan incelemede, ayrıca keşfedilen yedi silah ile cinayet silahının aynı kişi ya da kişiler tarafından dönüştürülmüş olduğunu gösteren kanıtlara rastlandı.
Hollanda, dönüştürülmüş Türk tabancalarıyla sadece Vries suikastinde tanışmadı. Ülkede son bir yılda Blow, Ekol, Zoraki, Ceonic ve Retay markalı dönüştürülmüş tabancalar, en az 30 ceza yargılamasında geçiyor. Özellikle Blow ve Zoraki markalı dönüştürülmüş tabancaların silahlı soygun, uyuşturucu kaçakçılığı ve tehdit gibi olaylarda sıkça kullanıldığı mahkeme kayıtlarında görülebiliyor.
De Vries suikastını araştıran savcılık, cinayetin Ridouan Taghi tarafından azmettirildiğini düşünüyor. Taghi, en bilinen işkolu uyuşturucu kaçakçılığı olan Mocro Maffia’nın, yani Hollanda’daki Fas mafyasının en güçlü figürlerinden biri
- Mocro, Hollanda’da Fas kökenli Hollandalıları, özelikle de gençleri tanımlayan, etnik ve kültürel bir aşağılama da barındıran argo bir sözcük. Mocro Maffia, Fas kökenlilerin ağırlıkta olduğu uyuşturucu şebekesine bu tanımdan yola çıkılarak verilen bir isim.
Birleşik Krallıkta kriz o kadar büyüdü ki Türk malı silahlara özel af çıktı
Dönüştürülmüş Türk malı kurusıkı silahlar yalnızca Kıta Avrupası’nda değil, Birleşik Krallık’ta da büyük bir güvenlik krizine yol açmış durumda.
- Birleşik Krallık güvenlik birimleri 2024’te, Türk silah markaları Retay, Ekol, Ceonic ve Blow tarafından üretilen tabancaların birkaç basit işlemle gerçek silaha dönüşebildiğini belirledi ve bu silahların satışı tamamen yasaklandı.
2021-2025 arasında 800 şiddet suçuna karıştığı tespit edilen ve en az dört cinayette kullanılan bu marka silahlar için, Şubat 2025’te tüm ülkeyi kapsayan özel bir cezasız silah teslim kampanyası düzenlendi.

Birleşik Krallık’ta düzenlenen kampanyada, 3-28 Şubat 2025’te vatandaşlara yasaklanan Türk malı kurusıkı silahları güvenlik birimlerine ceza almaksızın teslim olanağı sağlandı.
İngiltere ve Galler’deki polis birimleri vatandaşlara, 3-28 Şubat 2025 tarihleri arasında polis karakollarına ellerindeki kurusıkı silahları teslim etme çağrısı yaptı. Üstelik bu çağrıya uyarak silahını teslim eden vatandaşların kişisel bilgileri polis tarafından saklanmayacak; cezasız teslim kapsamında vatandaşlar anonim kalarak silahlarını polise verebilecekti.

Birleşik Krallık’taki yerel polis birimleri, kampanyayı çektikleri videolarla vatandaşlara duyurdu ve Türk malı kurusıkı silahları kendilerine teslim etmelerini istedi.
Ancak Türk malı silahların alamet-i farikası, bu kampanyanın ayrıntılarında gizli. Aslında Birleşik Krallık’ta kurusıkı silahların satışı serbest. 18 yaşın üzerindeki vatandaşlar çok zorlanmadan kurusıkı silah edinebiliyor. Fakat Ekim 2024’teki bir yasa değişikliğiyle, Birleşik Krallık Türk malı kurusıkı silahların yarattığı suç dalgasının önünü kesmek için kararlı bir adım attı.
Türk malı dört markanın, Retay, Ekol, Ceonic ISSC ve Blow’un ürettiği kurusıkı tabancaları inceleyen National Crime Agency (Ulusal Suç Ajansı), yaptığı testlerin sonucunu Ekim 2024’te açıkladı. Bu dört markanın ürettiği kurusıkı tabancaların kolayca gerçek mermi atabilir hâle gelebildiğini belirleyen NCA, bu markalara ait tabancaları kolayca dönüştürülebilir kurusıkı tabanca olarak tanımladı ve bu tabancalara sahip olmayı suç kapsamına aldı.
- Amaçlanan, organize suç örgütleri tarafından sıkça kullanılmaya başlanan bu silahlara erişimi azaltmaktı.
Şubat 2025’te düzenlenen dört haftalık cezasız teslim kampanyası ciddi miktarda silahın güvenlik birimlerine teslim edilmesini sağladı. Kampanya kapsamında İngiltere ve Galler’de, dört Türk markasına ait 2.962 kurusıkı silah yetkililere teslim edildi.
Barış Boyun Grubu bir sonraki adımı atıyor: İzi sürülemeyen gerçek silah üretimi
Türkiye’de Daltonlar Çetesi sayesinde tanınan Barış Boyun Grubu da dönüştürülmüş tabancalardan faydalanıyor.
Boyun suç kariyerine, ağabeyinin İstanbul-Tarlabaşı’ndaki çay ocağında, el altından silah satarak başladı. Gençlerin ağırlıklı olduğu yerel çeteleri kendi hedefleri doğrultusunda taşeron olarak kullanarak önemli nüfuz elde etti ve adını duyurdu.

Barış Boyun Grubu’yla bağlantılı çetelerin birçoğu, kurusıkıdan dönüştürülmüş tabanca tercih etmeleriyle biliniyor. Ancak 2024’te İtalya’daki adli birimlerin yaptığı keşifler, Barış Boyun Grubu’nun kurusıkı silah dönüşümünün ötesinde bir imalat kapasitesine ulaştığını gösteriyor.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Boyun Grubu’nu bir organize suç örgütü olarak tanımlayıp başta cinayet olmak üzere, yaralama ve haraç gibi birçok suçtan iddianame düzenleyince Barış Boyun, İtalya’ya kaçtı ve iltica başvurusunda bulundu. Fakat İtalya’da da silah kaçakçılığı faaliyetleri yüzünden Milano Savcılığı’nın takibine takıldı. Evine konulan dinleme cihazından, örgütünün Hollanda, Almanya, Fransa ve Belçika’da silah ticareti yaptığı anlaşıldı.
Milano Savcılığı’nın teknik takip ve dinleme kayıtlarına göre Boyun, tamamlanan bir silah alışverişinin ardından yaptığı bir telefon konuşmasında, sevk ettiği silahları kastederek, “Onları ben yaptırdım” diyordu. Milano Savcılığı bu ifadeden, Boyun Grubu’nun el yapımı tabanca üretim kapasitesine sahip atölyeleri kontrol ettiği çıkarımını yaptı.

Milano’daki soruşturmada elde edilen bulgular, Türkçe bir dosya hâline getirilerek İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’yla paylaşıldı.
Barış Boyun’un bu sözleri, 2025’te Türkiye’de yapılan birçok operasyonda doğrulandı. Barış Boyun Grubu’na bağlı faaliyet gösterdiği belirlenen silah imalat atölyelerinde, binlerce silah parçası ve kurusıkı tabanca yakalandı.
Özellikle 2025’te yapılan silah kaçakçılığı operasyonlarında, tabancalar kadar yakalanan tabanca parçalarında da dikkat çekici bir artış gözleniyor. Emniyet Genel Müdürlüğü’nden ulaştığımız kaynaklar, özellikle Anadolu kentlerinde İstanbul’a gönderilmek üzere, farklı silah parçalarının üretildiğini ve operasyonlarda bu sevkiyatlara sıkça rastladıklarını anlatıyor.

Ele geçirilen silahları gösteren video (Tamamını izlemek için görselin üzerine tıklayabilirsiniz.)
Barış Boyun’un silah imalat kapasitesi oluşturmasının gerçekçi olup olmadığını, yaygınlaşan kurusıkı silah dönüşümü operasyonlarının organize suç için hangi yeni olanaklara kapı aralayabileceğini, savunma sanayii için silah ve silah parçası üreten sanayicilere sorduk. Görüştüğümüz üreticiler, kullanılan hammaddeye erişimin çok kolay olduğunu, silah şablonlarınınsa rahatça bulabileceğini söylüyor.
Anonim kalmak şartıyla araştırmamız için görüş veren bir üretici şöyle diyor:
“Kurusıkı silahları dönüştürmek zaten en ilkel tezgahların bulunduğu atölyelerde bile yapılabiliyor. Kurusıkı silah namlusunu değiştirmek o kadar kolay ki! Ama artık tabancayı sıfırdan üretmek bile Türkiye’deki sanayiciler için basit. Sadece silah dönüştürme değil, çok basit makinelere sahip fabrikalarda artık rahatlıkla tabanca üretilebiliyor.”
Türkiye’de yasal olarak üretilen birçok silahta, üretim süreci farklı taşeronlar arasında bölüştürülmüş durumda. Örneğin bir imalathane silahın bazı gövde parçalarını, bir diğeri namlusunu, bir başkasıysa kabzasını üretiyor. Markalar farklı imalathanelerde ürettirdikleri parçaları son aşamada toplayıp silahın montajını gerçekleştiriyor. Ama bu sırada yüzlerce imalathane silah üretim aşamalarına ilişkin kapasite geliştiriyor; silah şablonları ve üretim tecrübesi yayılıyor. Görüştüğümüz üreticilere göre, bu kapasite arttıkça yasadışı silah üretim pazarı da kendine alan bulabilir. Bu da kurusıkı silah dönüşümünün ötesinde, takibi zor ve üretimi denetlenemez ölümcül bir gücün organize suç örgütlerinin kullanımına sunulması demek.
Türkiye’de yakalanan dönüştürülmüş kurusıkı silah sayısı fırladı: 28 ayda 40 bin silah
Barış Boyun Grubu’nun da arasında olduğu Türkiye’deki yeni nesil çeteler, dönüştürülmüş kurusıkı silahlardan yararlanarak çoktan ciddi bir cephaneliğe kavuşmuş durumda. Bu durum, İçişleri Bakanlığı tarafından yasa dışı silah kullanımına karşı yapılan operasyonlara da yansıyor.
İçişleri Bakanlığı 25 Eylül 2025 tarihli duyurusunda, son yıllarda yakalanan yasa dışı silah sayılarını açıkladı. Bakanlığın verdiği bilgilerde, kurusıkıdan dönüştürülmüş silahların endişe verici bir yaygınlığı kavuştuğu görülüyor. Bakanlığın açıklamasına göre, Ali Yerlikaya’nın İçişleri Bakanı olarak görev yaptığı 845 günde, Türkiye’de 39.665 adet kurusıkıdan dönüştürülmüş silah yakalandı.
- Bu sayılar, önceki yıllarda Emniyet Genel Müdürlüğüne bağlı Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) Daire Başkanlığı tarafından açıklanan istatistiklerin katbekat aşıldığını gösteriyor.
KOM Daire Başkanlığı tarafından her yıl yayımlanan faaliyet raporlarına göre, dönüştürülmüş kurusıkı silah yakalamaları 2021’e dek arttı. 2018’de 209, 2019’da 452, 2020’de 345, 2021’deyse 2.090 adet dönüştürülmüş kurusıkı silah yakalandı. KOM Daire Başkanlığının yayınladığı faaliyet raporlarına 2021’den sonra ulaşılamıyor; 2022 ve sonraki yıllara ait faaliyet raporlarına açık kaynaklarda rastlanmazken, kendi araştırmalarımız neticesinde de 2022, 2023, 2024 ve 2025 yıllarının faaliyet raporlarını elde edemedik. Dolayısıyla 2022 Ocak ayı ile Ali Yerlikaya’nın Bakanlık koltuğuna oturduğu 3 Haziran 2023 arasında kalan döneme ilişkin veriye sahip değiliz.
Verideki kesintinin ardından İçişleri Bakanlığı’ndan gelen en kapsamlı açıklama, Haziran 2023-Eylül 2025 döneminde 39.665 adet kurusıkıdan dönüştürülmüş silah yakalandığı yönünde. Bu da 2021’de 2.090 adet olan yıllık yakalama sayısının, Ali Yerlikaya döneminde yıllık ortalama 17.133 adet silaha fırladığını gösteriyor.



Bakan Yerlikaya döneminde yakalanan kurusıkıdan dönüştürülmüş tabanca sayısının 39.665 adete varması sürpriz değil. Zira kurusıkıdan dönüştürülmüş silahlar, Türkiye sokaklarında güpegündüz suikastlar işleyen, polisle çatışan, işyerlerine ateş açan yeni nesil çetelerin favori ekipmanlarından biri.
- Kurusıkıdan dönüştürülmüş silahlar, gerçek ateşli silahlara kıyasla ucuz. Üstelik güvenlik birimleri bu silahları balistik olarak takip etmekte de zorlanıyor.
Kurusıkıdan dönüştürülmüş silahlar, yeni nesil çeteler arasında o kadar kabul görüyor ki, bu silahlar sadece bir saldırı aracı olmaktan çıkmış durumda. Kurusıkıdan dönüştürülmüş silahlar örgüt hiyerarşisi içinde el değiştiren, taşeronları besleyen bir para birimine dönüştü.
Barış Boyun Grubu’na mensup Sinan Memi, Barış Boyun’un alt taşeronlarına dönüştürülmüş kurusıkı silahlarla ödeme yaptığını aktarıyor. Örneğin Memi’ye göre Barış Boyun, Daltonlar Çetesi’nin lideri Beratcan Gökdemir’e bazı işler karşılığında Blow marka dönüştürülmüş kurusıkı silahlarla ödeme yapıyordu.
Emniyet dönüştürülmüş kurusıkılarla mücadelenin sertleşmesini istiyor
Dönüştürülmüş kurusıkı silahların yeni nesil suç örgütlerinin envanterinde önemli bir yere sahip olduğunu bilen idare, bu konudaki boşlukları kapatmaya, denetimleri sıklaştırmaya ve yaptırımları sertleştirmeye çalışıyor.
Üst düzey emniyet kaynaklarına göre, artan sokak çatışmaları ve kurusıkıdan dönüştürülmüş silahların yaygınlaşması, 2023 Cumhurbaşkanlığı Seçimi sonrasında göreve gelen yeni İçişleri Bakanlığı kadrolarının önceliklerinden biri hâline geldi. Bakan Yerlikaya ve Emniyet Genel Müdürlüğü, çetelerle mücadele için en son 2008’de değiştirilen Ateşli Silahlar Kanunu’nda yeni düzenlemeler yapılması için girişimlerde bulundu; üzerinde kurusıkı ya da dönüştürülmüş kurusıkı silah yakalanan kişilere daha ağır ceza verilmesi gerektiğini ilgili bakanlıklara bildirdi.
2024’te yapılan kanun değişikliğiyle, dönüştürülmüş silahların tanımı genişletildi. Ruhsatsız silah bulundurma ve taşıma suçunun ceza aralığı yükseltildi. Kurusıkı silahlarda modifikasyon yaparak bu silahları gerçek mermi atar hâle getirmek, yasa dışı silah üretimi kapsamına alındı. Namlu, sürgü, gövde gibi balistik öneme sahip silah parçalarını müstakil olarak bulundurmak da ilk kez suç sayıldı.
- Ancak bu yeni silah çoktan sokaklar tarafından sahiplenildi bile.
Sınıraşan Organize Suçlara Karşı Küresel Girişim (GI-TOC), yasa dışı silahları suç ve şiddet için bir hızlandırıcı olarak tanımlıyor. Yeni nesil çetelerin kullandığı 15-16 yaşlarındaki tetikçilerin elindeki dönüştürülmüş kurusıkı silahlar, bugün artık şiddetin temel belirleyici olduğu mahallelerdeki diğer gençler arasında da yayılıyor.
Kurusıkıdan dönüştürülmüş silah tüccarlarıyla sosyal medya platformlarından sohbet edip, beğendiğiniz bir tabancayı kapıda teslim alacak şekilde adresinize sipariş edebiliyorsunuz.
Yasal olarak satışı yapılan kurusıkı bir silahı dönüştürmek de tahmin edemeyeceğiniz kadar kolay. Kurusıkı silah dönüşümü yapılan merdiven altı atölyelerin, yolunuzun hiç düşmeyeceği, organize suçun kök saldığı mahallelere özgü olduğunu sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Örneğin, İstanbul’un en tanınmış finans merkezlerinden birindeki ofisinizden çıkıp, üç dakikalık bir yürüyüşten sonra, kurusıkı silah dönüşümü yapan bir dükkana adım atabileceğinizi biliyor muydunuz?
Merak etmeyin, o atölyelerin müşterisi muhtemelen siz değilsiniz. Barış Boyun Grubu, Daltonlar Çetesi, Mocro Maffia ve IŞİD’in Horasan Kolu gibi elit bir müşteri portföyü, bu sektörü büyütmeye yetiyor.
Katkıda bulunanlar: Egemen Gök, Cengiz Erdinç, Doğu Eroğlu
Kaynak: Aposto
